• Hesabınıza giriş yaparken sorun yaşıyorsanız buraya tıklayarak lütfen şifrenizi sıfırlayınız.

Mustafa Kemal Atatürk ile Çiftçinin Hikayesi

Katılım
23.04.2009
Mesajlar
7,858
Konum
Bilecik

Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya Köşkü‘nden, yanında yalnızca şoförü ile Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında, koşulu bir de merkep vardır. Atatürk şoförüne;
— Arabayı durdur, der.
Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan öküzü ve merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince,
— Kolay gelsin Ağa, der.
— Sağolasın Bey! Hoşgeldin.
— Hoşbulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.
Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla,
— Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon Bey. Sen bunu bana mı söylüyon?
— Kime söylemeliyim Ağa?
— Sen bunu git vergi memuruna söyle.
— Vergi memuruna mı?
— He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün eşini “vergi borcunu karşılar” diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi Beylerin sofrasına et, sucuk oldu Bey.
Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. O’nun bu halini gören köylü,
— Bana niye kaş çatıyon bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece köyündenim. Muhtara sor istesen.



Atatürk,
— Neden Kaymakam Bey’e gidip durumu anlatmadın Ağa?
— Gittim bey.
Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder.
— Kaymakam ne dedi?
— Git borcunu öde, dedi.
— Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.
Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.
— Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.
— Halimden belli mi oluyor?
— He ya! Hem gitseydin bilirdin.
— Neyi bilirdim?
— Kapıdaki jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.
Atatürk,
— Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?, diye sorar.
Köylü gülümseyerek,
— İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola, der.
Atatürk, kızmıştır.
— Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?,diye sorar.
— O’nunda bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?
Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.
— Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.
Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya Köşkü‘ne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.
—“ Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”
Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya Köşkü‘ne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşkü‘ne gelen köylü “Eyvah ben ne yaptım” diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle “ beni takip edin efendim” deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.
— Hoşgeldin Ağa. Gel yerin burada.
Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,
— Sakin ol Ağa. Korkacak hiç bir şey yok.
— Sağol Bey! Sağol.
Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,
— Seni buraya niye çağırdım biliyor musun Ağa?
— Hayır Bey, bilmiyom.
— Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama; bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.
Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle;
— Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.
Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır. İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez
 
Katılım
22.06.2012
Mesajlar
3,371
Konum
Denizli/Çivril-burdu
Yahu allah aşkına 1950 ye kadar kköylünün halini büyğklerinize bi sorun anlatsınlar sorun bakalım milletin efendisimiymişler o zaman.
Dedeme sordum evet öyleydik dedi
Senin yaş malüm nerden biliyorsun
Ha Atatürk sevmiyorum diyorsan başka gökten zembilde inse sizin kafa aynı
Atatürk ne yapmışta bu kadar sevmiyeni var anlamıyorum
Ama şu atasözü her zaman haklı çıkıyor deveyi diken insanı ... her zaman sevilen kesim olmuştur şu an bulunduğumuz durum gibi
 
Katılım
09.03.2015
Mesajlar
593
Konum
Yozgat
Benim sevgim yada nefretim kimseyi ilgilendirmez. Ama ülkenin %38 i açlık sınırı altındaydı o zaman ya fransız sefaretinin raporudur bu. Ozaman ırak ve suriye bizden daha iyiydi ne efendisi ya benim 102 yaşında dedem daha sağ allah giden günleri getirmesin oğlum der hep. Ya adamın 11 çocuğu olmuş 1 i hayatta kalabilmiş ne efendiliği
Senin açlık sınırı altında dediğin ülke 2 tane balkan bir dünya savaşı birde kurtuluş savaşı yaşıyor. Bir nesil savaşlarda yok oluyor. Atatürk ömrü yettiğince çiftçilere destek olmuş, o sözüde sonrakilere örnek olsun diye söylemiştir. Ne hoş bu sözü dinleyeni hiç görmedim.
 
Katılım
22.06.2012
Mesajlar
3,371
Konum
Denizli/Çivril-burdu
Benim sevgim yada nefretim kimseyi ilgilendirmez. Ama ülkenin %38 i açlık sınırı altındaydı o zaman ya fransız sefaretinin raporudur bu. Ozaman ırak ve suriye bizden daha iyiydi ne efendisi ya benim 102 yaşında dedem daha sağ allah giden günleri getirmesin oğlum der hep. Ya adamın 11 çocuğu olmuş 1 i hayatta kalabilmiş ne efendiliği
Bu ülkenin kurucularına olan nefret bütün ülkeyi ilgilendirir
Sıfırdan kurulmuş savaştan çıkmış bir ülkenin durumunun nasıl olmasını bekliyorsunuz acaba çok komik bir yorum
Irak ve suriyenin bizden daha iyi olması ilgilizle fransızla koyun koyuna girmesi osmanlıyı sırtından vurmasından gelmektedir ne yapsaydık aç kalmayalım deyip anadoluyu verseymiydik ecnebilere
Aç kalan yinede yıkılmayan bu milletin çektiği cefa utanılacak yada nefret duyulacak bir durum değildir aksine gurur duyulacak bir durumdur
 
Katılım
11.04.2010
Mesajlar
1,474
Konum
KARS
Büyük önderimize Allah rahmet eylesin. Onun zamanında köylü milletin efendisi, öğretmen vekilin dengiydi. Ama sonrasında maalesef öyle olmamış.
Rahmetli nenem 1922 doğumluydu. Onun dediği: "Biz çok zor zamanlar geçirdik. Ev nüfusu kalabalıktı. Değil yemek, doyuncak arpa ekmeği bulamıyorduk. Ancak rahmetli Menderes başa geldi, karnımız doyuncak ekmek gördü."
O zamanlar bizim köyün arazisi iki ağanın elinde. Toprak reformu olunca ev nüfusuna göre beyanname dedikleri işlenecek toprak ve öküz almaları için de 400 lira para verilmiş. 1936 Cumhuriyet tapusu olarak dedemin sadece 27 dekar yeri var. 54 dekar da beyanname tarlası verilince adamlar çift çubuk sahibi olmuş, rahata kavuşmuşlar.
 
Katılım
04.08.2018
Mesajlar
376
Yaş
22
Konum
Balıkesir
Büyük önderimize Allah rahmet eylesin. Onun zamanında köylü milletin efendisi, öğretmen vekilin dengiydi. Ama sonrasında maalesef öyle olmamış.
Rahmetli nenem 1922 doğumluydu. Onun dediği: "Biz çok zor zamanlar geçirdik. Ev nüfusu kalabalıktı. Değil yemek, doyuncak arpa ekmeği bulamıyorduk. Ancak rahmetli Menderes başa geldi, karnımız doyuncak ekmek gördü."
O zamanlar bizim köyün arazisi iki ağanın elinde. Toprak reformu olunca ev nüfusuna göre beyanname dedikleri işlenecek toprak ve öküz almaları için de 400 lira para verilmiş. 1936 Cumhuriyet tapusu olarak dedemin sadece 27 dekar yeri var. 54 dekar da beyanname tarlası verilince adamlar çift çubuk sahibi olmuş, rahata kavuşmuşlar.
Bizdede çok anlatılır bu, rahmetli menderese ve demokrat partiye çok rahmet okurlar .
 
Katılım
30.12.2012
Mesajlar
221
Konum
Nevşehir
Vay kötü yönetim ve cahillikten dolayı haaaa: balkan savaşları, 1. Dünya savaşı, kurtuluş savaşı ki ( bir milletin ölüm kalım savaşı) şu anda yaşadığımız topraklar için kanını akıtan insanların şimdi kemikleri sızlıyordur. Siz hiç tarih okumadan hukuk kazandınız galiba. Hele ki tekalifi milliye emirlerini bilmiyorsunuz. Yokluk içinde ülke kurmuş dedelerimiz, nenelerimiz, atalarımız ruhları şat mekanları cennet olsun. Bugün adın
mustafayanis değilse onu mustafa kemal ve ona sahip çıkmış bir millete borçlusun. İki dakika mantıklı düşünsen buna sende hak verirsin. Ama şimdi Atatürk bir parti ile anıldığı için insanlar Atatürkten soğutuluyor. Burda iş devlet büyüklerine düşüyor ülkenin kurucusu olan insanların adları parti dışı olmalı.
 
Katılım
30.10.2009
Mesajlar
1,309
Konum
Yozgat
Ülke savaşlara girmiş yaralar almış, içerdeki padişah İngiliz’le ülkeyi paylaşma derdine düşmüş. Ve bir Lider geliyor ömrü cephede geçiyor yetmiyor halkı biraraya getiriyor kurtuluş mücadelesi veriyor. Ve bunca savaşın yoksulluğun ardından ülkede onlarca fabrika açılıyor, ulusak ekonomi kendini katlayarak ilerliyor her yıl. Şuan hala O beğenmediğiniz Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı fabrikaları sata sata bitiremediler hala. Utanmadan birde burda gelmiş ben cahil değilim her şeyi biliyorum gibi ukela hareketler peşindesiniz. Sevmeyebilirsiniz ama saygı duymak zorundasınız. Nankörlüğünüz için ise yapacak bir şey yok.
 
Katılım
18.11.2007
Mesajlar
1,193
Konum
BİLECİK İNHİSAR
Yine yazıyorum Gazi Mustafa Kemal Paşayı bu cennet vatanı bizlere bırktığı halde,sevmemek tamamen gen ve kan meselesi olan bir durumdur .
Ve bu tedavisi mümkün olmayan bir hastalıktır ...
hay agzına saglıık abım bellı baslı ısımler var zaten forumda dusmanlık yapanlar
 
Katılım
07.12.2018
Mesajlar
16
Konum
edirne
Babam 87 yaşında Allah uzun ömürler versin 3yil okuyorlarmis şimdiki lise yanına gelemez atam ve İsmet paşa vede ekibi yememis içmemiş biriktirmiş fabrikalar vs kurmuşlar şimdi satilanlar İsmet paşa 1950senesine kadar 2.dunya sávasi a girmemiş 250milyon dolar hazinede biriktirmiş nutuk ta su yazar paşam bizler borçları. Faizi bu odeyemeyiz nasıl ülkeyi memurların maaşını ödeyeceğiz 500milyar dolar borç varmış yıllık kazanç 15.ilyon civarı fabrika yok halk aç menderes gelince ilk işi halk evleri koyenstitulerini kapamak ve hazinedeki paraları 4yilda bitirmiş bol keseden yemişler Marshall vs borç 1958 de dolar 9tl olmuş IMF ye borç ilk defa alınmış m nderes ailesi 30000dolum tarla sahibi ağdır CHP nin ise köylünun tarlası olmayan kalmasın diye ziraat bankası ile 20yillik borçlarla tarla sahibi yapmış menderes bunların içine etmiş.sonra.gelenler de kimi çalışmış.kimi.yemis.2kopru yapılmış.biri demirel biri Özal araştıralım fabrikalar iyi kötü 17yildir ülke borç batağına battı İzmir'de 5000 hayvanlık Hollandalılar tarafından çiftlikler kurulacakmis bircok ile lafın kısası ülkenin kurucuları yoktan dağıtılmış orduyu topladılar kurdular sıfırdan ülke kurdular gelenler içine ettiler trakyada tarlaları devlet destekli 700bin dolum civarı tarla Ali di İsrail ortaklı ziya tarihi. Vs çiftçi bitti
 
Katılım
07.12.2018
Mesajlar
16
Konum
edirne
Gazi paşa İsmet paşayı düşünür ve morali bozuk gorur paşa. Sorunmu var diye sorar paşam hazine 1krşeksik çıktı onu.arastiriyoruz bulamadık halkın parası bu der
 
Katılım
13.01.2013
Mesajlar
1,111
Konum
tokat / pazar
Herkes Susacak ,
O konusacak
,,,,,,,,,,,,,
1923,1938,,

1-ankara fişek fabrikası (1924)
2-gölcük tersanesi (1924)
3- şakir zümre fabrikası (1925)
4-eskişehir hava tamirhanesi (1925)
5-alpullu şeker fabrikası (1926)
7-uşak şeker fabrikası(1926)
8-kırıkkale mühimmat fabrikası (1926)
9-bünyan dokuma fabrikası (1927)
10-eskişehir kiremit fabrikası (1927)
11-kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1928)
12- ankara çimento fabrikası (1928)
13-ankara havagazı fabrikası (1929)
14-istanbul otomobil montaj fabrikası (1929)
15-kayaş kapsül fabrikası (1930)
16-nuri killigil tabanca, havan ve mühimmat fabrikası (1930)
17-kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1931- genişletildi)
18-eskişehir şeker fabrikası (1934)
19-turhal şeker fabrikaları (1934)
20-konya ereğli bez fabrikası(1934)
21-bakırköy bez fabrikası (1934)
22-bursa süt fabrikası (1934)
23-izmit paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1934 temel atma)
24-zonguldak antrasit fabrikası (1934 temel atma)
25-zonguldak kömür yıkama fabrikası (1934)
26-keçiborlu kükürt fabrikası (1934)
27-ısparta gülyağı fabrikası (1934)
28-ankara, konya, eskişehir ve sivas buğday siloları (1934)
29-paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1935 - tamamlandı)

30-kayseri bez fabrikası (1934 temel atma)
31-nazilli basma fabrikası (1935- temel atma)
32-bursa merinos fabrikası (1935 temel atma)
33-gemlik suni ipek fabrikası (1935 temel atma)
34-keçiborlu kükürt fabrikası (1935)
35- ankara çubuk barajı (1936)
36-zonguldak taş kömür fabrikası (1935)
37-barut, tüfek ve top fabrikası (1936)
38-nuri demirağ uçak fabrikası (1936- ilk türk uçağı nud-36 üretildi)
39-malatya sigara fabrikası (1936)
40-bitlis sigara fabrikası (1936)
41-malatya bez fabrikası (1937 temel atma- bu fabrika hariç bütün bez ve dokuma fabrikaları atatürk'ün sağlığında açılmıştır.)
42-izmit kağıt ve karton fabrikası (1934- temel atma)
43-karabük demir çelik fabrikası (1937- temel atma)
44-divriği demir ocakları (1938)
45-izmir klor fabrikası (1938- temel atma)
46-sivas çimento fabrikası (1938-temel atma)

not: bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152 artarken toplam sanayi üretimi %80 artmıştır. kömürde %100, kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken demir üretimi 0'dan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. 1926'da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5162 tondan 95.192 tona çıkmıştır. tekstil sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının %80'ini karşılar duruma gelmiştir. tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 türk lirası iken bu rakam 1939'da 11.900.000 türk lirasına düşmüştür. 1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi 70 tondan 3773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona çıkmıştır.
 


Üst Alt