Günlük tadında uzun süreli çiftlik planımı paylaşıyorum

Öncelikle merhaba arkadaşlar abiler

forumda küçükbaş üzerine katılıyorum genel olarak ama çiftçiliklede uğraşıyorum şuanda süregelen küçükbaş damızlık ve kesimlik koyun çiftliğimiz var ve belli bir arazi üzerinde kaba kesif yem üretimi yapıyoruz dışarıdan sadece kuzu besi yemimi alıyorum bun sayede yem maliyetlerim çok düşük ve birazda olsa para kazanıyorum tabiki o kadar emeğin uğraşın terin ve uykusuzluğum karşılıpımı asla değil ama bu ülkede ne yazıkki çiftçiler olarak zaten hak ettiği parayı kazanan var mı merak ediyorum neyse bu zaten başka bir konu asıl konumuza gelecek olursak koyun çiftliğime ek olarak keçi sütçülüğünede merakım var

öncelikle bana uygun olarak gördüğüm ırk saanen hem laktasyonda ort 700-900 l süt gayet tatmin edici ve oğlak bakımından da bereketli bir hayvan biliyorum elbet merak edenlerniz olur saanen çabuk hastalanır çabuk ölür ciğerleri gelişmez diye ancak dedem ve babam yaklaşık 20 yıldır saanen keçi yetiştiriciliği yapıyorlar ve bu yüzden fizyolojisini çok farklı havalarda meralarda ve ahıllarda test etmiş biri olarak fabrika yemi konusunda dikkatli olursanız ve doğumhaneniz temizse oğlaklanırız kuru ve temiz yerde yatıyorsa ceylan gibi olan mükemmel bir ırk bence fabrika yemide şu yüzden uygun oranlarda tuz kullanmıyorlar ucuz oldupu için ödem ve ayak hastalığı yaptırıyor bazen yüksek tuzdan memeler sağımdan sonra kapanmıyor ve mastitis yaptırıyor dikkat edilirse veya yeminizi kendiniz yaparsanız bu sorunları yaşamassınız

devam etmek gerekirse 8 dönümlük şuanki çiftliğimin yanında bir arazi var buraya imar izni alana kadar sera demirlerinden bir çiftlik kurmak istiyorum kulağa komik gelebilir sizinde bu konuda fikrinizi merak ediyorum gayet ucuz maliyetlere çıkıyor benim aklımdaki çiftlik 8*15 düşünüyorum hayvanlar için 120 m2 keçi için 1 m2 bileyeterli oluyor anca yüksek verim beklediğim için 80 keçi veya en fazla 100 keçi bakacağım o alanda fikrim şu yantaraflardan keçilerin kafalarını çıkarabileceği şekilde direk kayıt üstüne sera demirleri monte edilecek ortada traktörle girecek olursak m2 kaybederşz bu yüzden 15 mt kenarlardan sadece kafaları çıkacak kadar aralık ve traktörle yem dağıtma dışarıda altılık olarak maliyeterden ötürü ne yazıkki saman çeltik sapı ve kavuzu kullanacağım herkes isterki ızgaralı sistem yapsın ancak maliyetler çatı malzemesi olarak sera demiri üsrüne ilk oarak branda bel yapasmın diye balıkçı ağı gerilecek sonra yüzde 50 lik gölgelik file üstüne şefaf 210 gr branda çekilceke ve tuturulacak yanlarda kalan açıklık 1.5mt duvar veya sandviç panel yandan rüzgar alması sıkıntı olur diye üstü saç içeriye yaz için 4 adet fan düşünüyorum trakya yazları artık yanıyor kar yükü merak edenler için eğimden dolayı kar brandaya tutunamaz zaten 3 senedir bölgemizde kar yağışı yok eskiden de en fazla 10 cm kar yağıp durur bu sistemin hayvanlar için sağlıklı ve benim için uygun maliyetli olacağını düşünüyorum

2*5 lik bir sağımhane düşünüyorum bu kadar hayvana yeterli bence ağırlıkta yaş silaj besleme taraftarıyım aklımdaki rasyon
top dönemde 6 ay 1kg yonca kuru 1kg mısır silajı 2 kg buğday silajı 1 kg teff otu 500 gr arpa 300gr saman kışın sa arpa yerine mısır
kuru dönemde 1 kg teff otu 2 kg bupday silajı 500 gr arpa 500 gr saman düşünüyorum
ortalama bu rasyıona yakın rasyonlar şuanki hayvanlarımızdan 2.5 3 kg ort yakalıyoruz inş refah seviyesi artığında daha da başarılı oluruz 9 9.5 ay sağım yapıyoruz biz ve ort 1.7 oğlak oluyor sütümüzü alabilirsek ari belgesiyele parekende olarak satabilirim ancak duydupuma göre lüleburgazda l sini 7 liradan bir arkadaş alıyormuş yemimi kendim üreteceğim için ciddi bir kar ediyorum hele hele bu rakamlara sütümü verirsem buradan tüm yaptığım şeyleri paylaşacağım en ucuz maliyete güzel bir çiftlik kurmak için yaşımdan ötürü ne yazıkki işletmeyi kendi üzerime kuramıyorum yardımcı olabileceğim her konuda sorularınızı bekliyorum banada tavsiye etmek istediğiniz bir şey olursa seve seve dinlerim buraya kadar okuduysanız teşekkür eder bereketli günler dilerim

belki beni biraz tanıtan şu videoyuda bırakıyorum buraya Medyayı görebilmek için giriş yapınız

Pakdemirli: 2 bin liranın altında tarımsal destek almayacak kimse kalmayacak

15 Ekim 2020 Perşembe, 14:41Güncelleme: 15 Ekim 2020 Perşembe, 14:48

Bakan Pakdemirli, tarımsal desteklere ilişkin "2 bin liranın altında destek almayacak kimse kalmayacak şekilde bir düzenleme yaptık. İlk sene 2 bin liranın altında destek alanlar bir sonraki yılın bütçesinden 2 bin liraya tamamlanacak" dedi
Tarım ve Orman Bakanlığı himayesinde düzenlenen "Tarım Ormanın Geleceği Zirvesi", İzmir'de gerçekleştirildi.

Programda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli soruları yanıtladı.

Salgın sürecinde Türkiye'nin nasıl bir sınav verdiği sorusuna ilişkin Pakdemirli, Türkiye'de ilk vaka görülmeden perakende sektörüyle bir araya geldiklerini anımsattı.

Türkiye'nin salgın döneminde tüm sektörlerde başarılı bir sınav verdiğini söyleyen Pakdemirli, "Tüm dünyada rafların boşaldığını gördük. Gıda arzıyla ilgili bir problem yok. Aslında tükettiğimizden fazlasını üretiyoruz. Burada tüketici davranışı ve psikolojisini iyi yönetmek gerekiyor. Bunun en büyük kısmı da tüketici markete gittiği zaman her ne koşulda olursa olsun aradığı ürünü bulmalı. İyi bir hazırlık dönemini geçirdik biz. Yurt dışındaki market manzaralarının hiç birini Türkiye'de görmedik." diye konuştu.



Her şeyin durabileceğini ancak gıda üretiminin duramayacağını vurgulayan Pakdemirli, pandemi sürecinde çiftçinin "diplomatik pasaportla" üretimine devam ettiğini dile getirdi.

Bir çok sektörün küçüldüğü 2. çeyrekte tarım sektörünün büyüdüğünü, bu süreçte hiçbir ürünün çöpe atılmadığını kaydeden Pakdemirli, "İnanın çiçek konusunda bile olmadı. Hollanda'da çiçekler tır tır sağa sola döküldü. Hakikaten insanımızın pratikliği hem de bizim desteklerimizle bir problem yaşamadık." dedi.

"2 bin liranın altında destek almayacak kimse kalmayacak"

Türkiye'de toplam hasıla içinde tarımın payının yüzde 6 olduğuna değinen Pakdemirli, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde tarımsal hasılamız yüzde 46 arttı. 2017'de 189 milyar lira olan tarımsal hasıla 277 milyar liraya geldi." diye konuştu.

Toprak kaynakları açısından Türkiye'nin dünyada 17. sırada bulunduğunu belirten Pakdemirli, buna rağmen Türkiye'nin tarımda dünyada ilk 10 arasında yer aldığını söyledi.



Tarımsal desteklemeler konusundaki bir soru üzerine Pakdemirli, hem destek hem de müdahil alımlar yapıldığının altını çizerek şöyle konuştu:

"Bu yıl da şöyle bir karar alıyoruz. Küçüklere daha fazla değecek şekilde, 2 bin liranın altında destek almayacak kimse kalmayacak şekilde bir düzenleme yaptık. Şimdilik ilk sene, önümüzdeki yıl 2 bin liranın altında destek alanları bir sonraki yılın bütçesinden 2 bin liraya tamamlanacak şekilde formülize ettik. Ondan sonra bu otomatik hesaplanarak hesaba yatacak vaziyete gelecek."

Bu yıl planlanan 22 milyar liralık desteklemenin yüzde 80'e yakınını ilk 6 ayda dağıttıklarını vurgulayan Pakdemirli, bunun neticelerini de almaya başladıklarını söyledi.

Türkiye'nin 18 milyar dolar ihracatı 12 milyar dolar ithalatı olduğunu belirten Pakdemirli, "Türkiye net fazla veren ve kendine yüzde 100 yetebilen bir ülkedir." dedi.

"Saman ithalatı söylemi yalan"

Türkiye'de muzla ilgili yerli üretime yüzde 140'lık bir koruma uygulandığını aktaran Pakdemirli, "Bu koruma rahmetli Özal döneminde geldi. Önümüzdeki yılın sonu itibarıyla Türkiye, muzda kendi kendine yeterliliği yakalıyor, ithalat tamamen bitiyor ve ihracata başlıyoruz. Zamanında getirilen doğru korumacılık politikasıyla gelişmeye ve artışa sebep oldu." dedi.



Türkiye'nin bir çok tarımsal üründe dünyada ön sıralarda bulunduğunu belirten Pakdemirli, su ürünleri ihracatında ise 2023 hedefinin 2 milyar dolar olduğunu dile getirdi.

Tohum ihracatının 17 kat artışla 157 milyon dolarlara geldiğine işaret eden Pakdemirli, "Efendim, 'Saman ithal ediyorsunuz'... Bunların hepsi maalesef yalan söylemler. Üzülerek söylüyorum, bunu da muhalefet partisinin genel başkanına, ekipleri hazırlayıp bunları söylettiriyorlar. Şimdi 2 bin ton bir yerden ithalatı söylediğiniz zaman 82 bin ton ihracatı da yanında söylemeniz lazım değil mi?" diye konuştu.

Regülasyon kuruluşlarıyla üretici dostu fiyat politikalarıyla memnuniyet sağladıklarını kaydeden Pakdemirli, piyasaları çok iyi takip ettiklerini vurguladı.

Gıdanı koru kampanyası

Dünyada üretilen her 3 kilogram gıdanın 1 kilogramının çöpe gittiğini vurgulayan Pakdemirli, bunun çok büyük bir problem olduğunu söyledi.

Gıdanı Koru Kampanyası'na değinen Pakdemirli, gelecek haftalar içinde bunun tam tanıtımını yapacaklarını dile getirdi.



Kamuoyunun kampanyayı merak etttiğini aktaran Pakdemirli, herkesin ilgisini çekecek bir kampanya olacağını kaydetti.

Meslekten mene varan cezalar

Sözleşmeli üretimin önemine dikkati çeken Pakdemirli, bununla ilgili de bir yasa tasarısının Mecliste görüşüldüğünü belirtti.

Dijital Tarım Pazarı'da kısa sürede 120 milyon lira ciroya ulaştıklarını belirten Pakdemirli, "Türkiye'de en az yüzde 5-10'luk ticaretin burada olması gerektiğini düşünüyoruz. Burası hızlı bir şekilde büyüyecek." değerlendirmesinde bulundu.

İnsan sağlığına zararlı ve hileli üretim yapan firmalara ilişkin soruya Bakan Pakdemirli, "Maksimum derecede cezalar uygulandı ama bunu müteakip defalar yapanları belli bir süre sonra meslekten men edecek hale getirmek amacıyla yasa tasarımız Meclis'te. İnşallah önümüzdeki hafta yasalaşmış olacak." yanıtını verdi.

Geçen yıl orman yangınları sonrası bir olumsuzun üzerine bir olumlu eklemek için Geleceğe Nefes Kampanyasını düzenlediklerini aktaran Pakdemirli, "Geleceğe Nefes Kampanyası tarihin en başarılı kampanyalarından birisiydi. 11 Kasım'da yine sahalarda olacağız, bu defa 35 ülkede aynı anda ağaç dikimleri yapacağız. Burada önemli olan ağaçla ilgili farkındalığı artırmak." dedi.



Bugünün 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü olduğunu anımsatan Pakdemirli, "Üretimde kadınlarımıza çok güveniyorum. Kadınlarımız hakikaten birlikte iş yapmaya daha müsaitler. Erkeklere göre kadınlar bir araya gelip iyi işler yapıyorlar. Bugün başarılı kooperatiflerde kadınların sayıları daha fazla." diye konuştu.

Konuşmaların ardından Bakan Pakdemirli, etkinlik kapsamında düzenlenen Tarımı Geleceğe Taşıyanlar ve Kadın Çiftçiler Özel Ödülleri'nde başarı kazanan 13 kişi ve kuruluşa ödüllerini takdim etti.

AA

TürkTraktör, Türkiye pazarındaki faz geçişine hazır

6 Ekim 2020, 12:32Son Güncelleme:16 Ekim 2020, 12:3261
TürkTraktör, Türkiye pazarındaki faz geçişine hazır


Yerli üretim Faz V emisyon standartlarındaki motorlara sahip traktörlerini Ağustos 2020’de Avrupa’ya ihraç etmeye başlayan TürkTraktör, 2021’de kademeli olarak Türkiye’de yürürlüğe girecek olan Faz IIIB ve Faz IV emisyon standartlarına geçiş için de hazırlıklarına son hız devam ediyor.
Faz IIIB motorların geçişine hazır olan TürkTraktör, yürüttüğü 5 adet Faz IIIB projesinin tamamını tamamladı. Toplam 3 adet Faz IV projesinin ise çalışmaları sürüyor. Projelerin onayları 2021’de düzenleme yürürlüğe girmeden önce tamamlanacak.
Çevre, enerji ve iklim değişikliğiyle mücadele odağıyla sürekli iyileştirmelerine devam eden TürkTraktör, bugüne kadar yerli üretim 500 bini aşkın motor üretti.
TürkTraktör Faz IIIB ve Faz IV motorlarıyla tarımda verimlilik artışına ve çevrenin korunmasına destek vermeye devam ediyor
Faz IIIB ve Faz IV emisyon seviyesine sahip ürünlerin Avrupa ve Kuzey Amerika’da 2014 yılından bu yana kullanıldığını söyleyen TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner,Türkiye’de bu emisyon standartlarındaki ürünlere geçişle yaşanacak değişimleri ise şöyle değerlendirdi: “Bir traktörün tüm fonksiyonlarını sağlıklı şekilde yerine getirmesi için motorunun performansı ve verimliliği çok önemlidir. Motorun gerekli gücü üretirken kullandığı teknoloji seviyesi, yakıt tüketimi, sağladığı tork ve zor koşullara verdiği tepki çiftçilerimizin en çok önem verdiği konular.”
Özüner, yeni faz standartlarına uyum sağlayan motorlarda daha teknolojik bir elektronik yakıt kontrol sistemi kullanımı gerekliliğinin olduğunu ifade ederek ‘’Common Rail’’ teknolojisi olarak da bilinen bu sistemle traktörlerin daha verimli çalışması sağlanırken; üretilen daha fazla tork ve güçle de çiftçilerin memnuniyeti artıyor. Ancak tüm bunlardan daha önemli olan nokta, bu emisyon seviyesine sahip motorlar çevre sağlığı ile çevrenin korunmasına büyük bir katkı sağlıyor.” diye açıkladı.
Motor üretiminde ve pazara sunulan traktörde faz geçişleri tamamlanacak

TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner, Türkiye’de Faz IIIB ve Faz IV emisyon standartlarına geçişle birlikte tesislerinde yapılacak üretim değişimi konusunda da bilgi vererek açıklamalarını şöyle tamamladı: “Sahip olduğumuz son teknoloji motor üretim tesisimizdeki Faz IIIA motor üretimimizin çok büyük bir bölümünü, Faz IIIB ve Faz IV motor üretimimize kaydıracağız. Buna ek olarak; motorlarımızın Türkiye pazarındaki faz geçişlerine uygun şekilde kademeli olarak tüm ürünlerimizin faz geçişlerini de sağlayacağız. Aynı zamanda, Türkiye traktör parkının neredeyse yarısını oluşturan 25 yaş ve üstü araçların daha çevreci traktörler ile değişimine öncülük etmiş olacağız.”

GÜBRE TAVSİYELERİ TOROS 15.20

Arkadaşlar herkese merhaba ;

Ekim zamanına az bi süre kaldı tohum yatağı hazırlıkları başladı malüm sizlere bir konu hakkında fikir danışmak istiyorum bu sene buğday yerlerinde taban gübresi olarak TOROS ORGANOMİNERAL 15.20.0 kullanmayı düşünüyorum ilk defa kullanacağım kullananlar bilgi verir mi tavsiye edermisiniz

% 15 azot % 20 fosfor % 23 kükürt % 10 organik madde

Kredi kefili ile ilgili önemli soru

Selamün aleyküm. Bizim komşu bir adamın kredisine kefil olmuş ama normal kefil olarak gözükmüyor, ipotekli taşınmaz maliki olarak geçiyor. Bununla beraber 6 tane daha kefil var. 2 kişi ipotekli taşınmaz maliki olarak geçiyor. Geriye kalan 5 kişi normal kefil yazıyor Adam borcunu ödememiş belediyeye kağıt gelmiş. Komşumuz diyor ki ben bankaya gidip imza filan atmadım diyor. 7 sene önce bu adam gelmiş komşumuza demiş ki tarlayı bana ver bankadan kredi alayım demiş. İlgili kişi 7 senedir bu krediyi ödememiş. Komşumuz, benim başım belaya girer mi bunu merak ediyor, bende size sorayım dedim. İlgili kağıt aşağıdaki fotoğrafdadır.

CEB459DC-FFA2-479C-BB6A-6BC12388B857.jpeg

56 serisi el kitabı hakkında

arkadaşlar merhaba geçtiğimiz günlerde ufak bir elektrik arızası yaşamıştım.elektrikçi çağırdım düzelttirdim.fakat o arızadan önce çalışan korna far sinyaller vs. hepsi çalışmamaya başladı birde motor daha önceden sadece boşta çalışıyordu şimdi viteste bile çalışıyor. göğüs kısmını söküp baktığımda elektrikçi arkadaş çoğu kabloyu sigorta kutusundan, kontak yuvası üzerinden sökmüş öylece bırakmış. tekrar çağırdım ama hepsin yerini bulmak uzun sürer dükkana getir bakayım dedi.tekrar güvenemdimde. daha önceden kullanım kitabı içerisinde motorun elektrik şeması vardı onunla bakıp yapabileceğimi düşünüyordum fakat o şema kitapçık içersinden kopmuş kaybolmuş şimdi bu aynı kitaptan bulma imkanım varmı?Yada elinde bu kitapçıktan olan elektrik şeması kısmının resmini gönderebilirmi?

Resimler ve ekler

  • IMG_20201015_125529[1].jpg
    IMG_20201015_125529[1].jpg
    3.6 MB · Görüntüleme: 70

Satılık 2019 model 5090 G serisi Deutz Fahr

Deutz Fahr 5090 G serisi traktörümü satıyorum. Traktörüm 2019 model. Ocak ayında aldım ilk sahibiyim. Sezonumu onla kapattım. Elimde çok fazla traktör olduğu için satıyorum. Traktörüm 290 saatte. Almayı düşünen arkadaşlar bana ulaşabilirsiniz??

Resimler ve ekler

  • IMG-20201014-WA0010.jpg
    IMG-20201014-WA0010.jpg
    328 KB · Görüntüleme: 247
  • IMG-20201014-WA0015.jpg
    IMG-20201014-WA0015.jpg
    264.2 KB · Görüntüleme: 219
  • IMG-20201014-WA0016.jpg
    IMG-20201014-WA0016.jpg
    406.3 KB · Görüntüleme: 227

2020 Eylül ayı traktör üretim adetleri & Ağustos ayı traktör satış adetleri

Not: Üretim adetleri hesabında Başak, Erkunt, Tümosan, Türk Traktör ve Hattat firmalarının üretim adetleri dikkate alınmıştır.

Bu yıl Eylül ayında traktör üretimi 5.357 adet, Eylül 2019 da üretim 3.046 adet olmuş. Geçen yılın aynı ayına göre üretim adedi %75,9 oranında artmış.

Bu yıl Ocak-Eylül döneminde traktör üretim adedi 31.492 adet adet, geçen yıl Ocak-Eylül döneminde üretim 20.658 adet olmuş.

Geçen yılın aynı dönemine göre yani ilk 9 ayına göre traktör üretimi %52,4 oranında artmış.


Bu yıl Ağustos ayında 3.886 adet traktörün trafiğe kaydı yapılmış, geçen yıl aynı dönemde ise 1.539 adet traktör trafiğe çıkmış. Geçen yılın Ağustos ayına göre trafiğe çıkan traktör sayısı %152,5 artmış.

Bu yıl Ocak-Ağustos döneminde trafiğe kaydı yapılan traktör adedi 26.192 adet adet, geçen yıl Ocak-Ağustos döneminde üretim 14.015 adet olmuş.

Geçen yılın aynı dönemine göre yani ilk 8 ayına göre trafiğe kaydı yapılan traktör adedi %86,9 oranında artmış.

Ayrıca ekteki fotoğrafta markaların satış adetleri ve pazar payları da yer almaktadır.
Ağustos 2020 de Türk Traktör' ün ( NH & Case toplamı ) pazar payı %45,4 olmuş. Geçen yıl Ağustos ayında pazar payı %47 imiş.

Özetle Ağustos 2020 de hem traktör üretimi hem de traktör satışları geçen yılın aynı dönemine göre çok ciddi bir oranda artmış.

Bu hızla devam ederse 2020 yılında satılan traktör adedi 40.000 adedi bulacak gibi görünüyor.

Ülkeler buğday stoklama yarışına girdi

Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği Avrasya Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, "Buğday stratejik bir ürün oldu. Pandemi sonrası ülkeler, buğday stoklamaya başladı" dedi
Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya ve Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, buğdayın stratejik bir ürün olduğunu belirterek, "Pandemi sonrası ülkeler, buğday stoklamaya başladı" dedi.

Ulusoy, yaptığı yazılı açıklamada, Çin'in, dünya buğday stokunun yarısını elinde bulundurduğunu hatırlatarak, Türkiye'de 5 yıl önce 400 bin ton seviyelerinde olan lisanslı depoculuğun, bugün 6 milyon ton seviyelerine ulaşarak pandemi gibi süreçlerde güvenli gıdaya ulaşımda öne çıktığını kaydetti.

Türkiye un sektörünün pandemi döneminde önemli bir sınavı başarıyla verdiğini aktaran Ulusoy, insanların temel gıda maddesi una ve unlu mamullere en çok ihtiyaç duyduğu dönemden geçildiğini vurguladı.



Eren Günhan Ulusoy, Türkiye'deki buğday rekoltesinin, TÜİK'in ilk tahminlerine göre 20,5 milyon ton olarak tamamlandığını ve geçen yılın yüzde 7 üzerinde bir üretim rakamı tahmini yapıldığını, bu tahminin haziran ayında gerçekleştiğini hatırlattı.

Şu anda sezonun tamamlandığını anımsatan Ulusoy, şunları kaydetti: "Biz bu üretimin bir miktar daha aşağıda olabileceğini tahmin ediyoruz. TÜİK'in revize tahminlerinden bir miktar daha aşağı olabilir. Her halükarda 19 milyon ton Türkiye tüketiminin üzerinde bir üretim söz konusu. Yani iyi bir rekolte geçirdik. Dünyaya baktığımız zaman ise 770 milyon tonluk bir rekolte üretimi, buna karşılık 750 milyon tonluk bir buğday tüketimi söz konusu. Bu sayede dünyadaki buğday stokları 320 milyon tondan 330 milyon tona yükselecek. Buraya kadar haberlerin hepsi iyi... Bu iyi haberlere rağmen sezonun başından itibaren dünya buğday fiyatlarında ciddi bir hareketlilikle karşı karşıyayız. Karadeniz piyasasında, ki dünyanın en büyük ihracatçısı olan Rusya'da buğday fiyatları sezondan itibaren yüzde 20'lik bir yükseliş gerçekleştirdi, 200 dolarlık seviyelerden FBO olarak 250 dolarlı seviyelere ulaştı. ABD Borsalarında da aynı seviyeleri görebiliyoruz. Üretimin güçlü olduğu bir dönemde neden böyle bir fiyat hareketliliğiyle karşılaştık? Pandemi sonrası dönemde birçok ülke kendi stoklarını güçlendirmek yönünde bir hareketlilik gerçekleştirdi."



"ÇİN STOKLARINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN 7 MİLYON TON İTHALAT YAPACAK"

IAOM Avrasya ve Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı Ulusoy, Pakistan'ın, normal süreçte hiç ithalat yapmayan bir ülkeyken, üst üste ihalelerle buğday aldığını, Çin'in de kendi stoklarını güçlendirmek için 7 milyon ton ithalat yapacağının öngörüldüğünü aktardı.

Mısır ve Suudi Arabistan'ın her yıl olduğu gibi güçlü alımlarına devam ettiğini, bu yüksek alımların, fiyatların yükselmesine sebebiyet verdiğini belirten Ulusoy, Çin'in, yılı 163 milyon ton stokla kapatmasının beklendiğini, bunun da dünya stokunun yarısı anlamına geldiğini vurguladı.

Pandemi sonrası bütün ülkelerin gıda güvenliğinde buğdayı çok önemli, stratejik bir noktaya koyduğuna işaret eden Ulusoy, şunları kaydetti: "Buğday stratejik bir ürün oldu. Pandemi sonrası ülkeler, buğday stoklamaya başladı. Pek çok ülke tedarikte aksama olmaması için stoklarını yüksek tutuyor. Buradan yine Türkiye'ye dönersek Türkiye'de de benzer bir durum söz konusu. Gıdanın önemi, önceki dönemden artan öneminden dolayı yüksek bir talep görüyoruz. Türkiye'de de bu üretim verilerine rağmen sezon başından beri yükselen fiyatları gördük."

"Türkiye'de lisanslı depo kapasitesi sezon başı itibariyle 6 milyon tona yükseldi"

Eren Günhan Ulusoy, lisanslı depoculuğun, Türk tarımının devrim niteliğinde bir gelişmesi olduğunu, ürünlerin muhafaza edilmesinde lisanslı depoculuk imkanlarının çiftçilere büyük bir rahatlık sağladığını belirtti.

Ürünleri harman zamanı, hasat zamanı piyasaya arz etme zorunluluğu olmadan lisanslı depolara teslim ederek bunların yüksek standartlarda depolanmasını sağladıklarını aktaran Ulusoy, şu değerlendirmelerde bulundu: Ürünlerin pazarlanması, elektronik ürün senetleri sayesinde oluyor. Çiftçimiz için büyük bir kolaylık. Türkiye'de lisanslı depo kapasitesi sezon başı itibariyle 6 milyon tona yükseldi ve hedef 10 milyon tona ulaşmak. Bu rakamın 5 yıl önce 400 bin ton olduğunu değerlendirirsek gerçekten çok hızlı bir yükseliş var. Bizim için lisanslı depoculuk, gıda güvenliğinde çok önemli rol oynuyor. Sadece çiftçimiz, tüccarımız, sanayicimiz için değil, tüm halkımız için lisanslı depoculuk kapasitesinin yükselmesi, herhangi bir aksaklıkta, yaşadığımız salgın ya da dış ticarette herhangi bir aksama, ürün tedarik ettiğimiz ülkelerden ürünün gelmemesi gibi durumlarda gıda güvenliğimizi garanti altına alıyor. Dolayısıyla Türkiye tarım sektörünün gelişmesi hem de tüketicinin gıda güvenliği açısından son derece kritik bir sektör. Bu sektörün hızla gelişmeye devam edeceğini düşünüyoruz." AA

3 Ekim 2020 Salı, 16:22Güncelleme: 13 Ekim 2020 Salı, 16:27

TMO Genel Müdürü: En ucuz buğdayı Türkiye ithal etti Ocak-Şubat'ta fiyatların ne olacağını bilmiyoruz!

TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında yapılan ekmeklik buğday ithalatındaki fiyat farkını ithalatçı ülkelerin yoğun ithalatına bağlarken, bu süre içinde diğer ülkelere göre en ucuz buğdayı Türkiye'nin ithal ettiğini ileri sürdü. Güldal, ithal buğday fiyatlarının Ocak-Şubat aylarında kaç lira olacağına dair bir öngörüde bulunmanın da imkansız olduğunu ifade etti.
  • Tarım
  • 13 Ekim 2020 Salı 18:24
  • 1.7B
TMO Genel Müdürü: En ucuz buğdayı Türkiye ithal etti Ocak-Şubat'ta fiyatların ne olacağını bilmiyoruz!

banner200


TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, ithal buğdayda fiyatların yükselmesini ithalatçı ülkelerin ithalata erken başlamasına bağladı. Pandemiyle birlikte dünyada ithalatçı ülkelerin buğdayda çok yoğun bir şekilde dış tedarike yöneldiğini bildiren Güldal, Aralık-Ocak-Şubat aylarında yükselmesi beklenen fiyatların bu sene Eylül-Ekim ayından itibaren yükselmeye başladığını vurguladı. Güldal, bu süre içinde buğdayı yine en ucuz ithal eden ülkenin Türkiye olduğunu kaydetti.

GÜLDAL ELEŞTİRİLERE CEVAP VERDİ
Bilindiği üzere TMO'nun Ağustos ayında yaptığı ekmeklik buğday ithalatı ile Eylül ve Ekim aylarında yaptığı ithalat arasında ciddi fiyat farkları oluşmuştu. Ağustos ayında yapılan ihalede ekmeklik buğday 222 dolardan ithal edilirken, ithal buğdayın fiyatı Eyül ayında 245 dolara, Ekim ayında ise 257 dolara çıkmıştı. TMO, Ağustos ayında 390 bin ton ekmeklik buğday ithalatı ihalesi yaparken, bu ihaleyi fiyatlar düşükken neden daha yüksek tonajlı yapmadığı eleştirileri gündeme gelmişti.

BUĞDAYI EN UCUZ TÜRKİYE İTHAL ETTİ
TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Çiftçi TV'de 10 Ekim Cumartesi günü yayımlanan Galip Umut Özdil'in sunduğu “Tarımda Bir Umut” programında bu eleştirilere açıklık getirdi. Pandemi dolayısı ile dünyada ithalatçı ülkelerin Türkiye gibi düşündüğünü belirterek, çok yoğun bir şekilde dış tedarike yöneldiklerini dile getiren Güldal, "Suudi Arabistan bir seferde 745 bin ton çıktı. Bunun bir kısmını fiyattan dolayı iptal etti. Ağustos ayından itibaren Mısır 7 seferde yaklaşık 2 milyon ton civarında alım yaptı. Tunus, Ürdün, Pakistan gibi birçok ülke 300 bin ile 500 bin tonlar arasında tedarike çıktı. Hepsinden en ucuz tedarik eden de Türkiye oldu. Şunu demek istiyorum talebin artması ihracatçı ülkelerde fiyatların erken yükselmesine sebep oldu” dedi.

BUĞDAY FİYATLARININ OCAK-ŞUBAT'TA NEREYE GELECEĞİNİ KİMSE ÖNGÖREMEZ
Güldal, şunları kaydetti: “Hali ile erken başlamış pandemi dolayısı ile Aralık-Ocak-Şubatta yükselmesi beklenen piyasalar bu sene Eylül-Ekimden itibaren yükselmeye başladı. Bu büyük bir risk aslında. Şunu da kabul etmek lazım süreç erken başladı ama Ocak-Şubat'ta nereye geleceğini kimse öngöremez. Bir de salgın dönemi dolayısı ile salgının ne zaman biteceği belli değil. TMO'nun bu operasyonları yapmasının sebebi, stokları güçlendirmek, satışa açtığımız miktarların yerini doldurmaktır"

ÖNGÖRENLER VAR GENEL MÜDÜRÜM!
Diğer yandan TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal'ın buğday fiyatlarının Ocak-Şubat aylarında nereye gideceğini kimse öngöremez açıklamasını eleştiren ziraat mühendisi Faik Toy, kendisinin 4 Mayıs'ta Twitter hesabından yaptığı paylaşımı hatırlattı. Toy, "TMO Genel Müdürü piyasaların Ocak-Şubat'ta nereye geleceğini kimse öngöremez demiş. İddialı olmuş. Öngörenler var Genel Müdürüm. 4 Mayıs'ta sebebiyle birlikte çok iddialı bir şekilde öngördüm. Stokları da ithalat yerine değerinde fiyatla çiftçimizin ürünüyle güçlendirebilirdiniz" dedi.
faik_toy.jpg

TARIMDANHABER

Türkiye’de 70’e yakın göl kurudu

Türkiye'de kuruyan ve tehlike altındaki göllerle ilgili yeni bir rapor hazırlandı. Son 60 yılda, neredeyse üç Van Gölü büyüklüğünde 70'e yakın doğal gölün kuruduğu belirlendi.
Yaşam5 Ekim 2020 - 14:16
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, Türkiye’deki göllerin son durumuyla ilgili yeni bir rapor hazırladı.
Dr. Kesici, Türkiye’de kuruyan ve kuruma sürecine giren göllerin büyük bölümünün, tatlı su özelliğindeki en büyük doğal tatlı su gölleri Akşehir, Beyşehir ve Eğirdir gölleri olduğuna dikkat çekti.
“YANLIŞ SU KULLANIM ORANI YÜZDE 80”
Erol Kesici, şöyle konuştu:
* Ülkemizde son 60 yılda, Marmara Denizi’nin yüz ölçümünden daha büyük, neredeyse üç Van Gölü büyüklüğünde 70’e yakın doğal göl kurudu.
* Göllerimizin son yıllarda giderek kurumasının ve kuruma sürecine girmesinin başlıca nedeni, göllerin yıllık su bütçelerinin korunarak kullanılmaması, pancar, kavak, mısır vb. çok su tüketen ürünlerin neredeyse her yerde vahşi sulamalarla üretimidir.
* Yanlış su kullanım oranı neredeyse yüzde 80.


Burdur Gölü (Fotoğraf: DHA)
KURAKLIK TEHDİTİ
Son 50 yıl içerisinde göllerin hidrolojik bakımdan adeta iflas ettiğini vurgulayan Kesici, Türkiye’de irili ufaklı 200’e yakın sulak alan bulunduğunu, bunların neredeyse tamamının koruma altına alınması gerektiğini söyledi.
Sadece Göller Yöresi’nde, Burdur sınırlarında 60 yıl önce 20’ye yakın doğal gölden bahsedilirken bugün bu sayının 5’e düştüğünü belirtti.
Dr. Erol Kesici, Türkiye’de son 60 yılda kuruyan, kuruma ve kirlilik tehdidi altındaki gölleri şöyle sıraladı:
Amik Gölü (Hatay): Zirai verimliliği çok yüksek kalın alüvyonal toprak tabakası elde edilmesi ve çiftçilere dağıtmak için 1974 yılında kurutuldu.
AKDENİZ VE ANTALYA
Antalya yöresinde 15’e yakın doğal göl olmasına rağmen, zaman içerisinde neredeyse hepsi kaybedildi.
Karagöl ve Avlan Gölü, Girdev, Kurugöl, Keklicek, Manay, Tecer, Mamak ve Genceli gölleri tamamen kurudu.


Avlan Gölü (Fotoğraf: DHA)
Türkiye’nin stratejik öneme sahip 2’nci büyük doğal tatlı su gölü olan Eğirdir ve Kovada gölleri de kuruma ve çok ciddi kirlilik sorunlarıyla karşı karşıya. Kestel Gölü tamamen kurudu.
Burdur, Çorak, Yazır, Karataş, Gölhisar gölleri ve Karamık Sazlığı kuruma tehdidi altında. Salda ve Gölcük gölleri su kayıpları ve çevre baskısı altında.
İÇ ANADOLU
Tektonik dönemlerde İç Anadolu Bölgesi suyla kaplı büyük bir göldü. Zamanla bölgede irili ufaklı 100’e yakın göl oluştu. Günümüzde bu göllerin yarıdan fazlası kurumanın yanı sıra, geri kalanları kuruma tehlikesiyle karşı karşıya. Tuz deposu olan Tuz Gölü havzası, kirlilik etkisi ve kuruma tehlikesi altında. Bölgede göçmen ve konaklayıcı kuşların sayısı da giderek azalıyor.


Eber Gölü (Fotoğraf: DHA)

Tersakan, Bolluk, Musalar, Ilgın, Samsa, Yay, Seyfe ve Tuzla gölleri kurudu. Beyşehir Gölü’nde aşırı su kullanımı, kirlilik vb. nedenlerle ortalama su seviyesi 26 metreden 3-4 metreye kadar düştü. Sultan Sazlığı aşırı kirlilik ve kuruma tehlikesiyle mevcut alanının yüzde 60’ını kaybetti.
Mogan ve Eymir aşırı kirlilik ve yapılaşma baskısıyla tehdit altında.
MARMARA GÖLLERİ
İznik, Sapanca, Uluabat ve Kuş gölleri tarımsal su alımları ve tarım- sanayinin aşırı kirlilik etkisiyle doğal göl özelliklerini kaybetmekte. Yay Gölü tamamen kurudu.
İstanbul Büyükçekmece Gölü, su kapasitesinin neredeyse yüzde 35’ini kaybetmekte. Küçükçekmece Gölü içme suyu özelliğini ve doğal biyolojik çeşitliliğini, endüstriyel, çok yoğun yapılaşma ve çevresel baskılar nedeniyle kaybetmiş durumda.
EGE BÖLGESİ
Ege Bölgesi’nin en büyük doğal gölü olan Bafa ve Azap, aşırı su kayıpları ve çevresindeki tarım, endüstriyel baskılarının kirlilik etkisiyle kuruyor.
Acı Göl ve Işıklı Gölü’nün büyük bölümü, tarımsal sulama ve soda, parfüm sanayi kullanımı ve kirlilik nedeniyle tamamen kurudu. Gediz Deltası biyolojik kayıplarının yanı sıra, kuruma ve kirlilik baskısı altında.
DOĞU BÖLGESİ
Suların aşırı kullanımının neden olduğu meteorolojik, hidrolojik ve tarımsal kuraklık, kirlilik etkisi sonucu artan su ihtiyacı, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki göllerin de tamamen veya kısmen kurumasına neden oldu.
Büyük ve Küçük Göl, Azaplı Gölü tamamen kurudu. Seki, Kuyucak, Akdoğan, Aygır gölleri kurudu. Gölbaşı, Aktaş, Çıldır, Haçlı, Turna, Nazik ve Tortum gölleri de kurumak üzere. (DHA)
Son güncelleme:14:25 - 05.10.2020

Kızılırmak Deltası’nda kuraklık tehdidi

Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından olan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'nde su seviyesi 1 metre düştü. Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Yusuf Demir, "4 aydır yağış düşmeyen bölgemizde tüm sulak alanlarda önemli bir tehdidin yaşandığını görmek mümkün" dedi.
Yaşam14 Ekim 2020 - 09:21
Türkiye’nin önemli sulak alanları arasında yer alan ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’nde yağış rejiminde yaşanan değişimler ve küresel iklim değişikliği nedeniyle kuraklık tehlikesi yaşanıyor.
Bölgede beklenen yağışların gerçekleşmemesi deltadaki su seviyesinde düşüşe neden oldu. Su seviyesi 1 metre azalırken, kıyıdan ise 2 metre su çekildi.


(FOTO: DHA)
“1.3 MİLYON HEKTAR SULAK ALAN RİSK ALTINDA”
Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Yusuf Demir, Samsun’daki deltada yaşanan kuraklıkla ilgili uyarılarda bulundu:
* Türkiye’de 14 tane Ramsar sulak alan bölgesi var. Son 50 yıla baktığımızda ülkemizdeki 2,5 milyon hektara ulaşan sulak alanımızın, 1,3 milyonunun ciddi anlamda kuruduğunu görüyoruz.
* Özellikle bu seneye baktığımızda Samsun’da son 4 ayda ciddi kuraklık yaşandı. Bu kuraklık etkisiyle beraber bölgemizde çok önemli olan 3 tane sulak alanımızın 3’ünün de risk altında olduğunu ve bu sene çok ciddi anlamda tehlike taşıdığını yine yaptığımız incelemelerde ortaya koymak mümkün.


(FOTO: DHA)
“4 AYDIR YAĞIŞ DÜŞMEDİ”
* Maalesef bu bölgemizde de 4 aydır yağış düşmediği için tavan suyu seviyelerinde de ciddi düşüşler olduğu için Kızılırmak Deltası’ndaki su seviyesinde 1 metreden daha fazla
bir düşüş, o habitatta ciddi anlamda yaşam döngüsünde tehdit oluşturmaya başladı.
* Aynı zamanda bu bölgemizde çok önemli bir sulak alanımız olan Ladik Gölü de maalesef son yıllarda can çekişiyor. Özellikle bu seneki kuraklıklarla beraber neredeyse çölleşmeye gelmiş durumda.


(FOTO: DHA)

* Yine bu bölgemizde önemli bir sulak alan olan Yedikır Barajı’nın da ciddi bir tehdit altında olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu bölgemizin hemen hemen tamamında tüm sulak alanlarımızda önemli bir tehdidin yaşandığını görmek mümkün. (DHA)

Türkiye’nin buğday talebi Rusya’da fiyatları artırdı

Kendine yeter bir ülke iken önce ‘un ve makarna üretimi’ için denilerek başlanılan buğday ithalatı iç tüketimde de giderek artan şekilde kullanılıyor ve gelinen noktada Türkiye’nin buğday ithalatı dünya fiyatlarını oynatıyor.
ozlem-ermis-beyhan-50x50.jpg

Özlem ERMİŞ BEYHAN
06:00 - 14 Ekim 2020
HaberlerEkonomi
Türkiye’nin buğday talebi Rusya’da fiyatları artırdı

  • Son olarak Rusya'da buğday fiyatlarının son 4 haftadır sürekli yükseldiği, bu yükselişin en önemli nedeninin Türkiye'nin yoğun buğday talebi olduğu açıklandı. Son 4 haftada Türkiye'den yoğun talep geldiğini belirten Rus yetkililer, buğday fiyatlarının geçtiğimiz bir haftada 11 dolar birden yükselerek tonu 235 dolar seviyesine yükseldiğini açıkladı.
1.5 MİLYAR DOLAR ÖDEDİK
Türkiye 2019'da 2.3 milyar dolarlık ithalatıyla dünyanın en büyük buğday ithalatçısı haline geldi. Bu ithalatın 1.5 milyar dolarlık bölümü Rusya'dan gerçekleştirildi. TÜİK verilerine göre son 12 yılda Türkiye'de çiftçi sayısı yüzde 48 azaldı, tarım alanlarındaki azalma ise yüzde 12.3 seviyesinde.
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Murat Kapıkıran, “Buğdayda ekim alanları 2002 yılında 9.3 milyon hektar iken 2018'de 7.3 milyon hektara, 2019 yılında ise 6.85 milyon hektara geriledi. Bunlar TÜİK verisidir. Buğday üretimi 2002 yılında 19.5 milyon ton iken 2019 yılında üretimimiz 19 milyon ton. Aradan geçen 18 yılda nüfusumuz 65 milyondan 83 milyona çıkmış ancak üretim aynı kalmış hatta düşmüş. Bu veriler Türkiye'nin buğdayda geldiği noktayı ortaya koyuyor” dedi.
8-bugday.jpg

Veriler, tarım yönetiminin adım adım ithalata mecbur hale düştüğünü ortaya koyuyor. Zira para kazanmayan çiftçiler tarım arazilerini terk ediyor.
Ruble ile buğday ithalatı başlıyor
Rusya merkezli SovEkon Analitik Merkezi, Türkiye'nin Rusya'dan ruble ile buğday ithal etmeye başlayacağını açıkladı. Bu sistemle buğday ithalatının tonuna 17 bin ruble ödenecek. Hedef; kur kaybının önüne geçilmesi... Konuya yakın uzmanlar, “Hükümet eğer ruble ile ürün ithal ettirecekse buna karşın bizim sattığımız tarım ürünlerinin de Türk Lirası ile alınması için şart koşmalı” yorumunu yaptı.

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt