Asfalt Rampada 5ton Römork Çekiminde Sizce Hangisi? Massey 265s - Fiat 640 - Steyr 8073...

Sizce 50-60bin bandında, rampalı asfaltta uzun mesafe (20km) yapacak, 5 tonluk römork çekme işinde kullanılacak hangi modeli seçmeliyim? Kafamda aşağıda yazdığım modeller var. Bunlar arasında ya da bunların dışında önerebileceğiniz model var mıdır?

1)Rampa yukarı 5 ton çekecek
2)İnişlerde güvenli olacak
3)Yakıtta fazla üzmeyecek. Birazcık üzebilir☺

Tümosan 4050
Fiat 640
Fiat 6056
Mf 265s
Styer 8073

bugdaya aralik doneminde sulfat mi uremi atilmali ? sizce

gecen yil 20 aralik civari bugdaylara 15 kg civari amonyum sulfat gubresi uygulamistim . kardeslenmeye etkisi oldu .bazisi kisin bugday uyur gubre atma desede attim. bence erken donemde gubrenin faydasi var . sizler de erken donem gubre uygulamasi denedinizmi ? vu sene elimde bolca ure var 15 kg sulfat yerine 8-10 kg ure atsak aralik ayinda nasil olur ne dersiniz .

ÇİĞ SÜT FİYATI ARTMAYINCA ENFLASYON DÜŞTÜ MÜ?

Tarımın kronikleşen sorunlarına çözüm üretilmediği için günübirlik ve fiyatı düşürmeye yönelik ithalat politikaları gıda enflasyonunun düşürülmesi bir yana daha da artmasına neden oluyor.
Yazar
Ali Ekber Yıldırım
-
7:18 | 04 Kasım 2020


sut-696x390.jpg
Tarımın sorunları çözülmeden gıda enflasyonu düşürülemez

Yıllardır tarlaya, çiftliğe, seraya, bağ, bahçeye gidiyoruz. Üretene soruyoruz. “Girdiler çok pahalı, para kazanamıyorum” diye feryat ediyor.
Pazara, manava, markete gidiyoruz. Tüketicilere fiyatlar nasıl diye soruyoruz; “Her şey ateş pahası. Çok pahalı. Para yetiştiremiyoruz” diye yine feryatlar yükseliyor.
Üreticideki fiyatı bilen, yakından izleyen bizim gibi tüketiciler için alışveriş yapmak gerçekten çok zor. Üreticiden alınan fiyatı biliyoruz. Para ödeyerek aldığımız ürünlerin fiyatı arasında uçurumlar var. Ödediğiniz paranın, üretenin cebine girmediğini bilmek çok üzücü.
Türkiye İstatistik Kurumu, Ekim ayı enflasyon verilerini açıkladı. Yine en dikkat çekici olanı yüksek gıda fiyatları. Üstelik açıklanan gıda fiyatlarının çarşı pazardaki fiyatlarla ilgisi yok. Çarşı pazarda fiyatlar çok daha yüksek.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıklamasına göre, Tüketici Fiyat Endeksi(TÜFE), Ekim 2020’de bir önceki aya göre yüzde 2.13 oranında arttı. Bu oran, bazı ülkelerinde yıllık enflasyonu ile aynı.
Tüketici Fiyat Endeksi bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 10.64, bir önceki yılın Ekim ayına göre yüzde 11.89 ve 12 aylık ortalamalara göre ise yüzde 11.74 oranında artış kaydetti.
Gıda enflasyonu yüzde 16.51
Açıklanan enflasyon verilerine bakıldığında hem aylık hem de yıllık bazda gıda fiyatlarındaki artış genel enflasyonun üzerinde. Endekste yer alan gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık artış hızı yüzde 3.03 oldu. Yıllık bazda ise gıda ve alkolsüz içecekler grubunda fiyat hızında yüzde 16.51 artış kaydedildi.
Daha önce de dile getirdiğimiz gibi tarla üretimi azaldıkça özellikle kış aylarına doğru yaş meyve ve sebze fiyatlarında artış olacak. Bunun ilk sinyalleri geldi. Ekim ayında yaş sebze ve meyve fiyatlarındaki artış hızı yüzde 7.54 olurken, yıllık bazda yüzde 20’yi aşarak 20.76 olarak gerçekleşti.
Gıdada zam şampiyonu kabak
Ekim ayında fiyatı en çok artan 20 üründen yarısı gıda ürünü. Fiyatı en çok artan gıda ürünü ise yüzde 26.34 ile kabak oldu. İkinci sırada yüzde 22.31 ile salatalık yer alırken, diğer gıda ürünleri ve fiyat artışları ise şöyle: Kavunda yüzde 19.68, yumurtada yüzde 16.74, kuru soğanda yüzde 16.24, taze fasulyede yüzde 16.05 oranında arttı.
Artan ayçiçeği ve mısır fiyatlarına bağlı olarak Ekim ayında ayçiçek yağı ve mısır özü yağında da fiyatlar yükselerek fiyatı en çok artan ürünler arasında yer aldı. Ayçiçek yağında fiyat artışı Ekim’de yüzde 11.39 olurken, mısırözü yağında yüzde 8.92 oldu.
Fiyatı en çok artan ürünler listesindeki sivri biberde yüzde 8.24, nohutta yüzde 7.58 ve patateste de 6.49 oranında artış kaydedildi.
Limon fiyatı en çok düşen ürün oldu
Tüketici Fiyat Endeksi’nde Ekim 2020’de fiyatı en çok düşen ürünler arasında ise ilk sırada gıda ürünleri yer alması dikkat çekti. Fiyatı en çok düşen gıda ürünlerinde ilk sırada yüzde 30.94 ile limon oldu. Fiyatı en çok düşen ürünlerden patlıcanda yüzde 13.18, elmada yüzde 12.49, havuçta yüzde 8.08, Antep fıstığında yüzde 3.49, dere otunda yüzde 3.87, yer fıstığında yüzde 2.61 gerileme oldu.
Ekim’de muz fiyatlarında yüzde 1.48, rokada yüzde 1.38 hazır sütlü tatlılarda yüzde 1.13 düşüş olurken, dana etinde de yüzde 0.99 oranında gerileme yaşandı. Kraker yüzde 0.16 ve kesme şeker ise yüzde 0.15 fiyat düşüşü ile fiyatı en çok düşen 20 ürün grubunda yer aldı.
Tarımın sorunları çözülmeden gıda fiyatları düşmez
Son yıllarda enflasyonla mücadele, büyük oranda gıda enflasyonu odaklı olarak yürütülüyor. Uygulanan tarım politikaları gıda enflasyonunu düşürmeye yönelik kurgulanıyor ve uygulanıyor. Fiyatı artan hemen her ürün ithal edilerek fiyatlar kontrol altında tutulmaya çalışılıyor. Ancak, her ay açıklanan enflasyon verileri gösteriyor ki, enflasyonla mücadelede programında bir başarıdan söz etmek mümkün değil. Tarımın sorunlarını çözmeden gıda enflasyonunu düşürmek mümkün görülmüyor.
Tarımın kronikleşen sorunlarına çözüm üretilmediği için günübirlik ve fiyatı düşürmeye yönelik politikalar gıda enflasyonunun düşürülmesi bir yana daha da artmasına neden oluyor. Üreticinin yüksek girdi fiyatları ile üretim yapması devam ediyor. Türkiye’nin büyük oranda dışa bağımlı olduğu girdi fiyatları dövizdeki artışa bağlı olarak her geçen gün artarken üreticinin ürettiği ürünün fiyatı aynı oranda artmıyor. Bu nedenle üretici para kazanamadığı için üretimden vazgeçiyor veya her sene farklı bir ürüne yöneliyor. Üretici üretim yapmadığında bu kez arz azalıyor ve fiyatlar yükseliyor. Fiyatlar yükselince ithalat yapılıyor. İthalat üreticiyi üretimden daha çok uzaklaştırıyor. Bu ithalat sarmalından kurtulmadan tarımsal üretimi artırmak ve gıda enflasyonunu önlemek olanaksız görünüyor.
Çiğ süte zam yapmadınız, enflasyon düştü mü?
En somut örneğini çiğ sütte yaşıyoruz. Yaklaşık 1 yıldır çiğ süt fiyatı sabit tutuluyor. Gıda Komitesi tarafından belirlenen ve Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan litre başına 1 lira 30 kuruşluk çiğ süt fiyatı 15 Kasım 2019’dan bu yana aynı. Çiftçinin ürettiği çiğ süte zam yapılmıyor. Ama yem başta olmak üzere bir çok girdinin fiyatı yüzde 60’tan daha fazla arttı. Tabloda da görüleceği gibi yem fiyatları adeta çıldırdı. Her hafta zamlanıyor. Son 1 yılda çoğu ithal edilen yem hammaddelerinde fiyat artışı ortalama yüzde 77 oldu. Aynı dönemde süt yeminde yüzde 63, besi yeminde yüzde 60 artış oldu. Çiğ süt fiyatındaki artış (0)sıfır. Üretici para kazanamadığı için süt ineklerini kestiriyor. Gıda Komitesi’nin geçen ay yapılan son toplantısında “enflasyonu artırır” gerekçesi ile çiğ süt fiyatının yıl sonuna kadar artırılmaması kararlaştırıldı. Peki enflasyon düştü mü? Elbette düşmedi. Ama süt inekleri kesilince hayvan varlığı azalacak ve yine ithalat yapılacak. İthalatla enflasyon kısa süreliğine düşse de orta ve uzun vadede enflasyonun önemli nedenlerinden birisidir.
Yem-fiyatlari.jpg
Kaynak: Türkiye Yem Sanayicileri Birliği
Özetle, ithalata dayalı tarım politikasının, enflasyonla mücadele programının başarısız olduğu her ay açıklanan enflasyon verileri ile görülüyor. Artık bu yanlıştan geri dönülmeli. Tarımsal potansiyelimizi, zenginliğimizi üretime dönüştürecek politikalara dönülmeli. Üretim odaklı, üreticinin kazanacağı, tüketicinin kazıklanmayacağı bir politika ile gıda enflasyonu önlenebilir.

Traktör Tavsiyesi

Merhabalar. Yakın zamanda bir traktör alacağım, degerli bilgileriniz ve tecrübelerinizle marka-model tavsiye ederseniz memnun olurum.

Traktörün asıl kullanım amacı romörk çekmek olacak. Traktör genel olarak günlük 20km yol gidecek ve 5 tonluk su tankeri çekecek. Traktörün çalışacağı yol inişli, çıkışlı virajli ve rampalı.


Frenleri güvenilir ve çekişi sağlam bir traktör arıyorum.

Bütçem 50-60bin civarı

ELEHIIA buğday hakkında bilgi

Selamün aleyküm arkadaşlar. Bugün Karaman tarım krediden hibe ile buğday dağıtımı yapıldı.
ELEHIIA çeşidi eken var mı.
Ekmeklik buğday olduğu
İngiliz menşei olduğu
2017 de ülkemizde tescillendiği
Nemli ortam buğdayı olduğu yönünde bilgiler aldım.
Kurak ve zayıf araziye Ekim yapılacak.
Don tehlikesi mevcut.
Bilgisi olan ekip biçen arkadaşlardan bilgi bekliyorum.

IMG-20201103-WA0008.jpg

İstanbul barajlarında su seviyesi yüzde 29'a indi

Barajlardaki su seviyesi alarm veriyor
Son yağışlara karşın İstanbul'a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 29,79 ile son 10 yılın en düşük seviyesine indi.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla 29,79 olarak ölçüldü. Kuraklığın yaşandığı 2014 yılında ise barajlardaki su oranı yüzde 35,17 olarak gerçekleşmişti.

Su miktarı Istrancalar'da yüzde 18,85, Terkos'ta yüzde 31,53, Sazlıdere'de yüzde 6,09, Alibey'de yüzde 24,15, Büyükçekmece'de yüzde 16,97, Ömerli'de yüzde 40,38 Darlık'ta yüzde 60,17 olarak kaydedildi.

İstanbul'a su sağlayan baraj ve göletler azami 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı 250 milyon metreküp seviyesinde bulunuyor.

Verilere göre İstanbul'da günlük ortalama 3 milyon metreküp su tüketiliyor.

Öte yandan İSKİ verilerine göre barajlar dışında İstanbul'a su sağlayan Yeşilçay ve Melen'den 2020 yılının ilk dokuz ayında 439 milyon 851 bin metreküp su alındı.

Barajlardaki doluluk oranı, 2 kasım tarihi baz alındığında, 2011'de yüzde 59,29, 2012'de yüzde 48,82, 2013'te yüzde 43,61, 2014'te yüzde 35,17, 2015'te yüzde 69,13, 2016'da yüzde 37,82, 2017'de yüzde 55,52, 2018'de yüzde 49,98, 2019'da 41,92, 2020'de ise 29,79 oldu.

DEPREMDEN DERS ÇIKARARAK, GELECEĞİ PLANLAMANIN ÖNEMİ

Yazar Ali Ekber Yıldırım -7:21 | 03 Kasım 2020

Bayrakli-696x460.jpg
Bir zamanların ovası, gökdelen bölgesi oldu

İzmir, 6.9 büyüklüğündeki depremle yıkıldı. Depremin merkez üssü Seferihisar. Yıkımın merkezi ise Bayraklı oldu. Bayraklı İzmir’in ilk yerleşim alanlarından birisi. Son yıllarda gökdelenler bölgesi olarak anılıyor.

İzmir’e ilk geldiğimde,1983-1987 döneminde Ege Üniversitesi’nde gazetecilik okurken Bornova stadyumunun biraz altında bir evde kalıyorduk. Bugün yıkımın en çok olduğu bölge tamamen tarım yapılan, bamyası ile ünlü, sebze ve meyvecilik yapılan ovaydı. Sonra hızlı bir yapılaşma oldu. Tarlalar binaların arasında arsaya dönüştü. Yakın zamanda ise o bölge gökdelenler bölgesi ilan edildi. İzmir Adliyesi oraya taşındı.

Gölcük, Marmara veya İstanbul Depremi olarak anılan 1999’daki büyük deprem, Düzce depremi ve geçmişte yaşanan bir çok depremde tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması hep gündeme geldi. Planlama eksikliği dile getirildi. Fakat yeterince ders alınmadığı biliniyor. İzmir’de yaşanan bu depremden sonra yine yapılaşma, zemin, tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması tartışılıyor.

Depremin vurduğu Bayraklı Ovası
Depremden bir gün sonra sosyal medyada yaptığım paylaşımla bu konuya dikkat çekmek istedim. Plansız yapılaşmanın, tarım arazilerinin ranta açılmasını şu sözlerle dile getirdim:

“Depremin vurduğu Bayraklı Ovası

Bilindik hikaye aslında. Bornova/ Bayraklı Ovası’nda yakın zamana kadar sebze yetiştiriliyordu. Hızla yapılaşmaya, ranta açıldı.

“Manhattan olacak” diye, bostanlara gökdelenler, apartmanlar dikildi. Tarım, ranta yenik düştü.

Sonuç; ölüm ve acı.”


Tahmin edileceği gibi çok farklı yorumlar geldi. Seviyeli bir tartışma ile tarım alanlarının korunamadığını yazanlar oldu. Gökdelenlerin yıkılmadığını çürük binaların yıkıldığını yazarak zemin ve yapıların güvenirliliğine dikkat çekenler oldu.

Deprem sonrası yapılacak çalışmalarda, geleceğin planlanması açısından çok değerli bulduğum bu tartışmadan bazı bölümler özetle şöyle:

Tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması
** Tarım alanları yerleşime açılmamalı. Ama maalesef ki her yerde bu şekilde yapılanma çok hızlı şekilde devam etmekte. Özellikte de deprem bölgesi olan yerde yapı izni veren ve rant için yapılan bu yapılar olanların sorumlusudur.

** O kadar çok örneği var ki. Antalya, Kumluca, Yalova, Fethiye uzayıp gider.

** Sanırsın göğe tırmanacağız. Bu nedir? Gökyüzüne dayanmış binalar. Resmen insanoğlu yine kendine en kötüsünü yapıyor. Allah sonumuzu hayreylesin.

** Hükümetin betona olan sevdasını biliyoruz. Fakat kardeşim, bizim aile 5 kişi 1 evdeydik. Şimdi 4 ev olduk. Son 5-6 yıl içinde ne olmasını bekliyor millet.

** Bu milletin geleceği gerçekten düşünülüyorsa cumhurbaşkanından, vekil, danışman ve müdürler dahil herkesin yasalaşmış kararlar ile hareket ederek tarımda ve hayvancılık da kalkınmayı öncelemesi gerekir.

** Sanki bütün Bayraklı yıkıldı gibi anlaşılıyor. Halbuki arada 20 tane bina yıkılmış. Yanındaki komşu apartman ayakta. O binalar problemli demek ki zemin değil.

** Ali Bey, nüfus şimdinin yarısıyken, bugün Batı Anadolu şehirlerinde OSB(organize sanayi bölgesi) olan ya da imara açılan birçok yer tarım alanıydı. Bu talana rağmen nasıl bugün iki katı nüfusla karnımızı doyurabiliyoruz? Teknoloji ile tarımda fire mi azaldı yoksa ithalat geri dönülemez boyutlarda mı?

Şehir ortasında bostan olur mu?
** Abi buraya bostan mı ekilir, burası gökdelen bölgesi, bostanı ne yapalım ya kaçıncı yüzyıldayız.

** Pamuk, Bornova misket üzümü ve Bornova bamyası yetişirdi.

** Beton tarlası.

** Tarım mı? Kimin umurunda. Sanırım çocuklarımız bu kelimeyi unutup ilaç ile beslenmeyi bilecekler.

** Adı üstünde Manavkuyu

** Çok biliyorsun, yazıyorsun. Yıkılan binalar 20-30 yıllık binalar. Türkiye’de gökdelen yokken o yıkılan apartmanlar vardı.

** Allah bildiği gibi yapsın buna sebep olanları. Sakarya’ya bakın aynı bütün tarım arazileri ev oldu.

** İzmir’in ortasında tarım mı yapılsın? Tarım yapılacak yer mi kalmadı ne biçim zihniyet?

** Bu biraz saçma olmuş, İzmir göbeğinde hala domat, biber yetiştirmek mantık mi eleştiri mantıklı, yapıcı olmalı.

** Eski insanlar, düz arazileri tarım yapmak, engebeli arazileri (kanalizasyonun uzaklaştırılması ve su baskınlarından korunmak için) yerleşime ayırmış. Muğla Kayaköy gibi antik örnekleri bile var. Ovaya beton yığmak son yılların açgözlü müteahhit&rantçı siyasetçi işbirliğinin sonucudur.

** 59 yaşındayım. 1988 de İzmir’e yerleştim. Gözümle gördüm. Orası hep tarla ve mandalina bahçesiydi. Özkanlar Migros’tan sonra araç bile yoktu. Çamkıran’ daki evime korkuyla giderdim. İlk binalar orda yapıldı. Etrafımız tarlaydı hep.

** Adana’da aynı durum da düz ovayı taş ova yaptılar. Tarım arazilerini imara açtılar. Elleri kırılsın yapanların.

Yan yana iki bina biri yıkılıyor diğeri ayakta
** İyi de burada nasıl bir bağ var. Yıkılan çoğu yapı eski çürük yapılar. Gökdelenler de gördüğümüz kadarıyla ayakta. Rantla tarım alanına yerleşmeyle depremin ne alakası var ? Ben bir bağ kuramadım.

** Tarım alanları imara açılmamalı diye anlamak çok mu zor. Bataklık alanlara imar verirsen ve denetlemesen böyle olur. Gökdelen diken adamlara kimse karşı gelemez, işi Ankara’dan bitirir bunlar.

** Yalnız hocam o gökdelenler çok sağlam binalar sorun mahallelerdeki küçük müteahhitler.

** Sadece İzmir’de değil, Eskişehir, Bursa, Antalya, Başkent Ankara ve İstanbul gibi tüm şehirlerimizin, “geçmişten bu güne” vebali olan tüm yerel ve merkezi yönetim makamlarında oturanlar.) en verimli tarım arazilerini bu hale getirmenin hesabını verebilecek misiniz?

** Siz bari yapmayın, Ali Ekber bey, ölüm nedeni tarım arazilerinin imara açılması mı, konuyu saptırmamak gerekir, evet tarım arazileri imara açılmaması için tedbirler alınabilinir, alınmalıdır, ama statiksiz, mukavemetsiz binaların yıkılış sebebini ise başka şeylere bağlamayalım.

** Duyanda gökdelenler yıkıldı insanlar öldü sanır. Böyle mesnetsiz yapılan yorumlar yüzünden ölüyor insanlar. Çünkü bunlara inananlar var. Emin olun gökdelenlerin olması yatay yapılaşmanın önüne geçip, tarım arazilerinin daha az konut arazisine dönüşmesine katkı sağlıyor ve sağlamlar.

** Dediğiniz kısmen doğru. Ayrıca yakın zaman dediğiniz 30 sene önceydi. Zeminin yumuşak olduğu herkes tarafından biliniyordu. Bölgede yer alan tüm gökdelenler dimdik ayakta. Çünkü hepsinin temeline kazık çakılı.

** 1983’den beri ekilebilir tarım alanlarımız azalıyor. Ovalara şehir ve sanayi kurup dağ başında tarım yapmaya çalışıyoruz. Bu nedenle makineli tarıma da tam anlamıyla geçemiyoruz. Adapazarı bir diğer örnek. Güzelim ovayı şehir yapmışlar ve deprem riski ile orda yaşıyorlar.

Özetle, her depremden sonra benzer tartışmalar yaşanıyor. Deprem, sel ve diğer bir çok felaket yapılan yanlışları yüzümüze bir tokat gibi vuruyor. Canlarımızın ölümüne, yaralanmasına, evsiz kalmasına neden oluyor. Doğru planlama ve yasalara uygun, doğru zeminde ve yerde şehirler inşa edilse bu felaketlerin etkisi bu kadar yüksek olmaz. Şehir merkezinde tarım olur mu? sorusuna gelince. Tarım yapanlar gelip şehir merkezini işgal etmedi. Şehirliler tarım alanlarını, ovaları işgal ediyor. Depremde yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim.

GÜBRETAŞ kurları gerekçe gösterdi gübre satışını kapattı bayiler ne yapacağını şaşırdı!

Tarım Kredi Kooperatiflerinin iştiraki olan GÜBRETAŞ, kurlardaki artıştan dolayı Cuma gününden itibaren bayilere gübre satışlarını kapattı. Satışlar bugün de açılmazken, bayiler ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
  • Tarım
  • 02 Kasım 2020 Pazartesi 21:07
GÜBRETAŞ kurları gerekçe gösterdi gübre satışını kapattı bayiler ne yapacağını şaşırdı!

banner200


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, kurlardaki artışın vatandaşı doğrudan ilgilendirmediğini belirtmek için ‘Dolarla bir işiniz var mı?’ diye sormuştu. Ancak durumun öyle olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. Tarım Kredi Kooperatiflerinin iştiraki olan Gübretaş, kurlardaki artıştan dolayı Cuma günü bayilere gübre satışlarını kapattı. Ekim zamanı olduğu için bayilerle çiftçiler karşı karşıya gelirken, gübre satışlarının ne zaman açılacağına yönelik de bayilere bir bilgi verilmedi.
EKİM ZAMANI BAYİLERE GÜBRE SATIŞLARI KAPATILDI!


Tarımdan Haber’i arayarak duruma tepki gösteren gübre bayileri, Cuma gününden itibaren kurlardaki artışlar gerekçe gösterilerek gübre satışlarının bayilere kapatıldığını belirterek, “Ekim zamanı. Gübre almaya gelen çiftçiye biz durumu anlatamıyoruz. Bugün satışların açılmasını bekliyorduk ancak herhangi bir gelişme olmadı. Yarın açılır mı açılmaz mı onu da bilmiyoruz” eleştirisinde bulundu.

Kur artışlarından dolayı fiyatların günlük güncellenebileceğini dile getiren gübre bayileri “Ekim zamanı gübre satışları kapatılır mı? Anlayabilmiş değiliz” dediler. Gübre bayileri, diğer gübre satışlarını sadece Gübretaş’ın kapattığını diğer gübre firmalarında böyle bir durum yaşanmadığını dile getirdiler. Diğer yandan kooperatiflerde gübre satışları devam ederken, bu satışların stoktaki ürünlerden yapıldığı kaydediliyor.


TARIMDANHABER

Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2020, 21:50

TMO buğday ithalatında 5'inci ihaleye hazırlanıyor!

uğday ithalatı özel sektöre de açılmasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi, 5'inci buğday ithalatı ihalesine hazırlanıyor. 11 Kasım'da yapılacak ihalede 550 bin ton buğday ithal edilecek. TMO, bu ihaleyle birlikte 2.5 ay içinde toplam 1 milyon 800 bin ton buğday ithal etmiş olacak.
  • Tarım
  • 02 Kasım 2020 Pazartesi 22:08
  • 1.6B
TMO buğday ithalatında 5'inci ihaleye hazırlanıyor!

banner200

Türkiye’de ve dünya piyasalarında buğday fiyatları yükselmeye devam ederken, TMO hasattan sonra 5’inci buğday ithalatı ihalesini 11 Kasım’da yapacak. Yapılacak ihalede 550 bin ton buğday ithal edilecek. TMO, bugüne kadar yaptığı 4 ihalede toplam 1 milyon 250 bin ton buğday ithal ederken, 60 bin ton da arpa ithalatı yapmıştı. 11 Kasım’da yapılacak ihaleyle birlikte TMO, hasattan sonra 2.5 ay içinde toplam 1 milyon 800 bin ton buğday ithal etmiş olacak.
İç piyasada fiyatlar yükselirken, TMO’nun aktif bir şekilde piyasalara müdahale edememesi, ‘TMO’da yeterli stok yok mu?’ tartışmalarını gündeme getirirken, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, spekülatörlerin elini kuvvetlendirmemek için stoktaki buğday miktarının açıklanamayacağını belirtmişti.
9ade5666-dec2-42f6-939f-082ba5213013.jpg



550 BİN TONLUK İHALE BUĞDAY FİYATLARININ SEYRİNİ BELİRLEYECEK

Diğer yandan bugüne kadar yapılan 4 ihalede fiyatlar dolar bazında artarken, 11 Kasım’da yapılacak ihalede oluşacak fiyatlar ise buğday fiyatlarının bundan sonraki seyri açısından büyük önem taşıyor.
BUĞDAY İTHALATI ÖZEL SEKTÖRE DE AÇILMIŞTI
Buğday ithalatı özel sektöre de tamamen açılırken, TMO’nun bugüne kadar yaptığı ihalelerden daha yüksek tonajlı bir ithalat ihalesine çıkması ise dikkat çekti. Buğday sektörünün özel sektöre açılmasına rağmen TMO'nun da ithalata devam etmesi, Türkiye'deki 20.5 milyon ton olarak açıklanan buğday üretim rakamlarının da yeniden sorgulanmasına neden oldu.
TARIMDANHABER

Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2020, 22:37

MAXICOM -Yeni Yaprak Gübremiz

Merhaba,
Çifçtilerimiz için geliştirdiğimiz yüksek oranlı bitki besin elementleri içeren yeni toz yaprak gübresi MAXICOM un bakanlıktan tescil onayını aldığımızı gururla duyurmak isterim.
İçinde neler garanti ediyoruz.
ÇİNKO %10
DEMİR %5
MAGNEZYUM %4
MANGAN %2
BOR %1
BAKIR %0.5
MOLİBDEN %0.1
SUDA ÇÖZÜNÜR KÜKÜRTTRİOKSİT %30
ORGANİK MADDE %25
Maximum Klor %0.3

AMBALAJ 1 Kg

İçerik olarak Bu kadar besin elementinin bir arada olduğu ve yüksek oranlı başka bir kombi ürün biz yapana kadar yoktu.
Özel formüle ettiğimiz Etkin Organik Madde ile besin elementlerinin yapraktan alımı kolaylaşacak ve bitkinin de bu etkin organik maddeyi bünyesinde kullanarak ayrıca büyümesine enerji sağlayacak şekilde düzenledik.ORGANOMİNERAL yaprak gübresi olarak çiftçimize sunuyoruz.
GTS kayıtlı ürünümüz içindeki Elementlerin ne işe yaradıklarını aşağıda verdiğim web sayfasından okuyabilirsiniz.


http://plusfer.com/maxicom.html

adresinden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Ücretsiz kargo avantajı ve diğer bilgiler için whatsapp 05058728937-05324740355 numaralarından ulaşabilirsiniz
Çiftçimize hayırlı olsun.

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt