FİĞ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Fiğ Yetiştiriciliği



ADİ FİĞ YETİŞTİRİCİLİĞİ
Fiğ türleri içerisinde tarımı en yaygın yapılan adi fiğdir.Yurdumuzun her bölgesinde yetiştirilmekte ve ekim alanı gittikçe genişlemektedir.Adi fiğden genellikle münavebe bitkisi, yeşil ot,kuru,silo yemi ve yeşil gübre olarak yararlanılmaktadır.Yeşil ve kuru otu hayvanlar için çok lezzetli ve besleyicidir.Yeşil otunda % 3-4,danesinde %20‘ nin üzerinde ham protein bulunur.Tek yıllık bir Baklagil yem bitkisi olan adi fiğ,ekim nöbeti içinde en uygun bitkilerden birisidir.Toprağa bol miktarda organik madde bırakır.

İklim ve Toprak İstekleri:
Adi fiğin soğuğa dayanıklılığı azdır.Soğu iklim bölgelerinde yazlık,ılıman iklim bölgelerinde ise kışlık olarak yetiştirilmektedir.Kışa dayanma gücü -8 C olup daha düşük derecelerde donmaktadır.Adi fiğler; nemli ılıman iklimlerde iyi gelişme gösterirler.Sıcak ve kuraklık arttıkça gelişme çok yavaşlar.

Su tutma kapasitesi iyi olan orta ve ağır topraklar adi fiğ tarımına elverişlidir.Toprak PH’nın nötr veya hafif alkali olması en uygunudur. Adi fiğ tarımına en elverişli topraklar; iyi direneli, tınlı topraklardır. Zayıf, kumlu ve kırtabantopraklarda adi fiğ verimi düşmektedir.

Ekimi:

Tohumları büyük olduğu, için tohumları küçük olan yonca ve üçgül gibi yem bitkilerine oranla çok duyarlı bir tohum yatağı isteği yoktur. Sonbahar ekimi için tahılların hasadından sonra toprağın yüzlek olarak işlenmesi ve sonbaharda daha derin bir sürüm yapılması yeterlidir.İlkbahar ekimi için ise; tarlanın sonbaharda işlenmesi,ilkbaharda su kaybını önlemek için tırmık geçirilmesi yeterli bulunmaktadır. Ekim makina ile sıraya veya serpme ve elle yapılır. Serpme ekim için değişik makinalar kullanılabilir. Dekara atılacak tohum miktarı ve sıra aralıkları ot ve tohum için yetiştirme amacına göre değişir.Ot elde etmek için sulu şartlarda 15-20 cm,kıraç şartlarda 30-40 cm sıra arasıyla ekim yapılabilir.

Tohum için yetiştirilecekse sulu şartlarda 30-35 cm , kıraçda 50-60 cm arayla ekilebilir

Tohumluk miktarı: Adi fiğ ot üretiminde, kışlık yalın ekimlerde artan tohumluk miktarları verimi artırır. Sıraya veya serpme ekimde olanaklar nisbetinde yüksek tohumluk miktarları kullanılmalıdır. Sıraya ekimde 8-10 kg/da, serpme ekimde 12-15 kg/da tohumluk miktarı yüksek verimin yanı sıra ekonomik de olmaktadır

Ekim derinliği 4-5 cm. olmalıdır. Adi fiğ derin ekime fazla duyarlı olmadığından hafif topraklarda 6-7 cm derinliğe kadar ekilebilir. Sıra aralarının 20 cm olması uygundur.

Bakım ve Sulama:
Sık ekilen adi fiğ tarlasında çok fazla yabancı ot bulunmaz.Çapalamanın güç olması nedeniyle çıkan yabancı otlarla mücadele oldukça zordur. Adi fiğ yetiştiriciliğinde en önemli bakım işlemi tohum üretilen bitkilerde Bruchus sp.( Baklagiltohum böceği) ile savaştır.Çiçeklenme devresinde toz veya sıvı ilaçlarla mücadele yapılması gerekir.

Sulama İmkanı olan yerlerde çiçeklenme zamanına kadar bir veya iki defa sulanabilir

Gübreleme:
Adi fiğ ot üretiminde kendinden önce pamuk gibi bir endüstri bitkisi geldiği zaman genellikle gübre uygulaması yapılmaz. Böylelikle toprakta bir önceki üründen kalan fosfor ve diğer besin elementlerinin kullanılması sağlanır. Toprak analizlerinin yapılamadığı veya ön bitkide az gübre kullanıldığı durumlarda 6-7 kg/da etkili madde fosfor (P2O5) ile, çıkıştan sonra bitkilerin daha iyi ve hızlı gelişmesini sağlamak amacı ile de dekara 2-3 kg/da etkili madde amonyum sülfatın diskaro altına verilmesi yerinde olur. Atılacak gübrelerin miktarı etkili madde yüzdelerinden hesaplanır.

Biçim zamanı; Yeşil ot üretiminde fiğ, % 25 çiçeklenme döneminden alt kısımlarda baklalar oluşuncaya kadar geçen süre içinde biçilmelidir. Yeşil ot üretiminde; genellikle % 25 çiçeklenme döneminde biçilir; kuru ot veya silaj elde edilmesi söz konusu olduğunda ise biçim için ilk baklaların tam dane doldurma dönemine kadar beklenebilir. İyi bakım koşullarında 3-3,5 ton/da yeşil ot ya da 500-700 kg/da kuru ot elde edilir.

Karışık ekim:
Fiğ; ot veya silaj üretimi amacı ile yulaf, arpa ve tritikale gibi hububatlar ile karışım halinde yetiştirebilmektedir. Karışımda fiğ+hububat tohumluklarının hangi oranda kullanılması hususuna dikkat edilmesi gerekmektedir. Yapılan çalışmalarda karışıma genelde % 25-40 arasında değişen oranlarda buğdaygil konulabileceği saptanmıştır.Adi fiğ+tahıl karışımlarında dekara kullanılacak tohumluk miktarları yaklaşık olarak 8-11 kg adi fiğ + 3-5 kg arpa veya yulaf olabilir.

‘Toprağınız bereketli, ürününüz bol olsun.’
MACAR FİĞİ YETİŞTİRİCİLİĞİ
ÖNEMİ

• Çok sert geçen kışlarda dahi donmadan kalabilir.

• Tahıl üretimi yapılan topraklarda rahatça yetiştirilebilir.

• Biçilen ürün kurutularak veya silaj yapılarak değerlendirilir.

• Besin değeri oldukça yüksektir.

• Erken hasat edildiğinden ikinci ürün yetiştirilebilir.

TOPRAK HAZIRLIĞI
• Toprak isteği bakımından fazla seçici değildir.
• Sonbaharda ekimden önce pullukla derin bir sürüm yapılmalı,ardından yüzlek bir toprak işlemesi ile tarla ekime hazır hale getirilmelidir.

EKİMİ
• Macar Fiği bölgemizde Eylül-Ekim ayları içerisinde ekilmeli,böylece kışa yeşermiş olarak girmesi sağlanmalıdır.
• Dekara 6-10 kg tohum kullanılmalıdır.
• Sıra arası mesafeler ot üretimi için 15-20 cm tohumluk üretiminde ise 30-40 cm’dir .Ekimderinliği ağır topraklarda 3-4 cm,kumlu topraklarda ise 6-7 cm olmalıdır.

• Ekim sonrası tarlaya merdane çekilmelidir.

FİĞ TAHIL KARIŞIMLARI
• Fiğlerin yatmasını önlemek,kaliteli ve daha fazla ot üretmek için tahıllarla karışık yetiştirilmesi önerilir.

• Karışık ekimde ot almak için 6 kg macar fiği+4-6 kg tahıl( arpa,buğday,kışlık yulaf) tohumu ekilir.


GÜBRELEME
• Macar fiği ekilmeden önce toprak tahlili yapılmalıdır.

• Uzun yıllar fiğ ve bezelye yetiştirilmeyen tarlaya ekim yapılacaksa tohumlar bakteri kültürü ile aşılanmalıdır.

• Macar fiği kökleri fazla azotlu gübreye ihtiyaç duymadığından ekimle birlikte 1-3 kg/da saf azot vermek yeterlidir.Sadece fosforca fakir ve sulanabilen alanlarda ekimle beraber 8-10 kg/da saf fosfor verilmelidir.Bu nedenle ekimle beraber fosfor içeriği fazla olan kompoze gübreler kullanılabilir.

YABANCI OT İLAÇLAMASI
• Macar fiği eğer tahıldan sonra ekiliyorsa tahılda yabancı ot mücadelesinin zamanında ve gereği kadar yapılması,yabancı ot problemini ortadan kaldırır.

• Ekimden sonra ilkbaharda çıkan hayvanların yiyemeyeceği yabancı otlara karşı yabancı ot ilaçları ile mücadele yapılabilir.

HASAT

• Macar fiğinin meyve çatlatmama özelliği nedeniyle tohum kaybı az olduğundan tohum üretimi kolaydır.Tohum için yetiştirildiğinde alt baklaları esmerleştiğinde hasat edilir.Elde edilen tohumlar iyice kurutulmadan depolanmamalıdır.

• Macar fiğinden silaj yapmak ve ot almak için fiğ tahıl karışımları, fiğ çiçeklenme döneminin başında veya ortasında biçilmelidir.Biçilen ot kurutularak veya silaj yapılarak saklanır.

• Macar fiğinde dekara 800-1000 kg yeşil ot veya 200-250 kg kuru ot alınabilir.

• Tahılla karışık ekimde dekardan 400-500 kg kuru ot elde edilebilir.

• Sulanan yerlerde dekardan 2-3 ton yeşil ot,500-750 kg kuru ot elde edilebilir.

• Tohum üretimi için ekildiğinde,dekardan 80-100 kg tohum elde edilebilir.

• Ürününüz bol ve bereketli olsun.

Bozkır Ziraat Odası



Traktörden hava almak

Arkadaslar traktörüm case jx65c
2-3 hafta önce aşırı donlar oldugundan ve depoda az mazot oldugu için mazot hortumlarını çok az hareket ettirince kırıldı malesef. Kırıldıktan sonra poşetle tıkadım.



Bugun hortumu hallettim 30-40 lt daha mazot koydum depoya ama hortuma hiç mazot gelmedi çalıstırim ozaman gelir diye kontağı bi çevirdim bu seferde akü tamamen bitmiş. Daha önce zayıftı zaten.
Şimdi ben bunu nasıl halledicem , taksiden traktöre aküyle takviye yapsam olurmu.
Hortumların hemen altında hava alma pompası var baya bastım ama bi türlü hortumlara mazot gelmedi.
Daha önce hiç hava almadım yardımcı olabilirmisiniz.

TÜİK 2020 Hayvancılık İstatistikleri

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 yılına ilişkin hayvansal üretim istatistiklerini açıkladı.

** Büyükbaş sayısı 2020'de bir önceki yıla göre %1,6 artarak 18 milyon 158 bin baş olarak gerçekleşti. Bunun %10,7'si manda geri kalanı ise sığır.

** Küçükbaş sayısı bir önceki yıla göre %11,6 artarak 54 milyon 113 bin olarak kayıtlara geçti. %77,8'i koyun; geri kalanı ise keçi olarak tespit edildi. Yapağı üretimi %13 artarak 79 bin 574 ton, kıl üretimi %3,9 artarak 6 bin 401 ton ve tiftik üretimi ise %22 artarak 463 ton olarak gerçekleşti. Bal üretimi %4,8 azalarak 104 bin 77 ton oldu.

** İpek böcekçiliği faaliyeti yapan köy sayısı bir önceki yıla göre %1,9 azalarak 662'ye geriledi.

inek ile ilgili görsel sonucu

Ziraat bankası 0 faizli kredi kullandırmıyor daha önce kullanmıştım ama başkaları aynı krediyi kullanıyor kişiye göre mi veriliyor artık krediler

1 yıl önce ziraat bankasından 100 bin tl 18 aylık hayvancılık kredisi kullanmıştım traktörü alırken 0 faizli diye dosya masrafı sigorta vs %5 faiz oldu yine önemsemedim pek gününden erken de ödedim 6 ay kadar şu anda aynı krediden çekmek istiyorum ama 0 faizli kredi veremiyoruz diyorlar aynı krediden başka bi çiftçi arkadaşım bir ay önce kullandı kişiye göre mi veriyorlar krediyi geçen yılda zorla almıştık bu krediden nasıl kullanabilirim tekrar hayvan sayım da yettiği halde önemsenmiyoruz bankacılar tarafından

Kuru sogan tohumu hakkinda bilen arkadaslardan bilgi almak istiyorum.

Hayirli gunler, bol kazançlar ciftci arkadaşlar. Bu sene 20 dekar kuru sogan edeceğim. Normal de orta erkenci olan belago cinsi ekecektim ama ziraat odasına kafkas tohumculuk dan bolton, jankat ve soci cinsi sogan tohumları gelmis...herkes bunlardan almaya başladı.. bilen veya eken arkadaşlar bu cins tohumlar nasıldır, ve dekara verimi nedir? Yardımcı olursanız memnun olurum...

  • Makale
Yeşil gübre

Yeşil gübre​

Vikipedi, özgür ansiklopedi


Tarımda yeşil gübre, yerinden sökülmüş veya ekilmiş mahsul parçalarının bir malç ve toprak ıslahı işlevi görecek şekilde tarlada solmaya bırakılmasıyla oluşturulur. Yeşil gübre için kullanılan bitkiler genellikle öncelikle bu amaç için yetiştirilen mahsulleri kapsar. Tipik olarak, yeşilken veya çiçeklenmeden kısa bir süre sonra toprağa sürülür ve toprağa dahil edilirler. Yeşil gübre genellikle organik tarımla ilişkilendirilir ve sürdürülebilir yıllık mahsul yetiştirme sistemlerinde önemli bir rol oynayabilir.

Yetiştirilen örtü bitkisinin türüne bağlı olarak, toprağa salınan azot miktarı dönüm başına 40 ila 200 pound arasındadır. Yeşil gübre kullanımıyla, sonraki mahsul için mevcut olan nitrojen miktarı, genellikle yeşil gübre mahsulünde bulunan toplam nitrojen miktarının% 40-60'ı aralığındadır. [1]
Mahsul bazında birkaç baklagilden ortalama biyokütle verimi ve nitrojen verimi: [2]Biyokütle ton dönüm −1N lbs dönüm −1
Tatlı yonca1.75120
Berseem yonca1.1070
kırmızı yonca1.40100
Tüylü fiğ1.75110
  • Yeşil gübre , hümik asit ve asetik asit üreterek , alkali toprakların alkalinitesini / pH'ını düşürmek için temel olarak toprağı asitleştiren madde görevi görür .
  • Ortaklığın örtü bitkiler toprağa yeşil gübre içinde tutulan besinler başarılı ürünlere yayımlanan ve hazır edilmesini sağlar. Bu, bu taze materyalin ayrışmasına yardımcı olan bitki materyalinin bozunması nedeniyle toprak mikroorganizmalarının bolluğundaki artıştan hemen kaynaklanır. Bu ek bozunma ayrıca toprakta bulunan besin maddelerinin nitrojen (N), potasyum (K), fosfor (P), kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg) ve kükürt (S).
  • Örtü bitkilerinin toprağa dahil edilmesinden kaynaklanan mikrobiyal aktivite , toprağın yapısını artırarak (yani kümelenme yoluyla) toprağın sağlığına fayda sağlayan miselyum ve viskoz materyallerin oluşumuna yol açar . [1]
Artan organik madde yüzdesi ( biyokütle ), su sızmasını ve tutulmasını, havalandırmayı ve diğer toprak özelliklerini iyileştirir . Toprak, kümelenmemiş toprağa göre daha kolay döndürülür veya işlenir. Toprağın daha fazla havalandırılması, birçok yeşil gübre mahsulünün kök sistemlerinin kompakt topraklara verimli bir şekilde nüfuz etme kabiliyetinden kaynaklanır. Toprakta bulunan humusmiktarı da daha yüksek ayrışma oranları ile artar, bu da yeşil gübre mahsulünden sonraki mahsulün büyümesi için faydalıdır. Baklagil olmayan mahsuller öncelikle biyokütleyi artırmak için kullanılır.
Yeşil gübrenin bir çiftçilik sistemine dahil edilmesi, tamamlayıcı gübre ve böcek ilaçları gibi ek ürünlere olan ihtiyacı büyük ölçüde azaltabilir.
Yeşil gübre kullanımında dikkate alınması gereken sınırlamalar, bu örtü bitkilerini başarılı bir şekilde büyütmek ve kullanmak için gereken zaman, enerji ve kaynaklardır (parasal ve doğal). Sonuç olarak, yeşil gübre mahsullerini büyüyen bölgeye ve yıllık yağış miktarlarına göre seçmek, örtü mahsulünün / mahsullerinin verimli büyümesini ve kullanımını sağlamak için önemlidir.

Besin salınımı [ değiştir ]​

Yeşil gübre, organik madde tüketen heterotrofik bakteriler tarafından bitki besin bileşenlerine ayrılır . Sıcaklık ve nem, kompost gübre oluşturmaya benzer şekilde bu sürece katkıda bulunur . Bitki maddesi, yararlı besinleri açığa çıkarmak için çözünmeyen toprak mineralleriyle reaksiyona giren büyük miktarlarda karbondioksit ve zayıf asitler açığa çıkarır. Yüksek olan topraklar , kalsiyum mineralleri, örneğin, daha yüksek bir oluşturmak için yeşil gübre verilebilir fosfat da gübre gibi davranır toprak, içeriği. [3]
Bir bitkideki karbonun nitrojene oranı , toprağın besin içeriğini etkileyeceğinden ve yeşil gübre yapmak için yanlış bitkiler kullanılırsa bir azot mahsulünü aç bırakabileceğinden, dikkate alınması gereken çok önemli bir faktördür. Karbonun nitrojene oranı türden türe ve bitkinin yaşına bağlı olarak farklılık gösterecektir. Oran, C: N olarak adlandırılır. N'nin değeri her zaman birdir, oysa karbon veya karbonhidratların değeri yaklaşık 10 ila 90 arasında bir değerle ifade edilir; gübre bakterilerinin topraktaki mevcut nitrojeni tüketmesini önlemek için oran 30: 1'den az olmalıdır. Rhizobium , topraktaki atmosferik nitrojeni tutmak için yeşil gübre ile etkileşime giren toprak organizmalarıdır. [6] BakliyatFasulye, yonca, yonca ve acı bakla gibi, rizobyum açısından zengin kök sistemlerine sahiptir ve bu da onları genellikle yeşil gübre kaynağı olarak tercih edilen kaynak yapar. [ alıntı gerekli ]

Mahsuller [ düzenle ]​

Bu bölüm , doğrulama için ek alıntılara ihtiyaç duyar . Yardım edin bu yazıyı iyileştirmek tarafından güvenilir kaynaklara alıntıları ekleyerek . Kaynaksız materyale itiraz edilebilir ve kaldırılabilir. ( Ocak 2021 ) ( Bu şablon mesajının nasıl ve ne zaman kaldırılacağını öğrenin )
Yaz sonu ve sonbaharda yeşil gübre bitkileri yulaf ve çavdardır . [7]
Diğer yeşil gübre bitkileri:
  1. ^ Bu,yeşil gübre mahsulü olarak kullanılabilecekbirçok baklagilden biridir. [7]
  2. ^ Git:a b c Bu, yeşil gübre mahsulü olarak kullanılabilen baklagil olmayan birçok bitkiden biridir. [1]
  3. ^ Git:a b c d e f g Bu,yeşil gübre mahsulü olarak kullanılabilenbirçokbaklagildenbiridir. [1]

Tarih [ düzenle ]​

Yeşil gübrenin değeri, Vrikshayurveda gibi incelemelerde belirtildiği gibi, Hindistan'daki çiftçiler tarafından binlerce yıldır kabul edildi. Antik Yunan'da da çiftçiler bakla bitkilerini toprağa sürüyorlardı. Yüzlerce yıl öncesine dayanan Çin tarım metinleri, çiftlik toprağı için besin sağlamada otların ve yabani otların önemine değinmektedir. Ayrıca, Avrupa'dan gelen erken Kuzey Amerikalı sömürgeciler tarafından da biliniyordu. Yaygın kolonyal yeşil gübre bitkileri çavdar, karabuğday ve yulaftı. [3] Geleneksel olarak, yeşil gübrenin toprağa katılması, toprağın hasattan sonra verimliliğini geri kazanmasını sağlamak için kullanılan nadasa bırakılmış ürün rotasyonu döngüsü olarak bilinir . [ alıntı gerekli ]

Ayrıca bkz. [ Düzenle ]​

Referanslar [ düzenle ]​

  1. ^ Git:a b c d Sullivan, Preston. 2003. Örtü Bitkileri ve Yeşil Gübrelere Genel Bakış: Sürdürülebilir Tarımın Temelleri.
  2. ^ Piper, CV; Pieters AJ USDA Farmer's Bulletin (ed.). Yeşil Gübreleme . USDA Çiftçi Bülteni. sayfa 1250–1295 . Erişim tarihi: 2 Şubat 2010 .
  3. ^ Git:a b c d Lawrence, James (1980). Harrowsmith Okuyucu, Cilt II. Camden House Yayıncılık Ltd. s. 145.ISBN 0920656102.
  4. ^ Vasilakoglou, Ioannis, Dhima, Kico, Anastassopoulos, Elias, Lithourgidis, Anastasios, Gougoulias, Nikolaos ve Chouliaras, Nikolaos. 2011. Sürdürülebilir pamuk ve mısır tarlalarında yabani otların önlenmesi için yeşil kekik gübresi. Yabancı Ot Biyolojisi ve Yönetimi 11: 38-48.
  5. ^ Larkin, Robert P., Honeycutt, Wayne ve Olanya Modesto, O. 2011. Verticillium Solgunluğunun Hastalık Baskılayıcı Yeşil Gübrelerle ve Önceki Kırpma Tarihinden Etkilenen Yönetimi. Plant Dis. 95: 568-576.
  6. ^ Lawrence, James (1980). Harrowsmith Okuyucu, Cilt II . Camden House Yayıncılık Ltd. s. 146. ISBN 0920656102.
  7. ^ Git:a b "Maine Organik Çiftçiler ve Bahçıvanlar Derneği"(PDF). mofga.org. Kasım 2007.
  8. ^ "Yeşil Gübre" . RHS . Alındı 15 Ekim 2015 .
  9. ^ Philpott, Tom (2013-09-09). "Çiftlikleri Sonsuza Kadar Düzeltmek İçin Tuhaf Bir Numara" . Jones Ana . Erişim tarihi: 2014-03-14 .

Dış bağlantılar [ düzenle ]​

SGK'da rekor bütçe açığı: Katlanarak artıyor

Ekonomik krizdeki Türkiye'de milyonlarca emeklinin bağlı olduğu SGK’nın da bütçe açığı giderek katlanıyor. 2020 yılının ilk 11 ayında sistemin çöküşünü önlemek için SGK'ya devlet kasasından aktarılan para son 25 yılda beş kat artarak 231 milyar liraya ulaştı.​

EKONOMİ 08 Şubat 2021 - 16:01

SGK'da rekor bütçe açığı: Katlanarak artıyor

A- A+
Koronavirüs salgının etkisi ve ekonomik kriz nedeniyle emeklillerin gözü kulağı SGK’nın rekor bütçe açığı da büyümeye devam ediyor.
Karar gazetesinde yer alan habere göre, 1995 yılında vergi gelirlerinin yüzde 10’u ve GSYH’nın yüzde 1,01’i seviyesinde olan sosyal güvenlik açığı, 2020 yılında çok daha yüksek seviyelere ulaştı. Yılın ilk 11 ayında SGK’ya yapılan bütçe transferi 231 milyar liraya ulaşırken, bu açık transferi vergi gelirlerinin yüzde 30,6’sına karşılık geliyor. Aynı zamanda SGK açık transferi de 2017 yılında GSYH’nın yüzde 4,27’si seviyesine ulaşırken, bu tutarın 2020 yılında yüzde 5,0’lere ulaşması bekleniyor.
Sosyal güvenlik sistemi iki temel noktadan etkileniyor. İlk olarak kayıtlı çalışan sayısı, yani prim ödeyenlerin sayısındaki artış. 2015 yılında 19 milyon 217 bin kişi ortalama prim ödemesinde bulunurken, bu sayı 2020 yılı ilk 11 ayında ortalama 20 milyon 441 bişn kişiye ancak yükselebildi. Son 5 yılda SGK primi ödeyenlerin sayısında sadece 1 milyon 223 bin kişilik artış yaşanırken, emekli aylığı tarafında durum çok daha farklı. 2015 yılında emekli maaşı alanların sayısı 11 milyon 755 bin kişi iken bu sayı Kasım 2020 yılında 13 milyon 254 bin kişiye yükseldi.
Yani son beş yılda prim ödeyenlerin sayısı 1,2 milyon kişi artış gösterirken, emekli maaşı alanların sayısı 1,9 milyon artış gösterdi. Gelirin görece azaldığı ama giderin arttığı bu dönemde SGK’ya yapılan bütçe transferleri de yaklaşık olarak yüzde 5,0’e ulaşmış oldu.
080220211250272007235.jpg

EMEKLİ SAYISI ARTTI PRİM GELİRİ DÜŞTÜ
Sosyal Güvenlik Kurumu-SGK aslında çalışanlardan elde ettiği primlerle emeklilerin maaş giderlerini ve kapsamda yer alan vatandaşların sağlık giderlerini gerçekleştirmektedir. Ekonominin durgunluğa girdiği yıllarda emekli sayısı artmaya devam ederken, çalışan sayısındaki azalış veya durağanlık toplanan prim gelirlerini düşürmektedir.


Örneğin 2009 yılında yaşanan küresel krizle beraber SGK açığı artmış ve bütçeden ödenen açık finansmanı 35 milyar liradan bir anda 52,6 milyar liraya yükselmişti. GSYH tutarındaki gerilemeyle beraber SGK’ya aktarılan bütçe kaynağı yüzde 3,52 seviyesinden hemen yüzde 5,26’ya yükselmişti. Son 5 yılda SGK kapsamında çalışan sayısının beklenenin altında kalması ile SGK açığı hızla artmış ve 2015 yılında 79 milyar liradan 2020 yılı ilk 11 ayında 231 milyar liraya çıkmıştı.

SGK’ya bütçeden yapılan transfer ödemesi 2019 yılında da 196,8 milyar lira seviyesindeydi. Bu tutar ise toplanan vergi gelirlerinin yüzde 29,2’sine karşılık geliyordu. Nitekim 2020 yılında SGK’ya yapılan bütçe transferinin vergi gelirlerine oranı da yüzde 30,6’ya ulaşmış oldu.
080220211256352005118.jpg

HAZİNEDEN REKOR TRANSFER
Yaklaşık 25 yıl önce, yani 1995 yılında üç emeklilik kurumu vardı. Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK); Esnaf emeklilik sistemi Bağ-Kur ve memur emeklilik sistemi Emekli Sandığı. Bu üç kurumun toplam açığı ise 108 milyon liraydı. 1996 yılında bu açık 335 milyon liraya yükselirken, 1997 yılında 760 milyon liraya çıktı. 1998 yılında üç emeklilik kurumunun toplam açığı 1.4 milyar liraya ulaşırken, bu tutar 1999 yılında 2,75 milyar liraya ulaştı.
Sosyal güvenlik sistemine bütçeden yapılan transfer ödemelerinin bütçenin vergi gelirlerine oranına bakıldığında tablo oldukça önemli. 1995 yılında ülkede toplanan vergi gelirlerinin yüzde 10’u sosyal güvenlik açığına giderken bu oran 1996 yılında yüzde 14,9’a ve 1997 yılında da yüzde 16,0’ya yükseldi. 1999 yılında vergi gelirlerinin yüzde 18,6’sı sosyal güvenlik açığına giderken son yıllarda bu oranın yüzde 25’lerden yüzde 30’a çıktığı görülüyor.
2020 yılının ilk 11 ayında ülkemizde toplanan 755 milyar lira vergi gelirine karşılık sosyal güvenlik sistemine bütçeden aktarılan kaynağın 231 milyar liraya ulaştığı görülmektedir. Bu tutar vergi gelirlerinin yüzde 30,6’sı ederken, 2019 yılında bu oran yüzde 25,2 seviyesindeydi.
Kısaca 90’lı yıllarda çok daha az orana sahip vergi geliri olmasına rağmen bu vergi gelirlerinin de yüzde 15’i emeklilik sistemi açığına aktarılıyordu. Oysa yeni vergi zamları ve yeni vergilerle hızla artan vergi gelirlerine rağmen sosyal güvenlik açığının oranı da yüzde 25-30 bandına oturmuş oldu.





Hayvancılıkta Dijital Asistan

Yapay zeka hayvancılık sektörüne otomatik yemleme, süt sağımı ve yem iteleme makinalarıyla giriş yapmıştı. HAYKOOP'ta geliştirilen az sonra analatacapımız proje ise biraz daha yazılımla ilgili.

Balıkesir HAYKOOP Başkanı Faruk Özen:
"Kurmuş olduğumuz sistem bir yapay zeka teknolojisinden ibaret. Burada devlet tarafından verilen süt desteklemelerinden çiftçilerimizin yararlanabilmesi için bu çiftçilerimize ait aylık müstahsil kayıtları ve bunlara ait belgeler düzenli olarak bakanlığın hayvan bilgi sistemine girilmesi gerekiyor. Tabi ki bu bilgilerin girilmesi bir tekrardan ibaret. Her ay aynı isimlerin aynı kişilerin süt miktarları ve anne baba isimleri tarzında ki isimleri her ay tekrarlanıyor. Ve bu işlemler 6 bin tane. Müstahsilimiz için haftalarca sürüyor. Personelimiz çok sayıda personelimiz bu işlerle meşgul olmak zorunda kalıyor. Personelimizin iş yükünü azaltmak için personelimizi daha verimli kullanmak için yazılım ekibimize böyle bir kolaylık yapmalarını talep ettik. Ortaya çıkan sonuç yapay zeka teknolojisiyle bir dijital asistanımız oldu. İsmine de ARYA ismini koyduk" dedi.

"Bu dijital asistanımızın şimdi personelimizin haftalarca tekrardan ibaret olan makbuz girişlerini bu dijital asistan hafta sonu, hafta içi; gece, gündüz 24 saat birden fazla bilgisayarda tamamen otomatik olarak kendisi giriyor. Bunları girerken de sıfır hata giriyor. Eğer yüklediğimiz tablolarda bir hata varsa bu hataları da ayıklama özelliğine sahip. Böylelikle bu iş için ayırdığımız personelimizi artık daha verimli diğer işlerimiz de kullandığımız gibi hem de daha erken işleri bitirmiş oluyoruz. Tabi ki dijital çağda yaşıyoruz her alanda her sektörde dijital gelişmeler günlük hayatımıza yansıyor. Tarım ve Hayvancılık sektöründe de son zamanlarda ciddi bir dijitalleşmeye gidiyoruz. Orman yangınlarıyla mücadelede meteorolojik erken uyarı sistemlerinde kadastro işlemlerde. Bizde Balıkesir Hayvancılık Kooperatifleri Birliği olarak Tarım Bakanlığımıza sektörümüze böyle bir yeniliği kazandırmış olmanın, böyle bir dijital hizmet getirmiş olmanın ayrıca mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu.

Hayvancılık sektöründe yapay zeka dönemi

Hindistan'da Büyüyen Çiftçi Protestoları

Hindistan'da 2 aydır yeni tarım yasalarının kaldırılması için protestolar sürüyor. Binlerce çiftçi hükümetin internet ve telefon kesinlerine karşı gelerek ülkedeki otoyolları kapattı.

Başkent Yeni Delhi dışında telefon hizmetleri, protestoları engellemek amaçlı hükümet tarafından engellenmişti.

Çiftçiler, Başbakan Narendra Modi hükümeti tarafından geçen yıl parlamentoya götürülen ve küçük toprak sahiplerine göre büyük şirketleri tercih ettiklerini iddia ettikleri yasaların kaldırılmasını talep ediyorlar. Hükümet ile çiftçiler arasında 11 tur süren müzakereler sonuçsuz kalmıştı. Hükümetin reformları 18 ay süreyle askıya alma teklifinin yanı sıra çiftçiler Yüksek Mahkeme tarafından oluşturulan arabuluculuk sürecini reddettiler.

Hindistan'da çiftçilerin yeni tarım yasası protestoları giderek büyüyor

Yenilenen New Holland TD4B Serisi

Bu yılda devreye girecek TMR yönetmeliklerine göre güncellenen TD4B serisi firmanın facebook sayfasından duyuruldu.

- TDD serilerine de konulan; ilerleme hızı, kuyruk mili hızı ve akü durumunu gösteren yarı dijital gösterge paneli,
- Elektrik devir kesici şartel,
- Koltuktan kalkmaya duyarlı kuyruk mili kesici ve özel durumlar için bu durumu önleyen gösterge paneli yanındaki düğme,
- Ropsun rahat inip kaldırılmasını sağlayan destek mini destek pistonları,
- Rops üstü çift ayna konulacak.

Görünen o ki, CNH bu sene yenilediği traktörlere bu tür özellikler harici ekleme yapmayacak.



Bir yazı görseli olabilir




Bir ‎odometre ve ‎şunu diyen bir yazı '‎15 10 20 5 RPMx100 25 30 0.00 ی 1/2 LLAND Y NEW HOLLAND AGRICULTURE‎'‎‎ görseli olabilir


Fotoğraf açıklaması yok.


Fotoğraf açıklaması yok.


Bir yazı görseli olabilir


Fotoğraf açıklaması yok.

Adelaide cinsi buğday 2021

Kasımın sonu gibi ektiğim buğdayın son durumu yaprak uçlarında sararmalar başladı neden çözümü nedir gübresi verilince gidermi gübreleme yapılmadı henüz ??‍♂️

Resimler ve ekler

  • 8F804756-AD30-49B1-816E-92409803E21B.jpeg
    8F804756-AD30-49B1-816E-92409803E21B.jpeg
    259.5 KB · Görüntüleme: 57
  • 8A5CED64-ACE3-4589-BB85-1B66CE496F0E.jpeg
    8A5CED64-ACE3-4589-BB85-1B66CE496F0E.jpeg
    376.4 KB · Görüntüleme: 57
  • 8B671EAD-C10A-46B3-8D0D-2B376F2BBAD2.jpeg
    8B671EAD-C10A-46B3-8D0D-2B376F2BBAD2.jpeg
    400 KB · Görüntüleme: 53
  • 24FA3BE4-9593-4584-A953-8CFDCB6033F1.jpeg
    24FA3BE4-9593-4584-A953-8CFDCB6033F1.jpeg
    321.5 KB · Görüntüleme: 56

Bağ Yeri Seçiminde Önemli Hususlar

1)İKLİM: Bir bölgede bağcılık yatırımı yapmadan önce mutlaka Meteoroloji Genel Müdürlüğünün geçmişe dayalı çok yıllık raporlarını ele alıp karar vermemiz gerekir. Bu raporlardaki değerler içerisinde bazı uç değerler olabilir. Bunlar:

1.a) Sıcaklık: Asmanın gelişme devresi oldukça uzundur, yıllık sıcaklık ortalamasının 10 C’den fazla olması istenir. Asmada gelişme evresi toprak ve hava sıcaklığının 10 C’ye çıkması ile başlar. Vejetasyona başlama ve bitirme zamanları arasında asgari 160 gün olmak zorundadır. Aynı şekilde sonbaharda hava ve toprak sıcaklıklarının 10 C’ye gerilemesi ile vejetasyon yani gelişme dönemi biter. Kış aylarındaki sıcaklıkların -15 ila 30 C arasında öldürücü olduğu bilinmektedir. Üzümün sıcaklık isteği çeşitlere göre değişmekle beraber, toplam gelişme evresinde 900 C’den aşağı olmamaktadır. Bu değer, Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yıllık faydalı sıcaklık bilgisi alınarak bölgeden bölgeye teyit edilebilir. Yıllık faydalı sıcaklık hesaplanırken yılın sadece 10 C’den sıcak günlerinin gündüz ve geceleri göz önüne alınıp, 2’ye bölünür ve böyle o günün sıcaklığı belirlenerek her gün için bu işlem yapılır. Çeşitlerin sıcaklık istekleri aşağıdaki gibidir:



Çok erkenci çeşitler: 900 – 1100 gün-derece

Erkenci çeşitler: 1100 -- 1300 gün-derece

Orta olum çeşitler: 1300 – 1700 gün-derece

Son turfanda çeşitler: 1700 gün-dereceden daha fazladır.


1.b) Işıklanma Süresi: Asmanın güneşlenme süresinin 365 gün içerisinde 1500-1600 saat arasında olması istenmektedir. Vejetasyonun gerçekleştiği +10 derece üstündeki günlerde ise 1200-1300 saat yeterlidir. Işıklanma; tane renk oluşumuna ve fotosentez için mutlaka gereklidir.

1.c)Yağışlar ve Dağılımı: Ülkemizde genellikle sulanmayan koşullarda yapılmaktadır. Yıllık yağışın 500mm ve üzeri olduğu durumlarda bağcılık için asgari şartlar sağlanmış olur. Kış döneminde yağmurun yağması toprak tarafından depolanıp, sonraki zamanlarda vejetasyon için kullanılacak olsa da çiçeklenme dönemindeki yağışlar döllenme ve meyve tutma üzerine olumsuz sonuçlar doğurur. Olgunlaşma evresinde düşen yağılar ise üzüm salkımlarındaki danelerin nemini arttırdığından mantari hastalıklara zemin hazırlar. Özellikle kurutmalık üzüm yetiştirilen yörelerde bu evrenin kurak geçmesi şarttır.

1.d) İlkbahar geç ve sonbahar erken donları: Ülkemizde nisan sonu, az da olsa mayıs sonu donları ve kasım ayındaki donlarında eğer bölge sıcaklıkları -1 ila -3 C altına düşerse yeni sürgün ve çiçekler zarar görür. Özellikle ılıman iklim geçiş bölgelerinde bu duruma rastlanır. Ancak kış gelip, bitki kendine koruma aldığında -15 C sıcaklıklara kadar rahat dayanmaktadır. Radyasyon donlarına karşı dar vadi ve çukur alanlarda vadi tabanından daha yüksek yerlerde bağ tesis edilmeli, geniş ve meyilli vadilerde ise çit ve rüzgâr kıranlar oluşturulmalıdır.

1.e) Rüzgâr: Tozlaşma için 1-4 metre/saniye hızda yani 3-14 km/saat hızda esen rüzgarlar çiçeklenme döneminde tozlaşma için katkı sağlamaktadır. Ancak asma kuvvetli rüzgarları, fırtınaları sevmez. Çok şiddetli olduğu durumlarda yapraklar kırılıp kopabilir. Haliyle Bitki yeniden yaprak çıkarmak için enerji harcar. Çiçeklenme döneminde şiddetli rüzgarların çıkması ise polenlerin işe yaramadan uçmasına neden olabilir. Olgunlaşma döneminde şiddetli esmesi halinde ise daneler zarar görür ve kalite düşer. Pazarda daha düşük fiyattan satılır. Bu olumsuz koşulların oluşmasının nedeni ise Kuzey ve Kuzey-Doğudan esen rüzgarlardır.


2) TOPRAK: İklimden sonra 2.faktördür. Bir bölgede bağcılığa yatırım yapmadan önce mutlaka o tarlanın toprağı analiz ettirilmelidir. Islah edilip, yüksek verim ve kaliteye sahip olan yeni Amerikan asma anaçları toprağı seçicidir. Yüksek su tutma kapasitesine sahip organik maddesi zengin, tuzluluğu az, derin, taban suyunun 50cm’den daha derin olduğu, toprak altı zararlıları olan nematodların olabildiğince az olduğu ve ağır metal kirliliği olmayan topraklar tercih edilmelidir.


3) YER VE YÖNEY: Olumsuz iklim şartlarından olabildiğince az etkilenmek için asmanın yer ve yöneyine dikkat etmek gereklidir. Örneğin kışın çok soğuk olan bölgelerde bahçenin zeminin güneşe dik açısıyla bakması gerekir. Bunun içinde bahçenin bir dağın/tepenin bakı yönü (güney) yani güneşe bakan tarafında olması gerekir. Dağın/tepenin ters tarafında yüksek eğimde dikim olursa sıcaklık gölge etkisiyle yılın tamamında az düşer ve ışıksızlık nedeniyle fotosentez çok fazla düşer. Ancak ilkbahar donlarının ağır görüldüğü bölgelerde bakı yönünün tersine hafif eğik açıyla dikilmesi istenir. Böylece erken yaprak sürmeleri olmaz ve donlardan en şekilde etkilenir.

Deniz/göl/baraj yavaş soğuyup, yavaş ısındığı için bulunduğu bölgeye ılımanlık- yumuşaklık sağlar. Ayrıca denize yakın olan yani deniz seviyesi olan 0 metre yüksekliğe sahip olan bölgelerde hava daha sıcak olur. Çünkü güneş ile güneş ışınlarının düşeceği toprak arasındaki mesafe uzar ve bu ışınlar ne kadar uzun mesafe kat ederek yere düşerse o kadar fazla sürtünmeye uğrar ve ısınır. Düz mantık olarak güneşe yakın olan daha fazla ısınır olarak düşünülse de bu sadece atmosfer dışında geçerlidir. Yukarda söylediğimize kanıtlar nitelikte olan dağların tepelerinde karın yağmasını hatta yaz aylarında bile o şekilde kalmasını örnek gösterebiliriz.



4) ANAÇ ve ÇEŞİT SEÇİMİ: Yatırım uzun ömürde kazanç sağlaması için önemlidir. Bölgenin iklim ve toprak şartlarını göz önüne alarak tercih yapmalıyız. Anaç ve çeşit seçimi kalite verimi doğrudan etkiler. Yanlış anaç seçimi tesisin sil baştan başlama sebebi olabilir. Bu çok fazla maliyet, işçilik ve zaman kaybıdır. Sıcaklığın vejetasyon döneminde az olduğu bölgelerde erkenci çeşitler ekilmelidir, az sıcaklık isterler. Verimli taban toplarda kurutmalık çeşitler tercih edilmektedir. Verimsiz ve kurak alanlarda ise şaraplık ve sofralık üzümler tercih edilmektedir.

Bölge tüccarının ihtiyaçları doğrultusunda kurutmalık, şaraplık veya sofralık üretimi yapılmalıdır. Bazı çeşitler gerektiği zaman farklı amaçla da hasat edilip satılmaktadır. Örneğin kurutmalık olarak değerlendirilen çekirdeksiz üzüm gerekirse sofralık veya şaraplık olarak kullanılabilir.

Çeşit seçiminde bir diğer kriter ise fizyolojik ve morfolojik farklılıklardır. Çavuş, Tahannebi, Hönüsü, Karagevrek gibi çeşitler kendine döllenemezler. Ancak çoğu asma çeşidinin kendi kendine döllendiğini yine de belirtelim. Kendine döllenmeme durumu, bitkinin kendi organları arasındaki tozlaşmadan yararlanıp döllenmesine denir, daha sonra asma tane oluşturma evresine girer. Bunlar böcek aktivitesine ve rüzgâra daha fazla ihtiyaç duyarlar. Bu çeşitlerde mutlaka afinitesi yüksek kalemler kullanılmalıdır. Çavuş için Karasakız, Balbal veya Hamburg Misketi çeşitleri dölleme için gereklidir. Eğer afinite yani yakınlık göstermeyen ağaç ve kalemler birbirleri ile döllendirilirse kalite ve üzüm verimi düşer. Ayrıca taban suyu derin, kumlu çakıllı ve derin topraklarda Rup. du Lot; orta derecede killi-kumlu veya yarı ağır çakıllı topraklarda 99 R, çok kireçli topraklarda 41 B anaçları uygun olmaktadır.

Yatırım öncesi toprak analiziyle nematodların belirlenmesi gerektiğini daha önce belirtmiştik. Nematodlar şekil olarak solucanlara benzer fakat mikrobik ve farklı türden canlılardır. Solucanların aksine kültür bitkisine çok fazla zararları vardır. Bunlarla mücadele ilaçla ve anaç seçimi ile mümkün olmaktadır. İlaçlama maliyetleri çok fazladır. Bunlarla mücadele için tesise Amerikan asma anaçları dikilmelidir.


1612766996562.png


Yukarıdaki böcekler asma zararlısı Filokseradır. Taze yapraklarda bitki öz suyunu emerek iz bırakmaktadır. Bazı türleri ise toprak altında yaşayarak yine asmanın köklerine zarar verir.

1612767013319.png
1612767023088.png



Bazı anaçlar ve özellikleri, bölgelere uygun çeşitler aşağıdadır:

1612767035718.png


1612767046980.png


KAYNAKLAR:
  • Ankara Üniversitesi Genel Bahçe Bitkileri Ders Notları
  • Akay ÜNAL, İsmail YÜKSEL, Adnan ERDEM. BAĞ TESİS TEKNİĞİ
  • M.Ömer Altun, Özlem Güleç. Meyve Yetiştiriciliği 15 Kitabı
  • Orhan ÇORUH. Yeni bağ kurarken aman dikkat!

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt