Bağ Yeri Seçiminde Önemli Hususlar

1)İKLİM: Bir bölgede bağcılık yatırımı yapmadan önce mutlaka Meteoroloji Genel Müdürlüğünün geçmişe dayalı çok yıllık raporlarını ele alıp karar vermemiz gerekir. Bu raporlardaki değerler içerisinde bazı uç değerler olabilir. Bunlar:

1.a) Sıcaklık: Asmanın gelişme devresi oldukça uzundur, yıllık sıcaklık ortalamasının 10 C’den fazla olması istenir. Asmada gelişme evresi toprak ve hava sıcaklığının 10 C’ye çıkması ile başlar. Vejetasyona başlama ve bitirme zamanları arasında asgari 160 gün olmak zorundadır. Aynı şekilde sonbaharda hava ve toprak sıcaklıklarının 10 C’ye gerilemesi ile vejetasyon yani gelişme dönemi biter. Kış aylarındaki sıcaklıkların -15 ila 30 C arasında öldürücü olduğu bilinmektedir. Üzümün sıcaklık isteği çeşitlere göre değişmekle beraber, toplam gelişme evresinde 900 C’den aşağı olmamaktadır. Bu değer, Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yıllık faydalı sıcaklık bilgisi alınarak bölgeden bölgeye teyit edilebilir. Yıllık faydalı sıcaklık hesaplanırken yılın sadece 10 C’den sıcak günlerinin gündüz ve geceleri göz önüne alınıp, 2’ye bölünür ve böyle o günün sıcaklığı belirlenerek her gün için bu işlem yapılır. Çeşitlerin sıcaklık istekleri aşağıdaki gibidir:



Çok erkenci çeşitler: 900 – 1100 gün-derece

Erkenci çeşitler: 1100 -- 1300 gün-derece

Orta olum çeşitler: 1300 – 1700 gün-derece

Son turfanda çeşitler: 1700 gün-dereceden daha fazladır.


1.b) Işıklanma Süresi: Asmanın güneşlenme süresinin 365 gün içerisinde 1500-1600 saat arasında olması istenmektedir. Vejetasyonun gerçekleştiği +10 derece üstündeki günlerde ise 1200-1300 saat yeterlidir. Işıklanma; tane renk oluşumuna ve fotosentez için mutlaka gereklidir.

1.c)Yağışlar ve Dağılımı: Ülkemizde genellikle sulanmayan koşullarda yapılmaktadır. Yıllık yağışın 500mm ve üzeri olduğu durumlarda bağcılık için asgari şartlar sağlanmış olur. Kış döneminde yağmurun yağması toprak tarafından depolanıp, sonraki zamanlarda vejetasyon için kullanılacak olsa da çiçeklenme dönemindeki yağışlar döllenme ve meyve tutma üzerine olumsuz sonuçlar doğurur. Olgunlaşma evresinde düşen yağılar ise üzüm salkımlarındaki danelerin nemini arttırdığından mantari hastalıklara zemin hazırlar. Özellikle kurutmalık üzüm yetiştirilen yörelerde bu evrenin kurak geçmesi şarttır.

1.d) İlkbahar geç ve sonbahar erken donları: Ülkemizde nisan sonu, az da olsa mayıs sonu donları ve kasım ayındaki donlarında eğer bölge sıcaklıkları -1 ila -3 C altına düşerse yeni sürgün ve çiçekler zarar görür. Özellikle ılıman iklim geçiş bölgelerinde bu duruma rastlanır. Ancak kış gelip, bitki kendine koruma aldığında -15 C sıcaklıklara kadar rahat dayanmaktadır. Radyasyon donlarına karşı dar vadi ve çukur alanlarda vadi tabanından daha yüksek yerlerde bağ tesis edilmeli, geniş ve meyilli vadilerde ise çit ve rüzgâr kıranlar oluşturulmalıdır.

1.e) Rüzgâr: Tozlaşma için 1-4 metre/saniye hızda yani 3-14 km/saat hızda esen rüzgarlar çiçeklenme döneminde tozlaşma için katkı sağlamaktadır. Ancak asma kuvvetli rüzgarları, fırtınaları sevmez. Çok şiddetli olduğu durumlarda yapraklar kırılıp kopabilir. Haliyle Bitki yeniden yaprak çıkarmak için enerji harcar. Çiçeklenme döneminde şiddetli rüzgarların çıkması ise polenlerin işe yaramadan uçmasına neden olabilir. Olgunlaşma döneminde şiddetli esmesi halinde ise daneler zarar görür ve kalite düşer. Pazarda daha düşük fiyattan satılır. Bu olumsuz koşulların oluşmasının nedeni ise Kuzey ve Kuzey-Doğudan esen rüzgarlardır.


2) TOPRAK: İklimden sonra 2.faktördür. Bir bölgede bağcılığa yatırım yapmadan önce mutlaka o tarlanın toprağı analiz ettirilmelidir. Islah edilip, yüksek verim ve kaliteye sahip olan yeni Amerikan asma anaçları toprağı seçicidir. Yüksek su tutma kapasitesine sahip organik maddesi zengin, tuzluluğu az, derin, taban suyunun 50cm’den daha derin olduğu, toprak altı zararlıları olan nematodların olabildiğince az olduğu ve ağır metal kirliliği olmayan topraklar tercih edilmelidir.


3) YER VE YÖNEY: Olumsuz iklim şartlarından olabildiğince az etkilenmek için asmanın yer ve yöneyine dikkat etmek gereklidir. Örneğin kışın çok soğuk olan bölgelerde bahçenin zeminin güneşe dik açısıyla bakması gerekir. Bunun içinde bahçenin bir dağın/tepenin bakı yönü (güney) yani güneşe bakan tarafında olması gerekir. Dağın/tepenin ters tarafında yüksek eğimde dikim olursa sıcaklık gölge etkisiyle yılın tamamında az düşer ve ışıksızlık nedeniyle fotosentez çok fazla düşer. Ancak ilkbahar donlarının ağır görüldüğü bölgelerde bakı yönünün tersine hafif eğik açıyla dikilmesi istenir. Böylece erken yaprak sürmeleri olmaz ve donlardan en şekilde etkilenir.

Deniz/göl/baraj yavaş soğuyup, yavaş ısındığı için bulunduğu bölgeye ılımanlık- yumuşaklık sağlar. Ayrıca denize yakın olan yani deniz seviyesi olan 0 metre yüksekliğe sahip olan bölgelerde hava daha sıcak olur. Çünkü güneş ile güneş ışınlarının düşeceği toprak arasındaki mesafe uzar ve bu ışınlar ne kadar uzun mesafe kat ederek yere düşerse o kadar fazla sürtünmeye uğrar ve ısınır. Düz mantık olarak güneşe yakın olan daha fazla ısınır olarak düşünülse de bu sadece atmosfer dışında geçerlidir. Yukarda söylediğimize kanıtlar nitelikte olan dağların tepelerinde karın yağmasını hatta yaz aylarında bile o şekilde kalmasını örnek gösterebiliriz.



4) ANAÇ ve ÇEŞİT SEÇİMİ: Yatırım uzun ömürde kazanç sağlaması için önemlidir. Bölgenin iklim ve toprak şartlarını göz önüne alarak tercih yapmalıyız. Anaç ve çeşit seçimi kalite verimi doğrudan etkiler. Yanlış anaç seçimi tesisin sil baştan başlama sebebi olabilir. Bu çok fazla maliyet, işçilik ve zaman kaybıdır. Sıcaklığın vejetasyon döneminde az olduğu bölgelerde erkenci çeşitler ekilmelidir, az sıcaklık isterler. Verimli taban toplarda kurutmalık çeşitler tercih edilmektedir. Verimsiz ve kurak alanlarda ise şaraplık ve sofralık üzümler tercih edilmektedir.

Bölge tüccarının ihtiyaçları doğrultusunda kurutmalık, şaraplık veya sofralık üretimi yapılmalıdır. Bazı çeşitler gerektiği zaman farklı amaçla da hasat edilip satılmaktadır. Örneğin kurutmalık olarak değerlendirilen çekirdeksiz üzüm gerekirse sofralık veya şaraplık olarak kullanılabilir.

Çeşit seçiminde bir diğer kriter ise fizyolojik ve morfolojik farklılıklardır. Çavuş, Tahannebi, Hönüsü, Karagevrek gibi çeşitler kendine döllenemezler. Ancak çoğu asma çeşidinin kendi kendine döllendiğini yine de belirtelim. Kendine döllenmeme durumu, bitkinin kendi organları arasındaki tozlaşmadan yararlanıp döllenmesine denir, daha sonra asma tane oluşturma evresine girer. Bunlar böcek aktivitesine ve rüzgâra daha fazla ihtiyaç duyarlar. Bu çeşitlerde mutlaka afinitesi yüksek kalemler kullanılmalıdır. Çavuş için Karasakız, Balbal veya Hamburg Misketi çeşitleri dölleme için gereklidir. Eğer afinite yani yakınlık göstermeyen ağaç ve kalemler birbirleri ile döllendirilirse kalite ve üzüm verimi düşer. Ayrıca taban suyu derin, kumlu çakıllı ve derin topraklarda Rup. du Lot; orta derecede killi-kumlu veya yarı ağır çakıllı topraklarda 99 R, çok kireçli topraklarda 41 B anaçları uygun olmaktadır.

Yatırım öncesi toprak analiziyle nematodların belirlenmesi gerektiğini daha önce belirtmiştik. Nematodlar şekil olarak solucanlara benzer fakat mikrobik ve farklı türden canlılardır. Solucanların aksine kültür bitkisine çok fazla zararları vardır. Bunlarla mücadele ilaçla ve anaç seçimi ile mümkün olmaktadır. İlaçlama maliyetleri çok fazladır. Bunlarla mücadele için tesise Amerikan asma anaçları dikilmelidir.


1612766996562.png


Yukarıdaki böcekler asma zararlısı Filokseradır. Taze yapraklarda bitki öz suyunu emerek iz bırakmaktadır. Bazı türleri ise toprak altında yaşayarak yine asmanın köklerine zarar verir.

1612767013319.png
1612767023088.png



Bazı anaçlar ve özellikleri, bölgelere uygun çeşitler aşağıdadır:

1612767035718.png


1612767046980.png


KAYNAKLAR:
  • Ankara Üniversitesi Genel Bahçe Bitkileri Ders Notları
  • Akay ÜNAL, İsmail YÜKSEL, Adnan ERDEM. BAĞ TESİS TEKNİĞİ
  • M.Ömer Altun, Özlem Güleç. Meyve Yetiştiriciliği 15 Kitabı
  • Orhan ÇORUH. Yeni bağ kurarken aman dikkat!
 
  • Beğen
Tepkiler: ismail_17

Benzer Konular