Seracılık ( ACİLLL) LÜTFEN

MEB bünyesinde bir Turizm Otelcilik Meslek Lisesinde ortalama 200 m2 lik bir modern sera kurmak istiyoruz.Bu serada 8 öğretmene eğitici eğitimi verilecek.
Daha sonra 45 öğrenciye seracılık ve ürün yetiştirme( domates, biber ,patlıcan, salatalık, maydanoz, dere otu, soğan, çilek vb) Üretim yazı kış olcak.İlimiz Manisa

Bu sera nasıl kurulur ?
Maliyeti ne kadar olur?
Isıtma ve sulama sistemi nasıl olur toprak nasıl olmalı ?
Sera içinde hangi sistemler kurulmalı
Sera içi üretim için hangi tarım aletleri olmalı ?

Bu konu hakkında lütfen bilgi çok teşekkür ederim.

John Deere 5065E Serisi Traktörümüz Üzerine Yaptığımız Eklemeler

John Deere 5065E serisi traktörümüz üzerinde yaptığımız değişiklikler ve eklemeler:
1. Elektrik kesici
2. Yeni tip hava filtresi kazanı
3. Otomobil tipi ayak gazı
4. Kurt ağzı yan kol başlıkları
5. Hidrolik orta kol
6. Kelebek sol yan kol (ayarlı)
7. Dörtlü yağ çıkışları
8. Traktörle uyumlu alet sandığı
9. Çeki zinciri
10. Çakmaklık girişi
11. Egzosa montajlı ayna
12. Bağımsız arka çalışma lambası

Sıradaki eklemeler:
1. Asansör çeki
2. Yan kol destek pistonları
3. Elektronik askı kolları
4. Elektronik kuyruk mili düğmesi
5. Çamurluk üstü PTO ve yan kol kontrolü
6. Klimalı kabin
7. Elektronik SCV kontrolü
8. Vites topuzu üzerine fonksiyonel levye
9. Kompresör
10. Ön askı kolları ve PTO
11. Koltuk yanı sağ kolçak
13. Yakıt hortumlarına damper hortumu takmak








Uzmanı ‘Ergene’ için uyardı! “Uzunköprü’ye kadar hiç su akmayacak”

DSİ Emekli Bölge Müdür Yardımcısı Yüksek Mühendis Hüseyin Erkin, Ergene Nehri’nin arıtma sularının 'Deniz Derin Deşarj Projesi' ile Marmara Denizi’ne akıtılacak olması nedeniyle Ergene Nehri’nin Uzunköprü'ye kadar olan yatağında ‘hiç su akmayacağını’ öne sürdü.

Hudut Gazetesi’nde yayımlanan habere göre yazılı bir açıklama yapan Erkin, 'Deniz Derin Deşarj Projesi' ile Ağustos ayı itibarıyla Ergene Nehri’nin arıtma sularının Saros Körfezi yerine Marmara Denizi'ne akıtılmasının Ergene Nehri’nin Uzunköprü'ye kadar olan yatağında ekolojik ve bitkisel biyosistem dengesini bozacağını belirtti.

Erkin’e göre, sanayi proses sularıyla kirlenen Ergene Nehri'nin arıtılacağı söylenen sularının 'Deniz Derin Deşarj Projesi' ile Marmara Denizi'ne akması sonucunda uzun yıllardır kirli olmasına rağmen yaz aylarında en az 5 m3/s debiyle akan Ergene’nin Uzunköprü'ye kadar olan yatağında nerdeyse hiç su akmayacak.

“BEKLENMEYEN SIKINTI BUNDAN SONRA BAŞLAYACAKTIR”
“Geç de olsa Ergene kirli suları bertaraf etme işi kısmen çözmüş oldu” diyen Yüksek Mühendis Erkin şöyle devam etti; “Proje tamamlandığında arıtılacağı söylenen proses sularının tamamı Marmara Denizi'ne verilecek ve beklenmeyen sıkıntı bundan sonra başlayacaktır. Bu sıkıntının da çözümü vardır. Bu da yerel ve genel siyasi irade ile çözülecektir. Özellikle yerel siyaset burada daha önem arz etmektedir. Uzun yıllardır kirli olmasına rağmen yaz aylarında en az 5 m3/s debiyle akan Ergene yatağında Uzunköprü'ye kadar nerdeyse hiç su akmayacak. Henüz tamamlanma aşamasında olan İletim Kanalı ile Meriç'ten Ergene yatağına sulama suyu olarak verilecek sular ile Uzunköprü den aşağıya yaklaşık 30 km Ergene yatağında su olacaktır. Uzunköprü üst bölgelerinde yatakta hemen hemen su olmayacaktır”

“ERGENE YATAĞINA MUTLAKA SU VERİLMELİ”
Erkin, bu durumun Ergene vadisinin ekolojik ve bitkisel biyosistem dengesini bozacağını belirterek; “Bu yüzden Ergene'yi besleyen dereler üzerine yapılan depolama tesisleri olan baraj ve göletlerden Ergene yatağına mutlaka depolama sularının belirli bölümü doğal denge ve yaşam için mansap derelerine su verilmelidir. Verilen bu sularla Ergene vadisinde eskiden olduğu gibi doğal yaşam oluşabileceği yanında tarımsal sulamada yapılacaktır. Bu da zaten Uzunköprü ve vadiden yararlanan çiftçilerimizin istediği bir durumdur. Aksi halde telafisi mümkün olmayacak zararlar vuku bulabilir. Ayrıca sanayi tesisleri için gerekli proses suları halen yeraltı kuyuları kullanılarak sağlanmaktadır. Bunun yerine önceki yıllarda DSİ tarafından hazırlanıp OSB’lerin müteşebbis heyetlerince yapılması öngörülen ihale aşamasında bekleyen Yoncalı Barajı'nın biran önce yapılarak kıymetli olan yeraltı sularının tüketimi de korunmuş olacaktır” ifadelerine yer verdi.

Sivrisinekle Mücadele

Arkadaşlar, sivrisinekle nasıl mücadele ediyorsunuz? Tarlada, evde bu haşerelerle etkili mücadele yöntemlerimizi bu konu altında paylaşalım, tecrübelerimizi aktaralım, ne dersiniz? Evde kullandığınız ilaç, cihaz; tarlada kullandığınız losyon gibi.
Şahsen tarlada off diye bir losyon kullanıyorum. 6 saate kadar etkili diyor ama bence 1-2 saat etkili.
Evde raid in mat tabletini kullanıyoruz ama henüz almadık bu sene, savunmasız yakalandık.
Bir de Bayer, Syngenta gibi firmaların 3 ay etkili dediği sulandırılıp kullanılan ilaçlar var ama eskisi gibi etkili değiller sanki.
Buyrun yorumlara.

Çeltikçide 'su maymunu' kabusu

Edirne'de sıklıkla görülmeye başlanan, anavatanı Güney Amerika olan su maymunları çeltik üreticisinin korkulu rüyası oldu...

Olgay GÜLER
Edirne'de sıklıkla görülmeye başlanan, anavatanı Güney Amerika olan su maymunları çeltik üreticisinin korkulu rüyası oldu.
Anavatanı Güney Amerika olan 'su maymunu', son 2 yıldır Edirne'de sıkça görülmeye başlandı. İstilacı bir tür olarak bilinen, nehirlerde ve sazlıklarla çevrili göl kenarlarında yaşadığı belirtilen su maymunlarının Bulgaristan, Romanya ve Rusya'da derisi için Güney Amerika'dan getirilerek çiftliklerde özel olarak üretildiği ifade edildi. Edirne'de görülen su maymunlarının ise Bulgaristan'da yetiştirildikleri çiftliklerden, yaşanan taşkınlar sırasında suyla birlikte Meriç ve Tunca nehirleri üzerinden Edirne'ye geldikleri belirtildi. Edirne'de geçimini çiftçilikle kazanan üreticiler, ürünleri için durmadan savaştıkları tarım zararlılarının yanında son yıllarda, su maymunu ile de karşılaşmaya başladı. İlk başlarda fare türü olduğunu düşündükleri bu canlının sonraları 'su maymunu' olduğunu öğrenen çiftçiler, özellikle çeltik tarlalarına verdiği zarardan dolayı ne yapacaklarını şaşırdı.
'SON YILLARDA ÇOK FAZLALAŞTI'
Edirne merkeze bağlı Değirmenyeni köyünde çeltik ekimi yapan Remzi Çekiç, özellikle son yıllarda su maymununu fazla sayıda görmeye başladıklarını ifade etti. Çekiç, "Son yıllarda inanılmaz bir çoğalma oldu sayılarında. Su yoluyla buraya geldiklerini düşünüyoruz. Sanıyorum taşkın zamanı bir kaç tane su aracılığıyla buraya geldi ve kaldı. Sonra ise çoğaldı. Çeltiğe zarar verdiklerini görüyoruz, o nedenle sıkıntılı bir durum var şu anda. Gündüzleri pek görülmüyor ama gece olduğu zaman kendilerini gösteriyorlar. Bunun yanında çeltik tarlalarının sulandığı su kanallarına da zarar veriyorlar. Böyle bir sıkıntı da var" dedi.
'ZARARIMIZ ÇOK VAR'
Çeltik ekimi yapan Tuncay Sarı ise su maymunun ürünlere zarar verip büyümelerini engellediğini belirterek, “Çeltik tarlam var, ben de geçenlerde gördüm. Çeltikleri yiyorlar ve dolayısıyla zarar veriyorlar. Yeşermesini geciktiriyor ürünün. Bu da maliyet demek bizim için. Büyük dişli hayvanlar. Bugüne kadar gidip şikayette bulunmadık ama artık sorun artmaya başladı. Gördüğümüz zaman kovalıyoruz ama bir yere kadar. Suyun altına gömülüp gidiyor. Zararımız da var doğal olarak" diye konuştu.
'BİZİ GÖRDÜKLERİNDE HEMEN KAÇIYORLAR'
Su maymununu tarlada çalışırken gördüğünü söyleyen Alaattin Duvan ise, "Çeltik tarlasında çalışırken gördüm. Fareden büyük bir canlı. Bizi gördükleri zaman hemen kayboluyorlar. Ürünümüze zarar veriyor. Kemirip büyümesini engelliyor. Bayağı sayıda var. Her gittiğimde görüyorum. Umarım bir an önce bir çare bulunur" ifadelerini kullandı.
SU MAYMUNU
Koypu da denilen su maymunu anavatanı Güney Amerika olan ve kürkü için diğer kıtalarda çiftliklerde yetiştirilen bir türdür. Yarı sucul olan Koypu'nun kemirici dişleri bulunur. Yılda 4-5 yavru yapar, ağırlıkları erkeklerde 8 kilo, dişilerde 5 kiloya ulaşır. Koypular kürk yetiştiriciliği için 1900'lerin başında Güney Amerika'dan, Rusya, Bulgaristan ve Ermenistan'a getirilmiştir. Kürke olan talebin 1950'lerden sonra azalması sonucu çiftliklerde yetiştirilen hayvanlar serbest bırakılma veya kaçma yoluyla doğaya karışmıştır. Özellikle Türkiye'nin sınır akarsularında kendilerine doğal yaşam alanı kurmuşlardır. Edirne'de Meriç Nehri ve Iğdır'da Karasu Çayı'nda görülürler

Vakumlu 25-50kg Silaj Küspe ve Hububat Torbalama Makinaları

Sabit ve Gezer Tip, Vakumlu Sılaj ve Küspe Torbalama Makinaları için başvurabilirsiniz. PAKTOR MAKİNA - 0332 248 55 69 - Konya www.paktormakina.com

Resimler ve ekler

  • silaj torbalama.jpg
    silaj torbalama.jpg
    2.6 MB · Görüntüleme: 74
  • sılaj torbalama.jpg
    sılaj torbalama.jpg
    2.6 MB · Görüntüleme: 63
  • küspe torbalama.JPG
    küspe torbalama.JPG
    987.5 KB · Görüntüleme: 58
  • silaj paketleme.jpg
    silaj paketleme.jpg
    4.3 MB · Görüntüleme: 63

Osmaneli'nde bu yıl 28 bin ton karpuz hasadı bekleniyor

Cemal kardeşim, bu konu sana gelsin :)

Bilecik'in Osmaneli ilçesinde tarlalarda ilk kırımların yapılmasıyla birlikte karpuz sezonu başladı. Çiftiler bu yıl 28 bin ton karpuz üretimi bekliyor.
08 Temmuz 2020, 10:108
Osmaneli'nde bu yıl 28 bin ton karpuz hasadı bekleniyor

A-A+
Bilecik'in Osmaneli ilçesinde tarlalarda ilk kırımların yapılmasıyla birlikte karpuz sezonu başladı. Çiftiler bu yıl 28 bin ton karpuz üretimi bekliyor.
Osmaneli'ne ve köylerine bağlı yaklaşık 319 çiftçi bu yıl 4 bin dönüm araziye karpuz ekimi gerçekleştirirken, ortalama dönümüne 7 ton karpuz hasadı bekleniyor. Geçtiğimiz yıl dönümü 2 bin ile 2 bin 500 TL arasında satılırken, bu yıl dönümü 4 bin 500 ile 5 bin 500 TL arasında satılması bekleniyor. Karpuz fiyatlarının sezon boyunca bu şekilde giderse üreticisinin yüzünü güldüreceğini anlatan Medetli Köy Muhtarı Gürhan Karaca "Şu anda Osmaneli'ne bağlı Medetli Köyünde ilk kırımlar yapıldı. Köyümüzde tarlalarımızın dönümü 4 bin beş yüz TL ile 5 bin 500 arası ilk yolum olarak satıldı. İkinci yolumlar ise önümüzdeki günlerde satılacak. Bu sene karpuzda çiftçilerimiz için güzel bir yıl. Bunun Medetli köyü için değil tüm çiftçilerimiz için bereketli ve hayırlı bir yıl olmasını temenni ediyorum” dedi.
"Medetli Köyü çiftçilerimiz 10 bin dönümlük bir arazide karpuz, kavun, domates, gibi çeşitli ürünler yetiştirmekte"
Osmaneli Ziraat Odası Başkanı Orhan Uğur ise çiftçilerin karpuz veriminden ve bu yıl ki fiyatlarından memnun olduğunu anlatarak, "Osmaneli'nde şu anda ilk hasat yapılıyor. Karpuzun tadı da, aroması da çok güzel. Fiyatlar da çiftçilerimiz açısından oldukça tatmin edici bir seviyede inşallah sezon boyunca da böyle devam eder. İlçemizde Ziraat Odamıza kayıtlı çiftçilik yapan iki bin çiftçimiz var. Osmaneli de toplam 75 bin dönüm arazide çeşitli meyve sebze ekim ve dikimi yapılıyor. Bugün bunlardan en büyük araziye sahip olan Medetli Köyümüz. Medetli Köyü çiftçilerimiz 10 bin dönümlük bir arazide karpuz, kavun, domates, gibi çeşitli ürünler yetiştirmekte. 2020 yılında inşallah Osmaneli’mizin incisi meşhur Osmaneli alaca karpuzumuzun ilk hasadını medetli köyümüzden başlatıyoruz. Tarladan karpuz toptancılarına bu sene dönümü 4 bin 500 ile 5 bin 500 arası satılıyor. Bu sene inşallah bereketli geçecek, tarım işçilerimiz akşamüzeri saat 18.00'de akşam güneşi batmadan önce karpuzları toplayıp öbek öbek yapıyorlar, sabah erken saatlerde de kamyonlar gelip tarladan karpuzları sarıp Türkiye'nin dört bir yanında bulunan hallere götürüp satışa sunuluyor. 2020 yılı Osmaneli de ve tüm Türkiye’de çiftçilik yapan, tarımla uğraşan çiftçilerimize hayırlı uğurlu olsun bol kazançlar diliyorum” dedi.

Tarım Bakanı Pakdemirli, hangi ünlü iş insanlarına tarıma yatırım çağrısı yaptı?

arım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, dün Türkiye’nin önde gelen iş insanları ile bir araya geldi.

Bloomberg HT Tarım Editörü olarak bizim de moderatörlüğünü üstlendiğimiz Webinar’ı Bakanlığın inisiyatifindeki “Tarımın Geleceği, Geleceğin Tarımı Platformu” organize etti.

Organizasyonun kapsamı kadar kadrosu da dikkat çekiciydi.

Türkiye’nin önde gelen sanayici ve iş insanlarının yer aldığı yaklaşık 50 katılımcı arasında çok önemli isimler yer aldı.

Toplantıya katılan isimler için deyim yerindeyse, Türkiye ekonomisinin yıldızlar topluluğu diyebiliriz.

TOPLANTIYA HANGİ ÜNLÜ İSİMLER KATILDI?

Webinar’a katılan isimlerden bazılarını saymak gerekirse…

Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, FİBA Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, Sancak grubunun sahibi Ethem Sancak, BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç, ETİ Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı, Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Zeynep Bodur Okyay, Sanko Holding Onursal Başkanı Abdülkadir Konukoğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Konukoğlu, Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Gigin, Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş.






Liste çok daha uzun ama biz toplantının önemini vurgulamak adına sadece bazı isimleri yazmak istedik.

Yaklaşık 1,5 saat sürmesi planlanan Webinar’ın süresi, yoğun ilgiden dolayı özellikle soru-cevap ile öneri ve görüşlerin paylaşıldığı bölümün uzamasıyla birlikte 2,5 saati buldu.

2,5 SAAT SÜREN WEBİNARDA NELER KONUŞULDU?

Webinar’ın başlangıcında Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yaklaşık 25 dakikalık bir sunum yaptı.

Pandemi süreciyle birlikte tarım ve gıda sektörüne dair artan farkındalığın önemine dikkat çeken Pakdemirli, bunu fırsat olarak değerlendirdiklerini söyledi.

Tarımın bir mecburiyet olmaktan çıkıp defter tutan işletmeler tarafında da karlı, yatırım yapılacak ve geleceği olan bir sektör olduğu konusunda iş dünyasıyla fikir alışverişinde bulunmak istediklerini ifade eden Pakdemirli, tarım sektöründeki son gelişmeleri hem dünya hem de Türkiye perspektifinden değerlendirdi.

Sunumunda küresel ticarete konu olan bitkisel ve hayvansal üretime dair veriler paylaşan Pakdemirli, kısa, orta ve uzun vadede küresel tarım ticaretindeki olası fırsat ve potansiyellere dikkat çekti.

Tohumculuktan sera yatırımlarına, organik tarımdan, hayvan aşılarına kadar sektörün tüm alt dallarında yatırım fırsatları olduğunu belirten Pakdemirli, su ürünleri, helal gıda ürünlerinin yanı sıra kurutulmuş, dondurulmuş sebze-meyve ile küresel peynir ticareti gibi farklı alanlardaki potansiyelleri rakamlar üzerinden paylaştı.

Pakdemirli, iş dünyasının önde gelen isimlerine bu gibi alanlara yatırım yapmaları çağrısında bulunarak gerekli destekleri sağlayacaklarını ifade etti.

İŞ DÜNYASININ TARIM GÜNDEMİNDE ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR






Tarım Bakanı Pakdemirli’nin sunumu ve değerlendirmesinin ardından iş dünyasının temsilcileri sırayla söz aldı.

Bazıları sunum sonrası Bakan Pakdemirli’ye sorular yöneltirken, bazı isimler de görüş ve önerilerini paylaştı.

Dikkatimizi çeken bir nokta, hali hazırda tarım ve gıda sektöründe yatırımı olan holdinglerin yöneticileri kadar bu alanda yatırımı olmayan ama yatırım iştahı olan şirketlerin temsilcilerinin de tarım sektörüne dair önemli öngörü, deneyim ve düşüncelerini aktarması oldu.

Tarım Bakanlığı ve iş dünyasının hemfikir olduğu bir nokta var ki o da tarım ve sanayi arasındaki entegrasyonun daha etkin olması gerektiği.

İş dünyasının önde gelen isimleri tıpkı sektörün diğer paydaşları gibi tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin yönetimi, sözleşmeli üretim, tedarik zincirindeki işleyiş ve ürünlerin pazarlanması konusunda görüşlerini beyan etti.

Türkiye’deki tarım arazilerinin etkin kullanımı, üretim planlaması, tarımsal envantere dair güncel çalışmaların gerekliliği de yine iş dünyasının değindiği konu başlıkları arasında yer aldı.

Kamu ile özel sektörün daha sıkı bir işbirliği içinde olması gerektiğini dile getiren iş insanları, ortak çalışma ve bilgi alışverişinin öneminin altını çizdi.

Türkiye’nin arazi ve çiftçi profilinden yola çıkarak kooperatifleşme konusunun da önemle altının çizildiği toplantıda, ihracat desteklerine yönelik çalışmalar ve tarımda teknoloji kullanımı ile dijitalleşme gibi başlıklar da ana gündem maddeleri arasında yer aldı.

Toplantıda herkesin hem fikir olduğu bir başka konu ise Türkiye’nin birçok alanda üretimini artırarak ithalattan çok ihracatı konuşacağı bir potansiyele sahip olduğuydu.






Özellikle küresel rekabetin en üst seviyelerde olduğu bir dönemde sadece üretmenin yeterli olmadığı, katma değer yaratarak markalı ürün ihracatına odaklanılması gerektiğinin altı çizildi.

İZLENİMLERİMİZ

2,5 saatlik sohbetten edindiğimiz izlenim, iş dünyasının böyle bir toplantıya oldukça fazla ihtiyaç duyduğu yönünde oldu.

Yaklaşık 50 ismin katıldığı program baştan sona herkes tarafından ilgiyle takip edildi.

Hem Bakanlığın kendisini iş dünyasına anlatması, hem de iş dünyasının tarım sektörüne dair bakış açısını kavramak adına bu organizasyonun önemli bir “başlangıç” olduğu görüşündeyiz.

TOPLANTILAR DEVAM EDECEK

“Başlangıç” diyoruz zira bu toplantıların arkası gelecek.

Yarının tarımını tasarlamak adına bu platformun oluşturulduğunu kaydeden Pakdemirli, bu tür istişare toplantılarına önümüzdeki dönemde de devam edileceğini söyledi.

Tarım Bakanlığı yetkilileri, tarımsal üretim ve girişimcilik konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla oluşturulan “Tarımın Geleceği, Geleceğin Tarımı Platformu”nun dünkü program ile güçlü bir başlangıç yaptığını belirtti.

Söz konusu toplantıların sadece iş dünyasıyla sınırlı kalmayacağı ve önümüzdeki dönemde de devam edileceği ifade ediliyor.

SIRADA ÇİFTÇİLER VE GİRİŞİMCİLER VAR

Özellikle tarımdaki potansiyeli ve yeni fırsatların çiftçiler ve girişimciler başta olmak üzere sektörün tüm paydaşlarına ayrı ayrı anlatılacağı kaydediliyor.

Tarım Bakanlığı’nın “Tarımın Geleceği, Geleceğin Tarımı Platformu” ile tarım ve gıda sektörünün doğrudan ve dolaylı muhataplarıyla bir araya gelmesini, sorunları dinlemesi ve önerilere kulak vermesini önemsiyoruz.






Ortak akılyaklaşımı ve bilgi alışverişini sektörün önünü görmesi açısından kıymetli bir girişim ve çaba olarak görüyoruz.

Umarız sorunların çözümü, fırsatların değerlendirilmesi ve yeni yatırımlar açısından bu platform değişim ve dönüşüme ışık tutar.

İrfan Donat

Beyaz altın” pamuk için acil 10 öneri

İstanbul Sanayi Odası (İSO), 28 milyar dolara yakın ihracata ve 1 milyonu aşkın istihdama sahip tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere çok sayıda sektörün hammaddesi ve katmadeğer kaynağı olan pamuk için “Tarladan Markaya Pamuk Çalıştayı” düzenledi.

Sektör temsilcilerinin katılımıyla Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine ve kalkınmasına katkı sunmayı hedefleyen çalıştayın raporu, pamuk için yeni ve kapsamlı bir üretim politikası gerekliliğini ortaya koydu.

Tarım ve sanayi için “beyaz altın” olarak tanımlanan ürüne yönelik hazırlanan Tarladan Markaya Pamuk Çalıştayı Raporu’nda, Türkiye’nin pamukta dünyanın en etkili üreticisi olabilecek durumdayken gücünü yeteri kadar kullanamadığı vurgulandı.

Arazi bölünmesi, göç, destek politikaları gibi faktörler nedeniyle pamuk ekim alanının son 20 yılda yaklaşık yüzde 30 azalarak 5 milyon dekarın altına indiği hatırlatılan raporda, 2020 yılında da yine yüzde 35 civarında düşüş yaşamasının beklendiği belirtildi.

Devletin pamuğu destekleme politikasının gözden geçirilmesi gerektiği belirtilen raporda, yeni pamuk üretimi politikası ile çiftçilerin, sanayicilerin ve tüketicilerin faydasının gözetilmesi üzerinde duruldu.

ÖNE ÇIKAN 16 SORUN VE HATALAR

Raporda yapılan hatalar ve sorunlar 16 madde halinde şu şekilde özetlendi:

1- Pamuğun Stratejik Ürün Kabul Edilmemesi
2- Ekim Alanlarının Azalması
3- Düşük Kalite Sorunu
4- Ölçek Küçüklüğü ve İcar Sorunu
5- Kooperatifleşme Eksikliği
6- Çiftçiyi Bilgilendirme İhtiyacı
7- Maliyet Yükselten Faktörler
8- Tohum Sorunları
9- Sulama Sorunu
10- Hatalı İlaç Kullanımı
11- Hasat Sürecindeki Sorunlar
12- Depoculuk Sorunları
13- Çırçır Sürecindeki Sorunlar
14- Destek ve Teşviklerde Eksiklikler
15- GDO’suz Pamuk, İyi Pamuk, Markalaşma, Sürdürülebilirlik Tarafında Eksiklik ve Süreci Doğru Yönetememek
16- Mevzuat ve Uygulama Eksiklikleri

10 POLİTİKA ÖNERİSİ

Raporda, sonundaki "Politika Önerileri" bölümünde ise dünyadaki GDO’suz pamuğun yüzde 80’ine yakınını üreten Türkiye’nin pamuktaki gerilemenin önüne geçmesi, sorunların aşılması ve dünya markası olması için aciliyeti ve etki gücü yüksek 10 Politika Önerisi yer aldı.

40 sayfadan oluşan "Tarladan Markaya Pamuk Çalıştayı" raporunda ortaya konulan 10 Politika Önerisi şöyle:






1- Destekleme sistemi pamuğu, alternatif ürünlere karşı, fiyat dalgalanmalarına karşı koruyacak şekilde tasarlanmalı, desteklenen üretim etkin şekilde denetlenmeli ve sadece verimi değil, verimle birlikte kaliteyi, sürdürülebilirliği de gözeten bir destek sistemi kurulmalıdır.

2- Kamu tarafından sadece bir tarım ürünü olarak değil, tekstil ve hazır giyim sektörleri başta olmak üzere pek sektördeki katma değerin ana kaynağı olarak görülmesi gereken pamuk, stratejik bir ürün olarak kabul edilmeli; pamuk üretimi, hasadı ve çırçır süreçlerine ilişkin tüm yasal yetki ve sorumluluk tek bir çatı altında, “Tarım Bakanlığı’nda” toplanmalı, Bakanlık bünyesinde pamuğa özel bir birim kurulmalıdır. Bu tür bir karar ile sadece pamuk üretimindeki sorunların önü alınmakla kalmayacak; sektörün gelecek planlaması de daha proaktif şekilde yürütülebilecektir.

3- Tohum aşamasından nihai ürüne gelene kadar tüm süreçler sıkı bir şekilde teknolojik bir altyapı ile denetlenmeli, denetim sonuçları mutlaka uygulanmalıdır. Denetim, devlet, STK’lar ve üreticilerin yer aldığı bir sistem ile tasarlanmalıdır. Devlet her aşamada sıkı bir denetim çalışması yürütmeli; denetim sonuçlarına göre adım atmalıdır. Ancak bu süreçlere STK’lar ve üreticiler ne kadar dahil edilirse sonuçlar da o kadar hızlı ve doğru alınabilecektir.

4- Pamuk ekim alanları birleştirilerek büyütülmeli, ölçekten kaynaklanan maliyetler minimuma çekilmelidir. Pamuk ekim alanlarından uygulanan münavebe sistemi gevşetilmeli, bu alanlarda istikrarlı şekilde pamuk ekimi yapılmalıdır. Eğitimli çiftçilerle, modern tarım teknikleri ile istikrarlı pamuk ekimi teşvik edilmelidir.

5- Önemli sorunlardan biri üreticilerimizin eğitim eksikliğidir. Sulama, gübreleme, ilaçlama ve hasat konularında çiftçiler formenler aracılığı ile bilgilendirilmeli ve bu süreçler yine formenler eşliğinde yürütülmelidir. Aşırı sulama ve gübreleme ile hatalı ilaç kullanımı, tüm bu süreçlerde üreticilere eşlik edecek formenler eliyle iyileştirilebilir.

6- Verim ve kaliteyi yukarı çekmek için erken hasat ve gece hasadını engellemek için etkin bir denetim uygulanmalı, jüt çuval kullanımı engellenmelidir. Toprağın nem ve sıcaklık ölçümlerine göre hasat yapılmalı, makineli hasat KDV indirimi ile desteklenmelidir.

7- Emanet sistemi kaldırılmalı, lisanslı depoculuk yaygınlaştırılmalıdır. Çırçır işletmelerine analiz desteği verilerek lisanslı depoculuk sistemine girişleri sağlanmalıdır. Devlet ya da devlet desteği ile özel sektör tarafından lisanslı depoculuk yatırımları yapılmalıdır.

8- Çırçırlama pamuğun nihai ürün aşamasına geçişteki en önemli basamak olarak görülmeli, çırçır fabrikalarına standartlar getirilmeli, donanımları modernize edilmeli ve etkin şekilde denetlenmelidir.

9- ‘Organik’ ve ‘İyi Pamuk’ Standardı ile sürdürülebilir üretim yapan çiftçilerin yaygınlaştırılması ve teşvik edilmesi için mevcut destekleme sistemleri içerisinde pozitif olarak ayrıştırılarak ilave destekleme primi alması sağlanmalıdır. Geleneksel üretim yöntemleri yerine 2025’ten sonra küresel hazır giyim firmaları tarafından bir zorunluluk haline gelecek sürdürülebilirlik kriterini ön plana çıkaran modern tarım uygulamalarına geçiş hızlandırılmalıdır.

10- Mazot, sulamada kullanılan elektrik ve üreticiler tarafından alınan makinelerin KDV’si destekleme sistemine alınmalı, çırçırlama, makineli hasat, ilaçlama ve diğer müteahhitlik hizmet giderlerindeki KDV yüzde 1’e indirilmeli.

Rapor, Türkiye’nin en büyük pamuk üretim merkezleri olan Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası, Şanlıurfa Ticaret Borsası, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Söke Ticaret Borsası, Ulusal Pamuk Konseyi ve Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın yanı sıra tekstil ve hazır giyim sektör temsilcilerinin katılımıyla yapılan çalıştay sonrasında hazırlandı.

“Tarladan Markaya Pamuk Çalıştayı Raporu”nun giriş bölümünde, dünyada ve Türkiye’de güncel pamuk üretimine dair verilere ve gelişmelere yer verildi.

Buna göre dünyada 250 milyona yakın insanın geçimini sağladığı, Covid-19 salgını nedeniyle kg birim fiyatı da 1,5 doların altına gerileyen pamuk, ülkemizde yoğunlulu olarak Ege, Çukurova ve Şanlıurfa dolaylarında üretiliyor.

Pamukta, son 30 yılda alternatif ürünlerin gelişmesi, fiyatlardaki oynaklık, destek politikaları, kente göç, arazi bölünmesi gibi nedenlerle ekili alanlar geriledi ve 1998’de 7.6 milyon dekara yaklaşan ekili alan 2019’da 5 milyon dekarın altına indi.

Türkiye’de 2020 yılında pamuk alanlarında yine yüzde 35 civarında düşüş bekleniyor. Ancak verimlilik açısından önde gelen bir üretici durumunda olan Türkiye’de dekar başına verim son 30 yılda yüzde 60 civarında yükseldi.

BM Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre Türkiye, dünya pamuk üretiminde 976 bin ton ile altıncı sırada yer alıyor ve pamuk üretiminin yılda yüzde 3,5’ini gerçekleştiriyor.

Yılda 762 bin ton ithalat ile Çin’in ardından ikinci sırada yer alan Türkiye’nin pamuk ihracatı ise 105 bin ton düzeyinde gerçekleşiyor.

Pamuk üretimi yıldan yıla büyük dalgalanma gösteriyor. Daha önceleri 1 milyon 400 bin tonu bulmuş üretim, tüketimi de karşılarken bugün 800-900 bin tonlarda üretim yapılıyor. Bunun sebeplerinin Bakanlık tarafından iyi incelenmesi ve bir politika geliştirilmesi gerekiyor.

Türkiye, dünyada GDO’suz pamuğun yüzde 80’ine yakınını üretiyor. Organik ve İyi Pamuk üretim anlayışının giderek yaygınlaşıp güç kazandığı Türkiye'de geçen yıl iyi pamuk üretimi yapan çiftçi sayısı 3 bin 299’a ulaştı.

İyi pamuk tarımı yapılan arazi büyüklüğü 53 bin 400 hektar oldu. Bununla birlikte Türkiye’deki pamuk üretiminin bütün aşamalarında ise sık sık yanlış uygulamalar yapılıyor.

İYİMSER VE KÖTÜMSER SENARYOLAR

Raporda, bu sezona dair senaryolar da yer aldı.

İyimser senaryoya göre, 2020 yılı için ekili pamuk alanı öngörüsü 350 bin hektar, pamuk üretim öngörüsü 598 bin 500 ton lif pamuk ve pamuk ekiminin verimliliği açısından tarlada bir hektar alanda beklenen kütlü pamuk verimi ortalaması 4,5 ton.

Kötümser senaryoya göre ise 2020 yılı için ekili pamuk alanı öngörüsü 300 bin hektar, pamuk üretim öngörüsü 513 bin ton lif pamuk ve pamuk ekiminin verimliliği açısından tarlada bir hektar alanda beklenen kütlü pamuk verimi ortalaması 4,5 ton.



Fiyatların düşük seyrettiği yılın ertesinde pamuk üretiminin azaldığını, üretim azalınca fiyatların yeniden yükseldiğini, karlılık arttığı için ertesi yıl üretimin tekrar yükseldiğini ve bunun da piyasada dengesizliğe neden olduğunun altını çizen Özhamaratlı, "Çiftçinin zarar etmeyeceği, kendini güvende hissedeceği bir sisteme ihtiyaç var. Destekler ve teşvikler mümkün olduğunca
esnek olmalı, sadece üretim miktarına değil kaliteyi de dikkate alarak verilmeli" çağrısında bulundu.



İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

BUĞDAY, SOYA, ARPA, PİRİNÇ İTHALATI VİRÜSE RAĞMEN ARTTI

Çeltikçilerin pirinç ile ilgili kısmını özellikle okumalarını tavsiye ederim.

Türkiye bu yılın ilk 5 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre daha çok buğday ithal ederken daha az mamul madde ihracatı yaptı.

Dünyayı sarsan koronavirüse(COVİD-19) rağmen Türkiye’nin hububat ithalatında önemli artışlar oldu. Koronavirüs nedeniyle üretici ülkelerin en fazla ihracat kısıtlaması uyguladığı buğday, soya,pirinç başta olmak üzere hububat ürünlerinde Türkiye’nin ithalatı ilk 5 ayda geçen yılın aynı dönemine göre önemli oranda arttı. Sadece mısır ithalatında bir miktar düşüş yaşandı.

Koronavirüs sürecinde Rusya, Ukrayna, Kazakistan başta olmak üzere bazı üretici ülkelerin ihracat kısıtlaması uyguladığı hububat ürünlerinde Türkiye’nin ithalatı arttı. Virüs dinlemeyen ithalat ilk 5 ayda geçen yılın aynı dönemine göre önemli oranda artış kaydetti.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nde uzun yıllar genel müdürlük yapan İsmail Kemaloğlu’nun sahibi olduğu İK Tarımüssü Uluslararası Danışmanlık tarafından Türkiye İstatistik Kurumu verilerine dayanarak yayınlanan “Tarım Ürünleri Piyasa Analiz Bülteni”ne göre bu yılın ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine göre buğday, arpa, soya, pirinç ithalatında önemli artışlar olurken, sadece mısır ithalatında düşüş yaşandı.

Buğday ithalatı arttı, mamul madde ihracatı azaldı
Türkiye bu yılın ilk 5 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre daha çok buğday ithal ederken daha az mamul madde ihracatı yaptı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre bu yılın ilk 5 ayında geçen yılın ilk 5 aylık döneme göre 900 bin ton daha fazla buğday ithalatı yapıldı. Buna karşılık mamul madde karşılığı buğday ihracatı aynı dönemde 1 milyon ton azaldı.

İthalat ihracat rakamlarına bakıldığında 2019 yılının ilk 5 aylık döneminde 3.4 milyon ton buğday ithalatına karşılık 3.1 milyon ton mamul madde karşılığı buğday ihraç edilirken, 2020 yılının ilk 5 ayında 4.3 milyon ton buğday ithalatı ve 2.1 milyon ton mamul madde karşılığı buğday ihracatı gerçekleşti.

Hubat-ithalat-verileri-1024x396.jpg


Ekmeklik buğday ithalatı 2019 yılının ilk 5 ayında 2,9 milyon ton olurken, 2020 yılında 3.4 milyon tona yükseldi. 2019 yılının ilk 5 ayında toplam 726 milyon dolarlık ithalata karşılık 2020 yılının ilk 5 ayında 799 milyon dolarlık ithalat yapılmış oldu. Fiyat bazında bakıldığında geçen yıla göre daha düşük fiyatla ithalat yapıldı. 2019 yılı ilk 5 ayında ortalama ithalat fiyatı ton başına 248 dolardı, 2020 yılında ton başına ortalama fiyat 233 dolar oldu.

Un ihracatında düşüş
Türkiye’ye ithal edilen buğdayın önemli bölümü un olarak ihraç ediliyor. Ancak bu yılın ilk 5 aylık dönemine bakıldığında buğday ithalatındaki artışa rağmen un ihracatı aynı oranda artmadı ve düştü. Türkiye’nin 2019 yılı aylık ortalama un ihracatı 272 bin ton, 2020 yılının ilk 5 ayındaki aylık ortalama ise 236 bin ton. Un ihracatında aylık ortalama 36 bin ton düşüş var. Geçen yıl ilk 5 ayda toplam un ihracatı 1.4 milyon ton olurken, 2020’de aynı dönemde 200 bin tonluk düşüşle 1.2 milyon ton olarak gerçekleşti.

Geçen yıla göre un ihracatındaki düşüşün değeri ise 84 milyon dolar. 2019 yılının ilk 5 ayında toplam 462 milyon dolarlık un ihracatına karşılık 2020 yılının ilk 5 ayında 378 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Türkiye geçen yıl aynı dönemde tonunu 335 dolara ihraç ettiği unu bu sene 321 dolara ihraç edebildi.

Makarnalık buğday ithalatı 5 ayda ikiye katlandı
İthalatta en çarpıcı gelişme makarnalık buğdayda yaşandı. Türkiye ilk 5 ayda makarnalık buğday ithalatını geçen yılın aynı dönemine göre ikiye katladı. Daha çok makarnalık buğday daha yüksek fiyatla ithal edildi.

Geçen sene makarnalık buğdayda aylık ortalama ithalat 119 bin ton olurken, 2020′ nin ilk 5 ayında aylık ortalama ithalat 166 bin ton olarak gerçekleşti. 2019 yılı ilk 5 ayında toplam ithalat 428 bin ton olmuştu, bu yılın ilk 5 ayında ithalat geçen yılın neredeyse iki katı, 828 bin ton oldu. Fiyat artışı nedeniyle ödenen döviz miktarı da arttı. 2019 yılı ilk 5 ayında ortalama ithalat fiyatı ton başına 279 dolardı. Bu yıl aynı dönemde makarnalık buğdayın ton başına ortalama ithalat fiyatı 301 dolar oldu. Böylece geçen yılın ilk 5 ayında toplam 119 milyon dolarlık ithalata karşılık 2020 yılının ilk 5 ayında 250 milyon dolarlık ithalat gerçekleşti.

Makarna ihracatı arttı
Makarnalık buğday ithalatı ikiye katlanırken makarna ihracatı da arttı. Ancak artış daha sınırlı miktarda oldu. Geçen yıl aylık ortalama makarna ihracatı 106 bin ton seviyesinde iken, 2020 yılının ilk 5 ayında aylık ortalama 118 bin ton ihracat yapıldı. 2019 yılı ilk 5 ayında toplam ihracat 539 bin ton gerçekleşmişti. Bu yıl aynı dönemde ihracat 592 bin ton oldu. İhracat fiyatında da artış sağlandı. Geçen yıl ilk 5 ayda ortalama ihraç fiyatı ton başına 467 dolar olurken, bu sene aynı dönemde ton başına ortalama 509 dolardan ihracat yapıldı. Makarna ihracatından elde edilen gelir, ilk 5 ayda geçen yılın aynı dönemine göre 252 milyon dolardan 301 milyon dolara ulaştı.

Soyada 100 bin tonluk artış
Soya ithalatında da ilk 5 ayda artış yaşandı. 2019 yılında aylık ortalama 220 bin ton soya ithal eden Türkiye, bu yılın ilk 5 ayında ortalama aylık 252 bin ton ithalat yaptı. Geçen sene ilk 5 ayda toplam ithalat 1.2 milyon ton olurken 2020 yılında aynı dönemdeki ithalat 100 bin ton artışla 1.3 milyon ton oldu. Aynı dönemde 449 milyon dolar olan ithalat, 475 milyon dolara çıktı.

Arpa fiyatı düştü ithalat patladı
Dünya arpa fiyatındaki düşüş ithalatı adeta patlattı. Geçen yıl ilk 5 ayda 129 bin ton arpa ithal eden Türkiye, bu sene aynı dönemde 507 bin ton ithalat yaptı. İthalattaki artışta fiyat düşüşünün etkisi var. 2019 yılı ilk 5 ayında ortalama ithal arpa fiyatı ton başına 242 dolardı, bu yıl aynı dönemde ortalama fiyat 198 dolar oldu. Ton başına ortalama 44 dolar daha düşük bir fiyattan ithalat yapıldı. Türkiye ilk 5 ayda arpa ithalatına 100 milyon dolar ödedi. Geçen yıl ilk 5 ayda 34 milyon dolar ithalat yapılmıştı.

Pirinç fiyatı ton başına 76 dolar arttı
Geçen yılla karşılaştırıldığında pirinçte en dikkat çekici gelişme fiyattaki artış. Geçen yıl ilk 5 ayda ton başına ortalama 664 dolardan pirinç ithal edilirken bu yıl aynı dönemde ton başına 76 dolar artışla ortalama fiyat 740 dolar oldu. Buna rağmen pirinç ithalatı arttı.

Pirinçte geçen yıl aylık ortalama ithalat 18 bin tondu, bu yıl ilk 5 ayda aylık ortalama ithalat miktarı 26 bin tona çıktı. 2019 yılı ilk 5 ayında toplam ithalat 109 bin ton, 2020 yılında 128 bin ton olarak gerçekleşti. İlk 5 ayda ödenen döviz geçen yıla göre 77 milyon dolardan 95 milyon dolara çıktı.

İthalatı azalan tek ürün mısır
Bu yılın ilk 5 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre mısır ithalatı 300 bin ton azaldı. Geçen yıl ilk 5 ayda 1.8 milyon ton olan mısır ithalatı bu yılın ilk 5 ayında 1.5 milyon ton olarak gerçekleşti. 2019 yılı ilk 5 ayında ortalama ithal mısır fiyatı ton başına 215 dolardı, bu yıl aynı dönemde 207 oldu. 2019 yılının ilk 5 ayında toplam 372 milyon dolarlık ithalata karşılık 2020 yılının ilk 5 ayında 301 milyon dolarlık ithalat yapıldı.

Mayıs ayı ithalatı ihracattan fazla
Uzun yıllar sonra ilk kez Mayıs 2020’de tarım ürünleri ithalatı aylık bazda ihracattan daha fazla arttı. Mayıs ayında Türkiye’nin tarım ihracatı 1 milyar 224 milyon dolar olurken ithalat 1 milyar 256 milyon dolara ulaştı.

ithalat-verileri-570x1024.jpg


https://www.tarimdunyasi.net/sponsor-reklam/

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt