LİSANSLI DEPODA “STOKÇULUK” TARTIŞMASI

Geçmiş yıllarda çiftçi ürününü tüccara götürüp satmaya çalışırken, bu yıl, tüccar veya lisanslı depo işletmecileri tarlaya kadar giderek çiftçiden ürün aldı. Çiftçi ürünü depoya bile koymaya gerek duymadan sattı. Depoyu ise ürünü alan tüccar veya sanayiciler, yatırımcılar, kısmen de Toprak Mahsulleri Ofisi kullandı.
Yazar
Ali Ekber Yıldırım
-
7:15 | 18 Kasım 2020


Tarım Dünyasından - Ali Ekber Yıldırım

Tarım
Lisanslı depoculuk

LİSANSLI DEPODA “STOKÇULUK” TARTIŞMASI​

Geçmiş yıllarda çiftçi ürününü tüccara götürüp satmaya çalışırken, bu yıl, tüccar veya lisanslı depo işletmecileri tarlaya kadar giderek çiftçiden ürün aldı. Çiftçi ürünü depoya bile koymaya gerek duymadan sattı. Depoyu ise ürünü alan tüccar veya sanayiciler, yatırımcılar, kısmen de Toprak Mahsulleri Ofisi kullandı.
Yazar
Ali Ekber Yıldırım
-
7:15 | 18 Kasım 2020


lisansli-depoculuk-696x448.jpg
Tarım ürünleri yatırım aracı oldu

Koronavirüsün etkisiyle ülkeler bazında buğday, arpa, mısır gibi bir çok üründe stokçuluk arttı. Türkiye’de de “fiyat artacak” beklentisiyle, hem sektör içinden hem de sektör dışından hububat alımı yaparak bekletenler oldu. Alınan ürünler lisanslı depolara konulduğu için bu depolar stokçulukla suçlanıyor. Depo sahipleri, sanayiciler, tüccarlar artan fiyat nedeniyle çiftçinin ürününü tarlada sattığını ve depoya koymaya bile gerek duymadığını belirterek, artan fiyatların faturasının lisanslı depolara kesilmemesi gerektiğini söylüyor.

Lisanslı depo sahipleri sanayici ve tüccar​

Türkiye’de 170’ten fazla noktada 6.6 milyon ton kapasiteli lisanslı depo var. Bu depoların sahipleri, işletenleri çoğunlukla bulundukları bölgede, zairecilik yapan, yem, hububat, un, tohum ticareti ile uğraşan tüccar ve sanayiciler. Çiftçilerin, çiftçi örgütlerinin kurduğu veya işlettiği lisanslı depo yok. Daha önce çiftçilerden ürün alan tüccar veya sanayiciler bu ürünleri kendi depolarında stokluyordu. Şimdi hem kendi ürünlerini hem de başkalarının aldığı ürünleri kurdukları lisanslı depolarda tutuyor. Devlet bazı destekler sağlıyor. Çiftçilerden ise daha çok büyük hacimli üretim yapanlar lisanslı depoyu kullanıyor. Lisanslı depoların en önemli müşterilerinden birisi ise Toprak Mahsulleri Ofisi.
Buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi bir çok üründe yükselen fiyatlar stokçuluk tartışmasını bir kez daha alevlendirdi. Gıda ve yem sektörü ile ilgisi olmayan ve yatırım amaçlı olarak buğday, arpa, mısır, ayçiçeği alımı yapanların, aldıkları ürünleri lisanslı depolara koymaları bu sistemin de tartışılmasına neden oluyor.
Bazı sanayiciler lisanslı depoları “stokçuluk” yapmakla suçlarken, depoları kullanan ve sözleşme yaparak üreticilerin yararlanmasını sağlayan Toprak Mahsulleri Ofisi yöneticileri, depo sahipleri, sanayici ve tüccarlar lisanslı depoculuğun tarım piyasasına önemli katkılar sağladığını, bu yılki fiyat artışlarının faturasının lisanslı depolara kesilemeyeceğini ifade ediyor.

Pandemi, fiyatları ve stokçuluğu artırdı​

Koronavirüsün etkisiyle özellikle hububat ürünlerine, yağlı tohumlara ve yem hammaddelerine talep arttı. Ülkeler ve yatırımcılar bazında stokçuluğun artması nedeniyle özellikle buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi bir çok ürünün fiyatı yükseldi. Fiyattaki artış beklentisi ile geçmiş yıllara göre daha çok sayıda yatırımcı hububat ve yağlı tohum ürünlerine yatırım yaptı. Bu nedenle Türkiye’de de Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı fiyatların ton başına ortalama 400-500 lira daha yüksek fiyatla ürün alımı yapıldı. Şimdilerde fiyat farkı daha da büyüdü.
TMO-alim-fiyati-ve-piyasa-fiyati.jpg

Geçmiş yıllarda çiftçi ürününü tüccara götürüp satmaya çalışırken, bu yıl, tüccar veya lisanslı depo işletmecileri tarlaya kadar giderek çiftçiden ürün aldı. Bu nedenle, geçmiş yıllarda ürün arzını yaymak için çiftçilerin ürünlerini lisanslı depoya koymaları önerilirken, bu yıl çiftçi ürünü depoya bile koymaya gerek duymadan sattı. Depoyu ise ürünü alan tüccar veya sanayiciler, yatırımcılar, kısmen de Toprak Mahsulleri Ofisi kullanmış oldu.

Zahireciler lisanslı depo sahibi oldu​

Tarım Ürünleri Lisanslı Depo ve Yetkili Sınıflandırıcı Şirketleri Derneği(LİDAŞDER) Başkan Yardımcısı Hikmet Özkan, lisanslı depo yatırım maliyetinin çok yüksek olduğunu ve depo gelirlerinin sadece kira gelirinden oluştuğunu belirterek konuyla ilgili şu bilgileri verdi: ” Türkiye’de 170’in üzerinde noktada toplam 6.6 milyon tonun üzerinde lisanslı depo kapasitesi var. Gelecek yıl bu 8.5 milyon tona çıkacak. Bu depoları kuranların çok büyük bölümü zaten bölgelerinde zahirecilik yapan, hububat, un, yem alım satımı yapan, çiftçilerin ihtiyacı olan gübre, tohum gibi girdileri temin edenler. Çiftçiler veya çiftçi kuruluşları lisanslı depo kurmadı. Kurulan bu depolara çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi ve depo sahipleri, tüccarlar, sanayiciler ürünlerini koyuyor. Geçen sene Toprak Mahsulleri Ofisi bu depolara daha çok ürün koydu. Bu sene daha az. Çünkü bu sene alımı da azdı. Çiftçiler de bu sene daha az ürün koyabildi. Çünkü, fiyatlar artınca çiftçi tarlasında ürünü sattı. Depoya koymasına gerek kalmadı. Ama yine de ürününü bekletebilen büyük çiftçiler ürününü lisanslı depoya koydu. Yani 100 ton buğdayı varsa 10 tonunu satıp kalanını depoya koyan ve ihtiyaç duydukça satan çiftçiler de var. Sistem işliyor. Ama, lisanslı depo işletmek de kolay değil. Bugün 20-30 bin tonluk lisanslı bir deponun yıllık 800 bin lira işletme maliyeti var. Bunlara bakmadan lisanslı depoları stokçulukla itham etmek doğru değil. Tüccarlar suçlanıyor. Onlar da bu piyasanın aktörleri.”

Fatura lisanslı depolara kesilmemeli​

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu(TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, artan hububat fiyatlarının faturasının ille bir yere kesilmek istendiğini ve bu konuda suçlanacak en son kurumların lisanslı depolar olduğunu söyledi. Lisanslı depoların uzun vadeli faydalarının kısa vadeli sorunlara kurban edilmemesi gerektiğini belirten Ulusoy: “Herkes yüksek fiyatların faturasını kesecek bir yer arıyor. Fakat, lisanslı depolar bu konuda akla gelebilecek en son kuruluşlardır. Arz eksikliği, dünyada bu ürünlere olan talep, pandemi süreci ve daha bir çok nedenden dolayı fiyatlar yükseldi. Lisanslı depoların etrafında bir çok tüccar gelen çiftçinin ürününü almak için adeta yarıştı. Bazıları tarlaya giderek ürünü orada aldı. Yani çiftçinin bile düşünmediği yüksek fiyattan alımlar yapıldı. Toprak Mahsulleri Ofisi ekmeklik buğday alım fiyatını ton başına 1650 lira açıkladı. Orada tüccar bana ver 1850 lira vereyim diyor. Makarnalık buğdayda 1850 lira açıklandı, tüccar 1980 lira,2 bin lira vererek alıyor. Çiftçi de sattı. Lisanslı depo olmayan yerlerde alıcılar tarlaya gitti oradan aldı. Ürünü alanlar depolara koydu. Bu durumda faturayı lisanslı depolara kesmek doğru değil. Türkiye’de 6.6 milyon tonun üzerinde lisanslı depo kapasitesi var. Bu kapasitenin 3.8 milyon tonu hububat için kullanıldı. Bu kadar ürünü “spekülatörlerin eline geçti” diye suçlamak doğru değil. Burada yapılması gereken bu işin borsasında piyasa derinliğini oluşturacak yapının kurulması. Alıcı ve satıcı sayısı bakımından sığ bir borsa olursa oluşan fiyatlar gerçekçi olmaz. Borsaya, piyasaya derinlik kazandırılmalı.” bilgisini verdi.

Ders niteliğinde bir sezon yaşanıyor​

Lisanslı depoculuk konusunda en çok çaba gösteren, Eski Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası A.Ş(TÜRİB) Danışmanı İsmail Kemaloğlu, bu yıl hububat piyasasında yaşananların lisanslı depoculuk açısından ders niteliğinde bir sezon olduğunu söyledi. Lisanslı depoların bu yıl çiftçiden çok, ağırlıklı olarak tüccar ve sanayiciler tarafından kullanıldığını belirten Kemaloğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Tahıl ticareti yapan, un, yem sanayicisi, tüccar, belli yerlerde kendi malına öncelik veriyor. Bu sezon yaşananlar herkes için ders niteliğinde. LİDAŞDER ve sektörün diğer paydaşlarına da söyledim. Bir toplantı ile bu sezon çok iyi analiz edilmeli. Sektörün açıkları, eksiklikleri masaya yatırılarak konuşulmalı. Bu lisanslı depolar kurulurken ana hedef, arzın yayılmasını sağlayarak çiftçinin ürününü depoya koyarak bekletmesi ve arzın iyi yönetilmesiydi. Bu yıl ana hedeften biraz uzaklaşıldığını görüyoruz. Bu gelecek açısından tehlikeli bir durum. Daha işin başında tespitleri yaparak tekrar doğru hedefe dönmemiz gerekir. Bugün 170’in üzerinde noktada depolar kuruldu. Toplamda 6.6 milyon ton, hatta 7 milyon tona yaklaşan kapasite var. Bunlar tüccara depo olsun diye kurulmadı. Çiftçilerin arzı ötelemesi için yapıldı. Bunun için çiftçilere önemli teşvikler konuldu. Ürününü lisanslı depoya koy git kredi kullan denildi. Çiftçiye kullandırılması gereken bu lisanslı depolar, amacından uzaklaşırsa bundan herkes zarar görür. Henüz çok endişe verici bir durum yok. Bir araya gelerek konular konuşulursa doğru rotaya dönülür. Diğer taraftan ürün ihtisas borsacılığı da benimseniyor. Üreticilerin belli bir bölümü Türkiye Ürün ihtisas Borsası(TÜRİB) fiyatını takip ederek elindeki ürünü satıp satmamaya karar veriyor. Ama bunun daha fazla anlatılması ve yaygınlaştırılması gerekiyor.”

römörk lastik hava basıncı?

4 tonluk damperli römörküm var. lastikciye goturdum ve havalarini kontrol etmesini istedim, hepsinde 35 hava cikti. eksik dedi ve kac hava basiyorsun diye sordugumda bana 65 70 kafama gore basiyorum dedi. ustunde max 58 psi yaziyordu ve bende 60 hava bastirdim ama hala sanki 60 hava bile cok geliyor bana. bilgisi olanlar konu hakkinda yazabilir mi?

CLAAS ARES 557 ATX VE KURT UY 23x3000 MİBZER İLE BUĞDAY EKİMİ 2020....!!!

1.jpg

CLAAS ARES 557 ATX ve KURT UY 23x3000 MİBZER İLE BUĞDAY EKİMİ 2020....!!!

10/11/2020

Arkadaşlar geçtiğimiz hafta buğday ve arpa ekimini gerçekleştirdik. CLAAS Ares 557 ATX ve KURT UY 23x3000 ile ekim işleminde görev başındaydık. Bende sizler için ekimden bazı fotoğraflar çektim. Şimdi sizlerle paylaşıyorum. İyi seyirler....;)

Youtube 4K Video...!!!
Medyayı görebilmek için giriş yapınız Medyayı görebilmek için giriş yapınız
alipasalierkan..........;)

2.jpg

3.jpg

4.jpg

5.jpg

5.jpg

6.jpg

7.jpg

8.jpg

9.jpg

Ayçiçek yağı, bey paşa oldu!

Millî Gazete’nin “Yağ Bey” manşetiyle duyurduğu sıvı yağ zamları durdurulamıyor. 5 litrelik sıvı yağ 70 TL’ye dayandı.

nur Şehmus ŞahinTüm Haberleri
Yağ bey paşa oldu! mask

Büyütmek için resme tıklayın
-+
ABONE OL Google News Sayfamız

Milli Gazete’nin aylar önce ‘Yağ Bey’ manşetiyle gündeme taşıdığı sıvı yağ fiyatları artışını sürdürüyor. Yılbaşında 30-35 TL arasında satılan 5 litrelik ayçiçeği yağı geçen 10 ayda 70 TL’ye dayandı. İkiye katlayan yağ fiyatlarında artışın en büyük nedeni olarak, maliyetinin artması nedeniyle çiftçinin ayçiçeği ekememesi ve ithal edilen yağlar gösteriliyor. Dünyada ayçiçeği ithalatında lider olan Türkiye 2019 yılında 1 milyon 136 ton ayçiçeği ithal etti.

Enflasyon ve alım gücünün düşmesiyle ilgili birçok kez gündem oluşturan Milli Gazete aylar öncesinde ‘Yağ Bey’ manşetiyle sıvı yağ fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekmişti. Uyarı niteliğindeki manşetimizin üzerinden geçen 6 ayda yağ fiyatlarındaki yükseliş devam ediyor. 2020 yılının başında 30-35 TL bandında reyonlarda yer bulan 5 litrelik sıvı yağ, Mayıs ayında 50 TL’yi bulurken şimdi ise 70 TL’ye dayandı. 5 litrelik sıvı ayçiçeği yağı 63-67 TL arasından satılırken 1 litrelik sıvı yağ ise 22 TL’ye kadar raflarda yer buluyor. Un, süt, et ve bakliyat gibi temel tüketim ürünleri arasında en çok zamlanan ürün olan sıvı yağ fiyatlarındaki artışa karşı, Türkiye’nin ayçiçeği üretimindeki potansiyelinin değerlendirilemiyor olması da başka bir soru işareti.

whatsapp-image-2020-11-17-at-092939.jpeg

AYÇİÇEĞİ İTHALATINDA DÜNYA LİDERİYİZ!​

Sıvı yağ fiyatlarındaki artışın en büyük nedeni, üretim maliyetine karşın devlet desteğinin
yeterince olmaması nedeniyle çiftçinin üretim tercihi olmaktan çıkması ve ithal edilen yağ.
Türkiye ayçiçeği ithalatında dünya lideri! Ayçiçeği yetiştiriciliğine elverişli olan ülkemizde izlenen yanlış tarım politikaları nedeniyle sıvı yağda Rusya ve Balkan ülkelerine bağımlı hale geldik. Geçtiğimiz yılda da yağ fiyatlarıyla ilgili ciddi bir kriz yaşanmış ve 2019 yılında ayçiçeği ithalatı 1 milyon 136 bin ton olmuştu. Yağ üretiminde ham maddenin büyük bir çoğunluğunu yurt dışından almak zorunda olan ülkemizin geldiği noktada tarım çevreleri tarafından oldukça eleştiriliyor.

ÇİFTÇİYE YETERLİ DESTEK VERİLMİYOR​

Üretim maliyetlerinin artması, destekleme priminin 4 yıl boyunca aynı kalması çiftçiyi ayçiçeği ekiminden uzaklaştırdı. Üretim yüzde 20 azalınca hasadın başladığı Temmuz sonundan bu yana yağlık ayçiçeği alım fiyatı ton başına yaklaşık 1000 lira arttı.

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt