TARIMSAL BİLGİ PAYLAŞIMI

Katılım
01.01.2008
Mesajlar
640
Konum
ŞEREFLİKOÇHİSAR

TARIMSAL BİLGİ PAYLAŞIMI YAPALIM BİRAZDA OLMAZMI ARKADAŞLAR.hER TÜRLÜ TARIMSAL BİLGİYİ BIRBIRIMIZLE PAYLAŞALIM


KALİTELİ ŞEKER PANCARI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE
ÇİFTÇİNİN EL KİTABI
İnsan yaşamının her döneminde çok önemli bir besin maddesi olan şeker, ülkemizde şeker pancarından üretilmektedir.
Şeker pancarı diğer ürünlere göre dekar başına yüksek verim ve gelir getirmektedir.
Şeker pancarının bir başka yönü de çok yüksek önemli bir ön bitki (münavebe bitkisi) etkisine sahip olmasıdır. Bu yönü ile toprak verimliğinin yükselmesini dolayısı ile kendinden sonra ekilecek bitkilerin veriminin artmasını sağlar.
Bu kadar önemli olan şeker pancarının bol ve kaliteli olması için Yetiştirme tekniğinin iyi bilinmesi, sonbahar sürümünden hasada kadar olan ilgili işlemlerin nasıl ve ne zaman yapılması gerektiğinin üreticiler tarafından çok iyi bilinmesi ve uygulanması gerekmektedir.
1. MÜNAVEBE:
Münavebe, pancar tarımının en önemli organizasyonu olup, birden fazla değişik bitkinin aynı tarlada yıllara göre sıraya konularak ekilmesi sistemidir. Toprak verimliliğinin korunması, verimli ve kaliteli üretim yapılması, iş gücünün daha ekonomik kullanılması ve kuraklık, don, dolu gibi iklim faktörlerine karşı üretici riskinin azaltılması münavebe uygulaması ile mümkün olmaktadır. (örnek 1-2)
Örnek 1 Örnek 2
1. Yıl : Pancar 1. Yıl : Mısır
2. Yıl : Buğday 2. Yıl : Sebze
3. Yıl : Kabak 3. Yıl : Buğday
4. Yıl : Arpa 4. Yıl : Pancar
Şeker pancarı, münavebe de kendisinden sonra yetiştirilecek bitkiye
• Gölge tavı ve derin köklenmesi ile, yapısı oldukça düzgün ve sağlam
• Derin toprak işleme ve yoğun çapa işlemleri ile yabancı otları geniş çapta temizlenmiş
• Yaprağın toprağa işlenmesi ile organik gübreleme yapılmış
• Aynı zamanda bir bölüm Azot ve Potasyum verilmiş bir tarla bırakır.
2. TOPRAK İŞLEMESİ:
Şeker pancarı, derin köklenen bir bitki olarak, derin gevşetilmiş bir toprak ister. Aksi takdirde kökleri çatallaşır, yeterince büyüyüp gelişemez, kök verimi ve teknolojik kalitesi düşer.
a) Anız Bozma:
Amacı, miktarı az da olsa yaz sonu ve sonbahar yağışlarını toprakta tutmak, anız ve sapın biyolojik bozulmasına olanak sağlamak, çimlendirip yeşillendirerek yabancı ot baskısını azaltmak ve böylece derin sürüme zemin oluşturmaktır.
Anız bozma işlemine başlamadan önce 8-10 kg/dk üre gübresi atıp anızıboz, bu anız bozma işlemini hububat hasadından hemen sonra, 8-10 cm derinliğinde Anız Pulluğu, Diskaro ve Külküvatör gibi aletler ile yap, atılan üre gübresi anızın toprak altında çürümesini hızlandırıcı etkisi olacak ve besin maddesince zenginleşecektir.
Bu şekilde, anız bozma işlemi ile toprak derinliklerinde su ve havanın oluşması sağlanmakta, kimyasal ve biyolojik faaliyetler arttırılmakta, anız artıklarının çürümesini, yabancı otların çıkışı artırılmaktadır. Dolayısıyla ilkbaharda daha uygun bir tohum yatağı hazırlamaya elverişli temiz tarla imkanı sağlanmaktadır.
b) Sonbahar Derin Sürümü
Toprağın derin sürülmesi (25-30 cm), çok yıllık derin köklü yabancı otların yok edilmesi ve taban gübrelerinin toprağa karıştırılmasının yanında, ilkbaharda şeker pancarına uygun tohum yatağı hazırlanabilmesi için önemli yan şartları hazırlamaktır. Sonbahar derin sürümü Ekim – Kasım aylarında, mevsim uygun gider ise Aralık ayında da pulluk, külküvatör, kazayağı v.b. aletler çekilerek yapılır. Su tutma kapasitesinin azaldığı ve verim düşüklüğü tespiti yapılan tarlalarda pulluk tabanı oluşmuştur. Bu gibi tarlalarda dip kazan pullukla 100 cm aralıkla 40-80 cm derinlikte tarlalarda oluşan pulluk tabanı (sert tabaka)her 4-5 yılda bir Temmuz, Ağustos aylarında patlatılmalıdır ki tarla sonbahar ve kış yağmurlarından gereği gibi faydalansın, gerekli suyu tutabilsin.
c) İlk Bahar Tohum Yatağı Hazırlığı
İlkbaharda tarla tava geldiğinde tohum ekimi için (10-25cm.) derinliğinde işlenmelidir. Hazırlıkta mutlaka Kombi kürümler kullanılmalıdır. Normal bir intaşın, sağlanabilmesi için tohum yatağının taş, kesek ve bitki artıklarından temizlenmesi gerekir. Ağır tavda kesinlikle tohum yatağı hazırlığı, gübre ve herbisit uygulaması yapılmamalıdır. Pancar ekimine hazır bir tarlada şunlar gözlemlenmelidir:

Göz ile yapılacak tespitler:
a) Tarla yanaşık düzende sürülmüş olmalıdır.
b)Sürülmemiş çiğ yer bulunmamalı.
c)Tarlaya geriden bakıldığında tepe, tümsek ve çukurlar görülmemeli.
d) Derin pulluk çizisi görülmemelidir.
f) Bir önceki yıldan kalan kök ve bitki artıkları bulunmamalıdır.
El ile veya fiziki olarak yapılacak tespitler:
a) Kombikürüm ile Tohum yatağı hazırlanıp hazırlanmadığına bakılmalı.
b) İntaşın mütecanis olması için mutlaka merdane çekerek tohum yatağı sıkıştırılmalı.
c)Tarla çapraz olarak yürünmeli (yürürken dokuma halıda çorap ile yürürken hissedilen yaylanma hissi duyulmalı)
d) Elle toprak tavı kontrolü yapılmalı ağır tavda ve tav yokluğunda ekim yapılmamalıdır. (Normal toprak tavı : 4-5 cm derinlikten bir avuç toprak alınır ve sıkılır. Boy hizasından bırakılır. Sıkılmış toprak dağılmıyor ise tav ağır, sıkılmıyor ise tav yoktur.)
e) Tav yok ise ne yapılmalıdır? Ekim öncesinde tarla tavını temin etmek için yüzey sulaması yapılmalı, 1-2 gün içinde tava gelince ekim yapılmalıdır.
3. TOHUM
Şeker pancarı tarımında, toprak işleme, gübreleme bakım işleri ve sulama gibi önlemlerin beklenen düzeyde verim ve kaliteye dönüşmesi her şeyden önce Bölgenin iklim ve toprak şartlarına uygun, verim ve kalite gücü yüksek, hastalıklara dayanıklı üstün nitelikli çeşitlerin ekimi ile gerçekleşir.
Şeker pancar tohumu seçilirken şu hususlara dikkat edilmelidir.
a) Seçilen çeşit ekilen yörenin iklim ve toprak yapısına uygun olmalıdır.
b) Çeşitli hastalıklara ve tohuma kalkmaya dayanıklı olmalıdır.
c) Çeşidin kök ve yaprak verimi ile şeker varlığının hem çiftçiyi, hem Şeker Fabrikasını memnun edici yükseklikte olmalıdır.
d) Tohumun çimlenme gücü ve tarla çıkışı çok iyi olmalıdır.
e) Standartlara göre hazırlanmış ve gerekli ilaçlarla ilaçlanmış olmalıdır.
4. BESLENME ve GÜBRELEME
Gübreler genel olarak iki kısımda incelenir.
1- Çiftlikte elde edilen gübreler
a) Ahır Gübresi (Hayvancılık yapılan işletmelerde)
b) Yeşil Gübreler (Ara bitki ekip, sürerek toprağa karıştırma))
c) Kompost (Çiftlikte çeşitli organik bitki artıklarının çürümesi)
Bunların en önemlisi ahır gübresidir. Ahır gübresinin yerini hiçbir ticari gübre tutamaz. Ahır gübresi, yeşil gübre, kompost ve anız artıkları kullanılarak toprakların organik maddece zenginleştirilmesi çok önemlidir.
Organik madde ile toprakların kaymak bağlaması önlenir, su tutma kapasiteleri artar, toprakların tava gelmesi kolaylaşır ve erozyon önlenmiş olur.
2- Ticari gübreler
a) Azotlu gübreler,
b) Fosforlu gübreler,
c) Potaslı gübreler,
d) Kompoze gübreler.
Toprakta eksik olan bitki besin maddelerinin tamamlanması için ticari gübreler kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre çiftçilerimiz de bitkilerin ihtiyaç duyduklarından fazla gübre kullanma alışkanlıkları vardır. Unutulmamalıdır ki hiçbir zaman, fazla gübre vermekle fazla mahsul alınmaz. Önemli olan bitkinin ihtiyacı kadar gübreyi zamanında toprağa verebilmektir.
Önemli bitki besin maddeleri kimya dilinde harflerle kısaltılmıştır. Buna göre N Azot, P Fosfor, K Potas olarak kullanılır.
Şeker Pancarının beslenmesinde ana besin maddeleri Azot(N), Fosfor(P2O5) ve Potasyum(K2O) büyük önem taşır. Bitkiler kök ve yaprakları ile birlikte topraktan yüksek miktarlarda azot, fosfor ve potasyum kaldırır. Tarlanın verimlilik düzeyinin korunabilmesi ve sürdürülebilmesi için toprağın ve bitkinin bu ana besin maddelerince desteklenmesi gerekir.

Tarlanın Pancar Verimine Göre Verilecek Gübre Miktarları;( )


Tarlanın
Pancar Verimi
Ton/Dekar Derin Sürüm veya Ekim Öncesi Tırmık Altına Kom. 10.25.20 Kg/Dk. Çapa Altına Baş Gübresi Olarak %33’lük Amonyum Nitrat Kg/Dk.
4. 40 20
5. 50 25
6. 60 27
7. 70 30

Şeker pancarı azot ihtiyacının %70’e varan kısmını Mayıs, Haziran aylarında alır. Şeker Pancarının gübreden yeterince faydalanabilmesi için azotlu gübre 2 aşamada verilir.
Öngörülen gübrenin yarısı tohum yatağı hazırlığından birkaç gün önce tırmık altına, diğer yarısı da baş gübresi olarak en geç son ot çapasının altına atılır. Haziran ortasından sonra verilen azotlu gübreler şeker pancarının teknolojik kalitesini olumsuz etkiler. Azotlu gübre uygulamasına hasattan en az 2,5 ay önce son verilmelidir.
Kompoze gübre ile verilen fosfor şeker pancarında yan ve kılcal kök oluşumunu teşvik ederek genç bitkilerin büyüme ve gelişmesini hızlandırır. Fosfor ayrıca aşırı miktarda verilen azot gübresinin pancarın teknolojik kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır. Yeterli düzeyde fosfor beslenmesi, şeker pancarında kök veriminin korunması için gereklidir.
Fosforun toprakta hareketsiz olması nedeniyle, bitkilerin istifade edebilmeleri için gübrenin ana kök bölgesi derinliğinde toprağa iyice karıştırılması dolayısıyla köklerin gübre fosforuna doğrudan değme olasılığının arttırılması gerekir.
Fosforlu gübrelerin ’ü (30kg. 10.25.20) Sonbaharda taban gübresi olarak derin sürümden birkaç gün önce pulluk altına diğer ’ü (15.kg. 10.25.20) İlkbahar ilk hız gübresi olarak azot gübresi ile birlikte tohum yatağı hazırlığından birkaç gün önce tırmık altına atılır.
Potasyumlu gübreler(Ör. 10.25.20) enzimleri aktifleştirir, su düzenini ve bilânçosunu (Don ve kuraklık zararlarına karşı dayanıklılık) ayarlar. Şeker pancarının teknolojik kalitesini arttırır.
Potasyumlu gübreler, genel olarak Sonbaharda fosforlu gübreler ile birlikte son sürümden önce pulluk derinliğinde (15-20 cm) toprağa karıştırılmalıdır.
5. EKİM ZAMANI VE EKİM
İlkbaharda toprak sıcaklığı 0,5cm derinlikte istikrarlı olarak 5-7 0C’yi bulduğunda tohum yatağı hazırlığı yapılmalı, Toprak yüzeyi işleme tavında, tırmıkla işlenmeli, ekim tavına geldiğinde ekime başlanmalıdır. Erken ekim her zaman pancarın teknolojik değerini artırır.
Ekim hızı 4-5km/saat ‘i geçmemelidir. Çapa ve hasat makinaları ile uyumlu olabilmesi için sıra aralıkları 45cm olmalıdır. Ekim derinliği 2-5 cm derinliğinde olmalıdır. Ülkemiz şartlarında sıra üzeri ekim aralığı 5-8 ve 15 cm olmaktadır. Tarla Sahibi, ekim süresince tarlalarında bulunarak ekim makinasının çalışmasını, tohum atışını, ekim aralığını ve derinliğini kontrol etmelidir.
Normal ekimden sonra, intaş noksanlığı, don, dolu, su basması, rüzgar erozyonu, haşere ve hastalık tahribatı gibi nedenlerle pancar sayısında %40 dan fazla azalma olduğu takdirde tarla ikinci defa ekilmelidir.
6. BAKIM
Ekimden sonra pancarın gelişmesini, yabancı otlardan, hastalık ve haşereden korunmasını sağlayan tüm işlere bakım denir.
Bakım işleri;
• Seyreltme tekleme
• Çapalama
• Yabancı ot mücadelesi
• Hastalık ve haşere mücadelesi
• Sulama
Seyreltme Tekleme;
Bir pancar tarlasında birim alandaki bitki sayısı, bu bitkilerin yüzeye uygun bir şekilde dağılmış olması, verim ve kaliteye etki eden önemli bir faktördür. 5-8 veya 15 cm sıra üzeri aralıkta ekilen pancarlar bir dekarda ortalama 9000-12000 bitki kalması amacıyla, pancarlar 4-5 yapraklı döneme ulaştıklarında seyreltme ve tekleme işlemi yapılır. Sıra üzeri aralıkların 20-25 cm olması yeterlidir. Teklerken pancarların zedelenmemesine dikkat edilmelidir.
Çapalama;
Yabancı ot mücadelesi ilaçla yapılıyorsa pancarlar sadece toprağın havalandırılması için çapa yapılır.



Çapa;
• Toprağın havalandırılmasını
• Buharlaşmanın önlenmesini (Toprak taban tavının korunması)
• Toprağın daha çok ısınmasını
• Yağmur sularının düzenli bir dağılımla toprağa işlemesini sağlar.
Ülkemiz şartlarında 1-2 çapa yeterlidir.
Bunun dışında yabancı ot mücadelesi ilaçla yapılmıyorsa veya ilaçla yok edilmeyen otlar mevcutsa, yağmurdan sonra pancarları sıkıştıracak baskı yapacaktır. Kuvvetli kaymak tabakası oluşmuşsa mutlaka çapa yapmak gerekir.
Ülkemizde pancar çapası elle veya makine ile yapılmaktadır. Daha ucuz olanı tercih edilebilir. Çapalamada pancarların yan köklerinin zedelenmemesine, fazla kesek çıkarılmamasına ve pancarların çiğnenmemesine dikkat edilmelidir.
Yabancı Ot Mücadelesi;
Tarlada yetiştirmek istediğimiz bitkinin dışında çıkan diğer bitkiler ile tohuma kalkan ve sıra aralarında çıkan pancarlar yabancı ot sayılır. Yabancı otlar pancarın besinlerine, suyuna havasına ve güneşine ortak olur ve onu bastırarak gelişmesini engellerler. Bu nedenle pancarın çimlenmesinden hasadına kadar yabancı otlarla mücadele etmek gerekir.
Yabancı ot mücadelesi
1. Çapa ile,
2. İlaçlama ile yapılır.
Bu iki metottan yöre şartlarına göre ucuz olanı seçilir. İşçi bulmanın kolay ve ucuz olduğu yerde el veya makine çapası ilacın yerini alır.
İlaçlı yabancı ot mücadelesi ekim öncesi koruyucu mücadele ve ekim sonrası yapılan mücadele ile yapılır. Kullanılan ilaçlara herbisit adı verilir. İlaç seçimi Bölge Müdürlüklerine veya ilaçlama uzmanlarına sorularak yapılmalıdır.
Ot ilaçları ile mücadelenin başarılı olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.
• Tarla hazırlığının çok iyi yapılmış olması ve tarla tavın uygun olması,
• Tarladaki yabancı otların çok iyi bilinmesi ve bu otlara etki edecek, yabancı ot ilacının seçiminin yapılması,
• Yabancı ot ilacının zamanında ve uygun dozda kullanılması,
• Yabancı ot ilacı kullanma talimatının çok iyi okunması ve nasıl kullanılacağının iyice öğrenilmesi gerekmektedir.

Ayrıca:
• Kullanılacak pülverizatör temiz suyla güzelce yıkanmalıdır.
• Pülverizatör ve memelerin ayarı düzgün yapılmalıdır.
• İlaç hazırlığı üzerindeki tarifeye göre yapılmalıdır.
• Çok sıcak ve rüzgarlı günlerde ilaçlama yapılmamalıdır.(20°C üstü)
• İlaç çeşme yanlarında hazırlanmamalıdır.
• Yanlışlıkla ilaç yutulduğunda yutan kişi derhal kusturulmalı ve yoğurt yedirmelidir.
7. HASTALIK VE HAŞERE MÜCADELESİ;
Pancarın, özellikle tohum çıkışı ve gelişme dönemlerinde Zararlı ve hastalıklara karşı etkin bir mücadele programı ile korunması, verim ve kaliteyi önemli ölçüde etkilemektedir.
Türkiye’de şeker pancarı ekim alanlarında görülen ve ekonomik önem taşıyan hastalıklar;
• Cercospora yaprak lekesi
• Rhizomania kök sakallanması
• Kök yanıklığı
• Külleme olarak belirlenmiştir.
Cercospora Yaprak Leke Hastalığı
Yapraklarda 2-3mm çapında, yuvarlakça, ortada açık gri, kenarlara doğru koyu kahverengi lekeler görülür. Hastalığın ileri devrelerinde yapraklar önce sararır, sonra kahverengileşir ve tamamen kururlar.

Mücadele;
• Dayanıklı çeşitlerin ekilmesi
• En az 4 yıllık münavebe
• Fungusit kullanımı.



Fotoğraf 2:Cercospora Yaprak Lekesi

Rhizomania Kök Sakallanması
Kök bodurlaşır ve kökte sakallanmalar olur. Kökün uzunlamasına kesitinde kahverengiye dönüşmüş ve lifleşmiş iletim boruları kolayca göze çarpar. Yapraklar yer yer sararır ve tarlada yer yer solmalar ve çökmeler görülür.
Mücadele;
• Dört yıllık münavebe uygulaması
• Ön bitki hasadından sonra Dipkazan çekilmesi
• Ekimin zamanında yapılması
• Aşırı dozda gübre ve herbisit kullanılmaması
• Dayanıklı çeşitlerin ekilmesi
• Zamanında ve ölçülü sulama yapılması.


Şeker Pancarı Zararlıları
Tel Kurdu:(Agriotes)
Rutubetli taban arazilerde, çiftlik gübresi ile gübrelenmiş tarlalarda bulunur. Yeni intaş eden pancar fidesini gövdesinden, toprak içinde kesmek suretiyle zarar verir.
Mücadele:
• Tohum ilaçlaması ve çapa ile toprağın havalandırılması


pancar Piresi:(Chaetocnema)
Parlak siyah renkte, 1,5-2 mm büyüklüğünde ülkemizin hemen her tarafında bulunan bir zararlıdır. Pancar ekim mevsimi ile ortaya çıkar ve pancarın intaş etmesiyle birlikte zarar vermeye başlarlar, sıcak ve yağışsız geçen günlerde zararı daha da artar.
Mücadele:
• Tohum ilaçlaması
• İlaçlama
Danaburnu:(Gryllotalpa)
Çiftlik gübresi ile gübrelenmiş, hafif topraklı taban arazilerde sık rastlanan bir zararlıdır. Toprak altına açtığı dehlizlere rastlayan pancarlar, kesilmek suretiyle tahribe uğrar.

mücadele:
• İlaçla karıştırılarak hazırlanmış nemli kepeklerin güneşin batmasına yakın saatlerde, danaburnunun bulunduğu yere konması.

Toprak Kurdu:(Agrotis)
Toprak kurtları şeker pancarı tarımı için büyük tehlike oluştururlar. Larvalar gündüzleri toprağın 2-3 cm altında, kıvrık vaziyette kalır, gceleri yüzeye çıkarak pancarları toprak hizasından keserler.


Mücadele:
• Vakit geçirilmeden ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Çapalama esnasında larvaların öldürülmesi de mücadeleye yardımcı olur.
Kalkan Böceği:(Cassida)
Ülkemizin geniş bir bölümünde mevcut olup, 5-6 mm boyunda canlılardır. Nisan ortalarından Temmuz sonlarına kadar larva ve erginleri pancar yapraklarının, yaprak ayarlarının etli kısımlarını kemirirler. Kemirilen kısımlar bir zar halini alır. Kasida zararı, yaprakların uzaktan parlayan zarları ve delikleri ile kolayca tanınırlar.
Mücadele:
• İlaçlamak suretiyle zarar yapmaları önlenir.
Yaprak Kurtları:(Caradrina)
Ülkemizin hemen her tarafında bulunan ve pancar için büyük tehlike oluşturan bir zararlıdır. Karadrina larvasının sırtı koyu yeşil, karın kısmı açık yeşil, baş kısmı yeşil kahverengidir.
Mayıs ayından Ağustos ayına kadar zarar yapabilir. Pancar yapraklarının damarlarını bırakarak, damar aralarındaki yeşil kısmı yer.

Geç kalındığı zaman çok büyük zararlar meydana getirir. Bu nedenle Nisan ayından itibaren dikkatle gözlenmeli ve ilk nesil ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Vakit geçirilmeden ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
8. SULAMA
Şeker pancarı su ihtiyacı yüksek bir bitki olup, yalnızca yeterli yağış ve düzenli sulama şartlarında yüksek miktarda şeker üretir.
Sulamaya, genç bitkileri erken suya alıştırmamak ve kazık kökün derinlere gitmesini teşvik etmek amacıyla en erken tarla kapanmasından ve genelde gün dönümünden sonra başlanır. Diğer yandan, sıcak öğle saatlerinde solup pörsüyen ve kendilerini yere bırakan yapraklar, serin akşam ve sabah saatlerinde doğrulmadıklarında şeker pancarının sulama zamanı gelmiş demek olup yaşlı dış yaprakların kuruyup ölmesini beklememek gerekir.
Sulama Yöntemleri;
Şeker pancarı Türkiye’de genel olarak salma sulama ve yağmurlama sulama yöntemleri ile sulanır. Ayrıca damlama sulama yöntemi üzerinde de araştırma ve geliştirme çalışmaları başlamıştır.
Salma sulamada su tarla yüzeyine belirli aralıklarla eğim doğrultusunda ve buna dik olarak açılan küçük karıklardan iletilerek uygulanır. İlkel bir sistem olup tarlada düzgün bir su dağılımı çok zor sağlanır ve erozyona yol açabilir. Bu yöntem, öncelikle eğimi düz ve düze yakın tarlalarda yalnızca küçük çiftçilere tavsiye edilebilir.
Yağmurlama sulama her bakımdan en çağdaş ve bitkilere en yarayışlı sulama yöntemidir. Bu yöntemle su tarla yüzeyine, her hangi bir alan kaybı, erozyon ve eğim söz konusu olmaksızın çok düzgün bir dağılımla uygulanır. Yalnızca sürükleme hızının 25km/saat olduğu rüzgârlı havalarda yağmurlamaya ara verilir. Sistemin ilk yatırım harcamaları oldukça yüksektir. Bununla birlikte çok kısa bir dönemde kendisini öder.
ideal sulama pancarların zarar görmemesi için 11:00 – 16:00 saatleri dışında yapılır. En uygunu ve yarayışlısı gece yapılan sulamalardır.

Damlama sulama daha çok, su kaynaklarının çok yetersiz olduğu bölgelerde tavsiye edilen ve yağmurlama sulamaya rakip bir sulama yöntemidir. Bu sistemde başlangıçta yatırım gerektirir. Su etkinliği, yağmurlama sulamaya kıyasla daha yüksek olan damlama sulama ülkemizde henüz deneme aşamasındadır.
Tohum Çıkış Sulaması
Şeker pancarının su ihtiyacı, tohumun çimlenme ve çıkışı sırasında da oldukça yüksektir. Tohum çıkışları, kuruya yapılan ekimlerde kuraklığın uzunluğu kadar gecikir.
İlkbahar kuraklığı yaşanan yıllarda kuruya yapılan ekimler ile tohum çıkışları duraklayan tarlalar, gecikmeksizin 1 veya 2 kez 15-20 mm su uygulanarak kaymak bağlamaya yol açmayacak şekilde(yağmurlama sistemi) sulanır.
Söküm Sulaması
Tarla ayrıca kurak hasat yıllarında pancarların az bir güç kullanılarak çok örselenmeden ve kökleri kırılıp yaralanmadan sökülebilmesi için toprakta yeterli düzeyde söküm tavı sağlayacak şekilde sulanır. Ancak hasattan çok kısa bir zaman önce yapılan ve kökün su ile şişmesi anlamına gelen bu uygulamada, bitkilerce telafi edilmeyecek şekilde, kökün şeker varlığının düşeceği de unutulmamalıdır. Söküm sulaması söküm tarihinde 2-3 hafta önce yapılmalıdır. Sulamadan hemen sonra sökülerek teslim edilen pancarların şeker oranı düşük çıkar.
9. HASAT VE SİLOLAMA
HASAT
9.1. Hasat Zamanı
Pancar köklerinin sökülmesi temizlenmesi, pancarın başındaki yeşil aksamın kesilmesi işlemine HASAT denir.
Ülkemizde normal iklim şartlarında pancarın olgunlaşması Eylül sonu ile Ekim ayı ortalarına kadar devam etmektedir. Hasat mevsimini başlatırken, pancarın olgunluğu yanında, mevsim sonundaki kötü hava şartlarının da dikkate alınması gerekir. Yağışlı ve soğuk hava iş randımanını düşürür, işçilik masraflarını yükseltir. Sıcaklığın düşmesi ile pancarların tarlada donma tehlikesi ortaya çıkar.


9.2. Hasat Şekli
Pancar tarımının diğer bütün işletmelerde olduğu gibi, hasat işlemleri de Avrupa ülkelerinde el değmeden yapılmaktadır. Ülkemizde ise pancar hasadı giderek makinalaşmakta olup küçük işletmelerde elle yapılmaktadır.
Elle yapılan hasatta pancarın kırılması ve pörsümesi şeklinde meydana gelecek kayıpları en aza indirebilmek için hasattan belirli bir süre önce tarla tavlı değilse sulanmalı ve söküm esnasında kolaylıkla dağılabilir bir tava getirilmelidir. Sökme beli ile sökülen pancarlar, büyük öbekler halinde toplanmalı, toplanan bu pancarların başları vakit geçirmeden kesilmeli, kök üzerindeki toprak, bıçağın sırtı ile temizlenmelidir. Öbeklerin üzerleri pancar yaprakları ile örtülmelidir.
Pancarın baş tabir edilen yaprakların bulunduğu bölge şeker varlığı yönünden fakir, kimyasal zararlı maddeler yönünden zengindir. Pancarın kalitesinin düşmemesi için baş kesimi mutlaka en alttaki yaprak sapı hizasından kesilmelidir.

Elle hasadın çok sayıda işçiye ihtiyaç göstermesi, işçi bulma güçlüğü ve işçilik maliyetinin yüksek olması nedeniyle üreticiler makinalı hasada geçmeye başlamışlardır.

Makinalı hasadın elle yapılan hasada göre olumlu ve olumsuz yönleri vardır. Kısa sürede az masrafla geniş alanların hasadı, makinalı hasadın olumlu yönleridir. Makina temin masraflarının yüksek olması, hasat esnasında daha çok pancarın kırılması, zedelenmesi dolayısı ile kayıpların artması makinalı hasadın olumsuz yönleridir. Ancak iyi çalışan ve dikkatli çalıştırılan bir makina ile hasat kayıpları en aza indirilebilir.
Hasat esnasında toprağın tav durumu, pancarın sıklığı ve dağılımı, pancarın toprak üstünde kalan kısmının durumu, hasat makinasının tipi ve makinayı kullanan kişinin becerisi, tarlanın tesviye edilmiş olması, yabancı otların bulunmaması, makinelı hasadın kolaylıkla yapılmasını sağlamaktadır.
10. SİLOLAMA
Silolama ve Fabrikaya Teslim
Hasadı yapılmış olmasına rağmen, hemen işlenmesi mümkün olmayan ve bir süre beklemesi gereken pancarların, fiziksel ve kimyasal özelliklerini değiştirmeden, yığınlar halinde muhafaza edilmesine SİLOLAMA ve pancar yığınlarına da SİLO denilmektedir.

Bir program dahilinde sökülen pancarların tamamının aynı anda işlenmesi mümkün olmadığından, fazla pancarların silolara alınarak korunması durumu önem kazanmaktadır. Siloya alınan pancarların bozulmadan uzun süre korunmasında en büyük görev çiftçilerimize düşmektedir. Ülkemizin ekonomisine büyük zarar veren kayıpları en aza indirebilmek için çiftçilerimizin dikkat etmesi gereken önemli hususları şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Pancarların hasat, nakliye, doldurma ve boşaltma işlemleri yapılırken mümkün olduğu kadar kırılmalarını ve yaralanmalarını önleyici tedbirler alınmalıdır.
2- Pancar baş kesimleri mutlaka düzgün yapılmalıdır, bu husus siloya alınacak pancarlar için de çok önemlidir.
3- Çamurlu-kirli pancar teslim edilmemesi için azami gayret gösterilmelidir.
4- Silodaki yapraklar, yabancı otlar ve pancar kırıkları çürüme ve bozulmayı hızlandırdıkları için mutlaka temizlenmelidir.
5- Hasadı yapılan pancarlar, tarlada bekletildikleri süre içerisinde pörsümelerine meydan vermemek için, büyük öbekler halinde, üzerleri örtülmüş olarak tarla içi silolarda korunmalıdır.
6- Fazla azotlu gübre kullanmadan, hastalıksız, normal irilikte pancar yetiştirmeye özen gösterilmelidir.
Silo ve nakliye kayıplarını önlemek, pancarlardaki kırılma ve ezilmeleri azaltmak için çiftçiler tarafından hasat edilen pancarların çiftçi tarafından direkt fabrika merkezine getirmeleri arzu edilen bir durumdur.
Tarlada direkt fabrika merkezine getirilen pancarların nakliye bedeli o yıl oluşacak nakliye ihale bedeline ek olarak köyün kantara olan uzaklığı da hesap edilerek teslim ettiği net pancar üzerinden ödenir, köyü ile kantar arasında yakacağı yakıt bedeli de cebinde kalır.
Emek ver ki ürün alasın.
 
Katılım
01.01.2008
Mesajlar
640
Konum
ŞEREFLİKOÇHİSAR
: TARIMSAL BİLGİ PAYLAŞIMI

MISIR TARIMI



1. MISIR TARIMININ ÖNEMİ:
Orijini ve gen merkezi Amerika kıtası olan mısır (Zea mays L. 2n=20) bitkisi gerek Dünya ' da ve gerekse Türkiye ' de bitkisel kökenli proteinlerin yeterli ve ekonomik üretimi için büyük önem taşımaktadır. Özellikle ülkemizde mısır tarımı hayvansal protein üretimine büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır. Ayrıca mısırın tanesinden elde edilen nişasta, glikoz ve mısırözü yağı da ekonomide ham madde açısından büyük önem taşımaktadır.
Mısır, Dünya tahıl ekiliş ve üretiminde buğday (232 milyon ha ekiliş, 595 milyon ton üretim, 257 kg/da tane verimi) ve çeltikten (146 milyon ha ekiliş, 519 milyon ton üretim, 356 kg/da tane verimi) sonra üçüncü sırayı almaktadır. Dünyadaki ekiliş alanı yaklaşık 130 milyon ha, üretimde 475 milyon ton ve dekardan alınan verimde 370 kg civarındadır. Türkiye Dünya ülkeleri arasında mısır ekiliş alanı açısından 7. sıradır. Mısır bitkisi Ülkemizde de buğday ( 9.5 milyon ha ekiliş, 20 milyon ton üretim, 212 kg/da tane verimi) ve arpadan (3.3 milyon ha ekiliş, 7.3 milyon ton üretim, 220 kg/da tane verimi) sonra en çok ekim alanı ve üretime (585 bin ha ekiliş, 2.5 milyon ton üretim ve 425 kg/da tane verimi) sahip bir sıcak iklim tahılıdır. Mısır üretimi özellikle ülkemizde sulanır alanların artmasına bağlı olarak son yıllarda önemli artışlar göstermiştir. Sulu tarım alanlarında özellikle ikinci ürün mısır tarımının yapılması süt ve besi hayvanı yetiştiricileri için kaliteli, bol ve ucuz yem kaynağı sağlamaktadır.
Ülkemizde genelde yetiştirilen mısır çeşitleri at dişi mısır (Zea mays intendata), sert mısır (Zea mays indurata), cin mısır veya patlak mısır (Zea mays everta) ve şeker mısırdır (Zea mays saccharata). Bunlardan at dişi mısır hibrit çeşitlerin tohumlarının kullanılmasının çiftçiler arasında yaygınlaşması ile ekiliş alanı hızla 1980 ' li yıllardan sonra artış göstermiştir. Sert mısırın ekiliş alanı genellikle Karadeniz bölgesi gibi mısır unundan ekmek yapılan yerlerde çok yaygındır. Cin mısır ve şeker mısır çerezlik olarak yenmek üzere küçük alanlarda ülke genelinde ekilmektedir.
Verimli mısır üretim alanları sulanabilir alanlara bağlı olduğundan hemen, hemen en yüksek sınıra dayanmıştır. Bu nedenle mısır üretiminde hedeflenen miktarlara ulaşabilmenin yolu önemli oranda birim alandan alınan verimin artırılmasıyla mümkündür. Mısır tarımında verimliliğin artırılması yüksek verimli ve kaliteli tohumluk kullanımının yaygınlaştırılması ile birlikte çeşitli araştırmaya dayalı agronomik uygulamaların yerinde ve zamanında yapılması ile mümkün olacaktır.

2. MISIR BİTKİSİNİN TOPRAK VE İKLİM İSTEKLERİ:
Mısır bitkisi yetişeceği toprak tipi yönünden çok seçici olmamasına rağmen organik maddece zengin, derin, ve su tutma kapasitesi iyi topraklarda yüksek verim potansiyeline sahiptir. Kumsal topraklardan ağır yapıdaki killi topraklara kadar her türlü iyi drenaj sağlanmış topraklarda tarımı yapılabilmektedir. Özellikle mısır toprak havasızlığından çok zarar görmektedir. Mısır bitkisi asitlik açısından pH ' sı 5-8 arasında değişen yerlerde verimli olarak yetiştirilebilir.
Mısırın bitkisinin vejetasyon süresi çeşidin erkenciliğine bağlı olarak 90 ile 130 gün arasındadır. Mısırın minimum çimlenme sıcaklığı 8-10 oC, uygun büyüme sıcaklığı ise 20-30 oC ' dir.
Mısır bitkisi, büyüme süresince toprakta bol su ister, özellikle sapa kalkma ile çiçeklenme devereleri arasında çok su tüketir. Bu dönemde mısır bitkisinin su isteği doğal yağışlarla karşılanamıyorsa sulama suyu ile karşılanmalıdır.

3. TOPRAK İŞLEME:
Mısır tarımında toprağı işlemenin amacı, iyi bir tohum yatağı hazırlamak, ön bitkiden kalan sap artıklarını gömmek, toprağı havalandırmak, yabancı otları yok ederek toprakta depolanan suyu artırmaktır.


3.1. Ana Ürün Mısır Tarımında Toprak İşleme:
Sulu koşullarda yapılacak ana ürün mısır tarımında tarla hazırlığı ayçiçeği tarımında olduğu gibidir. Bu amaçla, ön bitkinin hasadından sonra mısır ekimi düşünülen tarla eğer tav uygunsa soklu pulluk ile 8-10 santim derinlikte sürülmelidir. daha sonra Sonbaharda 18-20 cm derinlikte ikinci bir sürüm yapılmalıdır.
İlk sürümden sonra, düşen yağışlar nedeniyle tarlada önemli bir otlanma görülürse, bu otlar kültivatör (kazayağı) ile toprağı 10-15 santim derinlikte işleyerek yok edilmelidir.
Mısır bitkisi düzgün bir çıkış için nemli bir tohum yatağı ister. Bunu sağlamak için İlkbaharda toprak tava geldiğinde tarla önce kültivatör (kazayağı) ve sonra tırmık veya yaylı tırmık ile 10-15 santim derinlikte işleyerek ekime hazır hale getirilir. İlkbahar ' da toprak nem ve tavının kaybına yol açabilecek soklu pulluk ile derin sürümden kesinlikle kaçınılmalıdır.


3.2. İkinci Ürün Mısır Tarımında Toprak İşleme:
Haziran ayı içerisinde yapılacak hububat hasadından sonra saplar hemen tarladan uzaklaştırılıp, tarla sulanır, toprak tava gelince sürülür, diskaro ve yaylı tırmık çekilir. Bunun yanında yabancı ot problemi olmayan bazı tarlalarda ise diğer bir toprak hazırlığı yöntemi olarakta birbirine dik istikamette çekilen goble disk ile yapılır. Her iki yöntemde de iyi bir tohum yatağı hazırlamada kolaylık olması açsından hububat hasadının olabildiğince aşağıdan (10 cm) yapılmasında fayda vardır.

4. GÜBRELEME:
4.1. Mısır Tarımında Kuruda ve Suluda Kullanılacak Gübre Dozları:
Öncelikle en doğru bir gübreleme için toprakların analiz yaptırılması şarttır. Genel bir bilgi vermek amacıyla mısır üretiminde yeterli ve dengeli bir gübreleme için kuru ve koşullarda uygulanabilecek gübre form ve dozlarının çeşitli seçenekleri aşağıda Çizelge 1 ' de belirtilmiştir. Azotlu, Fosforlu ve Potaslı gübrelerin tamamı İlkbaharda ilk toprak işlemesinden önce tarlaya santrifüjlü gübre dağıtma makinası ile saçarak verilip arkasından kaz ayağı ile ekim derinliğine karıştırılabileceği gibi ekimde tarlaya kombine ekim makinası ile de banda tohumun 5 cm sağına (veya soluna) ve altına gelecek şekilde verilebilir. Azotlu gübrelerin yarısı ekimle birlikte, diğer yarısı da ileriki gelişme dönemlerinde sıra arasına, bitkilerin yaprak ve büyüme noktalarında kalmayacak şekilde uygulanabilir. Ayrıca bitki yapraklarını gübrenin yakmaması için sulama yaparken veya yağmur çiselerken yapraklar yaş olacağından kesinlikle azotlu gübre uygulanmamalıdır.

4.2. Azotlu Gübreler:
Üreticilerin en fazla kullandığı azotlu gübreler, Amonyum sülfat (%21 N), Üre (%46 N) ve Amonyum nitrat (% 26 N) ' dır. Bu gübrelerin tümü bitkinin ihtiyacı olan azotu sağlamalarına karşın özellikleri gereği toprak asitliğini nötrleştirmek için tuzlu veya alkali topraklarda Amonyum sülfat ekim öncesi veya ekimde tercih edilmeli, diğer nötr veya asit karakterli topraklarda ise üre veya Amonyum nitrat kullanılmalıdır. Azotlu gübreler topraktan değişik yollarla kayba uradığından her yıl mutlaka toprağa verilmesi gerekir.
Mısır bitkisinden dekardan en yüksek tane verimi alabilmek için yapılan gübre denemeleri sonucunda saf madde olarak kuru koşullarda 8-10 kg/da, sulu koşullarda 16-18 kg/da azot yeterli olmaktadır. Bu konuda söz konusu bu azotlu gübre dozları, gübreye verilen para ve tarladan alınan ürünün geliri olarak ekonomik açıdan değerlendirilip en ekonomik doz üreticiye önerilmektedir.








Çizelge 1: Mısır üretiminde kuru ve sulu koşullarda toprağa uygulanabilecek gübre form ve dozlarından bazı seçenekler.


GÜBRELEME SEÇENEKLERİ Uygulanabilecek Gübre Miktarları (kg/da)
KURUDA SULUDA
Seçenek Gübre Formları Ekim
Öncesi Diz Boyu Olunca Ekim
Öncesi Diz Boyu Olunca
1 Amonyum Sülfat (%21)
Triple Süperfosfat (%43-46) 30-35
15-20 20 40-45
15-20 30
2 Amonyum Nitrat (%26)
Triple Süperfosfat (%43-46) 25-30
15-20 16
15-20 35-40
15-20 20
3 Üre (%45-46)
Triple Süperfosfat (%43-46) 10-12
15-20 10 18-22
15-20 15
4 20-20-0
Amonyum Sülfat (%21) 25-30
20 35-40
30

4.3. Fosforlu Gübreler:
Sadece fosfor içermesi yönünden mısır tarımında en çok kullanılan gübre Triple süperfosfat (% 43-46) ' tır. Eğer toprak analizi sonucu bu gübreye ihtiyaç duyulursa tamamı ekim öncesi toprağa verilip karıştırılmalıdır. Yapılan araştırmalarda saf olarak 7-8 kg/da fosforun yani 15-18 kg/da Triple fosfotun dekardan en yüksek verimi almada yeterli olduğu görülmüştür. Toprağa verilen fosforun bitkiler tarafından alınmıyan kısmı toprakta birikmektedir. Diğer bir deyişle yağmur suları ile fosforun topraktan yıkanması çok az olmaktadır. Bu nedenle toprak analizi yaptırmadan her yıl gereksiz fosforlu gübre kullanımından ve gereksiz masraftan kaçınılmalıdır.

4.4. Potasyumlu Gübreler:
Genelde Türkiye toprakları potasyum besin maddesi açısından zengindir. Bu nedenle toprak analizleri sonucu tavsiye edilmedikçe potasyumlu gübre kullanmaya gerek yoktur. Eğer toprakta potasyuma gerek duyulursa Potasyum sülfat (%50) gübresinden toprak analizi sonucuna göre ekim öncesi veya ekimle birlikte gübreleme yapılabilir.


4.5. Kompoze Gübreler:
Kompoze gübreler azot, fosfor ve potasyumun belli oranlarda karıştırılmasından yapılmıştır. Türkiye ' de en çok kullanılan kompoze gübreler; 20:20:0, 18:46:0, 26:13:0 ve 15:15:15 ' tir. Burada kompoze gübre içerisinde birinci rakam azot, ikinci rakam fosfor ve üçüncü rakam ise potasyum miktarını % olarak ifade etmektedir. Özellikle mısır tarımında toprağımızın fosfora ihtiyacı varsa 20:20:0 veya 18:46:0 gübresi ekim öncesi veya ekimle birlikte dekara 30-35 kg olmak üzere kullanılabilir. Yalnız kompoze gübrelerin her yıl kullanılması sonucu bazı üretici tarlalarında fosfor fazlalığı oluşmaktadır. Bu nedenle toprak analizi sonucunda fosforlu gübreye ihtiyaç yok ise kompoze gübreler yerine diğer azotlu gübrelerin kullanılması gerek üretici ve gerekse ülkemiz açısından daha ekonomik ve verimli olur.

5. EKİM ZAMANI:
Ekim zamanı toprak ısısı ile yakından ilgilidir. Çimlenmenin iyi olabilmesi için toprak ısısının 12 oC olması gereklidir.. İkinci üründe sıcaklık ekimi engelleyici değildir. Yüksek toprak sıcaklıklarında (18-20 oC) tohumların çimlenme ve çıkışı daha hızlı olur. Bölgelerimizin iklim durumu dikkate alındığında mısır ana ürün ekim zamanları Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Nisan ayı başında, Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde Nisan sonu, Doğu Anadolu Bölgesinde Mayıs ayıdır. O yılın iklim durumu da ekim zamanını belirlemede kuşkusuz önemlidir. Mısır ekimi, gerek ana üründe ve gerekse ikinci üründe olabildiğince erken yapılmalıdır. Erken ekimler, mısır bitkisinin Kış ve İlkbahar yağışlarından daha iyi yararlanmasını sağlar. İkinci ürün ekimi 15 Temmuz ' a kadar tamamlanmalıdır.

6. TOHUMLUK MİKTARI VE AYARLANMASI:
Mısır tarımında tohumluğun önemi büyüktür. Ülkemizde genelde en çok yetiştirilen sert mısır (Zea mays indurata) ve at dişi mısır (Zea mays indentata) çeşitleridir. 1980 ' li yıllarda daha önce üretilmekte olan yerli mısır çeşitlerinin yerlerini hızla hibrit (melez) mısır çeşitleri almıştır. Üreticiler bölgelerine uyan, yüksek verimli mısır tohumluklarını gerek kamu ve gerekse özel sektör tohumculuk kuruluşlarından temin edebilirler. Üreticiler bu tohumların seçiminde şu noktalara dikkat etmelidirler:
a) Her yıl hibrit mısır üreticileri mutlaka sertifikalı yeni tohumluk ekmelidirler.
b) Ekilecek tohumlukların temiz, çimlenme oranı ve çıkış gücü yüksek olmalıdır.
c) Hastalık görülen tarlalarda, söz konusu hastalığa dayanıklı veya toleranslı hibrit çeşitler ekilmelidir.
d) Ekilecek çeşitlerin tohumlukları hasatlık ve zararlılara karşı tohum ilaçlaması yapılmalıdır.


7. EKİM ŞEKLİ:
Mısır genellikle iki tip ekim makinası (mibzerle) ile ekilmektedir. Birinci tip klasik ekim makinaları ile ile yapılan ekimde yalnız sıra arası ayarlanabilmekte ve sıra üzeri ekim istenilen aralıkta yapılamamaktadır. Dekara kullanılan tohum miktarı da 4-5 kg civarında olmaktadır. Bu tip ekim makinaları ile yapılan ekimde daha sonra bitkiler çıkınca tekleme (seyreltme) ile sıra üzeri bitkiler istenilen sıklığa getirilmektedir. Ancak, mısır üreticileri ikinci tip gelişmiş hassas (pnomatik) ekim makinalarını kullanarak, sıra arası, sıra üzeri ve ekim derinliğini kolaylıkla ayarlayabilirler. Bu tip gelişmiş ekim makinaları ile ekimde tekleme işlemi ortadan kalktığı gibi bir dekara kullanılan tohum miktarından da önemli tasarruf sağlanabilir (en fazla 2.5 da) ve düzgün bir çıkış elde edilebilir.
Mısır ekiminde sıra arası mesafe 70 cm ve sıra üzerindeki bitkiler arasındaki mesafe ise toprak verimliliği ve yağış durumuna bağlı olarak 20-25 cm arasında olabilir. Bu sıra arası ve sıra üzeri ekim mesafeleri yüksek verim alabilmek için bir dekar alanda istenen yaklaşık 6000-7000 bitkiyi sağlamaya yeterlidir.
Ekim derinliği toprak nemi ile ilgilidir. Ekim derinliği, iyi hazırlanmış tavlı tohum yatağında ve erken ekimlerde 5-6 cm olabilir. Buna karşın toprak tavının yetersiz olduğu ve özellikle geç ekimlerde tohumun nemli toprak tabakasına düşebilmesi için ekim derinliğinin 6-7.5 cm arasında olması uygundur. 8 cm den fazla derine ekimde mısır bitkisin toprak yüzeyine çıkışı zorlaşır ve dekarda istenen bitki sıklığı elde edilemez.

8. BAKIM:
8.1. Tekleme (seyreltme):
Tekleme, eğer ekimde klasik eski tip ekim makinası kullanılmışsa, bitki boyu 8-10 cm. olduğunda öncelikle zayıf, hastalıklı ve zarar görmüş bitkiler temizlenerek yapılmalıdır. Ekimde, hassas (pnomatik) ekim makinaları kullanıldığında teklemeye gerek duyulmaz.

8.2. Çapa:
Mısır tarımı yapılan tarladaki yabancı ot miktarına göre, çıkıştan itibaren tarlaya traktör giremeyecek boya mısır bitkileri gelinceye kadar iki-üç defa ara çapası yapılabilir. İlk çapa, bitkiler 10-15 cm boylanınca, ikinci çapa bitkilerin boyu 40-50 cm olunca, boğaz doldurma ve azotlu gübre verilmesi işlemi ile birlikte yapılır. Ara çapası, toprağı kabartarak topraktan buharlaşma ile su kaybının azalmasını ve yabancı otların mekanik olarak yok edilmesini sağlar.

8.3. Mısır Tarımında Yabancı Ot Mücadelesi:
Yabancı ot mücadelesi mısır yetişme devresinin ilk ayında çok önem taşır ve yapılması % 20-30 oranında daha fazla verim alınmasını sağlayabilir. Hızlı gelişme yeteneğine sahip yabancı otlar özellikle ilk gelişme devresinde faydalı tarla alanını kaplayarak mısır bitkisinin gelişmesini engelleyerek ve bitki besin maddelerine ortak olarak önemli oranda zarar yaparlar. Mısır bitkisi 30-40 cm boyunda olduğunda gölge yaparak diğer yabancı otların gelişmesi büyük ölçüde engellemektedir.
Yabancı ot mücadelesi kültürel tedbirlerle, mekanik yollarla ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır.

8.3.1. Kültürel Yabancı Ot Mücadelesi:
- Ekimde yabancı ot tohumu bulundurmayan temiz tohumluk kullanılmalıdır.
- Mümkün olduğunca ekim nöbeti yapılmalıdır.
- Rizomlarla vejetatif olarak büyüyüp gelişen ayrık gibi otların toprak işlemesi sırasında kullanılan aletlerle bir tarladan başka bir tarlaya taşınması engellenmelidir.
- Tarla sınırlarındaki yabancı otlar ile de mücadele edilmelidir.

8.3.2. Mekanik Yolla Yabancı Ot Mücadelesi:
- Sıra aralarının, mısır bitkileri 50 cm oluncaya kadar kaz ayağı gibi ara çapa makinaları ile 2-3 kez işlenmesi, hem yabancı ot mücadelesi yapılması açısından
hem de toprakta bulunan kapilerite denilen buharlaşma borucuklarının kırılması açısından çok önemlidir.
- Eğer iş gücü uygun ise makinalı ara çapasından sonra sıra üzerinde kalan otların el çapası ile temizlenmesi gerekmektedir.

8.3.3. Kimyasal Yolla Yabancı Ot Mücadelesi:
- Mısır tarımında en ekonomik yabancı ot mücadelesi yabancı ot ilaçları ile yapılır. Kimyasal mücadelede tarlada görülen yabancı ot türlerine göre seçilen ilaçlar kullanım özelliklerine göre ekim öncesi, ekim sonrası veya çıkış sonrası uygulanabilir.
- Mısır tarımında ekim öncesi kullanılan ilaçlar toprağa diskaro veya kaz ayağı ile 10-12 cm derinliğinde iyice karıştırılmalıdır. Örneğin dar yapraklı
kanyaş, ayrık ve darıcan gibi otlara karşı Eradicane 550 - 800 cc/da
kullanılabilir.
- Ekim sonrası çıkış öncesi kullanılan yabancı ot ilaçları tarla yüzeyine atılır ve
toprağa karıştırılmaz. Örneğin geniş yapraklı pıtrak, sirken, horoz ibiği, tarla sarmaşığı gibi otlara karşı Trophy 200 cc/da kullanılabilir.
- Çıkış sonrası kullanılan ilaçlarının, yabancı otların 2-4 yaprak olduğu
küçük dönemde kullanılması çok etkili olmaktadır. Örneğin geniş yapraklı pıtrak, sirken, horoz ibiği, tarla sarmaşığı gibi otlara karşı Amin terkipli 2,4 D
100-300 cc/da veya Prado 250 cc/da kullanılabilir. Bunun yanında çıkış
sonrası dar yapraklı kanyaş, ayrık ve darıcan gibi otlara karşı Sanson 100cc/da
kullanılabilir.
- Yağışlı bölgelerde ara çapası imkanı azalacağından, yabancı ot mücadelesinin
kimyasal yollar ile yapılmasında fayda vardır. Kullanılan ilaç dozları hafif
kumsal topraklarda biraz düşük tutulmalıdır.
- Yabancı ot ilacı uygulamasında geç kalınırsa mısır bitkilerine zarar verilebileceği
gibi yabancı otlar da iyi kontrol edilemez.

8.4. Hastalık ve Zararlılarla Mücadele:
Mısır bitkisinde tohum ve fide çürüklüklerine karşı ekilen tohumluğun mantari ilaçlarla (fungusitlerle) ilaçlanmasından sonra ekilmesine dikkat edilmelidir. Özellikle bozkurt genç küçük mısır fideciklerine, darı kurdu ve afidler ise mısır gelişmesinin her devresinde zarar yaparlar. Bozkurt için kepekli yemlerde dursban Diptereks kullanılmalı, darı kurdu ve afitler için malathion WP, hektavin - Sevin WP, Gusathion veya benzeri ilaçlar kullanılır.

9. SULAMA:
Mısır tarımında dekardan yüksek verim alabilmek için zamanında ve yeterli su verilmesine dikkat edilmelidir. Mısır ekim döneminde toprakta yeterince rutubet yok ise bir çıkış sulaması yapılabilir. Bunun yanında bitkinin erken gelişme dönemlerinde eğer tarla toprağındaki faydalı su azaldığı diğer bir deyişle bitkilerin kuraklığı duymaya başlayıp solgunluk belirtileri göstermeye başladıkları dönemlerde yaklaşık 15-20 gün aralarla 2-3 sulama yapılabilir. Mısır bitkisin su istediği bitkide pörsüme ve yaprakların kıvrılması şeklinde görülür. Sulama aralığının hesaplanmasında ölçü, tarla toprağındaki rutubetin solma noktasına inmemesi ve genellikle topraktaki faydalı su %50 ' ye düştüğünde tarla su kapasitesine gelecek miktarda su verilmesidir. Mısır tarlalarında toprağın yapısına bağlı olarak değişmekle birlikte en az 4 sulama yapılmalıdır. Mısır için en önemli sulama zamanları:

9.1. Sulama Zamanları:
- 1. Su: Birinci ara çapası ve seyreltmeden sonra bitki boyu 10-15 cm olduğunda,
- 2. Su: Boğaz doldurma ve ikinci azotlu gübrenin verilmesinden sonra,
- 3. Su: tepe püskülü çıkarmadan 4-5 gün önce yapılmalıdır. Mısır bitkisinin suya en fazla ihtiyaç duyduğu dönem tepe püskülü çıkarmadan bir hafta öncesinden başlayarak çiçeklenme süresince devam eden zamandır. Bu devreye bitki sulanmış olarak girmelidir. Sulamamanın gecikmesi verimi önemli oranda azaltır.
- 4. Su: Süt olum devresinde tane doldurmayı sağlamak için bu sulama yapılır.
Sulanan tarla koşullarında ana ürün ekilişlerinde ilk sulama azotlu gübre uygulamasından sonra, diğer sulamalar ise yağış durumuna göre yapılmalıdır. Yeterli yağış düşen yerlerde sadece kurak periyotta sulama yapılmalıdır.

9.2. Mısır Tarımında Sulama Yöntemleri:
Ayçiçeği tarlaları yağmurlama ve karık sulaması yöntemlerinden faydalanılarak sulanabilir. Çıkış için ve erken gelişme döneminde bitkiler 40-50 cm oluncaya kadar yağmurlama yöntemi, tepe püskülü çıkarma öncesi ve sonrası dönemlerde bitkiler boylandığında yapılacak sulamalar da ise karık yöntemi tercih edilmelidir. Sulama karıkları makinalı ara çapası ve boğaz doldurma sırasında oluşturulur.

9.3. Mısır Tarımında Başarılı Bir Sulama Yapılmasında Dikkat Edilecek Esaslar:
- Sulu tarım yapılacak tarla toprağı pulluk ve benzeri aletlerle Sonbahar mevsiminde derin işlenmelidir.
- Yetiştirilecek mısır bitkisi uygun aralıklarla ve yeteri kadar sulanmalıdır. Sulama aralığının hesaplanmasında ölçü, toprak suyunun hiçbir zaman sürekli solma noktasına inmemesidir. Genellikle topraktaki faydalı su %50 ' ye düştüğünde tarla su kapasitesine gelecek miktarda sulama yapılmalıdır.
- Eğimli tarım arazilerinde eğime dik ekim yapılmalıdır. Böylece ekim sıraları (karıkları) eğime dik olacaktır.
- Sulamadan önce mısır bitkileri sıralarının arası, daha bitkiler 25-30 cm boyunda iken kaz ayağı ile karıklar oluşturulmalıdır.
- Karıklara eşit su verebilmek için sifon türü aletler kullanılmalıdır.
- Mısır tarlasının sulanması sırasında suyun toprakta kök derinliğine kadar ulaşıp ulaşmadığı bir demir çubuk ile kontrol edilmelidir.
- Sulama suyunun tarlanın her tarafında mütecanis olarak mısır bitkilerinin köklerine kadar ulaşması sağlanmalıdır.
- Tarlanın toprak yapısı ve uzunluğu dikkate alınarak sulama süresi iyi ayarlanmalıdır.
- Sulu tarım yapılan topraklarda organik madde çabuk tükenir, toprağın fiziksel yapısı da bozulur. Bu nedenle sulu tarım alanlarının toprak yapısını organik madde yönünden korumak için ahır gübresi veya yeşil gübre kullanılması çok faydalı olmaktadır.
- Sulanan tarım alanları toprak hazırlığı sırasında çok iyi tesviye edilmeli, sulama suyunun tarlada göllenmesine olanak verilmemelidir. Göllenme durumunda en kısa zamanda fazla su drene edilmelidir. Aksi takdirde göllenen su bitki köklerinin yeterince hava alamaması sonucu ölmesine veya gelişmenin gerileyerek bitkilerin sararıp solmasına neden olmaktadır.
- Sulama suyunun kalitesinin iyi olmasına dikkat edilmelidir. Çok tuzlu, sanayi atıkları ile kirli sular sulama için uygun değildir. Söz konusu elverişli olmayan bu sularla sulama yapılırsa tarlaların çoraklaşmasına neden olunabilir.
- Uzun süreli göllendirilerek yapılan sulamalarda da özellikle drenajı bozuk tarım arazilerinde tuzlulaşma çabuk olmaktadır. Bu nedenle göllendirilerek yapılan sulamalardan kaçınılmalıdır.

10. MÜNAVEBE (Ekim Nöbeti):
Tarım yapılan alanlarda aynı bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine ve o bitkinin hastalıklarının artmasına neden olur. Bu nedenle mısır tarımında da yüksek verim alabilmek için mutlaka münavebe yapılmalıdır. Mısır bitkisinin gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir:
1. Model: Ayçiçeği + Buğday + Baklagil + Mısır
2. Model: Şeker Pancarı + Mısır + Buğday + Baklagil
3. Model: Buğday + Ayçiçeği + Kavun-karpuz + Mısır
4. Model Mısır + Buğday + Ayçiçeği + Baklagil

11. MISIR BİTKİSİNDE TOHUM BAĞLAMA:
Mısır bitkisi tepede sapın ucunda karışık salkım (tepe püskülü) şeklinde erkek çiçekler ve sapın orta kısmında yaprak koltuğunda koçan şeklinde dişi çiçekler bulunur. Her bitkide 1-3 koçan bulunur. Mısır bitkisi tek evcikli (monoecy) yani erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde fakat ayrı ayrı yerlerdedir. Önce tepe püskülü (erkek çiçekler) bitkide çıkar ve hemen bir iki gün içinde aşağıdaki koçanların uçlarında dişi çiçeklerin stigmaları (uzun yeşil püsküller) görülür. Rüzgarın yardımıyla tepe erkek organlarında oluşan milyonlarca polen tanesi aşağıya koçanların uçlarındaki dişicik tepelerine düşerek tozlanma (döllenme) gerçekleşir. Mısır yabancı tozlanan bir bitkidir. Danelerin oluştuğu koçan boyu yetişme şartları ve çeşide bağlı olarak 10-40 cm arasında değişir. Bir mısır koçanında 500 ile 1000 arasında tohum oluşur.

12. HASAT VE DEPOLAMA:
Mısır bitkisi, havaların sıcak veya yağışlı gitmesine ve çeşidin erkenciliğine bağlı olarak çiçeklenmeden 45 ile 55 gün sonra hasat olumuna gelir. Mısır bitkisi hasat olumuna geldiğinde bitkilerin sap, yaprak ve tablaları tamamen kuruyup kahverengine dönüşür. Genellikle ana ürün mısır tarımında kurutmada pek problem olmaz. Hasat mısır koçan kavuzları kuruyup danelerin sertleştiği dönemde danenin sömeğe bağlandığı yerde siyah leke oluştuğunda yapılabilir. İkinci ürün mısır hasadı, Sonbaharın yağışlı günlerine rastlayacağından serende koçanlı muhafaza-kurutma veya suni kurutucularda yapılır. Mısır hasat üç şekilde yapılabilir:
' Elle Hasat: Mısır koçanları normal gelişmesini tamamladığında tane nemi %35 ' tir. Koçan kabukları elle soyulup koçanlar toplanır. Tane nemi %13-15 ' e düşünceye kadar serende veya açıkta kurutulduktan sonra mısır daneleme makinaları ile danelenir.
' Biçerdöverle Hasat: Bu şekilde hasat hububat biçerdöverlerine mısır tablası ekilerek yapılır. Biçerdöverle hasatta tarla kaybının en az olacağı tane nemi oranı % 22-26 ' dır. Tane ürününün hasattan sonra kurutulması gerekir.
' Koçan Toplayıcıları İle Hasat: Traktör kuyruk milinden hareket alan koçan toplama makinaları ile nem %22-28 olan koçanlar hasat edilir ve toplanan koçanlar tane nemi %13-15 ' e düşünceye kadar kurutulup harmanlanır. tek üniteli bir koçan makinası günde 30 dekar hasat edebilir.
Mısır tanelerinin depolanmasında rutubet %14 ' ün altında olmalıdır. Mısır ürünü %14 ' ten daha fazla nem içerirse kızışma, küflenme sonucu hızla bozulur.
Sonuç olarak, mısır tarımında çiftçilerimizin birim alandan daha yüksek verim elde etmeleri ve kazançlarını artırmaları buraya kadar belirtilen yetiştirme tekniği esaslarını tam olarak uygulamalarına bağlıdır. Mısır tarımı konusunda daha geniş teknik bilgi almak isteyenler en yakın Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Araştırma Enstitüleri ile Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine başvurdukları takdirde kendilerine yardımcı olunacaktır. ÜRÜNÜNÜZ BOL VE BEREKETLİ OLSUN.

ÇİZELGE:1 Türkiye’de ekilen bazı mısır çeşitlerinin İzmir koşullarında yapılan aynı
denemedeki verim performansları ( Konak, 1993).
Tohumculuk Şirketi Çeşitler Olgunlaşma gün
sayısı Çiçeklenme
gün sayısı Hassatta
tane
nemi(%) Bitki
Boyu
(cm) Yerden
koçan
yüksekliği
(cm) Tane/
Koçan
(%) Verim
(Kg/da)
AR OTELLO 120 74 16 244 126 89 1437
“ FABIO 123 78 17 248 130 83 1450
CARGILL C.7993 120 75 15 240 123 87 1425
“ FLASH 125 79 19 249 134 87 1546
CIBA-GEGY DRACMA 130 78 18 239 128 89 1703
“ PRISMA 130 74 17 241 121 87 1572
“ DRANG 130 76 18 233 119 87 1633
“ OLMO 130 79 19 238 123 86 1584
DAKO XL-72AA 115 76 15 234 123 89 1483
“ DK-698 119 75 18 234 115 86 1531
“ DK-711 121 77 19 231 116 86 1605
“ MAXIM 123 78 18 246 124 85 1466
“ DK-743 124 79 20 246 123 86 1468
GÜNEŞ GÜNEŞ-610 120 75 15 238 123 87 1430
MAY RX-788 115 75 16 223 115 89 1366
“ RX-947 125 81 23 248 134 86 1454
PAN TTM-815 125 76 19 233 115 83 900
“ FRANCA 125 76 17 238 120 84 1722
“ DEKOR 132 80 20 251 129 84 1625
“ DOGE 135 80 18 258 138 87 1582
PİONER P.3377 128 76 17 238 120 86 1499
“ P.3358 130 77 16 238 123 86 1572
“ P.3162 132 75 19 233 119 86 1758
“ P.3165 140 80 23 248 120 81 1437
SAPEKSA LG-55 120 75 15 239 125 88 1455
“ LG-60 120 76 17 236 125 87 1469
“ LG-2771 130 78 18 243 126 85 1463
Mısır Projesi TÜM-827 120 74 14 235 124 88 1373
“ TTM-8119 120 76 16 230 120 88 1494
“ ANT-BEY 130 79 20 236 121 85 1313
Ortalama (X) 125 77 18 239 123 86 1494
A.Ö.F. (%5) 1.6 1.6 12.62 8.8 1.4 135.0
%VK 1.5 4.6 3.8 5.1 1.4 6.4





ÇİZELGE:2 Türkiye’de ekilen bazı silajlık mısır çeşitlerinin İzmir koşullarında yapılan
aynı denemedeki verim performansları ( Konak, 1993).
Tohumculuk Şirketi Çeşitler Olgunlaşma gün
sayısı Çiçeklenme gün sayısı Bitki
boyu
(cm) Tüm bitkide
% kuru
madde Yeşil ağırlık verimi (kg/da) Kuru madde verimi (kg7da
AR OTELLO 133 61 235 25.61 7991 2046
“ FABIO 130 58 225 28.21 8205 2318
GÜNEŞ GÜNEŞ-610 120 59 230 30.54 7585 2309
DAKO XL-72 AA 120 59 230 30.30 7920 2399
PAN TTM-815 125 60 235 25.98 8040 2084
“ DOGE 135 63 235 25.72 9326 2398
CIBA-GEIGY PRISMA 130 58 225 25.20 8094 2046
“ OLMO 130 62 225 25.10 9357 2347
Mısır projesi TÜM-826 120 60 230 29.85 8125 2426
Ortalama (X) 127 60 229 27.39 8294 2264
A.Ö.F. (%5) 1.97 NS 2.09 639.1 244.6
%VK 2.25 3.79 1.91 5.28 7.40
 
Katılım
01.01.2008
Mesajlar
640
Konum
ŞEREFLİKOÇHİSAR
: TARIMSAL BİLGİ PAYLAŞIMI

EKİM GÜBRE VE BAKIM MAKİNALARI

1998 ( 1000 Hektar )
GÖSTERGELER MİKTAR % ORANI
Ekilen Alan 18.749 69,6
Nadas 4.890 20,07
Toplam Tarla Arazisi 23.638 -
Bağlar 541 2
Sebze ve Meyve 2.172 8,1
Orman 20.703 -

EKİM : Yeni bir ürün elde edebilmek için tohumun toprağa gömülme işlemine ekim denir

Birim Alandan Alınan Ürünün Arttırılması
1) Kaliteli Tohumluk (Buğdayda % 20 Verimi Arttırır)
2) Gübreleme
3) Sulama (% 40 Verimi Arttırır)
4) İlaçlama
5) Tarımsal Mekanizasyon
6) Çiftçilerin Eğitilmesi

Ekim: İkiye Ayrılır;
1) Serpme Ekim
2) Sıraya Ekim

Serpme Ekimin Sakıncaları
1) Ekim derinliği her yerde ayni değildir.
2) Tohumların yaşama alanları eşit değildir.
3) Tohumlar tarla yüzeyine homojen olarak dağılamaz
4) Normal olarak çimlenen tohumların yüzeye çıkışları ayni zamana denk gelmediğinden hasat gecikir. NOT: Serpme ekimde %30 oranında tohumluk kaybı söz konusudur.

Sıraya Ekimin Çeşitleri
1) Kesiksiz sıraya ekim
2) Geniş sıralı ekim
3) Dar sıralı ekim
4) Bant ekim
5) Hassas ekim
6) Ocakvari ekim

Ekim Derinliği: Tohumun toprak yüzeyine uzaklığını ifade eden ekim derinliği tohumun cinsi, büyüklüğü, çimlenme gücü, toprak ve iklim şartlarına bağlı olarak değişir. Bütün tahıl çeşitlerinde en yüksek verimin 2,5 cm ekim derinliğinde alındığı tespit edilmiştir.
BAZI BİTKİLER İÇİN EKİM DERİNLİĞİ
BİTKİNİN CİNSİ DERİNLİĞİ
Buğday 2-5 cm
Arpa 2-4 cm
Mısır 4-8 cm
Ayçiçeği 5-10 cm
Pamuk 3-4 cm
Susam 2-3 cm

Sıra Arası Ve Sıra Üzeri Mesafe

Ayni sırada birbirini takip eden tohumlar arasındaki mesafeye Sıra Üzeri mesafesi.

Bir diğer sıra ile arasındaki uzaklığa ise Sıra Arası mesafesi denir.













BAZI BİTKİLER İÇİN
SIRA ARASI VE SIRA ÜZERİ MESAFELER
BİTKİNİN CİNSİ SIRA ARASI SIRA ÜZERİ
Buğday 14-20 cm - cm
Arpa 16-20 cm - cm
Mısır 75-100 cm 25-75 cm
Ayçiçeği 60-70 cm 30-40 cm
Pamuk 90 cm 30 cm
Susam 50-60 cm 20-25 cm


BAZI TOHUMLARIN EKİM NORMLARI
BİTKİNİN CİNSİ NORMU Kg/Da
Buğday 10-20 Kg / Dekar
Arpa 10-16 Kg / Dekar
Mısır 6-8 Kg / Dekar
Ayçiçeği 1-3 Kg / Dekar


BAZI TOHUMLARIN BİN DANE AĞIRLIĞI
BİTKİNİN CİNSİ NORMU Kg/da
Buğday 37-40 Gram
Arpa 35-90 Gram
Mısır 168-60 Gram
Ayçiçeği 54-20 Gram









Ekim Normu Hesabı

Örnek : 50 dönüm bir alana 60 cm sıra arası ve 30 cm sıra üzeri mesafede ayçiçeği ekilecektir. Ayçiçeğin bin dane ağırlığı 54.20 gram çimlenme yüzdesi %95 olduğuna göre atılması gereken tohum miktarını hesaplayınız.

1) Yaşama Alanı Hesaplanır

A= Sıra arası . sıra üzeri = 180 cm² = 0,18 m2

2) m2 deki Dane Sayısı



3) Dekardaki Dane Sayısı

A= 1000 . x = 1000 . 5,55= 5550 dane / dekar

4) Kayıplar Eklenir

Çimlenme %92 - %8
Safiyat +%95 - %5
Kayıp %13
Olması gereken

Kayıp
Toplam alana atılan dane = 6271 d / da

5) Toplam Alana Atılan Dane

= 50 . 6271 dane=313550

6) Dane Ağırlığı Bulunur

x gramdır











Örnek : 100 da lık bir alana 80 cm sıra arası 30 cm sıra üzeri mesafede mısır ekilecektir. Mısırın bin dane ağırlığı 170 gram çimlenme yüzdesi %90 safiyat oranı %90 olduğuna göre toplam alana atılacak tohum miktarını hesaplayınız.

1) Yaşama Alanı Hesaplanır

A= 80 . 30 = 2400 cm2 =0,24 m²

2) m2 deki Dane Sayısı



3) Dekardaki Dane Sayısı
Çimlenme %90 - %10
Safiyat +%90 - %10
Kayıp %20
4) Kayıplar Eklenir



5) Toplam Alana Atılan Dane

100 = 4999 = 499900

6) Dane Ağırlığı Bulunur





EKİM MAKİNALARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Ekim makinalarında şu özelliklerin olması gerekir;

1) Gömücü ayaklar arasındaki mesafe bir birine eşit olmalı ve ekim süresince değişmemeli
2) Her ekici düzenden atılan tohum miktarı birbirine eşit olmalıdır.
3) Bir ekici düzenin attığı tohumlar çizi boyunca düzgün dağıtılmalıdır.
4) Ekim derinliği kolayca ayarlanabilmeli sapma oranı %25’ten fazla olmamalıdır.
5) Tohumlar zedelenmeden atılmalıdır.
6) Ufak ve iri daneli her çeşit tohumu farklı ekim normlarında atabilmelidir.
7) Ekim makinası kolayca doldurulup boşaltılabilmelidir.
8) Makinanın kullanımı ve bakımı kolay, maliyeti ucuz ve yapısı sağlam olmalıdır.





Ekim Makinalarının Sınıflandırılması

A) Ekim Metoduna Göre;
1) Serpme Ekim Yapanlar
2) Sıraya Ekim Yapanlar

B) Traktöre Bağlanış Şekline Göre
1) Çekilir Tip
2) Asılır Tip

C) Kullanılma Amacına Göre
1) Üniversal ekim makinaları
2) Özel ekim makinaları

D) Yapılan İşe Göre;
1) Basit ekim makinaları
2) Kombine ekim makinaları

Üniversal Ekim Makinaları: Ufak ve iri daneli pek çok tohumun normal sıraya ekebilen makinalara denir.

Özel Ekim Makinaları: Bir veya birkaç tohumun (mısır, soya, ayçiçeği) ekiminde kullanılan makinalara denir.

Kombine Ekim Makinaları : Ekim ile birlikte gübrelemede yapabilen makinalarına denir.

Ekim Makinasını Meydana Getiren Parçalar (Mibzer)

1) Tohum deposu
2) Ekici düzen
a) Mekanik
b) Pünömatik
c) Santifürüjlü

3) Tohum borusu
a) Hunili
b) Teleskopik
c) Helezonik
d) Kauçuk
4) Gömücü ayaklar
a) Çapa
b) Balta
c) Diskli
5) Baskı tekeri, iz kazıyıcılar ve kapatıcılar
6) Markör
7) Hareket iletim düzeni
8) Çatı ve tekerlekler





1)Tohum Deposu: Genellikle saç veya ahşaptan yapılan tohum depoları tohum ve gübreyi taşımak için kullanılır. İçerisinde karıştırıcı, alt kısmında ise ekici düzen yer alır.

2)Ekici Düzen: Ekici düzenin görevi tohumun istenilen miktarda depodan alarak eşit aralıklarla tohum borusuna bırakmaktır.

Ekici Düzen Çeşitleri Şunlardır;
1) Mekanik Sistemli Ekiciler
a) Oluklu Makaralı Ekici
b) Dişli Makaralı Ekici
c) Üniversal Makaralı Ekiciler
d) İçten Kertikli Makaralı Ekiciler
2) Santifruj Sistemli Ekiciler
3) Pünömatik Sistemli Ekiciler

3)Tohum Borusu: Tohumların ekici düzenden gömücü ayaklara iletilmesini sağlar. Tohum borularında şu özellikler aranır.
1) Ekici düzene mafsallı olarak bağlanmalıdır
2) Her düzlemde bükülebilir olarak yapılmalıdır
3) Borunun iç kesiti tohum akışına engel olmamalıdır, kesit alanında kırılma olmamalıdır.
Tohum boruları saçtan, kauçuktan ve plastikten yapılır. Düz, kunili, teleskopik, helezonik çeşitleri bulunmaktadır.

4)Gömücü Ayaklar: Gömücü ayaklar ekim için bir çizi açarak tohumun çiziğe bırakılmasını sağlar. Gömücü ayağın şu özelliklere sahip olması istenir.
1) Her çeşit tohumu değişik iklim ve toprak şartlarında istenilen şekil ve derinlikte ekebilmelidir.
2) Toprak ve bitki artıklarıyla tıkanmamalıdır.
3) Nemin tohum yatağına çıkabilmesi için çizi tabanını hafifçe bastırmalıdır.
4) Sıra arası kolaylıkla değiştirilmelidir.

Gömücü Ayak Çeşitleri;
1) Çapa
2) Balta
3) Diskli

1)Çapa Ayakları: Bu ayaklar iyi hazırlanmış topraklarda verimli çalıştıkları halde sert topraklarda kesek çıkarttıkları için iyi çalışmazlar. Anızlı topraklarda tıkanırlar üst toprak yüzeyi kurumuş kısmen otlu toraklarda iyi batma özelliği gösterirler.

2)Balta Ayaklar: İyi hazırlanmış tarlada çok iyi çalışır. Kuru, kesekli, otlu veya fazla nemli topraklarda yeterince çalışmazlar.

3)Diskli Ayaklar: Tohum yatağı iyi hazırlanmamış tarla yüzeyi engebeli ve nemli topraklarda tercih edilirler dönerek çalıştıkları için tıkanmaları söz konusu değildir. Tek ve çift diskli olarak kullanılırlar. Ağır yapılı olmalarından dolayı hem de daha az derine ekim yapmazlar.




Ekim Makinalarının İşe Hazırlanması
1) Traktöre bağlama Paralellik Ayarı (ön arka )
2) Derinlik Ayarı
3) Sıra Arası Ayarı
4) Sıra Üzeri Ayarı
5) Markör Ayarı
6) Ekim Normu Ayarı
7) İz Kazıyıcılar

Paralellik Ayarı: Üç nokta askı sistemine bağlanarak çalışan mibzerlerde ön arka paralellik ekim derinliğini etkileyeceğinden bu ayarın yapılması gerekir.

Derinlik Ayarı: Üniversal mibzerlerde mibzerin sağ ve sol yarısına kumanda eden derinlik ayar kolu ile ayar yapılır. Özel ekim makinalarında ise her ünitede bulunan derinlik ayar kolu ile derinliği ayarlarız.

Sıra Arası Ayarı: Sıra arası ayarı gömücü ayakların veya ünitenin bağlanmış oldukları ana lama üzerindeki yerlerinin değiştirilmesi ile yapılır. Burada dikkat edilecek olan nokta ünite veya ayak sayısı tek ise ana lamanın orta noktasına birinciyi yerleştirip diğerlerini bu ayaktan eşit sıra arası mesafede boşluk bırakarak bağlamak gerekir.
Ünite veya ayak sayısı çift ise ana lama orta noktadan itibaren yarım sıra sağ ve sol taraftan boş bırakılarak gömücü ayaklar yerleştirilir. Diğer ayaklarda bu ayakları bir sıra arası boşlukta takip eder.

Sıra Üzeri Ayarı: Üniversal ekim makinalarında sıra üzeri mesafe mibzer tekerinden ekici makaralara gelen hareketin oranını değiştirerek ( transmisyon oranı ) sıra üzeri mesafe değiştirilir. Özel ekim makinalarında ise transmisyon oranı ile sıra üzeri mesafe değiştirilebileceği gibi farklı delik sayısına sahip ekici plaka kullanarak sıra üzeri değiştirilir.

Markör Ayarı (çizek): Markör ekim makinası ile çalışmada dönüşlerde sıra arası mesafesinin bozulmamasını temin eder. Traktörün sağ ön tekeri Markör’ün tarlada bırakmış olduğu izi takip eder.
Markör ( Çizek ) Hesabı
Ç= Çizek ( Markör ) uzunluğu (cm)
B= Traktör İz Genişliği (cm)
A= Mibzer İz Genişliği (cm)
S= Sıra Arası Mesafe (cm)
İş Genişliği = Ayak Sayısı . Sıra Arası
İz Genişliği = İş Genişliği - Sıra Arası
Örnek : İz genişliği 140 cm olan bir traktör ile 20 ayaklı ve ayaklar arasındaki mesafesi 15 cm olan bir mibzerin çizek uzunluğu ne kadardır. B= 14 cm n= 20 S= 15 cm






Not : Son değer (-) olarak bulunursa traktörün iz genişliği de eklenerek bulunur.

Örnek : 5 üniteli özel ekim makinası ile 70 cm sıra arası 25 cm sıra üzeri mesafe de mısır ekilecektir. Mısırın 1000 dane ağırlığı 220 gr traktör iz genişliği 140 cm tohumun çimlenme yüzdesi %95 safiyat oranı %95 olduğuna göre
A) Dekara atılacak tohum miktarını hesaplayınız
B) Çizek uzunluğunu hesaplayınız
C) Ekim makinasının teker çevresi 2 mt mibzer tekeri 20 tur çevrildiğinde gömücü ayaklardan
dökülen tohum miktarı 40 gr olduğuna göre mibzerin ayarını kontrol ediniz
A) 1-Yaşama Alanı Hesaplanır
A= Sıra Arsı . Sıra Üzeri =70 . 25 = 1750 cm2 = 0,175 m2
2-m2 deki Dane Sayısı


3-Dekardaki Dane Sayısı 1000 . X = 1000 . 5,71 = 5710 dane / da
4-Kayıplar Eklenir Çimlenme %95 safiyat %95 =10 Kayıp

5-Toplam Alana Atılan Dane
? gramdır


B) n= 5 S= 70 cm A=?

Ç= Çizek Uzunluğu Ç = ?
B= Traktör İz Genişliği B = 140 cm
A= Mibzer İş Genişliği A = ?
S= Sıra Arası Mesafe S = 70 A=(n-1) . Sıra Rası
A=(5-1) . 70
A= 4 . 70
A= 280 cm



C) Teker çevresi 2 metre . mibzer tekeri 20 tur 40 gr tohum
İş genişliği = n . sıra arası
5 . 70 = 350 cm
= 3,5 m İş Genişliği

? gramdır








Gübrelerin Fiziksel Ve Mekanik Özellikleri

1)Hacim Ağırlığı: Belirli bir hacimdeki gübre ağırlığıdır. Katılık derecesine nem oranına ve granümetrik terkibine bağlı olarak değişir.

2)Granümetrik Terkip: Değişik büyüklükteki parçaların yüzde oranını gösterir. Dağıtma için en uygun büyüklük 1/5 mm. Arasında olanlardır. Gübrenin akıcılığını ve kubbe yapma etkisini sınırlandırır.

3)Akma ve Dökülme Özelliği: Gübrenin granümetrik terkibine ve nem oranına bağlı olarak değişir. Deponun yapısını ve karıştırıcıların durumunu belirler.

4)Tabii Yığılma Açısı: Gübrenin eğik bir düzlem üzerine döküldüğünde yığının kenarı ile düzlem arasındaki açıdır.

5)Higroskopik Derecesi: Havadan nem çekme özelliğidir. Her gübrede az çok vardır. Zamanla katılaşmayı akıcılık özelliğini ve saklama durumunu etkiler.

6)Yapışkanlık: Makine parçalarına yapışma özelliğidir. Lastik ve plastik yüzeylerde minimumdur.

7)Aerodinamik Katsayı: Gübrenin granümetrik terkibine bağlı olup santifürüjlü makinalarda dağıtım kalitesini ve gübre atma mesafesini sınırlandırır.

8)Sürtünme Katsayısı: Makine parçalarının seçimini etkiler. Gübrenin sandıktan veya dağıtıcı organlardan kaymasını sınırlandırır.

Gübre Dağıtma Makinalarında aranılacak özellikler;
1) Değişik şekil ve özellikteki gübreyi tarla yüzeyine eşit olarak atabilmek
2) Yeterli iş genişliğine sahip olmalı yüksek hızlarda çalışılabilmeli ve dekara (d a) 5-120 kg. gübre veya 400 kg. kireç atabilmeli
3) Yeterli bir büyüklüğe sahip olmalı. Kolayca doldurulup boşaltılmalı pasa karşı dayanıklı olmalı ve ucuz olmalı

Gübre Dağıtma Makinaların Sınıflandırılması
A)Gübre Çeşidine Göre:
1)Organik gübre dağıtma makinaları
a) Çiftlik gübresi dağıtma makinaları
b) Şerbet dağıtma makinaları
c) Sıvı ahır gübresi dağıtma makinaları
2)Kimyasal (mineral) Gübre Dağıtma Makinaları;
a) Katı mineral gübre dağıtma makinaları
b) Sıvı gübre dağıtma makinaları
c) Gaz gübre dağıtma makinaları

B)Gübre Dağıtım Şekline Göre:
1) Tüm yüzeylere gübreleme yapan makinalar
2) Ekilmiş sıranın çok yakınına ekim derinliği civarına gübreleme yapan makinalar
3) Kök derinliğine gübreleme yapan makinalardır



Kimyasal ( Mineral ) Gübre Makinalarının Sınıflandırılması
1) Santifürüjlü Dağıtıcılar
a) Tek diskli
b) Çift diskli
c) Sarkaç borulu

2) Sandıklı Dağıtıcılar
a) Delikli plakalı dağıtıcı
b) Merdaneli dağıtıcı
c) Yarıklı dağıtıcı
d) Tabaklı dağıtıcı

3) Geniş Dağıtma Düzenli Dağıtıcılar
a) Yatay taşıyıcı helezonlu dağıtma düzenliler
b) Taşıyıcı bantlı ve zincirli dağıtma düzenliler
c) Pünömatik dağıtma düzenliler
d) Yatay ve dikey helezonlu dağıtma düzenliler
4) Özel Dağıtıcılar

Gübrenin Fırlatılma Uzaklığına Etki Eden Faktörler
1) Çevre hızı
2) Kanatçıkların durumu
3) Disklerin yerden yükseklikleri
4) Disklerin yere göre konumu
5) Gübrenin yapısı
6) Rüzgar durumu
7) Gübrenin diskler üzerindeki hızlanma mesafesinin uzunluğu gübrenin atılma mesafesine etki eder.

Gübreler: Bitkinin ihtiyaç duyduğu ve toprakta bulunmayan besin maddelerinin bitkiye verilmesi amacıyla yapılan işleme gübreleme denir.

Gübrelerin Sınıflandırılması
A)Organik Gübreler: Toprağa verildikleri zaman besin maddesi yanında su ve hava düzeyini düzenleyip toprak ısısını ayarlayarak biyolojik faaliyetlerin oluşmasına yardımcı olur, toprak yapısını ıslah eder. Organik gübreler toprağa verildikleri yıl taşıdıkları besin maddesinin ancak %20 sini bitki için yarayışlı bir formda toprağa sunarlar.

Organik Gübrelerin Çeşitleri;
1) Çiftlik gübresi
2) Sap ve diğer artıkların çürütülmesiyle yapılan gübreleme ( Kompost )
3) Şerbet
4) Akıcı özellikteki ahır gübresi
5) Yeşil gübre
6) Tarlada kalan bitki artıklarının parçalanıp gömülerek çürütülmesi
B)Mineral Gübreler: Bitki besin maddelerine bir veya bir kaçını bünyesinde bulundurur. Toprak ıslahında kullanılmaz. Uzun süre organik gübre ile takviye edilmeden toprağa mineral gübre verilmesi toprağın yapısını bozabilir.




MİNERAL GÜBRELER ŞÖYLE SINIFLANDIRILABİLİR;
1) Gübrenin Yapısına Göre
a) Katı Gübreler b) Sıvı Gübreler c) Gaz Gübreler
2) İçerdiği Besin Maddesine Göre
a) Azotlu b) Fosforlu c) Potaslı d) Kompoze Gübreler
Bitki Besin Maddeleri
Organik Madde: Organik madde toprak içerisinde bulunan bitki ve hayvan kalıntılarıdır. Parçalanması sonucunda meydana gelen humus toprağın fiziksel özelliklerini düzeltirken diğer taraftan organik maddelerin içerisindeki besin maddeleri bitkiye yarayışlı hale geçer.
Toprakta %1-3 arasında organik madde bulunmakta olup bu oran çok azdır. Organik maddeler hafif kumlu topraklarda su besin maddesi tutulmasını arttırır. Ağır killi topraklarda ise toprağın havalanmasını iyileştirerek toprak işlemeyi kolaylaştırır. Bitkilerin beslenmesi için gerekli olan ve fazlaca kullanılan bazı bitki besin maddeleri karbon, hidrojen, azot, fosfor, kalsiyum, potasyum, magnezyum, kükürt ve demirdir. Az miktarda kullanılanlar ise mangan, bor, bakır, çinko, molibden, kobalt ve selenyum dur.
Karbon,Oksijen ve Hidrojen: Havanın içerisinde %21 Oksijen, %79 Azot, %0,03 Karbondioksit bulunan bir gazdır.
Bitkiler ihtiyaç duydukları karbon ve oksijeni havadaki karbondioksitten alırlar. Hidrojen ise topraktan alınan su vasıtasıyla sağlanır. Oksijen, Karbon, ve Hidrojen bitki kuru ağırlığının %90 dan fazlasını oluşturur.
Azot: Toprağın orijini olan kayada azot hiç yoktur. Topraktaki azotun hemen hemen tamamı havadaki azottan temin edilir. Mercimek, Yonca, Korunga, Üçgül, Fasulye, Nohut, Bakla, Soya Fasulyesi, gibi fiğ gibi baklagil bitkileri havadaki azotu köklerinde biriktirerek toprağa verirler. Buğday, Mısır, Şeker Pancarı, Pamuk gibi bütün bitkiler baklagil bitkilerinin toprakta depoladığı azotu kullanırlar. Bu azotun yeterli bulunmadığı durumlarda azot ihtiyacı azotlu gübreler ile temin edilir.
Bitkiler genellikle azotu amonyak ( NH 4+) veya Nitrat ( NH 3-) halinde suda erimiş olarak alırlar. Bitkilerin kullanabileceği bu azot topraktaki toplam azotun %2 si kadardır.
Amonyum halinde olanlar nitrat halindekilere göre daha uzun süre toprakta tutunur. Ve yağışlarla daha az yıkanarak toprak derinliklerine akar.
Buna karşılık amonyaklı gübre toprak yüzeyine serpildiğinde özellikle kireçli toraklarda ve sıcak havalarda amonyak gaz haline geçerek kaybolma tehlikesi vardır. Bu nedenle gübreleme yapılırken amonyaklı gübreler sülfat formunda Taban Gübresi olarak toprağa verilir. Nitratlı gübreler ise (Amonyum Nitrat) Üst Gübre olarak toprak yüzeyine serpilir. Azot eksikliği olan yerlerdeki bitkiler genellikle normal büyümez yapraklar küçük sarı veya sarımtırak yeşil olur. Alt veya yaşlı yapraklar kuruyarak ölür, dane iyi ve dolgun olmaz dane ve yapraklarda protein miktarı düşer çiçeklenme normal olmaz verim azalır.
Azot Fazlalığı: Bitkilerde fazla azot vegetatif gelişme periyodu uzatır. Çiçeklenme gecikir. Vegatatif akşam yani dal, sürgün ve yaprak miktarı fazla iri geniş ve uzun yapraklı olur. Buna karşılık generatif gelişme zayıf kalır. Meyvelerde geç olgunlaşma meydana gelir.
Fosfor: Biki için en önemli besin maddelerinden biridir. Toprakta % 0,02 – % 0,15 arasında fosfor bulunur. Ancak bunun çok az bir kısmı bitki tarafından alınabilir. Özellikle killi topraklarda kil miktarına bağlı olarak fosforun önemli bir kısmı toprak tarafından tutulur.
Fosfor bitkide enerji depolanması ve taşınması genlerin ve kromozonların yapı taşı olması ve besinlerin taşınması gibi fizyolojik görevleri vardır.
Fosfor, bitkinin tohum ve meyvelerinde yaprak ve diğer kısımlara nazaran daha fazla bulunur. Fosfor eksikliğinde bitkiler normal büyümez. Bodur kalır. Mahsul az ve kalitesiz olur. Meyve döker hasat gecikir. Özellikle alt yapraklarda mavimtrak yeşil veya kırmızıyı çalan morumsu bir renk görülür.
Gübreleme yapılırken fosforun kök bölgesine yakın bir şekilde verilmesi gerekir.
Potasyum: Bitkinin büyümesi ve çoğalması için önemli bir besin maddesidir. Potasyum ürünün miktar ve kalitesine olumlu etki yapar. Hububat saplarının sertleşmesine yardımcı olarak fazla azottan kaynaklanan yatmayı önler. Toprakta çok fazla miktarda fosfor bulunması halinde meydana gelecek olan erken olgunlaşmanın önüne geçer. Potasyum meyvenin dayanıklılığına yağ, nişasta, şeker, oranlarının artmasına katkıda bulunur. Renk, tat ve koku gibi özellikleri düzeltir.
Kalsiyum: Ülkemiz toprakları kalsiyum bakımından zengindir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde kalsiyum yıkanmadığından toprakta yeterince bulunmaktadır. Hatta bazı yerlerde mikro elementlerin akımını engelleyecek düzeyde kalsiyum bulunmaktadır. Kalsiyum hücre bölünmesinde ve tohum çimlenme oranının artmasında önemli rol oynar.
Magnezyum: Toprakta kalsiyumdan daha az miktarda bulunur. Yaprağa yeşil rengi veren klorofilin terkibinde magnezyum vardır. Çeşitli enzim sistemlerinde görev yapar. Magnezyum noksanlığı protein sentezini engellemektedir. Fazla miktarda potasyumlu gübre verilmesi magnezyum noksanlığına yol açar. Günümüzde azotlu ve fosforlu gübrelerin çok kullanılması magnezyumlu gübre kullanımını gerekli hale getirmiştir. Nadiren magnezyum fazlalığı görülen topraklar olabilir. Bu topraklarda yetişen bitkilerde potasyum alınımı engeller. Ağaçlarda kök gelişimi olumsuz etkilenir.
Kükürt: Kükürt, organik maddenin yapısında bulunan bir elementtir. Klorofil oluşumu için gereklidir. Bitkinin soğuğa dayanımını arttırır. Kükürt eksikliğinde azotta olduğu gibi bitkilerde sararma görülür. Yalnız bu sararma azottaki gibi yaşlı yapraklardan değil genç yapraklardan başlar.
Demir: Topraklar demir açısından zengin olmasına karşın ortamda kalsiyumun fazla olması (Kireçli Topraklar) ve havalanmasının yeterli olmadığı topraklarda bitkilerde demir eksikliği görülür. Demir eksikliğinde genellikle genç yapraklarda sararma (Kloroz) görülür.
Meyve ağaçlarında demir eksikliği bazı dallarda görülüp bazı dallarda görülmemesi sık karşılaşılan bir olaydır. Demir eksikliğinde meydana gelen klorozu gidermek için kara boya veya demir sülfat dönen demir içerikli kimyasal maddelerin bitkiye verilmesidir.
Kireçli topraklarda verilen demir sülfatın toprakta tutulmaması için ağaç dalları altına açılacak 20-25 cm genişlik ve derinlikteki çukura çiftlik gübresi konulduktan sonra bir-iki kğ./ağaç karaboya dökülür ve çukur toprakla kapatılırsa kloroz zamanla kaybolacaktır. Bunun dışında suda eriyen demir içerikleri yaprak gübreleme ile bitkiye verilmesi de mümkündür.
Çinko: Bitkiler; çinkoyu suda çözülebilir formda aktif olarak alırlar. Çinko bitkilerde enzimlerin yapı elementi olarak ve aktive edilmesinde protein sentezinde ve karbonhidrat metebolizmasında görev alan önemli bir elementtir. Bağlarda çinko noksanlığı yaygın görülür. Damarlar arasında lekeler oluşur. Yapraklar küçük dar ve dişli olur. Salkımlar seyrek ve üzüm taneleri küçük olur.
Çinko eksikliğinde 100 litre suya yarım kilo çinko sülfat 250gram sönmüş kireç ve 200gram çözelti meyve tutumundan itibaren ihtiyaca göre 20’şer gün aralıklarla yapraklara püskürtülerek verilir.
TİCARİ GÜBRELER
1.)Azotlu Gübreler :
A-) Amonyum Sülfat: Toz Şekere benzediği için şeker gübresi olarakta adladırılır. İçerisinde % 21 oranında azot vardır. Asit karakterli bir gübredir.
B-) Amonyum Nitrat: Amonyum nitrat içerisinde % 33-33,5 oranında azot bulundurur. Dünyada en çok tüketilen gübredir. Amonyum Nitrat çok rutubet çeker, bu nedenle uzun süre muhafazası zordur. Muhafaza esnasında üst üste 8 torbadan fazla konulmamalı gübre ile aynı yerde benzin, gaz yağı gibi maddeleri bulundurmamalıdır.
C-) Üre: İçerisinde %45 - %46 oranında azot bulundurur. Diğer azotlu gübrelere kıyasla yağmur suyu ile yıkanması daha zordur. Genellikle taban gübre olarak kullanılır.




2.) Fosforlu Gübreler:
A-) Süper Fosfat: İçerisinde %16-18 oranında fosfor asidi vardır.
B-) Trible Süper Fosfat: İçerisinde %43-46 oranında fosfor asidi vardır. Fosforlu gübreler ekim veya dikimde tohum veya kök derinliğine gömülür. Nem çekme özellikleri azotlu gübrelerde daha azdır.
3.) Potasyumlu Gübreler:
A-) Potasyum Sülfat: İçerisinde %48-52 oranında potasyum oksit bulunur. Potasyumlu gübreler toprak analizi sonucu toprakta eksikliği tespit edilince verilir.
B-) Potasyum Klorür: İçerisinde %50-60 oranında potasyum oksit bulunur.
4.) Kompoze Gübreler: İçerisinde birden fazla besin maddesi bulundururlar. İçerisindeki besin maddelerinin yüzdesi torba üzerine yazılıdır. Kompoze gübreler birden fazla gübre içerdiği için gübrenin verilmesi daha ekonomiktir. Buna karşılık bu tip gübrelerin bitkinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin tam karşılayamaması iklim ve toprak özelliklerine göre azotlu ve fosforlu gübrelerin farklı zamanlarda verilmesi bu gübrelerde mümkün olmaması olumsuz tarafları arasında yer almaktadır. Kompoze gübrelerde aranılacak en önemli hususi Gübrelerdeki fosforun suda eriyebilirlik oranının yüksek olması istenir.
KOMPOZE GÜBRE ATMA ŞEMASI
MİKTAR AZOT FOSFOR POTAS
N P K
% % %
20 20 0
50 KĞ 10 KĞ SAF 10 KĞ SAF 0
30 KĞ DOLGU MADDESİDİR
Meyve Ağaçlarını Gübrelenmesi: Meyve ağaçlarında gübreleme ılıman bölgelerde Şubat, Mart aylarında kışı şiddetli olan bölgelerde Mart veya Nisan aylarında yapılır. Gübrelemede fosfor ve potasyum tamamı azotun ise yarısı verilmelidir. Azotun ikinci yarısı ise iki üç ay sonra sulamadan hemen önce toprak yüzeyine verilerek tırmıkla toprağa karıştırılır.
Ağaç Gübre Uygulaması
-Taç iz düşümü işaretlenir
-Ağacın gövdesinden itibaren 50-60 cm lik
alan boş bırakılarak diğer kısmın üzerine
azotlu gübre serpilir. Tırmıkla karıştırılır.
Kuru ve Sulu Bağlarda Gübre Uygulaması
Bağ (kuru): 5-7 Kğ/d Saf Azot 4-6 Kğ/d Saf Fosfor
Bağ (Sulu): 8-10 Kğ/d Saf Azot 6-8 Kğ/d Saf Fosfor
Fosfor ve potasın tamamı Şubat Mart ayında
Azotlu gübre ise İlkbaharda çapayla verilir.
Meyve Ağaçlarında Gübre Uygulaması
Ağaç başına 02-03 Kğ/d Saf Azot
Ağaç başına 015-020 Kğ/d Saf Azot verilir.
Örnek: 50 dk lık bir alana 6 m ara ile meyve ağacı dikilmiştir. 50 kğ lık amonyum sülfat tan kaç torba kullanılması gerekmektedir.

50 kğ 10,5 kğ
X 278
 
Katılım
29.01.2008
Mesajlar
295
Konum
adana
: TARIMSAL BİLGİ PAYLAŞIMI

mısır konusunda bazı noksan ve yanlışlar..kesinlikle pnomatik mibzer...sıra arası 70 cm fakat sıra üzeri 16-17 cm en verimli ölçü..derin sürek mutlaka ki şart.ne kadar derin sürebiliyorsanız o kadar verim demek. fazla çapalamaya gerek yok tek çapa ve diz boyunda banda gübre boğaz doldurma yeterli..saçak köklü olduğu için özellikle banda gübre ve boğaz doldurma gayette yüzlek yapılmalı..20 cm boyundaki mısırda 20 cm kök olduğunu unutmayın.gözlerimle gördüğüm bi olay.ve gübreleme konusunda mutlaka tahlil yaptırın.ana üründe mevsim şartları uygunsa yetişme süreesi en uzun çeşitleri secin.verim açısından.
 
Katılım
06.12.2007
Mesajlar
13,525
Konum
Ankara

: TARIMSAL BİLGİ PAYLAŞIMI

katılıyorum özellikle ekimde çok dikakt edilmeli biz bundan 3-4 sene önce ilk defa ektiğimizde yanlış ekmiştik ondan kazayağını çekerken bir sırayı söktü ekim aralıkları iyi ayarlanmalı
 
Katılım
14.11.2007
Mesajlar
349
: TARIMSAL BİLGİ PAYLAŞIMI

Bilgiler için teşekkürler, ayrıca sercan verdiğin bilgiler için sanada teşekkürler, mısır çok su ve bol oksijen isteyen bi bitki,eğer toprakda geniç gözenekler yoksa bitki hava alamıyo, sulamak hem toprakta gözenekler oluşturuyo hemde bitkinin gelişip fotosentez yapabilmesi için güneşten sonra en önemli şey.
 

Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt