Asgari ücretle çalışırken kendi işlerinin patronu oldular! Bu yılki ciro hedefleri 2 milyon TL

Asgari ücretle çalışırken kendi işlerinin patronu oldular! Bu yılki ciro hedefleri 2 milyon TL​

12 Haziran 2021


Bartın’da asgari ücretle çalıştıkları fabrikalardan istifa ederek hayallerinin peşinden giden Gökhan Demirci ve Mehmet Ali Ercan isimli iki girişimci tarım işletmesi kurdu. Kiraladıkları atıl arazilerde büyükbaş hayvanlar için yem üreterek Batı Karadeniz bölgesindeki yem ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan iki girişimcinin 2021 yılındaki ciro hedefi 2 milyon TL.


Medyayı görebilmek için giriş yapınız

Bartın’da çeşitli alanlarda faaliyet gösteren fabrikalarda asgari ücretle çalışan Gökhan Demirci ve Mehmet Ali Ercan 4 yıl önce hayallerindeki büyükbaş hayvan çiftliğini kurmak ve kendi işlerinin patronu olmak için istifalarını vererek yeni bir hayata atıldılar. Hayallerindeki büyükbaş hayvan çiftliğini kurup zarar etmeden işlemesi için her şeyi hesap eden iki arkadaş kuracakları çiftlikteki hayvanların yem maliyetinin minimum seviyede tutulmasını sağlamak için önceliklerini hayvan yemi üretimine verdiler. Çiftçilere sunulan devlet desteklerinden de faydalanan Demirci ve Ercan, hayvan yemi üretimi yapacakları arazilerde kullanacakları traktör başta olmak üzere traktör ekipmanları ve makineleri de temin ederek kendi tarım işletmelerini kurdular.
PATRON OLDULAR
İlk etapta kiraladıkları 457 dönüm arazide tek ekimle başladıkları mısır slajı ve ot üretimine 650 dönüm arazide çift ekimle devam eden Demirci ve Ercan, Bartın’ın yanı sıra çevre illere de mısır slajı ve ot sevkiyatı yapmaya başladılar. Yılda 300 ton ot ve 4 bin ton mısırlık slaj üretimi gerçekleştiren ancak artan taleplere yetişemeyen ikili talepleri karşılayabilmek ve işletmelerinin üretim hacmini de büyütmek için yeni arazi arayışlarını sürdürüyorlar. 2021 yılında 2 milyon TL’lik ticaret hacmine ulaşmayı bekleyen Demirci ve Ercan, kendi işlerinin patronu olmanın yanı sıra yaklaşık 20 kişiye istihdam sağlamanın da gururunu yaşıyorlar.


Fleckvieh vs motofon

Forumda simental montofon karsilastirma basliklari var ama ben özellikle Avusturya Fleckvieh ile montofon farkini merak ediyorum. Bu iki irki birden besleyen var mi? Hangisinin süt verimi daha iyi? Genelde montofonun süt verimi daha iyi deniliyor ama pedigrilere bakilirsa fleckviehin süt verimi daha iyi görünüyor.
Yem tüketimleri nasil?
Dayanikliliklari yani verimli ömürleri nasil?
Besi performansi nasil?
Sonucta hangisi daha avantajli?

Fiat 55-46 vites kolunun altindan yag gelmesi

Merhaba, fiat 55-46 traktorun vites kolunun altinda vites kolunu tutan yatay pimin oldugu kisimdan yag geliyor, neden olabilir? Kece vs ise boz degisim yaoabilir miyiz? Vitesin altindaki yatay pimi aldigimizda sanziman icine vs dusecek bir parca var midir? Yani pimi sokumce sanzimani acmak zorunda kalir miyiz? Basit birsey ise kendimiz yapmak istiyoruz, sanayi biraz uzakta. Tesekkurler

2021 CEYHAN 99 HASAT

Arkadaşlar şükürler olsun bugün Ceyhan 99 buğdayımızı biçtik. Telaş ve koşturmasan yağmur korkusundan fotoğraf çekemedim ama samanları yarın yarın çekerim. 135 Dekar alanda 85 Ton Buğday aldık. Sattık buğdayı 2,45 TL/kg Allah bereket versin. Samanlarımızı da sattım yarın balya balyalara başlıyoruz. Samanı 0.70 TL sattım (Balya yaptırma ücretini ben ödeyeceğim) Allah cümlemizin mahsulünü kaldırmak ağız tadıyla yemek nasip etsin.

Machio Gaspardo - Mondiale Serisi Balya Makinalarında Kampanya

Tarım makinaları alanında dünyada önemli markalardan olan Machio Gaspardo, geçtiğimiz aylarda Combi serisi rulo balya makinalarında bir kampanya yaptığını duyurmuştu.

Yine dün de firmanın facebook hesabından Mondiale serisi rulo balya makinalarında hemen teslim ve fiyat üzerinden kampanya yapıldığı paylaşıldı. Kamoanyaya son katılım tarihi 30 Haziran.

1623432419160.png

John Deere'dan Traktör + Balya Makinası Kampanyası | 80.000 €'ya Büyük Balya Makinası Mümkün mü?

John Deere'ın Türkiye distribütörlüğünü yapan IPSO Tarım, başlattığı yeni kampanya ile max. 216 beygire ulaşan 6195M Premium traktör ve 120 x 90 ölçülerinde balya bağlayabilen L634 modeli balya makinalarını ikili olarak 239.900 € + KDV fiyatından satışa çıkardıklarını duyurdu.

Söz konusu traktör "Premium AutoTrac" paketi olarak istenirse ek olanarak 10.000€ fiyat eklenecek. AutoTrac sistemi nedir diye soracak olursanız, basitçe traktörlere fabrika çıkışı eklenen GPS sistemi diyebiliriz.

1623432581296.png


Ayrıca firma Ocak ayında tüm serileri kapsayan bir fiyat listesi yayınlaşmış, daha sonraki aylarda büyük traktörlerini listeden çıkararak sadece 5E serilerinin fiyat listesini güncellemeye başlamıştı. Sitemizde yüklü olan, Ocak ayındaki listeye buradan ulaşabilirsiniz.

Yine Ocak ayındaki listeden 6M serisine ait fiyat listesi aşağıdadır. Listeye göre 6195M Premium modelinin fiyat listesi KDV hariç 158.000 €. Bu demek oluyor ki balya makinası KDV hariç 81.000€'ya denk geliyor.


1623432987825.png

ARPA VE MISIR FİYATLARI YÜKSELİNCE, UN VE YEM SANAYİCİLERİ BUĞDAY KAVGASINA TUTUŞMUŞ

UN VE YEM SANAYİCİLERİNİN BUĞDAY KAVGASI​

Un sanayicileri ile yem sanayicileri arasında buğday alımı tartışması yaşanıyor. Arpa ve mısır fiyatındaki aşırı yükselme nedeniyle yem sanayicileri ekmeklik buğday alarak yem üretiminde kullanıyor. Un sanayicileri buna tepki göstererek halkın yiyeceği ekmeğin hammaddesi olan kaliteli buğdayın hayvanlara yedirildiğini ileri sürüyor.
Yazar
Ali Ekber Yıldırım
-
7:00 | 11 Haziran 2021


bugday2-696x417.jpg


Arpa ve mısır fiyatı buğday alım fiyatının üzerine çıkınca yem sanayicileri ekmeklik buğday alımına yöneldi. Kuraklık nedeniyle buğday üretiminin düşmesi, dış piyasalarda da fiyatın yüksek olması nedeniyle iç piyasada az miktardaki buğdayı almak için un sanayicileri ile yem sanayicileri adeta yarışıyor.

Taraflar ne diyor?​

— Un sanayicileri, halkın tüketeceği ekmeğin hammaddesi olan un üretiminde kullanılan en kaliteli buğday, yem sanayicileri tarafından alınarak hayvan yemi yapılıyor.
— Yem sanayicileri, arpa ve mısır fiyatı ilk kez buğday fiyatının üzerine çıktığı için bu iki ürün yerine buğday alınıyor. Yem olmazsa et, süt, yumurta gibi protein kaynakları olmaz.

Buğdayı sanayici değil yatırımcı alıyor​

Un ve yem sanayicileri buğday alımı konusunda birbirlerini suçlarken, buğdayı sanayicilerden çok yatırımcı tüccarlar alıyor. Dünya fiyatlarının yükselmesi ve üreticiden çıktıktan sonra fiyatın çok yükseleceğini bekleyen yatırımcılar buğday alıp bekletiyor.
Un sanayicileri ile yem sanayicileri arasında buğday alımı tartışması yaşanıyor. Arpa ve mısır fiyatındaki aşırı yükselme nedeniyle yem sanayicileri ekmeklik buğday alarak yem üretiminde kullanıyor. Un sanayicileri buna tepki göstererek halkın yiyeceği ekmeğin hammaddesi olan kaliteli buğdayın hayvanlara yedirildiğini ileri sürüyor.
Yem sanayicilerinin ekmeklik buğday almalarının en önemli nedeni yemde yaygın olarak kullanılan arpa ve mısırda fiyatların buğday fiyatının üzerine çıkması. Bu pek görülen bir durum değil. Mısır ve arpa fiyatı yükselince yem sanayicisi bu iki ürüne göre daha ucuz olan buğdaya yöneldi. Kuraklık nedeniyle hem buğday hem de arpa üretiminin azalması, dış piyasalarda da fiyatın yüksek seyretmesi nedeniyle iç piyasada az miktardaki ürünü alabilmek için un sanayicileri ile yem sanayicileri adeta yarışıyor.
Hububat-alim-fiyatlari.jpg

Un sanayicileri ve yem sanayicileri buğday alımı için yarışırken, geçen yıl olduğu gibi ürünün büyük bölümünü sanayici olmayan tüccar-yatırımcılar tarafından alınıyor. Buğday, arpa, mısır gibi ürünler yatırım aracı olarak görülüyor. Dolar, euro alır gibi buğday, arpa, mısır alanlar var. Beklentileri fiyatın çok yükseleceği ve iyi para kazanacakları yönünde.

Üreticinin ürünü hasat edilmeden satın alınıyor​

Daha önceki yıllarda çiftçi buğday, arpa, sap, saman ve diğer ürünleri satabilmek için müşteri beklerken iki yıldır daha hasat edilmeden ürünler satın alınıyor. Bu yıl kuraklığın etkili olması nedeniyle özellikle saman üretiminin çok az olacağı ve fiyatların daha şimdiden çok yükseldiği için alıcılar samanı alabilmek için üreticinin biçer döver parasını ve üstüne de bir miktar ödeme yaparak samanı alıyor. Geçmiş yıllarda çiftçi, biçer parası karşılığında ürünü hasat eder danesini alır, sapı biçerciye verirdi. Şimdi biçerci hasadı yapıyor, üstüne de dekar başına belli bir para ödeyerek sapı alıyor.

Buğdayı yem yapmak içimizi acıtıyor​

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş, konuyla ilgili sorularımızı yanıtlarken kaliteli ekmeklik buğdayı hiç bir yem sanayicinin alıp yem yapmak istemediğini söyledi. Karakuş: ” O kaliteli buğdayı alıp yem yapmak içimizi acıtıyor. Fakat mecbur kalıyoruz. Ben 35-40 senedir bu işin içindeyim. Arpa ve mısır fiyatının buğday fiyatını geçtiğine ilk kez tanık oluyorum. Böyle bir tabloyu bugüne kadar hiç yaşamadık. Arpanın ton fiyatı çıktı 2 bin 800 liraya. Üstelik arpa yok. Bu şartlarda yem sanayicisi nasıl arpa alsın? Mısır fiyatı yine buğdaydan yüksek. Yem sanayicisi rasyonda, yani karışımda protein kullanmak zorunda. O zaman arpa ve mısıra göre daha ucuz olan buğdayı alıyor. Yemek üzerinden bir karşılaştıra yapılırsa un sanayicilerinin yaptığı iş kuru fasulye gibi. Buğdayı alıp un yapıyor. Bizimkisi patlıcanlı güveç. İçinde bir çok çeşit var. Yağlı tohumlar, buğday, arpa, mısır ve diğer ürünlerden bir karışım yapıyoruz.”

Kuraklık gerçeği kabul edilmeli​

Doğal bir afet olarak bu yıl kuraklığın buğday, arpa başta olmak üzere ürünlere ciddi zarar verdiğini hatırlatan Ülkü Karakuş sözlerini şöyle sürdürdü: ” Kuraklık gerçeğini kabul etmek zorundayız. Buğday, arpa üretiminde ciddi düşüşler var. Önemli olan bu açığı en iyi şartlarda kapatmak. Gümrük vergileri sıfırlansa bile, kaldı ki Toprak mahsulleri Ofisi’nin gümrüksüz ithalat yetkisi var. Fakat dışarıda da fiyatlar yüksek. Ukrayna’da arpa üretimi iyi görünüyor, belki oradan bir miktar alınabilir. O zaman Temmuz’dan itibaren fiyatta gevşeme olabilir. Şu anda arpa fiyatı 2 bin 750-2 bin 800 lira. Yemden daha pahalı. Bir kilo yem 1 kilo arpadan daha ucuz kaldı.”
Borsa-fiyatlari.jpg

Un sanayicisinin buğdaydan başka işleyeceği ürün yok​

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, un sanayicisinin buğday yerine ikame edebileceği bir ürün olmadığını belirterek konuya ilişkin sorumuza şu yanıtı verdi: “Yem sanayicileri bir çok ürün işleyebiliyor. Mısır, buğday, arpa hepsini işleyebiliyor. Birinin fiyatı yükselince diğerine yöneliyor. Bizim un sanayicileri olarak buğdaydan başka ürün kullanmamız mümkün değil. Buğday yoksa, arpa, mısır kullanalım diyemiyoruz. Bu nedenle yem sanayicileri ile rekabet şansımız yok. Arpa fiyatı artınca yem sanayicileri fiyatı daha düşük olan buğdayı alıyor. Un sanayicisinin 2 bin 300 liraya aldığı buğdayı 2 bin 400 lira, 2 bin 500 lira verip alıyor. Bizim bu fiyatı artırarak 2 bin 600 liradan buğday alacak durumumuz yok. Çünkü, biz arpa fiyatı arttı diye ekmeğe zam yapamıyoruz. Bu yıl olağanüstü bir durum var. Piyasanın matematiği bozuldu. Normal şartlarda ürünler arasında doğal bir parite var. Toprak Mahsulleri Ofisi alım fiyatı açıklarken bu pariteyi dikkate alıyor. Makarnalık buğday fiyatı ekmeklik buğdayın yüzde 15 üstünde olur. Arpanın fiyatı ekmeklik buğdayın yüzde 20 altında olur, mısır yüzde 10 düşük olur. Fakat, bu matematik bozuldu. Şu anda arpa ve mısır fiyatı buğdayın çok üzerinde. Yaşanan sorunun temel nedeni bu.”

İthalat kaçınılmaz​

Kaliteli ekmeklik buğdayın yem sanayinde kullanılması nedeniyle üründen elde edilen katma değerin kaybolduğuna dikkat çeken Ulusoy: ” Bugün stoklarımızdan çalışıyoruz. Ama yeni harmandan alamadığımız kaliteli buğdayı ithal etmek zorunda kalacağız. Kuraklık nedeniyle olağanüstü bir yıl yaşanıyor. İthalatla ilgili tabuların kırılması lazım. Hasat zamanı gümrük vergisi sıfırlanmaz, ithalat yapılmaz tabularının bu yıl için kırılması gerekir. Şu anda ithalat yapılsa ürün yine yem sanayine gider. Bu nedenle öncelikle mısır ve arpa fiyatının kontrol altına alınması gerekiyor. Toprak mahsulleri Ofisi bu konuda bir çalışma başlattı.” dedi.

Ekmek fiyatı sabitlenince denge bozuldu​

Yem sanayinin hammadde fiyat artışını ürünlere yansıttığını hatırlatan Ulusoy, ekmek fiyatının sabitlenmesi nedeniyle dengenin bozulduğunu söyledi. Ulusoy şunları söyledi: “Buğday fiyatı artınca biz fiyatı yükseltip alamıyoruz. Çünkü, yüksek fiyatı una yansıtamıyoruz. Un kullanan ekmek üreticilerinin fiyatı sabitlendi. Ekmek fiyatı artsa bunun faturası tüketiciye çıkacak. Yemcilerin böyle bir sorunu yok. Ama bu sene olağanüstü bir yıl suçlu aramaya gerek yok. Her sene yaptığımızdan farklı önlemler almak gerekiyor.”

Buğdayda rekolte 15 milyon tonun altında​

Un sanayicileri ve yem sanayicileri sorunun buğday üretimindeki düşüşten de kaynaklandığını belirterek bu yıl kuraklık nedeniyle buğday üretiminin 15-16 milyon ton seviyesine düşeceğini iddia ediyor. Üretimdeki düşüş nedeniyle Türkiye’nin buğday ithalatının 12-13 milyon tona çıkması bekleniyor.

TMO piyasaya aktif müdahale ediyor​

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal, bu yıl hububat piyasalarında olağanüstü şartların hakim olduğunu belirterek, güçlü bir müdahalede bulunduklarını söylüyor. Güldal: “Piyasayı anlık olarak yakından takip ediyoruz, gerekmesi halinde hızlı kararlar alıyoruz. Olağan dışı dönemlerde olağanüstü kararlar alınabilmektedir. Bu gereklilik dolayısıyla piyasa düzeni ve istikrarı için bütün müdahale yöntemlerini gündemimizde tutuyoruz.” dedi.
Hasat döneminin başında kuraklık ve dış piyasa fiyatlarının etkisi ile oluşan spekülasyonlar nedeniyle yem ham maddeleri başta olmak üzere hububat fiyatlarında beklenin üzerinde artışların olduğunu belirten TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, normal dönemlerde sonbaharda açıklanan hasat sonu hububat satış fiyatlarını piyasanın önünü görmesi için erken açıkladıklarını söyledi. Güldal, ekmeklik buğday üzerindeki baskıyı azaltmak için makarna ihracatında yurt içinden ekmeklik buğday kullanımını sınırlandırıldığını, yurt içinden ekmeklik buğdayla makarna imal edilip ihracatın yapılamayacağını hatırlattı. Bir diğer tedbir olarak, özellikle Afrika, Güney Amerika ve Yakın Doğu ülkelerine dahilde işleme rejimi (DİR) kapsamında yapılan makarna ihracatlarında daha önce yüzde 30 olan ekmeklik buğday kullanım oranının 31 Mayıs 2021 itibariyle yüzde 100’e çıkarıldığını vurgulayan Güldal, yurt içindeki ekmeklik buğdaya olan talep baskısının azaltılmasını hedeflediklerini sözlerine ekledi.

BİTKİSEL ÜRETİM DESTEKLERİ ÖDENİYOR! 18 Haziranda başlayacakmış

BİTKİSEL ÜRETİM DESTEKLERİ ÖDENİYOR!​

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2 milyar 550 milyon liralık bitkisel üretim desteklerinin 18 Haziran'dan itibaren ödenmeye başlanacağını bildirdi.

Bugün 1.801 okunma


Pakdemirli, Kilis programı kapsamında Valilikte bir basın toplantısı düzenledi. Pakdemirli, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın canlı bağlantıyla katılımıyla Kilis Yukarı Afrin Barajı ve İçme Suyu İsale Hattı'nın açılışını gerçekleştireceklerini söyledi.
Çiftçiler için beklenen müjdeyi ifade etmek istediğini belirten Pakdemirli, "Önümüzdeki haftadan itibaren bitkisel üretim desteklemesi ödemeleri de yapıyor olacağız. 2 milyar 550 milyon liralık bitkisel üretim desteklemesini ödemeye başlıyoruz." dedi.
Pakdemirli, pamuk, ayçiçeği, koza, aspir, soya, hububat, baklagil ve dane mısır fark ödemelerini kapsayan söz konusu ödemelerin sertifikalı tohum ve organik gübre destek ödemelerini de içerdiğini kaydederek, "Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarına göre 18 Haziran'dan itibaren çiftçilerimizin hesaplarına yatırmaya başlayacağız. Böylece bitkisel üretim desteklerinin yüzde 80'den fazlasını da çiftçilerimize yılın ilk 6 ayında ödemiş olacağız." diye konuştu.
Tarim.gov.tr

Nohut Antraknozu

Herkese merhaba arkadaşlar şimdiden cevaplarınız için teşekkür ederim.Şimdi 1 tarlamda nohut antraknozu başlamış durumda 5 6 tarlam var hiçbirinde bu sıkıntı yok fakat 1 tarlada bu antraknoz hastalığı başlamış ve tohumuda önceden ilaçladık hasta olmasın diye ilaçlamayanlarda bişey yok bizde var gel de kafayı yeme yani.Şimdi elimde toz ilaç var Bluemac M45 diye bu ilacı yapraktan atabilir miyim veya çok az bir yer zaten orayı sürsem hastalığı durdurur muyum veya yapraktan hektaş altis premier mi atayım önerilerinizi bekliyorum.

Mısırımda Kurt Var Acil Yardım

Arkadaşlar merhaba mısırımda kurt var, ilaç almak için 3-4 ziraat bayiisine gittim ve 3 tanesi boşa masraf yapma kurt mısırın içine girmiş 2-3 güne kelebek olur dedi, bir tanesi de ilacını veririm ama garanti veremem dedi. Amcamda mısırı sula kurtlar azalır diyor.

Mısır suları 10 gün sonra başlayacak burada, ne yapayım sulayalım mı mısırı 10 gün erkenden. Toprak boz toprak.

Resimler ve ekler

  • IMG-20210610-WA0003.jpg
    IMG-20210610-WA0003.jpg
    61 KB · Görüntüleme: 23

Rulo balya makinasi bakimi

Merhaba arkadaşlar kolay gelsin herkese hayırlı bereketli sezonlar.
Malum bu sene kuraklıktan dolayı çoğu bölgemiz de sap durumu yok denecek kadar az bizde de durumlar çok kotu en azında sapı slaj haline getirip ruloları sarıp erken zamanda biçim yaparsak diye makinanın bakımına başladık aslında makinanıza pek birşey yok ama rotor un dişleri eksildigi icin sapı çekmiyordu kendine.biz de hurda dan aldığımız 8 mm saçtan rator e dış yaptık elimizde orjinal vardı ondan şablon çıkararak oksijen ile kesip montajını yaptık. Yine sanayi ile usta ile uğraşmadan gün içerisinde başlayıp bakımını bitirdik sezon a hazır makina

Resimler ve ekler

  • 20210607_233958.jpg
    20210607_233958.jpg
    96.9 KB · Görüntüleme: 60
  • 20210607_185014.jpg
    20210607_185014.jpg
    116 KB · Görüntüleme: 63
  • 20210607_184849.jpg
    20210607_184849.jpg
    371.4 KB · Görüntüleme: 60
  • 20210607_184833.jpg
    20210607_184833.jpg
    136.5 KB · Görüntüleme: 63
  • 20210607_184825.jpg
    20210607_184825.jpg
    156.5 KB · Görüntüleme: 61
  • 20210607_184808.jpg
    20210607_184808.jpg
    303 KB · Görüntüleme: 59
  • 20210607_184758.jpg
    20210607_184758.jpg
    286.8 KB · Görüntüleme: 57
  • 20210607_184747.jpg
    20210607_184747.jpg
    135.4 KB · Görüntüleme: 55
  • 20210607_184741.jpg
    20210607_184741.jpg
    138.9 KB · Görüntüleme: 55
  • 20210607_184733.jpg
    20210607_184733.jpg
    130.6 KB · Görüntüleme: 52
  • 20210607_184726.jpg
    20210607_184726.jpg
    146.1 KB · Görüntüleme: 57

KURAKLIK, KABAYEM İHTİYACI

yaşanan kısmi kuraklık sebebiyle,
kabayem (saman), tahıl (arpa) üretiminde bir azalma olması muhtemel...
buna bağlı olarak, fiyat artışı da beklenir...
bu durumda, büyükbaş hayvanların, kaba yem (saman), arpa ihtiyacını,
pilanlarken, rasyonlarda / yemleme pilanlarında saman ve arpa miktarını
en az seviyede tutup, buradan doğacak açığın (kabayem ve enerji açığının),
mısır silajından karşılanması düşünülmeli...
bilindiği gibi (birinci ürün) mısır silajı, hem kaba yem hem kesif yem olarak,
düşünülebilir...
ikinci ürün olarak ekilecek, silajlık mısır, daha çok kaba yem ihtiyacını karşılamada,
kullanılır...
çiftçiler, hesap yaparken bu durumu dikkate almalı...

HAYVANCILIK YEM OLDU (biraz uzun yazı ama okumaya deger bilmediğimiz bir seymi tabiku hayır)

Hayvancılık giderinin yüzde 75’ini teşkil eden yemdeki artış, sadece bir yılda yüzde 100 seviyesine kadar tırmandı... Üretici feryat ederken sorumlular ise kulağını tıkamış ve sırtını dönmüş vaziyette
Yem fiyatlarına acilen müdahale edilerek üreticiye gerekli destek verilmezse Türkiye, süt ve et üretiminde büyük bir darbe yiyecek. Üreticiler artan yem maliyetlerinden dolayı ahır ve işletmesindeki hayvanlarına bakamayacak duruma geldi. Neredeyse haftalık gelen zamlar karşısında bırakın üreticinin kâr etmesini, maliyetlerini bile karşılayamayacak duruma geldi. Bu gidişata acilen müdahale edilmezse üretici resmen yem fiyatlarına yem edilecek!

TÜRKİYE, YEMDE YÜZDE 55 DIŞA BAĞIMLI​

Kuraklık yüzünden yaşanacak rekolte kaybından dolayı iç piyasada buğday ve arpa fiyatları yükselirken, diğer yandan artan döviz kurları da yem fiyatlarını sürekli artırıyor. Yem hammaddesinde Türkiye’nin yarı yarıya ithalata bağımlı olması yem fiyatlarının da döviz kurlarından bire bir etkilenmesine neden oluyor. Resmi rakamlara göre %45-50, dolaylı olarak %55-60 oranında dışa bağımlı olan karma yem sektörü, artan döviz kurundan direkt olarak etkileniyor.

DDGS %85 ve yüksek protein pamuk tohumu küspesinde %109 oranında bir yılda artış olduğu ortaya çıkıyor.

ARADA BÜYÜK BİR UÇURUM VAR, GİTTİKÇE DERİNLEŞİYOR​

Hayvancılık işletmelerinde giderlerin %70-75’ini besleme giderleri oluştururken, buna karşılık et/yem, süt/yem ve yem/yumurta paritesindeki düşüş üreticiyi ciddi anlamda tehdit ediyor. Yem fiyatları ile kırmızı et ve çiğ sütte parite artık işlemez hale geldi. Mevcut şartlarda üreticinin üretimini sürdürebilmesi için çiğ süt fiyatlarının 3,75 TL, kırmızı et karkas kesim fiyatlarının ise 65 TL seviyesinde olması gerekiyor. Ancak en son Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt fiyatları 2,90 TL olarak açıklanırken, kırmızı ette karkas kesim fiyatları ise ESK tarafından 36 TL olarak uygulanıyor.
Geçtiğimiz yıl 70 ile 80 lira arasında değişen yem fiyatları bu yıl 130 lirayı aştı. 2020 yılında 80 liradan başlayan fiyatlarla alınan 50 kilogram yem, bu yıl 143 liradan alınıyor. Bazı noktalarda bu fiyatlar 200 liraya kadar ulaşıyor.

hayvancilik-yem-oldu-3.jpg
, arpa alım fiyatlarını 1.750 TL olarak açıklarken, bu alım fiyatlarına TMO’nun dışındaki kurumların da uyacağını belirtmişti.

Ancak TMO’nun açıkladığı alım fiyatlarının piyasada hiçbir karşılığı olmazken, Tarım Kredi Kooperatifleri bile ortaklarından alacağı arpa alım fiyatlarını 2.300 TL olarak açıkladı. Bu durum sahada yaşanan büyük krizi gözler önüne sererken arpa ve yem fiyatlarının ülke hayvancılığını da nasıl tehdit ettiğini ortaya koydu.



ZAMLAR DURDURULAMIYOR... PİYASANIN KONTROLÜ KAYBEDİLDİ​

Gazetemize konuşan ziraat mühendisi Süleyman Hartavioğlu, “Döviz kurunun yükselmesi, emtia fiyatlarının son 9 yılın zirvesini bulması ve her yıl geçici çözüm olarak görülen ithalat maliyetlerinin yükselmesi piyasanın kontrolünü kaybettirdi. Haliyle yem sektörü ihtiyacı olan ham madde tedariki konusunda sıkıntı yaşamaya başladı. Bu da fiyatlara yansıdı. Son yıllarda hayvan sayısındaki artış ve düşen yem bitkileri ekim alanları, fiyatları durduramaz hale getirdi” ifadelerini kullandı.



Bu yıl kuraklık da büyük sorun!​

Kuraklık ve döviz kurlarının sürekli yükselmesi hayvancılıkta üretimi neredeyse imkânsız hale getirdi. Kuraklıktan dolayı arpa, buğday fiyatlarının da üstüne çıkarak 2.800 liradan satılırken döviz kurlarının yükselmesinden dolayı da fabrika yemleri günlük zamlanıyor. Artan yem fiyatları karşısında çiğ sütün 3,75 TL, kırmızı ette karkas kesimin ise 65 TL’de olması gerekirken resmi çiğ süt fiyatları 2,90 lira, karkas kesim fiyatı ise 36 lirada bulunuyor.

Geçmişte yem fiyatlarına aylık zam yapılırken, son dönemde artık günlük zam geliyor. Hayvancılığın en önemli girdisi yem fiyatları olmasına rağmen üretici ürettiği sütünü Gıda Komitesi’nin telkinleriyle Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen fiyata bile satamıyor. En son çiğ süt fiyatları 2,90 TL olarak açıklanırken, süt sanayicisinin baskılarıyla üretici sütünü 2,80 liraya ancak satabiliyor.

BU ŞARTLARDA ÜRETİCİ ÜRETİMİNİ DEVAM ETTİREMEZ”​

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, yem fiyatları karşısında süt üreticisinin artık dayanacak gücünün kalmadığını belirterek, hükümetin acilen bu fiyatlara müdahale etmesini istedi. 1 kg sütün üretim maliyetinin 3,13 lira olduğunu ancak üreticinin sütünü Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen 2,90 liraya bile satamadığına dikkat çeken Keskin, “Bu şartlar altında üretimin sürdürülmesi mümkün değil. Acilen hem yem fiyatlarına hem de süt fiyatlarına müdahale edilmesi gerekiyor. Bu zor dönemde üreticinin elinden ucuz süt almak isteyen sanayiciye biz de artık süt vermeyeceğiz” açıklamasında bulundu.


AÇIKLANAN ALIM FİYATLARINA TARIM KREDİ BİLE UYMADI​

Hububat taban fiyatları geçen yıla göre yüzde 36 artışla buğdayda 2.250 TL, arpada ise 1.750 TL alım fiyatı açıklanırken, sözde yüksek açıklandığı belirtilen TMO’nun alım fiyatlarının piyasada hiçbir karşılığı olmadı. Borsalarda buğday fiyatları 2.700 TL’ye kadar çıkarken, arpa fiyatları ise aldı başını gitti. Borsalarda arpa fiyatları 2.800 TL’ye kadar çıkarken, Tarım Kredi Kooperatifleri bile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan alım fiyatlarının çok üstünde bir fiyatla ortaklarından arpa almaya başladı. Tarım Kredi Kooperatifleri, sosyal medya hesaplarından yaptığı duyuru ile arpayı 2.300 TL’den alacağını duyurdu. Bu durum yem piyasasında yaşanan krizin boyutunu gözler önüne serdi.



FİYATLAR NEDEN YÜKSELİYOR?​

Yaşanan kuraklık bu yıl arpa ve buğdayda ciddi bir rekolte kaybına neden olurken, bu durum iç piyasada fiyatların açıklanan alım fiyatlarının çok üstünde seyretmesine neden oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı yaşanan kuraklığa günlerce sessiz kalırken, hasatla birlikte kuraklığın acı faturası da giderek ağırlaştı. Kuraklığın başlangıçta sadece kuru tarım yapılan alanlarda, sınırlı bir kesimde etkili olduğu ve ciddi bir rekolte kaybına neden olmayacağı belirtilmesine rağmen gelinen noktada durumun hiç de öyle olmadığı ortaya çıktı.



BAKANLIK BUĞDAYDAKİ KAYBI 1 MİLYON TON BEKLİYORDU​

Kuraklık tehlikesi kendisini göstere göstere gelmesine rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı, çiftçinin sahadaki çığlığını haftalarca duymazdan gelmişti. Kuraklığın Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde belirli illerde etkili olduğu ve yaklaşık 1 milyon ton gibi bir rekolte kaybına neden olacağı açıklanırken, gelinen noktada buğdaydaki rekolte kaybının 5 milyon tona kadar çıkabileceğini artık herkes kabullenmiş durumda. Diğer yandan arpadaki rekolte kaybı hiçbir şekilde konuşulmazken, kuraklıkta en büyük ürün kaybı arpada yaşanacak. Geçen yıla göre arpadaki rekolte kaybının yüzde 50’leri bulacağı kesinleşmiş gibi. Geçen yıl arpa rekoltesi yaklaşık 8 milyon ton olarak gerçekleşirken, bu yıl kuraklıktan dolayı rekoltenin 5 milyon tonun altına düşmesi bekleniyor.



TÜRKİYE YEMDE YÜZDE 55 DIŞA BAĞIMLI​

Kuraklıktan dolayı yaşanacak rekolte kaybından dolayı içi piyasada buğday ve arpa fiyatları yükselirken, artan döviz kurları da yem fiyatlarını sürekli artırıyor. Yem hammaddesinde Türkiye’nin yarı yarıya ithalata bağımlı olması yem fiyatlarının da döviz kurlarından bire bir etkilenmesine neden oluyor. Resmi rakamlara göre %45-50, dolaylı olarak %55-60 oranında dışa bağımlı olan karma yem sektörü artan döviz kurundan direkt olarak etkileniyor.



DÖVİZ ARTTIKÇA YEM FİYATLARI ZAMLANIYOR​

Besi yemleri, süt yemleri, etlik piliç ve yumurta yemlerinin imalatında en çok kullanılan ve en çok ithal edilen hammaddelerin son 5 yıldaki ortalama birim fiyatları incelendiğinde birim fiyatlardaki artışın en büyük nedeninin döviz kurundaki artış olduğu açıkça görülüyor. 2021 Haziran ayındaki hammadde fiyatlarındaki artış bir önceki yıla göre mukayese edilecek olursa; bir yılda mısırda %108, arpada %100, soya küspesinde %60, buğday kepeğinde ise %91 artış olduğu görülüyor. Yine 2021 Haziran ayındaki karma yem fiyatlarındaki artış bir önceki yıla göre karşılaştırıldığında besi yemlerinde %66,5, süt yemlerinde %72, yumurta yemlerinde %84 ve etlik piliç yemlerinde %77,5 oranında artış olduğu görülüyor.



ARADA BÜYÜK BİR UÇURUM VAR!​

Hayvancılık işletmelerinde giderlerin %70-75’ini besleme giderleri oluştururken, buna karşılık et/yem, süt/yem ve yem/yumurta paritesindeki düşüş üreticiyi ciddi anlamda tehdit ediyor. Yem fiyatları ile kırmızı et ve çiğ sütte parite artık işlemez hale geldi. Mevcut şartlarda üreticinin üretimini sürdürebilmesi için çiğ süt fiyatlarının 3,75 TL, kırmızı et karkas kesim fiyatlarının ise 65 TL seviyesinde olması gerekiyor. Ancak en son Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt fiyatları 2,90 TL olarak açıklanırken, kırmızı ette karkas kesim fiyatları ise ESK tarafından 36 TL olarak uygulanıyor.

YEM FİYATLARI İKİYE KATLANDI​

Gazetemize konuşan ziraat mühendisi Süleyman Hartavioğlu, “Yem fiyatlarındaki artışı içerideki ve dışarıdaki faktörler göz önünde bulundurarak yorumlamak lazım. Kuraklık nedeniyle beklentinin altında kalan verim ve artan temel girdi maliyetleri yem fiyatlarının bir yıl içerisinde yüzde 60-70 civarında artmasına neden oldu. Öngörüsüzlük, plansızlık ve üretici ile ilgilenilmemesiyle birlikte fiyatların sadece fabrikaların kontrolüne bırakılması da fiyatların artmasında etkili oldu” dedi. Hartavioğlu, “Döviz kurunun yükselmesi, emtia fiyatlarının son 9 yılın zirvesini bulması ve her yıl geçici çözüm olarak görülen ithalat maliyetlerinin yükselmesi piyasanın kontrolünü kaybettirdi. Haliyle yem sektörü, ihtiyacı olan hammadde tedariki konusunda sıkıntı yaşamaya başladı. Bu da fiyatlara yansıdı. Son yıllarda hayvan sayısındaki artış ve düşen yem bitkileri ekim alanları da fiyatları durduramaz hale getirdi” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz yıl 70 ile 80 lira arasında değişen yem fiyatları bu yıl 130 lirayı aştı. 2020 yılında 80 liradan başlayan fiyatlarla alınan 50 kilogram yem, bu yıl 143 liradan alınıyor. Bazı noktalarda bu fiyatlar 200 liraya kadar ulaşıyor.

Köyde Garajda unutulmus veya ihmal yüzünden traktör muayenesini yaptırmayanlara müjde

Yeni düzenlemeye göre, araç muayenesini 1 yıl geciktirmiş bir otomobil sahibi, 205,08 TL gecikme cezası yerine yaklaşık 14,36 TL ödeyecek. 5 yıl muayeneye gelmeyen bir ticari aracın ödeyeceği gecikme bedeli ise 1.062,71 TL yerine 74,68 TL olacak.

MUAYENE GECİKME SÜRELERİ İÇİN BİR SINIR YOK

Milliyet’in haberine göre; 31 Aralık 2021'e kadar geçerli yeni düzenlemenin tüm araç tipleri için geçerli olduğunu açıklayan TÜVTÜRK, gecikme süreleri için de bir sınır olmadığını duyurdu. Buna göre, düzenlemeden muayenesi 1 ay geciken araçlar gibi 5 veya 10 yıldır muayeneye gelmeyen araçlar da faydalanabiliyor.

Öte yandan, araç muayene işleminin gerçekleştirilmesi için araç sahiplerinin Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), trafik para cezası veya otoyol geçiş borcu da bulunmaması gerekiyor.

Yeni düzenlemeyle sadece araç muayene gecikme ücretlerine değil, söz konusu diğer borçların gecikmelerine de önemli indirim imkanı getirildi. Böylece yapılandırmadan faydalanan ve bu borçları nedeniyle uzun süre aracını muayeneye ettiremeyen araç sahipleri için önemli bir imkan doğuyor.

Her bir taşıt için MTV, taşıta ilişkin idari para cezaları ile geçiş ücretinin en az yüzde 10'unun ödenmesi şartıyla taksit ödeme süresince fenni muayene izni verilecek.

Araç muayene hizmeti randevularının www.tuvturk.com.tr internet sitesinden, "0 850 222 88 88" numaralı çağrı merkezinden ve e-devlet üzerinden tüm araç sahiplerine ücretsiz olarak verildiği belirtildi.

Yaylı Ara Çapa Tecrübeleriniz

Selamlar Trakkulüp ailesi.

Geçen gün ilk defa ara çapa çektim,6 sıralıydı. Zaten mibzerde 6'lı mibzer ekmişti. Benim gibi tecrübesizler için tavsiyeler:

Eğer tarlanın yastıkbaşları sadece 1 sıra olarak ekildiyse mutlaka tarlanın boylamasına 2 kenardaki sırayı boş bırakın. Böylece tarla bittiğinde tarlanın etrafında 1 tam 1 turluk çekilmedik yer kalacak. Yastıkbaşına girince, başladığınız yere geri döneceksiniz. Eğer tarlaya en kenardaki sıradan başlarsanız tıpkı pulluktaki gibi yastıkbaşlarından geri geri çıkmanız veya traktörü çevirip tekrar başladığınız yere boş gitmeniz gerekir. Ben bunu ilaçlama yaparken de uygulamaya çalışırım.

Mibzerci yastıkbaşlarını git-gel şeklinde 2 mibzer ağzı ektiyse kenarda boşluk bırakmaya gerek yok çünkü zaten gittiğiniz sıranın yanından, başladığınız yere tekrar gelirsiniz.

Bir boş bir dolu çekmek kolay oluyor. Tabi resimde öyle görünmüyor çünkü bir kaç tane boş sıra olunca tekrar içe doğru dönmüştüm. Ama yeni başlayacaklar bu şekilde yapmasın, ben deneme yapıyordum, hangisi kolaya geliyor diye. Kolaya gelen şu: tarlaya başladığınız sıradan itibaren hep bir boş bir dolu gitmek, arada biriken BOŞLARI YAPMAMAK.

Tabi kimisi bir boş bir dolu yapmak istemez çünkü sıra sayma derdi var. Ama bununda çözümünü buldum. Mibzer 6'lı olduğu için eken traktörün izlerine, çapayı çeken traktör aynı şekilde oturuyor zaten. Sıra saymaya hiç gerek yok. Ha oturtmazsaniz da mibzerin arkasına göre gitmezseniz ne olur? Herkes GPS kalitesinde ekim yapmadığı ve markör izlerini iyi takip etmediği için farklı sıra aralarına girince illaki bazı sıraları kesiyor.

Sıra arasına girdikten sonra sağ tekeri ASLA takip etmeyin. Çünkü siz sadece sağ tekere bakarak tekerleri tam ortalı zannediyor olsanız da öyle olmuyor. Ben Tümosanın kasasının orta kısmında olan, bir karış kalınlığında, uzunlamasına giden kolon gibi çıkıntıyı sıra arasına ortalayak çektim. Kasanın en ucunda balık yüzgeci olan traktörlerde daha da kolay ortalanacaktır. Bu şekilde sağ tekeri hedef alan babama göre 2 vites hızlı gittim. Öğle yemeği molasında tümoyu bana vermişti, dönene kadar 20 dekarı bitirdim. Gelince şaşırdı nasıl bu kadar hızlı bitirdin diye. Ona da kasayı hedef almasini söyledim. O da öncekine göre 1 vites hızlandı ve eskisi gibi sıraları kestirmedi. Zaten hız artışı ile otların daha fazla zarar görmesi bilimsel olarak kanıtlanmış bir olay. Hatta John Deere sırf bunun için bir teknoloji geliştirmiş. Yarın video linkini eklerim.

Hadi bakalım biraz da bu işin ustaları yazsın 🙂

20210608_125348.jpg


20210608_113414.jpg

TARIMA DAYALI İHTİSAS ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNİN KIRSALA ETKİLERİ

TARIMA DAYALI İHTİSAS ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNİN KIRSALA ETKİLERİ​

Tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri moda gibi yayılıyor. Bu bölgelerin tarıma, kırsala etkileri, ne kadar başarılı olacağı, faaliyet gösterecekleri bölgenin sosyo ekonomik yapısına olumlu veya olumsuz etkilerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Umarız, ülke kırsalı tesis çöplüğüne dönüşmez.
Yazar
Ali Ekber Yıldırım
-
0:02 | 02 Haziran 2021


tdsob-696x324.jpg


Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri yaklaşık 20 yıldır ülkenin gündeminde. İlk olarak 2005 yılında o dönemki adıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında bir protokol imzalandı. Bu protokol çerçevesinde Diyarbakır’da tarıma dayalı besi organize sanayi bölgesi kurulması öngörüyordu. Mevzuat tartışmaları nedeniyle protokolün imzalanmasından 4 yıl sonra bölgede ilk temel atıldı.
Sonrasında, Amasya-Suluova, Ankara-Çubuk, Gaziantep-Oğuzeli, Eskişehir-Beylikova Tarıma Dayalı İhtisas Besi Organize Sanayi Bölgesi kuruldu. Daha sonra Denizli-Sarayköy ile Ağrı-Diyadin’de ilk jeotermal kaynakla ısıtılan seracılık tarıma dayalı organze sanayi bölgeleri kuruldu. Yalova’da tarıma dayalı çiçekçilik organize sanayi bölgesi ile yeni bir sektör eklenmiş oldu.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın son verilerine göre, ülke genelinde tarıma dayalı organize sanayi bölgesi proje sayısı 50’ye ulaştı. Bunlardan 20’si Ege Bölgesi’nde. Diyarbakır, Amasya, Ankara, Gaziantep’te başlasa da bu işin lokomotifi Ege Bölgesi oldu.

Tarımda moda yatırımlar​

Tarım konusundaki yatırımlar daha önce de yazdığımız gibi Türkiye’de bazen “moda” gibi yayılıyor. Bir zamanlar deve kuşu yumurtası üretmek modaydı. Sonra nar dikimi moda oldu. Dağ taş her yere nar dikildi. Üretim planlaması yapılmadan, ülkenin ihtiyacı ve ihracat olanakları gözetilmeden dikilen nar ağaçları bir süre sonra söküldü.
Hayvancılıkta da yakın zamanda “Saanen keçisi ” modası yaşandı. Bilen bilmeyen bir çok kişi fizibilite çalışması bile yapmaya gerek duymadan keçi yetiştiriciliğine yatırım yaptı. Koyunla keçiyi bir birinden ayıramayanların gazına gelerek yatırım yapanların çoğu zarar etti. Bugün o yatırımcılardan geriye çok az sayıda yetiştirici kaldı. Fizibilitesini yapan, işini doğru yapanlar bile bu yanlış yatırım furyasından zarar gördü.
Son yıllarda serada muz yetiştiriciliği yine moda gibi yayılıyor. Ülkenin bir çok yerinde muz yetiştiriliyor. Üretim artıkça tüketim de artıyor. Ancak, planlı olarak yapılmazsa ülke muz serası çöplüğüne dönebileceği uzmanlar ve yetkililer tarafından dile getiriliyor.
Moda gibi yayılan faaliyetlerden birisi de tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri. Tarım Bakanlığının desteği, valiliklerin öncülüğünde, odalar, borsalar, “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi(TDİOSB)” kurmak için adeta yarışıyor. Sanki bir merkezden talimat verilmiş ve herkes tarıma dayalı organize sanayi bölgesi kurmak zorundaymış gibi bir yarış var.

Seracılıkta jeotermal kaynağın önemi​

Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri, genellikle Hazine’ye ait arazilere veya mera alanlarına kuruluyor. Belirlenen alanın ihtisas organize sanayi bölgesine uygun olup olmadığı, seçilen yatırım konusunun bölgeye uygun olup olmadığı, üretim olanakları, pazarlama koşulları, ihracat gibi konular genellikle göz ardı ediliyor.
Örneğin seracılıkta üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 40’ını ısıtma gideri oluşturuyor. Bölgeye ve iklime bağlı olarak bu maliyet yüzde 60’a kadar çıkıyor. Jeotermal ısıtma bu nedenle çok önemli bir avantaj. Jeotermal kaynak olmayan bir yerde tarıma dayalı sera organize sanayi bölgesi kurmanın ekonomik olmadığı bilinmesi gerekiyor.
İzmir Dikili’de ülkenin en büyük seraları faaliyet gösteriyor. Jeotermal ısıtmalı seraların olduğu bu bölgeye tarıma dayalı sera organize bölgesi kuruluyor. Bölgenin jeotermal kaynağı mevcut seralarla yeni kurulacak seraları ısıtmaya yetecek mi? Kaç yıllık rezerv olduğu biliniyor mu? Bu sorulara mutlaka yanıt aranması gerekiyor.

OSB’nin ana fikri tarım alanlarını korumaktı​

Türkiye’de ilk organize sanayi bölgelerinin kuruluşu 1960’lı yılların başına dayanır. Planlı ekonomiye geçerken bir yandan da planlı sanayi için organize sanayi bölgeleri kurulmaya başlanır. İlk örneği Dünya Bankası kredisi ile 1961’de kurulan Bursa Organize Sanayi Bölgesi’dir.
Bu bölgeler kurulurken temel amaçlardan birisi de tarımsal alanlara rastgele fabrika,sanayi tesisi kurulmasını önlemek yani tarımsal alanları korumaktır. Fakat bugün tarımda dayalı organize sanayi bölgeleri genellikle hazineye ait mera veya tarım arazilerine kuruluyor.
Kurulan bu bölgelerin küçük çiftçileri, bölgedeki tarımsal üretimi, ürün desenini nasıl etkileyeceği konusunda ekonomik ve sosyal araştırmalar yapılmadığı için yarın ne gibi sorunlarla karşılaşılacağı bilinmiyor.
Özetle, tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri moda gibi yayılıyor. Bu bölgelerin tarıma, kırsala etkileri, ne kadar başarılı olacağı, faaliyet gösterecekleri bölgenin sosyo ekonomik yapısına olumlu veya olumsuz etkilerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Umarız, ülke kırsalı tesis çöplüğüne dönüşmez.

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt