Tarımda bir tuhaf kâr hesabı!

21.12.2020
1,458
2,218
Tarımda bir tuhaf kar hesabı!


Tarımsal hizmetlerden çiftçinin devlete ödediği ücretin çalışana pay edilmesi ne kadar doğru? Tarım işletmelerinde kar-zarar hesabı yapılıyor mu? Ya da nasıl yapılıyor? Tarım Kredi Marketlerinde ürünlerin daha uygun fiyatlarda satılması gerekmez mi?

Tarımda bir tuhaf kar hesabı!
Tarımı temsil eden birçok işletme, kurum ve kuruluşta üretim geliri ve ekonomik işleyiş, döner sermaye ve benzeri birimler üzerinden yapılmaktadır.


Bu işletmelerde gelirlerin belli bir kısmı çeşitli yöntemlerle çalışanlara yansıtılmaktadır. Bu durum sanki kar payı olarak düşünülmekte ve personele, belli bir hesaplama üzerinden dağıtılmaktadır. Bereket ki son açıklanan reform paketi içerisinde bu durumunda ele alınacağı ifade edilmektedir. Ancak ele alınış şekline göre bazı yöntemlerle, örneğin tarımda ıslahçı hakkı gelirinin devlet kuruluşları ayağındaki uygulamasının devam edeceği ve buna benzer uygulamaların şimdiden bu reform paketinden muaf tutulacağı veya muaf tutulması için çalışmaların yapılmaya başlandığı da gözden kaçmamaktadır. Adeta mevzuatı, karşı mevzuatla bloke etmek gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar bu tür ödemeler reform uygulamasından muaf tutulmaya çalışılsa da bunun sorumluluğundan muaf tutulma söz konusu olmayacaktır.

Sorun; devletin işletmelerinde biriken gelirin kar-zarar hesabı yapılmadan, bir kısım çalışanların maaşlarının yanında ek olarak dağıtılmaya devam edilmesi ve devam edilecek olmasıdır.

Sorunun temelinde yatan tuhaf mantık ise, hiçbir tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde açık olan; bu kuruluşların hiçbirinde kar-zarar hesabı yapılmadan çalışanlarına ya da çalışanlarının bir kısmına sanki kar ediyormuş gibi, maaşlarına ek olarak, ücret dağıtılmasıdır.

Zaten yaptığı iş karşılığında devlet çalışanına maaşını vermektedir. Ancak, buna rağmen aynı çalışan, hizmet karşılığı devletin kasasında biriken gelirden de pay almaktadır. İlginç olan şu ki, devletin kasasında bu şekilde biriken gelir kar değil hizmet karşılığı sınırlı bir meblağdan ibaret olan gelirdir. Bunun dağıtılmasının ve hak olarak görülmesinin ise izahı yoktur!

Tüm masraflar devletin sırtındadır ama gelirin %50'si hangi mantıkla maaşla çalışana tekrardan aktarılmaktadır?

Devletin Ar-Ge birimlerinde çalışan ve yeni bir bitki çeşidi ıslah eden ve aslında devletten bu iş için maaş alan çalışan, ürün satıldığı sürece satışın %50'sine (karına değil) ortak oluyor. Öldüğü takdirde bu ortaklık mirasçılarına kalıyor. Tuhaf olan şu ki; devletin bu işi yapmak için maaşını verdiği çalışan, bu iş ve işlemleri devletin arazisinde, devletin alet ve ekipmanı ile, devletin işçisini kullanarak, devletin laboratuvarını ve laborantını kullanarak, vs. Kısacası tüm iş ve işlemlerdeki her şey devlete ait olduğu halde, sonuçta çıkan ürünün gelirinin %50'sine ortak olunması gerçekten tuhaf değil mi? Hem de karına değil, kar-zarar hesabı yapılmamış olan gelirine! Bu işlemde bir gelir vardır ancak, bu gelir kar değildir. Buna rağmen bu gelirin yarısının, o işlemi gerçekleştiren ve bunun için maaş alana pay edilmesi nasıl bir mantıktır? Ya da bunun anlamı nedir? Bu düzeni kim, ne için kurmuştur? Neden hala yürürlüktedir?

Tarımsal ürünlerde tescil ve sertifika işlemi yapan kuruluşlarda da benzer durum yaşanmaktadır

Bitkiden tutunda, tohumluğa, makineye kadar tarımsal alanda tescil ve sertifikasyon hizmetleri gerçekleştirilmektedir. Bu iş ve işlemlerde çalışan personelin maaşı devlet tarafından ödenirken, tüm masraflar; arazi, yolluklar, analizler vs... devlet tarafından karşılanırken, ayrıca tohumlar ve bir kısım alet ekipman çiftçinin kendi tarafından sağlanırken buradan hizmet karşılığı çiftçinin, üreticinin ödediği ücret, kuruluşun döner sermayesinde birikmektedir. Ve bu birikintiden, maaşını tam alan bir kısım çalışana ayrıyeten bir pay verilmesi tuhaf değil midir? Üstelik bu alanda da kar-zarar hesabı yapılmamaktadır. Çünkü kar elde edilmediği bilinmektedir.


Gideri, masrafı hesaplamadan kara geçtim demek mümkün olabilir mi?

Tarımda ülkemizin potansiyeli büyüktür. Tarım işletmelerinin ülkemiz nezdinde yapılanması oturmuş ve işleyişi onlarca yıldır belli bir ivme kazanmıştır. Bu düzenli gidişatın kapsamını genişleterek ülke tarımına daha faydalı hale getirmek elbette ki daha kolay olanıdır. Ancak bu işletmelerin stoklardaki ürünleri tüketerek, geçen yıldan üç lira daha fazla kazandık demek, hem de masrafları hesaba katmadan, kar-zarar hesabı yapmadan bunu demek ve bunu ifade ederken de yıllar sonra işletmeyi kara geçirdim demek kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.

Eğer işletmeyi kara geçirdim diyorsak tüm masraflarla birlikte hesaplanmış veya hesaplanan bir istatistik ortaya koymalıyız.

Eğer illaki, işletmelerde biriken gelirden pay dağıtmak gerekiyorsa, hesap doğru yapılmalıdır. Çiftçinin yaptığı gibi hesap yapılmalıdır.

Arazi kirası, alet-ekipman masrafı bellidir, işçi, mühendis maaşı bellidir, su, gübre, mazot masrafı bellidir, hatta bunun için devlet kendi işletmesinde üretim desteği de verebilir, ve tüm bunlarla birlikte kar-zarar hesabı yapılmalı, eğer gerçekten kar ediliyorsa yarısı değil, bir kısmı değil, tamamı tüm çalışanlara dağıtılmalıdır. Ama masrafın bir kalemini bile hesaba katmadan, hizmet karşılığı devletin kasasında biriken gelirden pay dağıtmak, baba kesesinden ağalık yapmaya benzemektedir.

Bu işletmelerdeki gelirler, hizmet karşılığı olduğu için, ya devlette kalmalı, ya da hizmette kullanılmalıdır. Eğer gelir fazla geliyorsa tarımsal işlemler için çiftçilerden, üreticilerden hizmet karşılığı alınan ücret düşürülmelidir.

Ayrıca bu tür işletmelerde görev yaparak bu imkanlardan faydalanmak isteyenlerin, devletin tayin sistemini altüst ettiği, buralara geçmek için nerelerden referanslar getirdikleri ve diğer çalışanlardan hatta aynı kurumda çalışıp farklı muameleye tabi tutunulması ile çalışma barışını olumsuz etkilediği de bilinen bir gerçektir.

Benzer bir işletme mantığı da çiftçi için kurulan ve çiftçinin işini kolaylaştıracağı düşünülen, üreticinin ürünlerinin değerlendirileceği güvenini veren Tarım Kredi Kooperatiflerinin bir kuruluşu olan Tarım Kredi Marketlerinde göze çarpmaktadır. Sayıları artırılan bu marketlerde ürün fiyatları normal marketlerden farklı olmadığı gibi kimi ürünler daha pahalıdır. Eğer bu ürünlerin geliri olduğu gibi üreticiye yansıtılıyorsa, bir nebze sorun olmayabilir! Ama eğer bu gelir üreticiye yansıtılmıyorsa o zaman kooperatif mantığıyla işletilen bu marketlerdeki ürünler neden bu kadar pahalıdır?

M. Murat Gün


 

Benzer Konular