Konya B. Belediyesi Destek Başvuruları Başlıyor

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, konuyla ilgili olarak:




“Konyalı çiftçilerimize 2022 yılı için planladığımız yüzde 50 hibe destekli; Macar Fiği, kekik, ada çayı, yonca, korunga, asma, elma, ceviz, aronya, badem destekleme başvurularını 1-31 Temmuz tarihleri arasında alacağız. Tüm çiftçi kardeşlerimi Büyükşehir Belediyemizin sağladığı bu imkandan faydalanmaya davet ediyorum.” dedi.

*Destek için müracaat dilekçeleri Konya Büyükşehir Belediyesi’ne, ilçe belediyelerine ve mahalle muhtarlarına teslim edilebiliyor. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi ve başvuru dilekçesine www.konya.bel.tr adresinden ulaşılabiliyor.

1625079591996.png

  • Anket
(Anket) Bakanlığın verdiği: Hububat, arpa, buğday, kayısı fiyatından memnun musunuz?

Bakanlığın verdiği: Hububat, arpa, buğday, kayısı fiyatından memnun musunuz?

  • Evet, Memnunum.

    Kullanılan: 5 14.7%
  • Hayır, Memnun Değilim.

    Kullanılan: 29 85.3%

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiftçinin kazanamadığına yönelik eleştirilere katılmadığını belirterek, "Hububat, arpa, buğday, kayısı fiyatından memnun olmayan çiftçimizi tanımıyorum" dedi.

Ancak piyasada fiyatların alım fiyatlarının üstünde oluşmasından dolayı çiftçi TMO'ya ürün satmıyor. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen 1. Türkiye Çiftçi Zirvesi'nde kaptığı konuşmada tarımda 11 çeyrektir süren büyümenin çiftçilere yansıdığını belirtti.
Çiftçinin sürekli yanında olduklarını ileri sürdü.

fiyatlar.png






Bakanlığın verdiği: Hububat, arpa, buğday, kayısı fiyatından memnun musunuz?

Artan sıcaklıklar buğday fiyatlarını 4 yılın zirvesine çıkardı

Artan sıcaklıklar buğday fiyatlarını 4 yılın zirvesine çıkardı​



Son dönemde rekor kaydeden sıcaklıklar tarımsal emtia fiyatları üzerinde de olumsuz etki yaptı. Bahar buğdayı fiyatları 2017 yılından bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Kanola vadelilerinde ise rekor kaydedildi.​

30 Haziran 2021

Buğday, Gıda, Kanola, Tarım, Tarla, Un, Yağ

1 dakikada okunabilir.

Trakya’da kirlilik alarmı: Buğday tarlalarında ağır metal izi

Küresel sıcaklığın artması buğday ve kanola fiyatlarına da yansıdı.

Kuzey Amerika ve Kanada’da sıcaklığın ekim alanlarını etkilemesiyle bahar buğdayı 2017 yılından bu yana en yüksek seviyeye yükseldi. Kanola vadelilerinde ise rekor yüksek seviye kaydedildi.
Unu hamur yapımında kullanılan buğday çeşitlerinden biri olan bahar buğdayında son 8 günde yükseliş yüzde 12 oldu. Aynı dönemde kanolada ise yüzde 20 artış kaydedildi.
ABD’de Kuzey Dakota gibi bölgelerde sıcaklığın 32 dereceyi aşması beklenirken, söz konusu durumun bölgedeki buğday üretimi üzerinde olumsuz etkisinin devam etmesi öngörülüyor.

ABD ve Kanada kavruluyor​

Kanada’nın batısında 84 yılın en yüksek sıcaklığı yaşanırken ABD’nin kuzeybatı kıyıları da benzeri görülmemiş bir sıcak dalgası yaşıyor.
Pazar günü Kanada’nın Pasifik Okyanusu kıyısındaki British Columbia-Lytton’da yetkililer 46,6 santigrat dereceye varan sıcaklığın 84 yılın rekorunu kırdığını açıkladı.
Kahas bölgesinin üzerine çöken yüksek basınçla oluşan “ısı kubbesi” bir çok başka bölgede de sıcaklıkların rekor düzeylere çıkmasına yol açtı.

Damla sulama

İyi günler arkadaşlar damla sulama konusunda yabancıyım engin bilgilerinize ihtiyacım var .kurak bir arazim var burda kısıtlı bir su kaynağım var kuyu vurma şansım yok maalesef burda kısıtlı su ile damlama sulama yapmayı düşünmekteyim sulama yapacağım ürün ayçiçeği şimdi merak ettiğim konu ayçiçeğini iki defa sulamak istesem rozet dönemi ve çiçeklenme dönemi bir dekara tek seferde kaç ton su gider .

Evcil Kedi, Köpek ve Gelinciklere Mikroçip Takma Zorunluluğu

Zorunlu olmuştu! Evcil hayvanlara mikroçip takılıyor​


Zorunlu olmuştu! Evcil hayvanlara mikroçip takılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türk Veteriner Hekimleri Birliği arasında imzalanan protokol sonucunda sahipli kedi, köpek ve gelinciklere mikroçip takma zorunluluğu getirilmesinin ardından sahipleri, hayvanlarına mikroçip taktırmaya başladı.​




Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türk Veteriner Hekimleri Birliği arasında imzalanan protokol sonucunda sahipli kedi, köpek ve gelinciklere mikroçip takma zorunluluğu getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe göre köpeklere bu yıl, kedi ve gelinciklere ise 2022 yılı sonuna kadar mikroçip takılması mecburi olacak. Uygulamayla beraber hayvanların sokağa atılmasının önüne geçilmesi, çalınan hayvanların bulunabilmesi ve hayvan hastalıklarının kontrol altına alınması amaçlanıyor. Yıl sonuna kadar köpeklerine mikroçip taktırmayan hayvan sahiplerine 10 bin lira para cezası uygulanacak.

Zorunlu olmuştu Evcil hayvanlara mikroçip takılıyor


'MİKROÇİPLERİN DE BİR SERİ NUMARASI VAR'

Edirne'nin Keşan ilçesinde Veteriner Hekim Yener Eker, evcil hayvanlara getirilen zorunlu mikroçip uygulamasına hayvan sahiplerinin ilgisinin arttığını söyledi. Yener Eker, mikroçiplerin derinin altına acısız bir şekilde uygulandığını belirterek, "Bizdeki vatandaşlık numarası gibi mikroçiplerin de bir seri numarası var. Mikroçip takılan evcil hayvanlar kişilerin üzerine kaydedilmiş oluyor. Maalesef çok bilinçsiz bir şekilde kedi ya da köpek sahiplenenler var. Maalesef sahiplendikten kısa bir süre sonra sokağa salıyorlar. Hem hayvanlar mağdur oluyor, hem de kontrolsüz bir şekilde çoğalmış oluyorlar. Evde bakılan bir çocuğun dışarı atıldığını düşünün. O hayvan da ciddi bir depresyona giriyor. Sokağa adapte olmamış bir kedi ya da köpeğin hayatta kalma şansı da azalıyor" dedi.


KABA YEM SORUNUNA 34 MADDELİK ÇÖZÜM ÖNERİSİ

KABA YEM SORUNUNA 34 MADDELİK ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Hayvancılık için olmazsa olmaz mera alanları ya verimsiz ya da amaç dışı kullanılıyor. Fabrika yeminde hammadde olarak yüzde 50-60 oranında dışa bağımlı olan Türkiye, kaba yemde de önemli sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunlara çözüm olmak üzere 34 maddelik çözüm önerisi getirildi.

Yazar
Ali Ekber Yıldırım
-
7:00 | 29 Haziran 2021

yonca-696x626.jpg


Samanın tonu 1200, yoncanın tonu 1600 lira seviyelerinde. Kuraklığın da etkisi ile sap, saman, kaba yem üretimi azalırken fiyatı her geçen gün yükseliyor.
Hayvancılık için olmazsa olmaz mera alanları ya verimsiz ya da amaç dışı kullanılıyor.
Fabrika yeminde hammadde olarak yüzde 50-60 oranında dışa bağımlı olan Türkiye, kaba yemde de önemli sorunlarla karşı karşıya.


Kaba yemde yaşanan sorunları ve çözüm yollarını ele almak üzere Muş Alparslan Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi 21-22 Haziran’da önemli bir çalıştay düzenledi. Çalıştaya farklı üniversitelerden çok sayıda öğretim üyesi katıldı.

“Türkiye Hayvancılığının Kaba Yem Sorunları ve Çözüm Yolları Çalıştayı”nda çayır-mera yönetimi ve ıslahı konusunda 3, yem bitkileri üretiminde 3 ve yemler ve hayvan besleme konularında 6 bildiri sunuldu.

Bu sunumlar ışığında 34 maddelik bir sonuç bildirgesi hazırlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı, ilgili kurumların bu önerileri dikkate alması ve kaba yem sorununa çözüm bulunması dileği ile paylaşıyoruz:

1- 4342 sayılı Mera Kanunu çerçevesinde ülkemizdeki meraların tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının en kısa sürede sonuçlandırılması için gerekli önlemlerin alınması,

2- 1969 yılına kadar mera olarak kullanılan ve halen orman arazisi olarak kabul edilen 7 milyon hektarlık çalılık alanın dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi tekrar mera olarak tespit ve tahsisinin yapılması için gereken düzenlemelerin yapılması ve çalı formasyonunun mera ıslahında kullanılması,

3- Ülkemizin en değerli yenilenebilir doğal yem kaynaklarından olan meraların farklı amaçlarla (turizm, madencilik, kentsel dönüşüm vb.) tahsis amacı dışına çıkartılmasını önlemek için gerekli tedbirlerin alınması,

4- Meraların sürdürülebilir kullanımının sağlanması için meradan yararlanan hayvan sahiplerinden otlatma bedellerinin mutlaka alınması ve bu bedellerin çiftçiye verilen değişik amaçlı desteklerden tahsil edilmesi,

5- Orman teşkilatı ile iş birliği yapılarak orman içi ve orman altı meraların kullanım ve ıslahı çalışmalarına etkinlik kazandırılması,

6- Meraların sürdürülebilir ıslahı ve idaresi için farklı kiralama modellerinin geliştirilmesi,

7- Bakanlık taşra teşkilatlarında mera idaresi ve kullanımı konusunda eğitim almış ve tecrübe kazanmış teknik personelin farklı alanlarda istihdamının engellenmesi,

8- Mera ıslahı projeleri için gerekli olan mera tipi tohum, alet ve makina, özellikle mera mibzeri temini ile ilgili dar boğazların giderilmesine yönelik tedbirlerin alınması,

9- Meraların göçerlere kiralanmasında, kiralayanların kira sözleşmesine bağlı kalmalarının yapılacak sıkı denetimlerle sağlanması,

10- Yem bitkileri tohumluğu üretimi amacıyla TİGEM ve özel sektör iş birliğinin özendirilmesi,

11- Türkiye’de özel sektör, üniversiteler ve araştırma enstitüleri tarafından geliştirilen ve tescil ettirilen yerli yem bitkisi çeşitlerinin tohumluk üretiminin ve kullanımının teşvik edilmesi,

12- Ülkemizdeki kaliteli kaba yem açığının kapatılması amacıyla özellikle ot verimi yüksek olan yem bitkisi türlerinin (sorgum, darılar ve Brassica türleri vb.) yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi,

13- Ülkemizde halen üretilen yem bitkisi türlerinin çeşitlendirilmesi, farklı ekolojiler ve marjinal alanlar için yeni yem bitkisi türlerinin üzerinde durulması,

14- Resmî kurumlar tarafından yapılan yem bitkisi çeşit tescili başvurularından ücret alınmaması için gerekli girişimlerde bulunulması,

15- ‘Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi’nin yeniden başlatılması, nadas alanlarının üretime kazandırılması projesinin genişletilmesi, bu alanlarda yem bitkileri üretiminin teşvik edilmesi.

16- Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) bünyesindeki araştırma enstitülerinde yem bitkileri ve çayır ve mera konusunda çalışan araştırıcı sayısı son derece azalmıştır. Üniversitelerimizde bu konuda yüksek lisans ve doktora çalışması yapan araştırıcıların doğrudan veya sınavla söz konusu kurumlarda istihdam edilmesi için çalışmalar yapılması,

17- Kamu kurumları tarafından yurt dışından araştırma amaçlı tohumluk materyal getirtilmesinde uygulanan prosedürün ülkemiz biyogüvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde basitleştirilmesi ve hiçbir ticari değeri olmayan söz konusu materyal için farklı amaçlarla talep edilen ücretlerin kaldırılması,

18- Kamu kurumları tarafından sürdürülen yem bitkileri ıslah araştırmalarında rekabet edebilir stabil çeşitlerin ortaya çıkartılması için bilimsel olarak geçerli ıslah şemalarının uygulanmasının sağlanması,

19- Kaba yem üretim planlamaları yapılırken, hayvanların kaba yem ihtiyacının hesaplanmasında; hayvanların yaşama payı ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra bir kısım verim payı ihtiyacının da kaba yemlerle karşılanmasının dikkate alınması,

20- 31.07.1998 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan Mera Yönetmeliği’nin 25.04.2001 tarihli Resmî Gazete ile değiştirilen 6. maddesinin;
a fıkrasında yer alan Büyükbaş Hayvan Birimine (BBHB) çevirme katsayılarının; hayvanların günümüz koşullarındaki canlı ağırlıkları ve verim düzeyleri dikkate alınarak, içerisinde hayvan besleme uzmanlarının da bulunduğu bir komisyon tarafından yeniden belirlenmesi,
b fıkrasında belirtilen ‘hayvanlara günlük yedirilecek kuru ot miktarı için canlı ağırlığının %2.5’u’ ifadesinin ‘hayvanlara günlük canlı ağırlığının %2.5’u kadar kuru madde karşılığı kaba yem’ olarak düzenlenmesi,

21- TÜİK veri tabanında 2010 yılından itibaren ‘yeşil ot üretimi’ verilmekte, ancak ‘kuru ot üretimi’ verilmemektedir. Ülkemiz kuru ot ihtiyacının hesaplanmasında esas olmak üzere veri tabanında 2010 yılı öncesinde olduğu gibi ‘yeşil ot üretimi’ ve ‘kuru ot üretimi” miktarlarına ayrı ayrı yer verilmesi,

22- Yem bitkileri ve diğer bitkisel yem materyalinin öncelikle hayvan beslemede kullanımının sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması, izinsiz olarak farklı amaçlarla kullanımının engellenmesi,

23- Kaba yem borsasının ivedilikle kurulması,

24- Yem bitkileri desteklemelerinde kalite ve ürün miktarının dikkate alınması,

25- Suni mera tesisi teşviklerinin artırılması,

26- Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri dikkate alınarak sıcağa ve kurağa dayanıklı yem bitkileri tür ve çeşitlerin yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi,

27- Düşük kaliteli kaba yemleri ve kalitesiz meraları değerlendirebilecek hayvan tür ve ırklarının korunması ve bu üretim şeklinin muhafazasının teşvik edilmesi,

28- Ülkemizde sıklıkla karşılaşılan ve gündeme getirilen saman ile ilgili sorunlara ilişkin olarak;
a) Hububat hasadında, Tarım İlçe Müdürlüklerinin tane kayıplarının kontrolünde olduğu gibi, sap kayıplarını azaltmak amacıyla (sap yüksekliğinin ölçülmesi gibi) kontroller yapması,
b) Kayıplara yol açmayacak şekilde, sap yere düşmeden, ikinci bir yakıt harcaması yapılmadan, saman ya da balya yapabilen özelliğe sahip biçerdöver sayısının artırılması için çaba gösterilmesi,
c) Sap ve samanları, farklı metotlarla işleyerek daha değerli yemlere dönüşümünü sağlayacak büyük ölçekli ve çiftlik bazlı projelere TÜBİTAK ve TAGEM tarafından öncelik verilmesi,

29- Mera komisyonlarında üniversitelerden ve damızlık yetiştiricileri birliklerinden konu uzmanı birer temsilci bulundurulması,

30- Ağırlıklı olarak hatalı yapılan silaj ya da nemli balyalanan kaba yemlerden kaynaklandığı düşünülen botilismus hastalığının pek çok işletmede önemli bir sorun haline geldiği görülmektedir. Sorunun çözümünde, koruyucu önlem olarak ‘botilismus aşısı’ önemli oranda fayda sağlamaktadır. Bu hastalık konusunda yetiştirici seviyesinde yapılacak çalışmalar ile farkındalık oluşturulması, ayrıca aşının devlet tarafından ücretsiz olarak yapılmasının sağlanması,

31- Hayvansal ürünlerin kalitesini artırma yönünde olumlu etkisi olan kaliteli kaba yemlerin tespit edilmesi, yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması, korunga başta olmak üzere çeşitli yem bitkilerinin hayvansal ürün kalitesi üzerine etkilerine yönelik araştırma projelerine TÜBİTAK ve TAGEM tarafından öncelik verilmesi,

32- Özellikle süt sığırları için silaj yapımının teşvik edilmesi, silajın uygun tekniklerle yapılması, besin madde kayıplarının en aza indirilmesi ve muhafazasına dikkat edilmesi, bu konularda hayvan yetiştiricilerine eğitim verilmesi,

33- Yem bitkilerinin kuru ot ve silaj olarak muhafazasının usulüne uygun olarak yapılması, depolama kayıplarını en aza indirecek tedbirlerin alınması, kurutma ve silolama muhafaza yöntemlerinin dışında alternatif yöntemlerin de uygulamaya konulması,

34- Antimetanojenik etkisi yüksek olan yemlerin ve ağaç yapraklarının hayvan beslemede kullanımının sağlanması ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi.

Sonuç bildirisinde imzası olanlar

Prof. Dr. Esvet AÇIKGÖZ (Uludağ Üniversitesi)
Prof. Dr. Ahmet GÖKKUŞ (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi)
Prof. Dr. Rüştü HATİPOĞLU (Çukurova Üniversitesi)
Prof. Dr. Mustafa TAN (Trakya Üniversitesi)
Prof. Dr. Yaşar KARADAĞ (Muş Alparslan Üniversitesi)
Prof. Dr. Binali ÇOMAKLI (Atatürk Üniversitesi)
Prof. Dr. İbrahim AK (Uludağ Üniversitesi)
Prof. Dr. Ahmet ALÇİÇEK (Ege Üniversitesi)
Prof. Dr. Behiç COŞKUN (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi)
Prof. Dr. Betül Zehra SARIÇİÇEK (Ankara Üniversitesi)
Prof. Dr. İsmet TÜRKMEN (Uludağ Üniversitesi)
Prof. Dr. Gülcan DEMİREL (İstanbul Üniversitesi)
Dr. Öğr. Üyesi Hülya HANOĞLU ORAL (Muş Alparslan Üniversitesi)
Dr. Öğr. Üyesi Mahir ÖZKURT (Muş Alparslan Üniversitesi)
Dr. Şerafettin ÇAKAL (Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü)
Ziraat Mühendisi Mehmet AYDIN (Muş İl Tarım ve Orman Müdürü)
Ziraat Yüksek Mühendisi Kağan TAN (Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü)


  • Makale
Emekli Profesör, Kekik bitkisinden Mantar ve Böcekler üzerinde etkili bitkisel ilaç geliştirdi

Emekli Profesör, Kekik bitkisinden Mantar ve Böcekler üzerinde etkili bitkisel ilaç geliştirdi​




Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesinden emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Oktay Yeğen tamamen doğal maddeler kullanarak fermantasyona tabi tuttuğu mikroorganizma geliştirdi.​

29 Haziran 2021

1 dakikada okunabilir.

Kekikte kriz




Prof. Dr. Yeğen, mikroorganizmanın zeytin ağaçlarındaki mantar (vercitillium) hastalığının tedavisinde, meyve sebzelerdeki tüm hastalıklarda kullanılabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Oktay Yeğen, yoğun araştırmalar sonucu geliştirdiği hem bitkilerdeki mantara, hem de zararlı böceklere karşı kullanılan ve kekikten imal ettiği organik ilacın, tarım sektöründe çok önemli bir eksikliği gidereceğini söyledi.

Ziraat Fakültesinden 1964 senesinde mezun olup, 4 yıl süren yüksek lisansını Almanya’da tamamlayan Prof. Dr. Oktay Yeğen, kekik ve benzeri bitkilerin insanlar gibi diğer organizmalar üzerinde de etkili olabileceğinden yola çıkarak çalışmalara başladı.

Açıkta bırakılan kekik yağının bir süre sonra renk değiştirdiğini fark eden Oktay Yeğen, yaptığı analizler sonucu kekik yağıyla beslenen bir bakteri türü tespit etti. Ardından bu bakteriyi tamamen doğal ortamda, tabii bitkilerle uygun şartlar ve farklı yöntemlerle besleyip geliştirerek fermantasyona tabi tutan Prof. Dr. Yeğen, hazırladığı mikroorganizmayı bitkilerdeki mantar hastalığı böcekler üzerinde denedi. Yeğen, hazırladığı ilacın etkisinin beklenilenden daha iyi olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Yeğen, “Mikroorganizma böcekler ve onların yumurtaları ile mantarların üzerinde bulunan ve gelişmesini sağlayan ‘kitin’ tabakasını parçalayarak yok ediyor” dedi.


Ziraat Odası Başkanı: "Üreticiye bir değil dört elle sarılmalıyız"

Antalya Ticaret Borsası (ATB), Kurban Bayramı öncesinde “Hayvancılık ve Et Ticareti” başlıklı çevrimiçi toplantı düzenledi.



Antalya Muratpaşa Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp:

Yemin çuvalı 160 TL, samanın tonu 1200 TL olmuş. Bu girdilerle besici hayvanını nasıl besleyecek. Kaba yemin yüzde 65’ini kendi üretemeyen besici hayvancılık yapamaz hale geldi. Besici artan maliyetler nedeniyle sektörden çekiliyor. Üreticiye artık bir elle değil iki elle sarılmalıyız, iki gözle değil dört gözle bakmalıyız. Üretmeyi bırakırsak eti ithal etmek zorunda kalırız. Bu döviz kurlarıyla kaç gün et ithal edebiliriz, siz söyleyin. Et açığı küçükbaş hayvancılıkla kapatılacağı söyleniyor ancak küçükbaşın besleneceği mera alanları bir bir yok ediliyor. Mera alanları gelişmedikçe küçükbaşı nerede yetiştireceğiz” dedi.



ATB Meclis Üyesi Ata Sönmez:

"1 kilogram etin maliyetinin 50 TL. Hayvanlar bir bir kesime gidiyor. Etteki gidişat bizi ithalata götürüyor. Bu politikalarla sığır kesimine engel olmak mümkün değil. Ana olmadan dana olmaz. Önümüzdeki dönem etin fiyatını daha fazla konuşuruz. Ayriyeten kurbanlık satışlarının başladı, canlı kurbanlıkların kilogram fiyatı 30-34 TL arasında değişiyor." dedi.

1624907713186.png

Büyükbaş ve Küçükbaşta Yeni %50 Hibeli Makina Kampanyası

"Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık İşletmelerine Yönelik Yatırımların Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği" 25 Haziran'da Resmi Gazete'de yayınlandı. TARMAKBİR'in bu hibe hakkındaki bilgilendirmesi ise şu şekilde paylaşıldı:




"Mevzuata konu olan yatırımlar kapsamında yem hazırlama, gübre sıyırıcı, seyyar süt sağma makinesi, süt soğutma tankı, hayvan kaşıma ünitesi ve otomatik suluk alımı yüzde 50 oranında hibe olarak desteklenecektir. Konuya ilişkin mevzuat linkte sunulmaktadır.

a) Yem hazırlama makinesi, gübre sıyırıcısı sistemi, seyyar süt sağım makinesi, süt soğutma tankı, hayvan kaşıma ünitesi ve otomatik suluklar yeni, kullanılmamış, deney raporuna sahip, TSE veya CE belgeli ve projenin kapasitesine uygun olmalıdır. Satın alınacak makine, alet ve ekipmanlar için istenilecek belgeler ve teknik özellikler uygulama rehberinde belirtilir.

b) Makine, alet ve ekipmanların hibeye esas üst sınırı Bakanlıkça belirlenmiş olan fiyatlar dahilinde il proje yürütme birimi tarafından piyasa araştırması yapılarak belirlenir. Hibe hak edişi düzenlemesinde Bakanlık fiyatı, il proje yürütme biriminin piyasa araştırma fiyatı ve KDV’siz fatura bedeli karşılaştırması yapılarak en düşük bedel hibeye esas alınmalıdır.

c) Gübre sıyırıcısı sisteminin, ahır yapımı yatırımının bir parçası olarak, yeni inşaat yapımı ve kapasite artırımı/rehabilitasyonu ile birlikte satın alınması ve ahır içinde montajının yapılması zorunludur.

ç) Diğer makine, alet ve ekipmanlar, yem hazırlama makinesi, seyyar süt sağım makinesi, süt soğutma tankı, hayvan kaşınma ünitesi ve otomatik suluk ekipmanları alımları ise başvuru koşullarını karşılamak kaydıyla bağımsız olarak ayrı ayrı veya birlikte olmak üzere satın alınabilecektir.

d) Makine, alet ve ekipman alımları konusunda teknik detaylar, kapasite miktarları, alım ve diğer şartlar Bakanlıkça hazırlanacak olan proje uygulama rehberinde detayları ile açıklanacak olup, hibe yararlanıcıları açıklanacak şartlara uymakla yükümlü olacaklardır."

1624907390946.png

Arpa anızlarına ve Zayıf tarlalara tritikale ekimi

Bu sezon (2021) yılı ülkemizde ve Ankara'da ciddi oranda rekolte kaybına sebep olmuştur Allah çiftçimizin ve hepimizin yardımcısı olsun.
Ekili arpa tarlalarının çoğunu sürdüm verim yok sap yok yağış olmadığından yanmış gitmiş buyumemis.
Seneye nasip olursa kuraklığa daha dayanıklı olduğu söylenen tritikale ekmeyi düşünüyorum bu konuda uzman arkadaşlara birkaç sorum olacak.
*2021 Arpa yerlerine 2022 de tritikale ekimi yapılır mı.
*Zayıf ve tepelik alanlara ekim yapsam verim alabilirmiyim.
Değerli görüş ve bilgilerinizi bekliyorum.
Tesekkurler

Bakan Bekir Pakdemirli İzmir Fuarına Katıldı | Elektrikli Traktör

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli bu yıl 16'ncısı düzenlenen İzmir- AgroExpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışına katılmıştı. Açılışta son yıllarda verilen destek ve yapılan projeler hakkında bilgi verdikten sonra, elektrikli traktör ve tarım-çevre ilişkisi ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:



"Teknolojik projelerin içinde benimde önem verdiğim ülkemizin ilk yerli ve milli elektrikli traktörüdür. Hamdolsun; traktörümüz seri üretime hazır hale geldi. İnşallah bu yıl içerisinde seri üretimi başlatacağız. 8 kat daha az yakıt harcayan, 45 dakikada yüzde 85 şarj kapasitesine ulaşan Elektrikli Traktörümüz, hem üretim maliyetini azaltacak hem de çevreyi koruyacak" diye konuştu.

"Tarım ve hayvancılık, son yüzyılda, üretim anlamında büyük bir seviye atladı. Bugün 8 milyara yaklaşan dünya nüfusuna yetecek gıdayı üretebilir seviyeye ulaştık. Ama maalesef bu süreçte, doğal kaynaklarımıza aşırı yüklendik ve arkamızda çok iyi bir tablo bırakamadık. Üretirken, doğal ekosistemlerin yüzde 70'ten fazlasını da dönüştürdük. Son yüzyılda, dünyadaki arazilerin yaklaşık dörtte birinin üretkenliği azaldı. Her yıl, 120 Milyon dekardan fazla verimli arazi tahribata uğruyor".



Agroexpo%20Fuar%c4%b1%20ziyareti%20vitrin.jpeg

TMO: "Et ve süt üreticilerinin sorunlarını kısa sürede çözeceğiz"

TMO Merkez Birimleri Koordinasyon Toplantısında konuşan TMO Genel Müdürü Ahmet GÜLDAL:

“Kurum olarak bize verilmiş yetkiler var. Biz yetkilerimizi kullanarak gerek iç gerekse dış tedarik yolu ile piyasa düzenlemesini etkin ve sonuç alıcı şekilde yönetiyoruz. 17 Mayıs’tan itibaren de aldığımız kararları bir bir hayata geçiriyoruz. Salgın hastalık, kuraklık ve diğer olumsuz etmenler fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. Olağan üstü bir yıl yaşıyoruz. Ancak hem Bakanlığımız hem TMO olarak bizlerin aldığı tedbirler bu süreci sıkıntısız bir şekilde atlatmamızı sağlayacaktır. Başta et ve süt üreticilerimiz olmak üzere diğer paydaşlarımızın sorunları kısa süre içinde çözülecektir.”


koortopkapak.jpg

  • Makale
ABD'deki toplam mahsul ekim alanı 2014 ile 2020 arasında 14,4 milyon akre (58 milyon dekar) azaldı;

Başta buğday fiyatları olmak üzere birçok ürününün fiyat artışının bir sebebi de; dünya piyasalarına dinamo etkisi yapan ABD'de ki yaklaşık 6 milyon hektar(Türkiyenin 4'te 1'i kadar ekilebilir alanın) tarım dışına çıkmış olması olabilir. Belki Bill topladığı tarlaları boş bırakmış olabilir. Kim bilir. İnsanları gıdasızlık ile tehdit eden bir strateji izliyorlar gibi geliyor bana. İsteyenler aşağıdaki yazıyı inceleyebilir.


Tüm Mahsul Dönümleri Nereye Gitti?​

  • Scott Irwin
  • Tarım ve Tüketici Ekonomisi Bölümü
  • Illinois Üniversitesi
21 Haziran 2021
günlük farmdoc ( 11 ): 95
Önerilen alıntı biçimi: Irwin, S. " Tüm Mahsul Dönümleri Nereye Gitti? " günlük farmdoc ( 11 ): 95, Tarım ve Tüketici Ekonomisi Bölümü, Illinois Üniversitesi, Urbana-Champaign, 21 Haziran 2021.kalıcı bağlantı

Yakın tarihli bir günlük farmdoc makalesi ( 10 Haziran 2021 ), 1998-2020 yılları arasında ABD için toplam arazi tabanı veya “dönüm pastasının” büyüklüğüne ilişkin tahminleri bildirdi. Toplam, 1998'den 2014'e kadar, ortalama 359.4 milyon dönüme yakın, nispeten istikrarlıydı. Bununla birlikte, 2014'ten sonra toplam mahsul alanında 14.4 milyon dönümlük şaşırtıcı bir düşüş oldu. Bu eğilim ilk olarak daha önceki farmdoc günlük makalelerinde ( 2 Nisan 2015 ; 21 Ocak 2016 ) kaydedildi. Bu makalenin amacı, kayıp ABD ekin dönümlerine ne olduğunu araştırmaktır.

analiz​

ABD'deki toplam ekin arazisi alanını tahmin etme süreci, 10 Haziran 2021'den itibaren günlük bir çiftlik belgesi makalesinde özetlendi.. Toplam mahsul alanı üç bileşenden oluşur: i) temel mahsul alanı, ii) Koruma Rezerv Programı (CRP) alanı ve iii) önlenen bitki alanı. Şekil 1, 1998-2020 arasındaki üç bileşenin her birini göstermektedir. Üç çubuğun üstü, ABD için toplam ekin arazisi tahminini temsil ediyor Yukarıda belirtildiği gibi, toplam 1998-2014 döneminde nispeten sabitti ve ortalama 359.4 milyondan kabaca +/- 5 milyon dönüm arasında değişiyordu. Toplam mahsul alanının, 2007-2013 etanol patlaması yıllarında esasen sabitlendiğini gözlemlemek ilginçtir. Bu, 2014'ten sonra toplam mahsul alanındaki düşüşü daha da şaşırtıcı hale getiriyor. Toplam yüzölçümü 2014'te 356,7 milyon iken 2020'de 14,4 milyon dönümlük düşüşle 342.2 milyona düştü. İlginç soru, bu şaşırtıcı düşüşün arkasında ne olduğu.

Düşüşle ilgili hatırlanması gereken ilk nokta, toplam mahsul alanını ölçmek için Şekil 1'de kullanılan verilerin kesin olmadığıdır. Her bileşen için veriler USDA içindeki farklı ajanslar tarafından toplanır ve her ajans biraz farklı yöntemler ve tanımlar kullanır ( ayrıntılar için 10 Haziran 2021 tarihli farmdoc günlük makalesine bakın). USDA tarafından "toplama" kısıtlaması uygulayan tek bir süreç kullanılmaz. Ayrıca, her bileşen örnekleme ve örnekleme dışı hatalara tabidir ( farmdoc günlük , 4 Nisan 2014 ; 9 Nisan 2014 ). Son olarak, ankete katılan devletlerin kapsamı, özellikle bütçe baskıları nedeniyle zamanla değişebilir.
Ölçüm hatası bir sorun olsa da zaman içinde önemli ölçüde değiştiği şüphelidir, bu da 2014'ten sonra ekin dönümlerindeki düşüşü anlamada yardımcı olmayacağı anlamına gelir. Bunun yerine analize CRP ve ana üründeki değişiklikleri karşılaştırarak başlıyoruz. artı bitki alanı önlendi. Nispeten sabit bir toplam dönüm bazında, beklenti, iki serinin zıt yönlerde hareket etmesidir. Yani, dönüm CRP'ye girdiğinde bu, ekin alanının diğer iki bileşeninin toplamını azaltır ve bunun tersi de geçerlidir. Şekil 2'de gösterildiği gibi, CRP'nin 6,6 milyon arttığı ve ana mahsul ile önlenen bitki toplamının 9,5 milyon azaldığı 1998 ile 2007 arasında kabaca olan budur. CRP'nin 9 azaldığı 2007 ve 2013 yılları arasında tam tersi oldu. 9 milyon ve ana mahsul ve önlenen bitki toplamı 11 milyon arttı. Bu iki dönem boyunca, CRP etkin bir şekilde dönümlük bir “tampon stok” olarak işlev gördü; düşük fiyat döneminde dönüm CRP'ye girdi ve yüksek fiyat döneminde dönüm çıktı.

O halde Şekil 2'de hem CRP'nin hem de temel mahsul artı önlenen bitkinin 2013'ten 2020'ye düştüğünü görmek şaşırtıcıdır. CRP'deki 5.0 milyon dönümlük düşüşün, ana mahsuller artı önlenen bitkideki düşüşten çok daha küçük olduğu belirtilmelidir. , 13.2 milyon dönüm. Bununla birlikte, bu, iki seri arasındaki ters ilişkinin bozulduğunu gösteriyor gibi görünüyor. Neyse ki USDA, CRP'ye kayıtlı olan ve sözleşmeleri 2013-2016'da sona eren 7,6 milyon akrenin sonraki kullanımını izledi (Bigelow ve diğerleri, 2020). CRP'ye yeniden kaydedilmeyen arazinin yüzde 79'u yıllık mahsullere, çok yıllık yem mahsullerine veya çok yıllık özel mahsullere geri döndü. Bu çalışma 2014-2020 dönemi ile tam olarak örtüşmemekle birlikte, son yıllarda CRP'den çıkan arazinin büyük çoğunluğunun yıllık veya çok yıllık ekinlere ve yemlere geri döndüğünü kuvvetle önerir. Eğer durum gerçekten böyleyse, 2014-2020 döneminde ana mahsul artı önlenen bitki ekim alanlarındaki düşüşün o kadar büyük olduğu ve CRP'den gelen arazinin olumlu etkisini bastırdığı anlamına gelir. Diğer bir deyişle, toplam mahsul ekim alanının 2020'den sonra azalmasının nedeni, CRP ekim alanının "tampon stok" yapısındaki bir değişiklik değil, ana mahsulde olağandışı keskin bir düşüş artı önlenen bitki ekimidir.
Bu nedenle, bir sonraki mantıklı soru, 2014'ten sonra toplam mahsul alanında en büyük değişikliklerin nerede meydana geldiğini sormaktır. Bu soruyu cevaplamak için, toplam mahsul alanının üç bileşeni (temel mahsuller, CRP ve engellenen bitki) için veri topladık. 2014 ve 2020 için eyalet bazında. Ardından, her eyalet için 2014 ve 2020 yılları arasında toplam mahsul alanındaki değişimi hesapladık. Şekil 3, bu iki yıl için toplam mahsul alanındaki durum değişikliklerini haritalamaktadır. Sadece dört eyalet, bu süre zarfında toplam mahsul alanında artış gösterdi (Alaska, Kansas, Nebraska ve Pennsylvania). Diğer her eyalette toplam yüzölçümünde bir azalma oldu. En büyük düşüşe sahip üç eyalet Teksas (-1,9 milyon), Oklahoma (-1,5 milyon) ve Minnesota (-1,1 milyon) oldu. Nispeten büyük düşüşlere sahip diğer eyaletler arasında California, Montana, ve Kuzey Dakota. En büyük düşüşlerin olduğu gruptaki Great Plains eyaletlerinin yaygınlığı, toplam ekin dönümü kaybının bu bölgede yetiştirilen ekinlerde yoğunlaşabileceğini düşündürmektedir.

Spesifik mahsullerin seviyesini aşağı çekmek için, 2014 ve 2020 yılları arasında toplam mahsul alanında en büyük düşüşün olduğu ilk 10 eyaletteki ana mahsuller için ekili alan verilerini topladık. Tablo 1, buğday alanı (her türlü). Veriler, Kuzey Dakota, Güney Dakota, Teksas ve Oklahoma'da en az bir milyon akrelik buğday ekimi düşüşlerinin yol açtığı buğday ve saman ekim alanlarındaki büyük düşüşleri ortaya koyuyor. Sadece Minnesota, 2014 ve 2020 yılları arasında buğday ekim alanında bir artış yaşadı ve bu 200.000 dönümden azdı. Bu 10 eyalette buğday ekili arazideki toplam düşüş 5.886 milyon akre ve samanlık ekim alanında 3.565 milyon akre olmuştur. Ayrıca, 1.775 milyon akrelik bu 10 eyalette mısır ekili arazide toplam bir düşüş oldu. Ancak,

Bu noktada üç gerçeği biliyoruz:
i) ABD'deki toplam mahsul ekim alanı 2014 ile 2020 arasında 14,4 milyon akre azaldı;
ii) bu dönem için toplam ekin alanlarındaki düşüş Büyük Ovalarda yoğunlaşmıştır; ve
iii) Büyük Ovalar'da yüzölçümünde en büyük düşüşlerin yaşandığı başlıca mahsuller buğday ve samandı.


Bu gerçeklerden yola çıkarak, Büyük Ovalar'daki buğday ve saman ekim alanlarının kaybından dolayı toplam mahsul ekiminin 2014'ten sonra düştüğünü çıkarabiliriz. Bunun, diğer ana ürünlere ekilmedikleri için buğday ve samanlıkların kelimenin tam anlamıyla kaybolduğu anlamına geldiğini kabul etmek önemlidir. Kaybolan buğday ve otlaklara (belki mera, mera veya nadas) tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz, ancak veriler bunların 2014'ten önceki amaçlarla kullanılmadığını gösteriyor. Şiddetli kuraklığın ardından dönümlerde artan nadasın, toplam mahsul alanındaki düşüşün altında yatan itici güçlerden biri olabileceğine dair bazı kanıtlar var (Smith, 2021). Buğday ve saman üretimi için azalan getiriler de kesinlikle kritik bir rol oynamaktadır.

Burada çıkarılan sonuçların toplam arazi verilerine dayandığını vurgulamak önemlidir. Bu yaklaşım zaman içinde bireysel dönümleri izlemediğinden, toplu verinin ekin alanındaki önemli değişiklikleri maskeleme olasılığı vardır. Bu tür bir ölçüm hatasından kaçınmanın tek yolu, zaman içinde her bir dönümü ayrı ayrı izlemektir. Bu aslında (en azından teoride) burada mevcut olan USDA Cropland Data Layer uydu verilerini kullanarak mümkündür . CDL'yi kullanan daha fazla analiz, 2014'ten sonra ekin dönümlerine tam olarak ne olduğunu tam olarak tespit etmeye kesinlikle yardımcı olacaktır. Bu yaklaşımın Kaliforniya'daki ekin ekim alanına yakın tarihli ilginç bir uygulaması Smith'te (2021) bulunmuştur.

etkileri​

Yaklaşık 15 yıl boyunca sabit kaldıktan sonra, ABD'deki toplam mahsul ekim alanı 2014 ve 2020 arasında 14,4 milyon akre azaldı. Toplam "dönüm pastasının" büyüklüğü, ekilebilir araziyi sınırladığından, bu kaybedilen mahsul dönümlerinin akıbetini anlamak önemlidir. bireysel ürünler için.

Bu makalede, şunları gösteriyoruz:
i) 2014'ten sonra toplam mahsul ekim alanlarındaki düşüş Büyük Ovalarda yoğunlaşmıştır ve
ii) Büyük Ovalar'da arazide en büyük düşüşlerin yaşandığı başlıca mahsuller buğday ve samandır. Bu iki olgudan, ABD'deki toplam mahsul ekiminin, esas olarak Great Plains'deki buğday ve saman ekimi kaybı nedeniyle 2014'ten sonra düştüğünü çıkarıyoruz. Kaybolan buğday ve otlaklara tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz - belki mera, otlak, veya nadas — ancak veriler, bunların 2014'ten önceki amaçlarla kullanılmadığını gösteriyor.


Sonuçların, ABD ekin ekim alanı tahminleri için iki önemli sonucu var. Birincisi, 2014'ten sonra ekin üretiminden çıkan 14,4 milyon akre muhtemelen gelecekte üretime geri dönebilir ve bu da ABD'nin toplam ekin alanını önemli ölçüde genişletebilir. İkincisi, Mart USDAProspective Plantings raporu, ABD'li çiftçilerin, eğer varsa, bu kayıp dönümlerin önemli bir bölümünü 2021'de üretime geri getirme planlarının olmadığını gösteriyor. Bu, aslında çok şaşırtıcı değil, çünkü araziyi tekrar üretime döndürmek uzun vadeli bir yatırım kararı. piyasa getirilerinin beklentilerine göre gecikmelere bağlıdır. Sonuçta, tahıl fiyatlarındaki ralli başlayalı henüz tam bir yıl olmadı.



Kaynak: https://farmdocdaily.illinois.edu/2021/06/where-did-all-the-crop-acres-go.html

  • Makale
Kapari Tarımı

Dr. Tuncer Kaltar adlı bir doktorun Twitter'da şöyle bir yazısını okudum.

"Kuraklığın çözümlerinden biri Kapari tarımıdır.

Kapari kurak-kraç-yamaç topraklarda bile yetişir.
Kökü 40 m derinliğe kadar indiği için erezyonu önler, su ihtiyacı azdır.
Kanser, MS gibi bir çok hastalığı önler-tedavi eder.
Protein,vitamin,antioksidan deposudur
Çok kârlı bir yatırımdır."


kapari 2.jpeg


kapari.jpeg


kspari1.jpeg




TarımTv'de şöyle bir video varmış.

ÇKS Başvuruları için Son Gün 30 Haziran !

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada:



“Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuruları, 30 Haziran 2021 tarihinde sona erecek. ÇKS kaydı yaptırmayan üreticilerimiz, desteklerden yararlanamıyor, tarım sigortası yaptıramıyor ve düşük faizli kredi kullanamıyor”

2003-2020 yılları arasında ÇKS kaydı yaptıran çiftçi sayısında yüzde 23,6, ÇKS’ye kayıtlı tarım alanlarında ise yüzde 10 azalma olmuştur” dedi.


1624724593950.png

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt