Tarımın geleceği hakkında öngörüler ve tartışma

Bu başlığı Türkiye'de tarımı ve özellikle de çoğumuzun işletmeye devam ettiği aile tipi tarımsal işletmeleri nelerin beklediği idrak etmek üzere öngörülerimizi, beklentilerimizi, fikirlerimizi yazmak için açtım.bugünlere takılıp kalırsak yarınlarda çaresiz kalacağımız ortada, onun için yarınlardan da bahsetmek gerekiyor.

Önümüzdeki 50 yıl, tarla tarımında "verimlilik" kavramının yerini "hassasiyet" ve "kaynak yönetimine" bıraktığı bir dönem olacak. Geniş ovalarda bu değişim hem teknolojik hem de yapısal bir devrim anlamına geliyor.
Gelecek projeksiyonu ve geleneksel Türk aile işletmeleri üzerindeki etkilerini şöyle analiz edebiliriz:
1. Tarla Tarımında Büyük Dönüşüm: "Otonom ve Dijital Ekosistem"
Önümüzdeki yarım asırda tarla tarımı şu üç ana sütun üzerinde yükselecek:
* Otonom Mekanizasyon ve Sürü Robotlar: Bugün kullandığınız büyük traktörlerin yerini, tarlada 7/24 çalışan, birbiriyle haberleşen küçük otonom robot sürüleri alacak. Bu robotlar toprağı sıkıştırmadan ekim yapacak, yabancı otu kimyasalla değil, lazerle tek tek yakarak imha edecek.
* Rejeneratif (Onarıcı) Tarım: Kimyasal kullanımının yerini toprak mikrobiyolojisini yönetmek alacak. Toprağın karbon tutma kapasitesi, çiftçi için buğday satmak kadar önemli bir gelir kapısı haline gelecek.
* Biyoteknoloji ve İklim Adaptasyonu: Sadece verim değil, aşırı kuraklığa veya ani don olaylarına dayanıklı, su kullanım verimliliği %50 artırılmış "akıllı tohumlar" standart hale gelecek.
2. Geleneksel Aile Tipi Türk Tarımı Nasıl Etkilenir?
Türkiye’deki ortalama işletme büyüklüğünün (yaklaşık 60 dekar) parçalı yapısı, bu teknolojik dönüşümün önündeki en büyük engel. Ancak bu durum iki farklı senaryoyu doğuracak:
A. Riskler: "Ölçek Ekonomisine Yenilme"
* Yüksek Giriş Maliyeti: Dijital tarım araçları, sensör ağları ve otonom cihazlar yüksek sermaye gerektirir. Küçük aile işletmeleri bu yatırımı yapamazsa, dekar başına maliyeti çok daha düşük olan büyük endüstriyel çiftliklerle rekabet edemez hale gelebilir.
* Veri Okuryazarlığı: 50 yıl içinde "traktör sürmek" bir yetenek olmaktan çıkacak; yerini "veri analizi" alacak. Bu dönüşüme ayak uyduramayan geleneksel kuşak, tarlasını yönetmekte zorlanabilir.
B. Fırsatlar: "Yeni Nesil Kooperatifçilik ve Uzmanlaşma"
* Dijital Kooperatifçilik: Aile işletmeleri hayatta kalmak için makine parklarını ve verilerini birleştirmek zorunda kalacak. "Paylaşımlı otonom traktör" veya "ortak veri merkezi" gibi modellerle küçük parseller sanal ortamda tek bir büyük tarla gibi yönetilebilecek.
* İzlenebilirlik ve Butik Üretim: Tüketici artık "hangi veterinerin kontrolünde, hangi ilaçla üretildiğini" bilmek istiyor. Aile işletmeleri, büyük endüstriyel tesislerin sunamadığı "hikayesi olan, yüksek kaliteli ve denetimli" ürün üretme konusunda (örneğin sizin planladığınız veteriner kontrollü üretim gibi) avantaj sağlayabilir.
3. Yapısal Değişim: "Çiftçiden Teknoloji Yöneticisine"
Geleneksel aile tipi işletmelerin 50 yıl sonraki profili muhtemelen şuna dönüşecektir:
* Tarlada fiziksel güç kullanımı minimuma inecek.
* Kararlar "tecrübe + sezgi" yerine "yapay zeka tahminleme modelleri" ile alınacak.
* Mülkiyet sahipliği devam etse de, operasyonel süreçlerin çoğu profesyonel hizmet sağlayıcı firmalara (tarım servisleri) devredilecek.
Özetle;
Tarımın kalbi olan ancak halen aile tipi işletmelerin yaygın olduğu bölgelerde, aile işletmeleri eğer bilgi teknolojilerini ve ortak makine kullanımı modellerini adapte edebilirlerse, esneklikleri sayesinde ayakta kalacaklar. Ancak geleneksel yöntemlerde ısrar eden ve ölçek büyütemeyen işletmelerin yerini kurumsal tarım şirketlerine bırakması kaçınılmaz görünüyor.
 
Son düzenleme:
50 yıl önce bizde tarımın geleceği diye bişeyden bahsedilmemiştir, hatta 30 yıl öncede bahdsedilmemiştir, sonuçta ne oldu, insanların ailelerin bireysel çabalarıyla ayakta kalan tarım sektörü diyelim, yaklaşık olarak 25 yıldırda dünya bankası sayesinde destekleme yapılan bir sektör, yani 10 yıl kadar öncede tarım makineleri sanayisi tarımsal mekanizasyonun desteklenmesi gibi bir kımıldama başladı.Değilse tarım politikası falan hiç olmadı zaten, olmasıda mümkün değil, bunu rahatlıkla söyleyebiliriz, neden?

Çünkü siyasi belirsizlikler, sermaye yetersizlik, sanayileşemeyen ve ekonomisinin dinamik sektörleri hem belirgin olmayan hem rekabet gücü olmayan yapısıyla kırılganlığı yüksek ve içdinamikleriylede buna bağlı kısır döngü içinde enflasyon devalüasyon sarmallarıyla çıkış üretmekten başka çaresi olmayan bir ülkenin kafasını kaldırması ve sektörel bazda politikalar belirleyerek uygulaması imkansız, yani tarım sektörü için bir tarım politikası bekirlemek ve en az 20-30 yıl uygulama imkanı yok, tarımda uzun vadeli uygulamadan hiçbir tarım politikası başarılı olamaz.

Bu anlamda 50 yıl sonra ne olur öngörmek bizim için çok uzak, fakat son 50 yılda nasıl dünyadan fersah fersah geride kalmış bir tarım sektörümüz olduysa, 50 yıl sonrada dünyadan hatta belki bu sefer afrikası dahil tüm dünyadan fersah fersah geri kalmış bir tarım sektörümüz olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz, acı ama gerçekler bunlar.

30 yıl önce biz Breziyadan tarımda bile çok geriyiz desekte bazılarına anlatamadık, dedikerki biz tamtamlardan çok ilerdeyiz vs. Ama ne oldu? Brezilyanın tarımda yaptıklarına dünya hayran kaldı baktı kaldı, bizim çokbilmişlerde seve seve brangus alıp geldiler onlardan.

Şimdi bu yazı inşallah 50 yıl burada kalacak umut ediyorum, bazıları yine çıkıp ihtimal vermeyecek ve kızacaklar amma velakin görceksinizki planlama yapmayan yada yapamayan diyelim, çünkü birşeyi bilerek yapmamak vardır birde yapamayan vardır, bizde ikisi içinde geçerli sebepler bolca mevcut, kısaca plansızlık ve plan uygulayamamaktan kaynaklı olarak afrikadan tarım ürünü alacağız ileride, bakın 20 yıl önce afrikada tarımkn T si bile olmayan kıtadan bahsediyorum, bizi oradan gelen ürünlerle ucuz karın doyurma politikasıyla idare edecekler doyuracaklar nüfusumuzu , keşke yanılmış olsam 50 yıl sonra torunlar açıp bu yazıyı okuyup bakın dedeler ne kadar karamsarmış biz nerelere gsldik tarımda diye yazıverse, ama bunu yazamayacaklar ve ben haklı çıkacağım için şimdiden hepsinin gözlerinden öperim kendilerine dikkat etsinler.

Bu durumda Türkiyede tarımın geleceği gideceği yer sadece iman gücüyle bireysel iştigalden öte olmaz, bu sporu yapanada kimse sen ne yapıyon demez zaten.
 

Benzer Konular


Son Gönderiler

Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt