Atatürk'ün Çocukluk Anıları: Büyük Kurtarıcı

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK ANILARI: BÜYÜK KURTARICI
Atatürk'ün kız kardeşleri Makbule ile Naciye tartışıyordu.
Naciye: Abla, son günlerde annem ve babamın konuşmalarından şu sonuca ulaştım: Osmanlı kötüye gidiyor ve önlem alınmazsa sonumuz bir felaket.
Bunun üzerine Makbule: Doğrudur. Bir kötü gidişat var ama önlem alınmıyor. Saray yabancı kadınlarla doluymuş. Padişahın annesi yabancıymış. Annemiz Zübeyde Hanım bir Türk. Biz de Türküz diyoruz. Annemiz fransız veya rus olsaydı, biz de fransız ve rus olurduk. Fransa'ya ve Rusya'ya hizmet ederdik. Türkleri kendimize düşman bilirdik.
Naciye: Abla, sen bunları biliyorsun. Sadrazam ve vezirler de biliyor. Önlem alsalar ya.
Makbule: Naciye, biliyorsun, ben Osmanlı tarihini araştırdım. Belli bir dönemden sonra kaç tane Türk sadrazam ve vezir adı söyleyebilirsin?
Naciye: Çoğu başka milletlerden, aralarında Türk yok gibi.
Makbule: Bunlardan Osmanlı Devleti yıkılmasın demesini bekleyemezsin.

---------------------------------------------------------------------


BEN BEBEK MİYDİM?
Yıl 1872. Evde oturmaktan canı sıkılan Fatma'yı annesi Selanik sokaklarında gezmeye çıkardı. Sokaklar bomboştu, Arada bir tek tük adamlar geçiyordu. Bu Selanik'te kadın yok muydu? Çocuklar evet çocuklar hani neredeydi? Neden eve kapatılmıştı? Bu durum Fatma'nın kafasına takıldı. Annesine şöyle bir soru sordu: Yemeklerimi yemiyordum ya o zaman ben bebek miydim? Zübeyde Hanım derinden etkilendi. Bilmem kaç zaman önce Fatma ile böyle bir fikir alışverişi olmuştu. Fatma, yemeklerini neden yemiyorsun, demişliği vardı ama Fatma'nın bunu hatırlaması olanaksızdı. Zübeyde Hanım, Fatma'sına sıkıca sarıldı.
Daha sonra sahile çıktılar. Boylu boyunca Ege Denizi önlerinde uzanıyordu. Vur patlasın, çal oynasın eğlenen, günün yirmi dört saati etkinliğini gösteren sahil gazinolarında ermeni, rum, yunan ve diğerleri coşku doluydu. Zübeyde Hanım kızı Fatma'nın elini sıkıca tuttu. Eve doğru yöneldi. Ali Rıza Bey işten dönmüş ve yorgun olmalıydı. O geldiğinde mutfakta olmamak yakışık almazdı.

-----------------------------------------------------------------------


BİR TORBA BALIK
Ali Rıza Bey ile oğlu Ahmet o sabah erkenden kalktı. Akşamdan sözleşmişlerdi, yarınki balık tutma işi için. Önceleri Zübeyde Hanım karşı çıkmıştı. Ne gereği var canım, sabah erken kalkmanın. Biraz uykunuzu alıp bir iki saat geç kalksanız da olur. Sanki Ege Denizi'nin balıkları, Ali Rıza Bey ile Ahmet gelecek ve biz onların oltasına ilk takılan olacağız mı diyecekler, dediyse de dinletemedi. Zübeyde Hanım onları sabah erkenden yolcu etti.
Ali Rıza Bey ile Ahmet çok hırslıydı. Ellerinde birer olta ve gelsindi balıklar, atılsınlardı oltaya, bakalım kim, kaç balık yakalayacaktı?

Aradan saatler geçti. Ali Rıza Bey ve Ahmet saatlerdir denize olta atıyordu. Oltanın ucundaki yem yeniyor ama balık yakalanmıyordu. Kavanoz içinde getirilen yemler bitmiş ama ortada balık yoktu.
İkindi vaktini geçmişti. Ali Rıza Bey ve Ahmet, bu balıklar bizi sevmedi. Yem yiyor ama kaçıyorlar. Anneni ben severim, sen de seversin. Dönerken balık alalım, annen de sevinsin ama aramızda sır. Aradan yüz yıl geçse bile anneye söylemek yok.
Bunun üzerine Ahmet, merak etme baba. Bizim balık almamızın kimseye zararı yok.
Ali Rıza Bey ile Ahmet, akşamüstü bir torba balıkla eve giriş yaptı. Zübeyde Hanım onları coşkuyla karşıladı. Akşam yemeğinde bol bol balık yediler.

-----------------------------------------------------------------


ALİ RIZA BEY'İN ÇOCUKLUĞU
Ali Rıza on dört yaşındaydı. Arkadaşı Osman'la komşu köye gitmiş ve yalnız geri dönüyordu. Gök gürlemeye başladı. Belli yağmur geliyordu. Ali Rıza adımlarını hızlandırdı. Köyüne daha yol vardı. Bir saçak altı, bir girdap bulup yağmurun dinmesini beklemeliydi. Karşıda bir çınar ağacı gördü. Onların yüzlerce yıl yaşayanı vardı. Ne fırtınalar, yağmurlar atlatırlardı. Hem bu çınar ağacı tam bir saçak altıydı. Oraya sığınırsa yağmurun damlası değmezdi. Aniden gökyüzünde bir şimşek çaktı. Sonrasında uzaklara yıldırım düştü. İleride gökyüzü daha karaydı. Kısa bir süre sonra doğa gerçek gücünü gösterip yağmur damlalarını ağırlaştırırdı. Pek çok şimşek çaktırıp yıldırım düşürür ve bazı canlıların yaşamlarını sonlandırırdı. Ali Rıza oralarda bir çukur bulup içine sindi. Zaten sırılsıklam ıslanmıştı. Yağmurdan korkusu yoktu. O'nun düşüncesi yıldırımdı. Her şimşek çakışında korkmuyordu ama ürperiyordu.

Al Rıza bir anlık zaman diliminde başını yukarı kaldırıp ileri baktı. Adamın biri hızla gelerek çınarın altına sığındı. Saniyesinde şimşek çaktı ve yıldırım düştü. Boğuk bir feryat duyuldu ve adam yere yığıldı.
Ali Rıza: Vay anasını, demek ben oraya önce varsaydım yıldırım bana düşecekti. Beni bu hayattan silip süpürecekti. Ben bu hayatta var olmalıyım ve en azından çocuklarım olmalı.
Sonradan yağmur dindi. Ali Rıza çukurdan çıktı, çınarın altına gitti. Yıldırım adamı yakmış ve ikiye bölmüştü. Daha sonra köyüne doğru yöneldi. Köy kahvesinde olanları anlattı ve yardım etmelerini istedi.

Ali Rıza evine vardığında annesi Ayşe Hanım olanları dinleyince çok şaşırdı. O, insan hayatının doğa tarafından bu kadar kolay yok edilemeyeceği düşüncesindeydi. Kulaktan dolma değerlerle hayatı şekillendirirdi. Ali Rıza'nın anlattığı bu olay ve yorumu hayatına değişik bir bakış açısı kazandırmıştı.
Ali Rıza bir süre daha hayata devam edebileceği düşüncesindeydi. Belki bir gün evlenir, çocukları olurdu. Eğer çocukları olursa, onları çok sevecekti.

Atatürk'ün Çocukluğu - Ezgi Yayınları - Yayın Yılı: Aralık 1994

-------------------------------------------------------------------------

GERÇEK OLAN NEDİR?
Ali Rıza ile Zübeyde nişanlanalı bir ay olmuştu ki bunlar Selanik sokaklarında gezmeye çıktı.
Ali Rıza: Zübeyde istersen şurada oturalım. Ege Denizi önümüzde, Selanik arkamızda biz hayattan başka ne bekleriz?
Bunun üzerine Zübeyde: Ali Rıza, hayattan istenecek çok şey var ama hayat bunları bir anda bize vermiyor. Kısım kısım veriyor. Bazen hiç vermez.
Ali Rıza: Bilirim Zübeyde, bilirim. Onun öyle olduğunu bilirim.
Zübeyde: Biz hayat olsak hayatı kurgulasak. Hayat kötü olsa iyi insanları kötülüğe yönlendirse işsiz bıraksa soygun yaptırsa sen buna iyidir diyebilir misin?
Ali Rıza: Annesi hasta olan genç adam işsizdi, parası yoktu. Bu genç eczaneye girdi. Eczacıya reçeteyi gösterdi, gerekli olan ilaçları aldı. Dört kutu ilaç. Para vermeden çıkıp gitti. Zübeyde, sen hakim olsan bu genci hapse atabilir misin? Belki annesi ertesi gün kalkıp yürüyecek. Zaten eczacı şikayetçi olmamış.
Zübeyde: Bak Ali Rıza, bunlar göreceli kavramlar. On kişi olsa beşi evet der, beşi karşı çıkar. Herkes akıl fikir düzeyi, zeka seviyesi açısından fikir ileri sürüp yorum yapar ama gerçek olan nedir?

-----------------------------------------------------------------------


DÜĞÜNE DÖRT GÜN KALDI
Ali Rıza ile Zübeyde için, nikah törenine dört gün kalmıştı. Bunlar yine bir fırsatını bulup yalnızlığa adım atmıştı.
Ali Rıza: Zübeyde sen böyle konuları konuşmaktan hoşlanmazsın ama ben yine de sormak istiyorum. Biz evlenince kaç çocuğumuz olsun istersin?
Zübeyde: Aman Ali Rıza, hele bir çocuğumuz olsun, ben onu el bebek, gül bebek beslerim. Araştırdım ve buldum. Yeni evli çiftlerin ilk çocukları yüzde yetmiş ihtimalle kız oluyormuş. Belki yüz yıl sonra bu yüzde seksene çıkarmış. Ali Rıza, ilk çocuğumuz kız olsa sen bundan rahatsız olur musun?
Ali Rıza: Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Zübeyde, sen beni iyi tanımamışsın. Kızım olsun, oğlum olsun onu bağrıma basarım.

Sonunda o dört gün geçti. Ali Rıza ile Zübeyde evlendi. İlk çocukları Fatma oldu. Ali Rıza ile Zübeyde onu bağrına bastı. Gelecekte onları mutlu günler bekliyordu.
Aradan yıllar geçti. Fatma dördüncü yaş gününü kutluyordu. Zübeyde Hanım yaptığı pastanın üstüne dört mum dikmişti. Fatma mumları üfledi ve dört yaşına girdi. Önünde uzun bir yaşam vardı ve O bu şansını sonuna kadar kullanırdı.

---------------------------------------------------------------------


GAGASI OLMAYAN KARTAL
Atatürk'ün abileri Ahmet 9, Ömer 8 yaşındaydı. Kardeşleri 2 yaşındaki Mustafa'nın elinden tutarak mutfağa gittiler. Annelerinden bir hikaye anlatmasını isteyeceklerdi ama anneleri mutfakta yoktu. Odalara baktılar, evde yoktu. Yatak odasına yöneldiler. Babaları Ali Rıza Bey orada olmalıydı. Kapıyı çaldılar, içeriden buyurun, gelin denince içeri girdiler.
Ali Rıza Bey: Krallarım benim, şahlarım, padişahlarım! Siz üçünüz bir anda tarih sahnesinden silinseniz, ben kime oğlum derim? Kim benim adımı tarih karşısında yargılar? Kim benim adımı tarihe sabitler? Siz üç oğlumdan en az biri büyük işler başarsın ve benim adım da bu O'nun babasıdır diye anılsın. Tarihe geçsin. Yüzyıl sonra yeniden dünyaya gelsem ve adım kitaplarda yoksa hakkımı helal etmem bilmiş olun.

Bunun üzerine Ahmet: Baba, yüzyıl sonra bizim adımızdan yola çıkarak tarih kitaplarında bolca varsan ne diyeceksin?
Ali Rıza Bey: O kadar mutlu olurum ki herhalde kanatlanıp gökyüzüne uçarım.
Sonrasında derin bir sessizlik oldu.
Ömer: Annem mutfakta yoktu. Hikaye anlatmasını isteyecektik. Şimdi buraya geldik. Baba, bize bir hikaye anlatır mısın?
Ali Rıza Bey: Canım oğullarım, siz isteyin ben size sabaha kadar on tane hikaye anlatırım, dedi ve bir hikaye anlatmaya başladı:
Kendini gökyüzünün hakimi sanan bir kartal vardı. Çok büyüktü. Kanat açıklığı on metreyi buluyordu. Aslanlar, kaplanlar ondan korkardı. Pençelerine yakalanan hiçbir canlı sağ kurtulamazdı.. Yaşlanan kartalın gagası düşüyordu ya işte bu kartal da yaşlanınca gagası düştü. Gagası olmayan bu kartal yeni bir gaga çıkması için, aylarca bekledi. Sonunda beklemekten sıkıldı. Timsah dolu bir nehre atladı ve timsahlar onu yedi. Hikayemiz burada bitti.
Ahmet sordu: Baba, bu anlattığınız hikayeden nasıl bir ders çıkarmalıyız?
Ali Rıza Bey: Hikaye anlatmamı istediniz, işte hikaye anlattım. Varın ötesini de siz hesap edin. Ne anladıysanız onu anlatmışımdır.

------------------------------------------------------------------------


ALİ RIZA İLE ZÜBEYDE'NİN AŞKI
Ali Rıza memur olmuştu. Kazancı iyiydi. Mahalle arkadaşları, tanıdıkları, amca çocukları evlenmişti. Arkadaşlarından ikinciye çocuğu olan vardı. Düğünlerde kızlarla dans eder, şarkı söylerdi. Aşkın ve aşığın yaşatılması taraftarıydı.
Babası ve annesi nice zamandır Ali Rıza'ya kız buluyor, Ali Rıza kızı görüyor ve evlenilecek nitelikte bulmuyordu. Ali Rıza'ya kız beğendirmek çok zordu. Yaşın otuz oldu, evlen artık Ali Rıza, diyorlardı.
Günlerden bir gün babası işten dönmemişti, annesi oğlunu karşısına aldı: Bak Ali Rıza, komşular dediydi, sarı saçlı, mavi gözlü, dünya güzeli bir kız var. Adı Zübeyde. Gittim, gördüm. Terbiyeli, saygılı. Baban, sen, ben evlerine gidelim, kızı bir de sen gör.
Ali Rıza: Olur anne, istersen yarın gidelim, ne dersin?
Annesi: Tamam, yarın gidelim.

Ertesi gün Ali Rıza, annesi ve babası, Zübeyde'nin evine gitti. Ali Rıza, Zübeyde'yi görünce beyninden vurulmuşa döndü.
Bu kız geçen gece rüyasında gördüğü kızdı.
Selanik'te bu kadar güzel bir kız varmış da benim haberim yokmuş, diye kendi kendine hayıflandı. Ali Rıza'nın babası Ahmet Efendi, isterseniz gidin bahçede bir gezin gelin, dedi ve gençler bahçeye çıktı. Ali Rıza, Zübeyde ile ağaçlardan, çiçeklerden bahsederek bahçenin sonuna kadar gitti. Dönüş yolunda Zübeyde'ye evlenme teklif etti: Zübeyde, benimle evlenir misin? dedi.
Zübeyde: Niyetli olmasaydım buraya gelmezdim, dedi. Ali Rıza öylece kalakaldı. Bundan sonra ne yapması gerektiğini bilemedi.

Daha sonraki günlerde Ali Rıza ile Zübeyde, Selanik sokaklarında gezdiler, dolaştılar. Zübeyde'nin evinde nişan töreni yapıldı. Zübeyde düğün istemedi. Ali Rıza, seninle olduğum her gün bana düğün dedi ve Zübeyde'den tarafa çıktı.
Aradan günler, aylar, yıllar geçti. Onların altı tane çocukları oldu. Hepsi birbirinden değerliydi. Mustafa da bunlardan biriydi. Daha sonra Mustafa Kemal adını alacak ve yurdu istila edilen Türk'ün Kurtuluş Savaşı'nı başlatacaktı.

SON

Atatürk'ün Çocukluğu - Ezgi Yayınları - Yayın Yılı: Aralık 1994

----------------------------------------------------------------------

ALİ RIZA BEY'İN ÇOCUKLUĞU
Ali Rıza Bey, Selanik'te dünyaya geldi. İlkokulu Mahalle Mektebi'nde okudu. 12 yaşına gelince arkadaşları arasında parmakla gösterilirdi. Çok iyi tekmük oynardı. ( Şimdiki futbol maçı ) Mahalle maçlarında başı önde sahadan hiç ayrılmamıştı. Maç başlayınca geri gelir, kendini kaybettirir, sonradan ileri çıkar, ataklara katılırdı. Takımı ileri çıkmışken, rakip takım savunması buna önem vermez, defans elemanları yanında olmazdı. Top, Ali Rıza'yı severdi. Rakip kale önünde boş pozisyonda durur ve topun gelmesini beklerdi. Hata affetmez ve soğukkanlı bir vuruşla golü atardı. Gool diye öyle bir bağırır ve kaçardı ki, en hızlı koşan arkadaşı O'na yetişemezdi.

Günlerden bir gün Ali Rıza evde ders çalışıyordu. Kapı çalındı. Ali Rıza yan pencereden baktı. İki arkadaşı bekliyordu. Annesi Ayşe Hanım kapıyı açtı. Çocuklardan biri atıldı: Ali Rıza evde mi? Maçımız var da. O'nu çağırmaya geldik. Arkadaşlar bekliyor.
Ayşe Hanım: Ali Rıza'nın dersleri çokmuş. Yarın imtihanı varmış. Boşuna beklemeyin gelemez.
Aradan dakikalar geçti. Ali Rıza odanın içinde dört döndü. Eğer arkadaşlar gitmezse ben giderim, diye düşündü. Dönmeye devam etti. Ali Rıza sonradan yan pencerenin perdesini aralayıp kapı önüne baktı. Arkadaşları gitmemiş ve bekliyordu. Demek ki iş ciddiydi. Maç iddialıydı. Ali Rıza odadan çıktı. Mutfakta duran annesinin yanına gitti: Anne, arkadaşlar kapıda bekliyor. Derslerimi bitirdim. İmtihana hazırım ve en yüksek notu ben alacağım. Maça gideyim ha, ne dersin?
Annesi olur deyince Ali Rıza bir sevindi ki sormayın.

Maçın oynanacağı yere merdivenli yokuştan inilirdi. Ali Rıza yokuşun başında görününce arkadaşları arasında bir dalgalanma oldu. İşte Ali Rıza gelmişti ve bu maç kazanılırdı. Karşı takımın golcüsü Necdet uzun boyluydu ve elleri belinde bekliyordu. Ali Rıza'ya baktı. O'nu küçük görmedi ama büyük de görmedi. Arkadaşlarının neden Ali Rıza'ya bu kadar önem verdiğini anlamadı. Her zaman olduğu gibi gollerini birbiri ardına sıralar maçı kazanırdı.
Maç başlayalı on dakika olmuştu ki Necdet ikinci golünü attı. Sonrasında takımı rehavete kapıldı ve Ali Rıza sahneye çıktı. Şahlanan takım arkadaşlarıyla ileri atıldı. Ali Rıza'nın attığı dört golle maç 4-2 galibiyetle sonuçlandı.
Ali Rıza iddia gazozunu içerken, kimseyi alaya almadı. Daha sonra arkadaşlarından ayrılıp eve gelince annesi sordu: Ali Rıza maçı kazandınız mı?
Ali Rıza: Evet anne, kazandık. Onlar iki attı, ben dört attım ve maçı kazandık.
Annesi: Böyle olacağı belliydi. Ben senin kaybettiğini hiç duymadım.

------------------------------------------------------------------------


BİR ALİ RIZA BEY HİKAYESİ
Mustafa 2 yaşında, abileri Ahmet 9, Ömer 8 yaşındaydı. Üç kardeş annelerinin yanına gitti ve bir hikaye anlatmasını istedi. Anneleri Zübeyde Hanım başının ağrıdığını söyleyerek çocukları babalarına yönlendirdi ve şunu ekledi: Aman, dikkat çocuklar, ben size genelde insanlar hakkında hikaye anlattım. Babanız tilkili, kuşlu, ördekli hikaye anlatır ve hikayenin sonu tahminlerin dışındadır. Şok olursunuz. Dağılıp da gelirseniz sizi toplayamam bilmiş olun.
Ahmet: Sen bizi merak etme anne. Ben ve Ömer dağılmam, Mustafa hiç dağılmaz. Anlatsın bakalım babam hikayesini ve bizi şok etsin görelim.

Kardeşler, babalarının yanına geldiğinde Ali Rıza Bey kafasını elleri arasına almış, düşünceye dalmıştı. Ahmet olanları anlatınca hiç şaşırmadı. İnsanoğlunun çözülemeyen sorunları olunca dönüp dolaşacağı yer benim diyordu. Sonrasında Ali Rıza Bey şu hikayeyi anlattı: Bir ördek vardı. Yaşadığı çağa göre, ileri düzeyde zeka sahibiydi. Ördekler etrafında toplanır, oyunlar oynardı. Bu oynadıkları oyunlar eğlence içindi. Bizim ördekle ilgisi yoktu. Bizim ördek hayatı kendi kurgulamak isterdi. Bir kader yapıcının var olduğunu düşünmezdi. Yaşadığın kader oluyor derdi. Bir gün bu ördek üç ileri, bir geri yürürken etrafını tilkiler sardı. Onlarla söz düellosuna girdi ve onlara sorular sordu. Siz tilkisiniz ama kurttan ne farkınız var? İki tilki bir kurt eder diyorlar. Bir tilki bir kurt neden etmesin? İnsanlar hayvanat bahçesi yapıyor ve tilkiyi kafese kapatıyor. Neden tilkiler insanat bahçesi yapmıyor ve insanı tutsak etmiyor?

Aradan zaman geçtiği halde ördeğin sorduğu sorular bitmiyordu. Sonunda tilkiler, sensin, dedi ve ördeği bir tilkiden yüz kat daha zeki tilkiler kralının huzuruna çıkardı. Ördek tilkilere anlattıklarını tilkiler kralına da anlattı. Onunla söz düellosuna girdi. Bu durum tilkiler kralını rahatsız etti. Şu ördek de kimdi ve tilkiler dünyasına hücum etmişti? Bunlardan yüz tanesini toplasan bir tilki etmezdi. Tilkiler kralı, on yıllık krallığının son bombasını patlattı: -- Siz ördekler, kanatlarınız var uçuyorsunuz. Kanatlarınızı tilkilere verseniz, tilkiler dünyaya hakim olurdu. Neden dünyaya hakim olamıyorsunuz? Sizi engelleyen nedir?
-- Tilkiler kralı, biz dünyaya hakim olamıyoruz, siz de hakim olamıyorsunuz. O zaman gücünüzü kurtlara verin de kurtlar dünyaya hakim olsun, dedi. Bunu duyan kurtlar harekete geçti ve dünya yönetimini aldı.
Çocuklar, işte bundan dolayıdır ki, hiçbir kurdu evcilleştiremezsin. Sirklerde gösteri yapan aslanlar, kaplanlar evcilleştirilmiştir. Ben bunca yıllık yaşamım boyunca hiçbir kurdun sirkte gösteri yaptığını duymadım.

Ali Rıza Bey sözlerini tamamladığında oğulları şok halindeydi. Bildik bilginin dışına çıkılmış ve kendilerine bilinmedik bilgi verilmişti. Babalarının yanında ayrılırken, biraz daha özgür ve mutluydular. Tam özgürlük Ali Rıza Bey'in hikayelerinde saklıydı.

SON

Atatürk'ün Çocukluğu - Ezgi Yayınları - Yayın Yılı: Aralık 1994

*** Tümosan EVO ve RETRO serileri ***

Tarih tekerrür ediyor. 1977'da Fiatagri'nin traktör ve motor mühendislik lisanslarını almasıyla üretime başlayıp yıllarca traktör ürettiler.

Şimdi ise yeni EVO'da motor, kabin, şanzıman gibi önemli parçalar Avrupa'daki firmalardan tedarik edildi, en yakın zamanda bu parçalar fabrikamızda üretilecek dediler.

İnşallah tekrarı yaşanmaz, Tümosan artık teknoloji ve kalite konusunda inatçı davranmayı bırakır da; bugün lisans, hammadde ve hatta traktörlerini satın aldığımız ülkelere bunları ihraç ederiz.
Geriye ne kaldı,dört tane lastikle fiberglastan bir kaput mu?

En Uzun Topic Rekorunu TrakKulüp İle Kıralım

Garmin glo tarzı bir cihaz mı kullanıyorsunuz acaba?
M8N gps modülü ve dahili anten içeren Radiolink TS100 kullandım. Teknik dokümanlarda Egnos uydularıyla 50cm hassasiyet sağladığı belirtiliyordu. Ancak tutmadı maalesef.

Garmin glo 2 ile alakalı mesajları forumda okumuştum. Ancak teknik belgelerinde hassasiyet buna göre daha yüksekti ve 8000 TL civarında olduğu için tercih etmemiştim.

Kolaygelsin malesef ülkemizde rtk destekli gnss kartı yok tek bant kartlar iyi sonuç vermiyor
Ag open ile hassas sonuç alabilmek için rtk destekli gps lazım
Yeni konu açın paylaşımlarınızı bekleriz
arada kaynayıp gitmesin
Teşekkürler. Agopengps kolay başlangıç makalelerinde RTK destekli U-blox Z9P ve MB-00 anten öneriliyor: https://agopengps.gitbook.io/agopen...t-to-buy/tl-dr-cut-to-the-chase-what-do-i-buy

Bu GNSS kartını Avrupada Ardusimple montajlıyor. Ürünü satın alırken ülke seçiminde İran, Afganistan, Suriye'yi seçseniz bile sorun olmazken; Türkiye için "Yüksek gümrük tarifesinden dolayı yerel tedarikçimiz Kayra Elektronik ile anlaşarak satın alma işleminize devam etmenizi öneririz" bilgi mesajı yazıyor. Gelişmekte olan değil, gelişmemekte inat eden bir coğrafyada normal şeyler. Neyse...

Ben iletişime geçtim. Bana Ardusimple mağazasındaki fiyata göre x1.25 + KDV Euro fiyat verdiler: https://www.ardusimple.com/product/simplertk2b-basic-starter-kit-ip65/

Bileşen toplama işi çok zor görünmüyor. Aracı ithalatçıya gerek kalmadan da bazı parçaları Türkiye'deki online mağazalardan alabiliriz. Öne çıkanlar bunlar:

Imu (eğim ölçer): https://www.e-komponent.com/adafrui...YIuT9eUjNgTvywr8etjdIj8Q_xFZDy6OarFAcI13YQygG

Teensy 4.1 kart:

Direksiyon motoru/direksiyon valfi yönlendirici kartı: https://farnell.samm.com/3932110-seeed-studio-108070021-driver-board-motor-driver-sf

Ancak PCB kart işi bu gümrük tarifesinde sıkıntılı. Yerli PCB üreticileriyle iletişime geçtim ancak yetkin değiller. İlçemizde daha önce AgopenGPS sistemi kurulumu yapan bir teknoloji şirketi ile iletişime geçtim (ismini paylaşmamı istemedi). PCB işini onunla halledeceğim inşallah.

Buğday da bitki besleme gübreleme ve ilaçlama

Aleyküm selam , öncellikle bereketli olsun buğday gübreleme programın gayet profesyonel ve 'elit' bir liste olmuş. Su sorununun olmaması bu ürünlerin etkisini maksimuma çıkaracaktır. Seçtiğin Combi Plus ve Powerstim kardeşleşmeyi güzel tetikler ama tabanda eksikse mutlaka Çinko takviyesini de ihmal etme. Priaxor ve Verben seçimi yüksek verim ve sulu tarım için tam yerinde bir sigorta olmuş. Başak öncesi atacağın Potasyum yanına, makarnalık buğdayda protein ve camsılığı artırmak için mutlaka yavaş salınımlı sıvı azot eklemeni öneririm. Son olarak, bu kadar kaliteli ürünlerden tam verim almak için ilaçlama suyunun pH dengesine dikkat edersen hedeflediğin 850 kg rakamlarını çok rahat görebilirsin. Bereketli olsun..

PH düzenleyici olarak Brandt 7 Süper öneriyorum
Aminoasit olarak ben Complesal kullanıyorum yakınlarında varsa ziraatcı da Basf Elit plus ürününü sor
Çinko olarak ben İnfinify kullandım ama yoksa Dasa veya ona muail birşeyler bak
Potasyum ve azot kaynağı olarak ben Stoller N Stoller K kullanıcam
Haifa Wheat ve DKP de ekleyeiblirsin
Deniz yosunu olmazsa
Silisyum bitki için çok önemli kaçırma derim
Verbeni şimdi atarsan 1 ay sonra Priaxoru girip tam koruma sağlarsın
Bu arada Fetrilon Comb 2 içindeki mangan sayesinde Yieldon içeriği bakımından Priaxoru çok sever yani karşıklıklı etkileşimdeler buğdayları uçururlar benden demesi.
Çok teşekkür ederim

Tarım Arazilerinde İzin Verilecek Yapılar Yeniden Düzenlendi.

• Tarım arazilerine kaçak yapılan bungalov, konteyner ve bağ evi gibi tüm yapılar için yıkım kararı verilecek.
• Kaçak yapılar 1 ay içinde yıkılacak, araziler eski haline getirilecek.
• Devlet yıkımı yaparsa masrafını karşı taraftan tahsil edecek.
• Yapılara elektrik, su ve doğalgaz aboneliği verilmeyecek.
• Abonelik açan kurumlara her bir abone için 100 bin TL ceza kesilecek.
• İptal edilmeyen her ay için ek 100 bin TL ceza uygulanacak.
• Tarım arazilerine yapı inşa etmek için 'Toprak Koruma Kurulu' izni gerekecek.
• Başvuru yapmayan ya da izin talebi reddedilen kişiler, 2 ay içerisinde arazisini yeniden tarıma uygun hale getirecek.
• Bağ evleri için en az 5 dönüm arazi şartı bulunacak.
• Yapı büyüklüğü 30 metrekareyi geçemeyecek.
• 1 parselde yalnızca 1 ev yapılabilecek.
• 1 aile aynı bölgede yalnızca 1 bağ evine sahip olabilecek.
• Dikili tarım arazilerinde ise 1 dönüm arazi ile 30 metrekarelik tarımsal yapı yapılabilecek.
• Dikili tarım arazilerinde ise ağaçların ekonomik ömrü dolmadan arazi sınıfı değiştirilemeyecek.

Massey Ferguson 5713 SL İncelemesi

Çok güzel makine, tasarımı eskimedi ve bahsettiğiniz gibi hâlen daha güncelliğini koruyor.

Traktörün genel görünümü çok güzel, ön kaput ve farların duruşu göz alıcı.

Eğimli kaput tasarımı sayesinde ön ataşman kullanımı için çok ideal, traktör kompakt bir tasarıma sahip genel olarak.

Ön ağırlıklarını beğendim, boyutları ve dilimler halinde sunulmasını beğeniyorum.

Traktörün aydınlatma lambaları çok güzel konumlandırılmış, kabin üstündeki çok açılı aydınlatmalar, arka çamurluk üzerindeki spotlar ve sinyal lambası direğinde her açıya çevrilebilir spot aydınlatmalar harika.

Traktörün arka tarafı genel olarak güzel ve sınıfına göre yeterli, 4 çift ve 8 adet hidrolik güç çıkışı çok iyi, hidrolik kaldırma kapasitesi güzel, kalın destek pistonları var. Çamurluk üstünde hidrolik kolları indirip kaldırma için butonlar var, yine çamurluk üstünde pto açıp kapatmak için buton var. Sadece asansör çeki demiri de olmalıydı diyebilirim.

Arka lastiklerinde ağırlık olup olmamasına pek takılmıyorum.

Kabin içi çok güzel, bej rengi ferahlık hissiyatı veriyor.

Gösterge paneli çok güzel olmuş, beyaz kadranlı devir saati güzel duruyor..

Şatıl tasarımı harika, şatıl üzerindeki vites arttırıp azaltma özelliği çok güzel, mesela operatör sol eliyle ileri geri manevra ve direksiyon idare edilebilirken aynı anda vitesi arttırıp azaltabilir, bunları yaparken sağ eliyle de başka fonksiyonları idare edilebilir, çok güzel düşünülmüş.

Sürücü koltuğu güzel olmuş, ikinci kişi için de yeterli koltuk var.

Operatör sağ taraftaki konsoldan birçok fonksiyon rahatlıkla idare edilebilir..

Hidrolik güç çıkışı kontrol etmek için iki çift güç çıkışı buton ile, diğer iki çift ise kolları kullanarak kontrol edilebilir, ikisi butonlu sunulması bile konforlu sayılır.

Massey Ferguson 2630 İncelemesi

Burada saplanmış pulluk yüzünden şahlanmış traktörde ,pulluğu çıkaracak kadar güç gerekir demişsiniz hocam ama çıkaracak güç olsaydı zaten şahlanmazdı.Tarlamın birinde ortalarda yarım dekar çorak yer var, dörtlü dönerli pullukla birazda derin sürüyorum herhalde , orada Erkunt 110 iki metre şahlandı,orada yapılacak iş o traktörü kazasız belasız yere indirmek çünkü dikkatsizce hızlı bir şekilde indirip tonlarca ağırlıkta traktörü yere çarptırmak büyük arızalar,kırılmalar,yapabilir.Bende dikkatlice indirip geri giderek pulluğu çıkardım,o kısmı yüzeyel sürdüm.Demek istediğim,gerekirse geri de gidilir,yeter ki traktöre zarar vermeyelim.
Böyle durumlarda tekli pulluk kullanmak düşünülebilir ama bu sınıfta beklentiler yüksek oluyor.
Çeker traktöre geçen genelde 4 soklu pulluk tercih ediyor.
Tekli veya ikili dönerli pulluk kullanalım desek iş bitmez.

Buğdayda Bitki Besin Noksanlıkları

Tarlada buğdayı çiğnemek ekstra kardeşlenme ya da köke kaçmak gibi tepkiler vermesine yani yabanileşerek hayatta kalmasına sebep olur.bulunduğu gelişim evresine göre bu hayatta kalma çabaları değişir.

Süne tekerlekli traktör ve 15 metre kanatlı bir pülverizatörle tarlaya girdiğimizde %3 kaybımız olur

Eğer gübre atarken zemin iz yapacak kadar gevşekse otomatik direksiyonu 15metre sıra arasına ayarlayarak gübre atımı yapılması ilaçlamada ekstra kayıplar yaşamaktan bizi korur.


Gelelim benim yapraktan besleme reçeteme;

Besleme programı 3 uygulama ile uygulanacaktır

1.uygulama
Bu 1. uygulamayı eğer seyrek filizlenme problemleri varsa erken uygulamak tavsiyemdir
Ama öyle bir problem yoksa ot ilacıyla beraber ve çok da geç kalmadan atın
aminoasit, şelatlı çinko(veyakombi), denizyosunu
Bu ürünlerden kalitelilerinden temin edip, talimatlarındaki dozaja göre uygulayın

2.uygulama

Sıvı azot(azot oranı en yüksek olan üründen, mümkün mertebe yüksek dozajlı ekleyin)
Bir de mangan+magnezyum
Bu uygulamayı da mantar ilacıyla beraber
Bayrak yaprağı uç verdiğinde yapıyoruz

3.uygulama
Buğday çiçeğini döküp bitirirken
Potasyum ve fülvik asit


Maliyet olarak zorlasa da temin edenildiğiniz en kaliteli ürünleri temin edin.

BAŞAK 2060dk PLUS

Bu motoru Ford'un kırmızısı olarak görebiliriz.
1300 rpm max tork,
1700 rpm tork,güç çizgisi kesişim devri,
2300 rpm max güç,
2400 rpm max çalışma devridir.
Turbo + İntercooler ve
Su soğutmalı Egr ve motor yağ soğutucusu bulunuyor.
Mazot pompa ayarı yapılırsa rampada Fiat 640 gibi yürür.
Egr iptali de yapılabiliyor.
Pullukta 4 soklu 9" 25 cm aralı yaklaşık 3 lt/saat gibidir.
Zor arazide 3 soklu 11" pulluğu çeker.
Rodaj süresinde 500 saat, yakıt fazla olabilir.
Kuyruk mili devirleri 1700 ve 2300 rpm , uygun tercih edilmiş.
Hidrolik kapasite ve debi(akış) sınıfına göre yeterli sayılır.
Havalı mibzer, tek sıra mısır silaj makinesi çalıştırır.
Nakliye işinde Same Argon 3^75 veya Erkunt 70T gibi hızlı gidemez.
Rampada yedi tona kadar güveniriz, üstü zorlar.
Eski Ford motorlar 2600 rpm devir çevirirdi, Steyr 768, 3000 rpm devire açılabilirdi ama bu motor yapısal olarak gazı açılabilecek bir motor değildir.
Kare motor veya kısa stroklu motor yapısı bulunmuyor.
Tarla yollarında 1300 rpm de yakıtı uygun oluyor, rölanti devri 900 rpm.
Motor yağı olarak 7 lt kapasitesi var.3300 cc motor için diğer traktörlere göre az kalıyor.
Termostat 75 C, motoru sıkı sürersek 80 C oluyor.
Motor ısıl dengesi 80 C dir.
Sıcaklık ibresi tam dik durur, heeri.
Tutunma olarak biraz patinajcılık var, çamurda yürüme olarak Steyr traktöre benzemiyor.
4*3 asılıyor, otomatik diferansiyel kilidi aratıyor ama yok.
Tarlayı 25 30 cm sürdüğümüzde traktör alt açıklığı 35 cm den az olmamalıdır.
Soğuk zamanlarda motor çalışmaya Steyr gibi iştahlı değil.
Mazotu geri kaçırıyor, otomatikteki cıvatası gevşetilip iki defa pompalamak gerekiyor.
Elektrikli mazot pompaları daha kullanışlı oluyor.
Akü 30 saniye dayanıyor, çalışmadı ise traktörü çekerek çalıştırırız, stop muşurunun selenoidini bozabilir.
Kışın akü takviyesi yaptık.
Ilıman iklimde çalışır.

iran'da tarım...

Bizim tarım İrandan ve İsrailden geri kalmış bu video bunun kanıtı, İran din devleti şeriat ülkesi tü kaka onun gibi olunmazdı, israilde bir din devleti, ikiside 50-60 yıl evvel ABD nin en iyi müttefiki, hele İran 60 yıl önce ömerikanın bir numaralı müttefikiydi, başkan kennedy zamanında en büyük askeri tatbikatları iran abd beraber yapardı, iranın elindeki uçaklar o zaman ömerikadan aldığı uçaklardır, şimdi eskidi ve etkisizler.

Bir oyun kurdular ortadoğuda ve Mena bölgesinde yapacakları işi tamamlayacaklar, bu oyuna karşı çıkan olmayacak, çünkü bugünün anlaşamayanları aynı zamanda oyunu kuranlar.

Bu son savaş herşeyi ortaya çıkarmaya başladı, İran komşularındaki önemli tesisleri vurdu ama israildeki önemli hiçbir tesisi vurmadı, israil ekonomisine darbe atmadı, hipersonik füze itiş gücü olan motorları yapmak, uçağın jet motorunu yapmaktan çok daha zor ve almaya kalkarsan kimse sana satmaz, İranı buna hazırlayan güç planlı hareket ettirdi İran ı, son görüntüde bu savaş aynı merkezden çok uzun yıllar önce planlanmış bariz belli oldu.Bakalım hangi aşamaya evrilecek, küresel çete işi sağlama almış sağ gösterip sol vuruyor.

TİLLERİMİ MODİFİYE ETTİM

Modifiye tillerimle ayçiçeği yerlerini havalandırdım.İlk tarlada merdane toprağı tam bastıramadığı için sonrasında ortaya (yeri hazırdı) 35 kg Leyland ağırlığı monte ettim.Oluklanma çok azaldı.Çalışırken ve ağırlıkla sonucu resimleri büyüterek inceleyebilirsiniz.

Resimler ve ekler

  • IMG_1839.jpeg
    IMG_1839.jpeg
    411.5 KB · Görüntüleme: 179
  • IMG_1844.jpeg
    IMG_1844.jpeg
    558.9 KB · Görüntüleme: 164
  • IMG_1845.jpeg
    IMG_1845.jpeg
    626.5 KB · Görüntüleme: 203

bu lüzumsuz savaşa dünya karşı çıkmalı...

dünya ülkelerini ekonomik sıkıntıya sokan,
amerikan-israil saldırganlığına, amerikan-israil vahşetine, dünya ülkeleri karşı çıkmalı,
bu ülkelerle, ilişkiler askıya alınmalı...
bu iki ülkenin yöneticileri, protesto edilmeli...

amerikanın peşine takılan, çıkarcı ülkeler (özellikle, ab ülkeleri, ötekiler), davranışlarını yeniden gözden geçirmeli...
onurlu, insanlığa yakışan davranış göstermeli...
dünyada daha ağır sıkıntılara sebep olmadan, savaş hemen bitmeli...

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt