Çiftçi eylemi başlamadan bitti! Mağdur çiftçiler Bakan Yardımcısı ile görüştüler

Tarım Kredi Kooperatiflerinde uygulanan yüksek faizden dolayı icralık hale gelen çiftçiler, seslerini duyurabilmek için bugün Tarım ve Orman Bakanlığının önünde yapacakları eylem başlamadan bitti. Alınan bilgilere göre güvenlik güçlerinin yasa dışı örgütlerin eylemlere katılıp provokasyon yapabilecekleri uyarısında bulunması üzerine çiftçiler eylem yapmaktan vazgeçtiler. Kendi aralarında belirledikleri 5 kişilik grup Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Hadi Tunç ile görüştüler. Görüşmeye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz da katıldı.

BEKİR PAKDEMİRLİ ÇİFTÇİLERİN TALEPLERİNİ HAZİNE VE MALİYE BAKANINA İLETECEK

Görüşmede mağdur çiftçiler taleplerini iletirken, borçlarının faizleri silinerek 5 eşit taksitte ödenecek bir yapılandırmayı istediler. Çiftçilerin talepleri not edilerek Bakan Pakdemirli’ye iletilecek. Bakan Pakdemirli de konuyu Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’a iletecek.

FAHRETTİN POYRAZ GÖRÜŞMEYE HAZIRLIKLI GELDİ

Fahrettin Poyraz'ın, görüşme öncesinde toplantıya katılacak çiftçi temsilcilerinin isimlerini alarak hazırlıklı geldiği gözlenirken, bir grup üyesinin de Tarım Kredi üyesi olmadığı gerekçesiyle toplantıdan çıkartması dikkat çekti.




FAHRETTİN POYRAZ 'TARIM KREDİ KOOPERATİFİ MAĞDURLARI' PLATFORMUNUN SIKI TAKİPÇİSİ ÇIKTI


Diğer yandan Poyraz’ın mağdur çiftçilerin ortak sesi olması için sosyal medyada kurdukları ‘Tarım Kredi Kooperatifi Mağdurları’ platformundan toplantıya katılan platform üyelerinin paylaşımlarından bazı çıktılar getirmesi de dikkat çekti. Bu durum toplantıya katılan platform üyeleri arasında; ‘Fahrettin Poyraz da sıkı takipçimizmiş’ yorumlarına neden oldu.

TARIM KREDİ'DE ASIL ÇİFTÇİ TEMSİLCİSİ OLAN MERKEZ BİRLİĞİ YÖNETİM KURULUNDAN KİMSE KATILMADI

Diğer yandan toplantıya Tarım Kredi Kooperatiflerinde asıl çiftçi temsilcileri olan Merkez Birliği Yönetim Kurulundan hiçbir ismin katılmaması da dikkat çekti.

ÇİFTÇİ TEMSİLCİLERİ PEK DE UMUTLU AYRILMADILAR!

Çiftçi temsilcileri toplantı sonrasında nasıl bir adım atılacağını beklerken, pek de umutlu ayrıldıkları söylenemez. Ancak mağdur çiftçiler sonuç alana kadar mücadeleye devam edeceklerini belirttiler.

TARIMDANHABER

Kuraklık Alarm Veriyor! Bitkiler Ve Arılar Yok Oluyor

09 Aralık, 2020, Çarşamba 11:07 Meteoroloji Genel Müdürlüğünün "2020 Yılı Kasım Ayı Alansal Yağış Raporu’na göre kurak bir yıl geçiren Anadolu'da kasım ayı yağışları normale göre yüzde 49 azaldı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de son 5 yılın en kurak yılını yaşadığımızı dile getirerek konuya dikkat çekmişti. Uzmanlar düşük yağışın kuraklığa neden olacağından endişeleniyor. Yaşanacak olası kuraklığın en çok tarım, hayvancılık ve arıcılığı etkilemesi bekleniyor. Ekolojik sistemin gizli kahramanları bal arılarının yok olması gıda üretimini düşürebilir. Yağışların mevsim normallerinin altında olması tarım ve hayvancılığı olumsuz etkiliyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün "2020 Yılı Kasım Ayı Alansal Yağış Raporu’na göre kurak bir yıl geçiren Anadolu'da kasım ayı yağışları normale göre yüzde 49 azaldı. Yağışların azalması birçok canlının yaşamını ve tarımı olumsuz yönde etkiliyor. Doğanın itici gücü olan bal arılarının kuraklıktan en çok etkilenen canlılar olduğunu belirten Bal Uzmanı Ahmet Bağran Aksoy, “Bu yıl Türkiye’de yaşanan kuraklık, arıcılık sektörü için büyük tehlike arz ediyor. Çiçeklenme zamanında bitkilerin susuz kalması arıların bal yapma oranında düşüşe ve toplu arı ölümlerine neden oluyor. Hal böyle olunca yaşanan kuraklıktan dolayı ortalama 17-20 kilo bal alınan kovanlardan ancak 2-3 kilo bal alınabiliyor.” dedi. BİTKİLER YOK OLUYOR ARILAR ÖLÜYOR Çiçeklenme zamanında yeteri kadar su alamayan bitkilerin nektar miktarının azaldığını ifade eden Bal Uzmanı Aksoy, “Yıllık yağış miktarı arıcılık sektörü için büyük önem taşıyor. Türkiye’nin birçok bölgesinden kuraklık haberleri alıyoruz. Yağışların azalması sonucu meydana gelen kuraklık birçok bitki türünü yok ediyor. Bunun sonucunda arılar yaşamını sürdürmek ve bal üretmek için ihtiyaç duyduğu nektara ulaşamıyor ve toplu ölüm vakaları yaşanıyor. Bal arıları azaldıkça bitkilerin geleceği tehlikeye giriyor. Bu da gıda krizini beraberinde getirir.” dedi. KALİTESİZ VE SAHTE BALLARA DİKKAT Kuraklıkla birlikte ham bal üretiminin azalması sonucu bal fiyatlarının yükselmesi sahte bal üretiminin artmasına neden oluyor. Vücuda aşırı şeker yüklemesi yapan ve bağışıklık sistemini çökerten sahte ballar sağlık açısından büyük tehlike taşıyor. Etabal Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bağran Aksoy, “Arıcılık sektöründe yaşanan olumsuzluklar sonucu ham bal fiyatlarının artması maalesef mısır şurubu ile ucuza sahte bal üretenlere fırsatlar yaratıyor. Bu noktada sahte balı ham baldan ayırabilecek noktaları bilmek oldukça önemli. Birçok kişinin aklında soru işareti yaratan balın kristalleşmesi konusuna dikkat çekmek istiyorum. Gerçek bal kristalleşir ve donar. Aynı zamanda bal yedikten sonra 15-20 saniye bal tadının damakta kalması ve balın su içerisinde kolayca erimemesi de gerçek balı sahte baldan ayırt etmek için dikkat edilmesi gereken noktalar arasında yer alıyor.” dedi.

Kaynak Linki = https://www.tarimpusulasi.com/haber/kuraklik-alarm-veriyor-bitkiler-ve-arilar-yok-oluyor-32655

Trakya- Ergene Havzası için kritik uyarı!

45909a6c66a6d1b2565aa236db4d71f8.jpg

Ergene Havzası’ndaki kuraklık sinyalleri ‘alarm’ seviyesine çıktı. NKÜ Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer: “Plansız sanayileşme ve şehirleşme Ergene Havzası’nda su kaynaklarını tükenme sınırına getirdi. Bölgede günde 460 bin metreküp su, sanayi tesislerinde kullanılıyor. Bunun yüzde 92'si yer altı sularından temin ediliyor ve bu çok yüksek bir rakam” dedi.

Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, Ergene Havzası'nda yağışların azlığı, aşırı sanayileşme ve şehirleşme nedeniyle su kaynaklarının tükenme noktasına geldiği uyarısında bulundu.
Tecer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Meriç ve Ergene'nin Türkiye'nin en önemli havzalarından olduğunu söyledi.

Bu havzaların Marmara Bölgesi'nden Avrupa'ya geçiş noktasında olduğunu, İstanbul sınırından Yunanistan'a kadar devam ettiğini anlatan Tecer, ''Ergene Havzası'nda 1990'lı yıllardan sonra yoğun bir sanayileşme ve artan bir nüfus hareketi meydana geldi. Bu, kısmen plansız ve düzensiz sanayileşme ile şehirleşme, yer altı ve yer üstü sularının üzerindeki baskıyı arttırdı. Bu durum su kaynaklarını son 30-40 yılda neredeyse tükenme sınırına getirdi'' diye konuştu.
“16-17 HEKTOMETRE KÜP YER ALTI SUYU REZERVİ KALDI”
Tecer, Trakya'nın su zenginliği açısından Türkiye ortalamasının gerisinde kaldığını, buna rağmen sanayi faaliyetlerinin su kaynakları üzerindeki baskısının artarak devam ettiğini söyledi.
Bölgede yıllık 343 hektometreküp su varlığının, yer altı suyu potansiyelinin bulunduğunu anlatan Tecer, "Bunun fiilen tahsis edilmiş kısmı yüzde 80'dir. Bu yüzde 80'in de özellikle Tekirdağ bölgesinde yaklaşık yüzde 85'i içme, kullanma ve endüstriyel faaliyetlerde tüketilmiş durumda. Tekirdağ genelinde yaklaşık 16-17 hektometre küp yer altı suyu rezervi kaldığını Devlet Su İşleri (DSİ) ve diğer kaynaklardan görüyoruz.'' ifadelerini kullandı.
Tecer, yüzeysel suların ve yer altı sularının bölgede kullanımına acilen son verilmesi gerektiğini savundu.
“BÖLGE KURAKLIK SİNYALİ VERİYOR”
Yağışların yetersiz kalması nedeniyle bölgenin kuraklık sinyali verdiğinin altını çizen Tecer, şunları kaydetti:
''1990'lı yıllardan itibaren bölgemizin yağış rezervine baktığımız zaman bir kuraklıkla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Yer altı sularını besleyen tek kaynak yağışlardır. Bu bölge Türkiye ortalamasının altında yağış alıyor. Yer altı suyu rezervleri üzerinde bölgede çok büyük ve ciddi baskı var. Bunun önüne geçilebilmesi için mevcut sanayi faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için alternatif su kaynaklarının derhal devreye alınmasının gerektiğini görüyoruz. Yüzeysel sulardan içme, kullanma ve endüstriyel kullanım için kaynak temin edilmesi gerekiyor. Bu anlamda baraj yapmak ve akar suların önlerini kapatmak gerekiyor. "
“SANAYİ GÜNDE 460 BİN METREKÜP SU KULLANIYOR”
Bölgede atık suların yeniden arıtılarak kullanılması gerektiğini vurgulayan Tecer, "Günümüz teknolojilerinde kullanılan atık suların geri kazanılması mümkün. Bu bölgede günde 460 bin metreküp su, sanayi tesislerinde kullanılıyor. Bunun yüzde 92'si yer altı sularından temin ediliyor ve bu çok yüksek bir rakam.'' değerlendirmesinde bulundu.

TT4 50 kullananlar

Arkadaşlar merhaba,
Şuanda 54c kullanıyoruz ve oldukça memnunuz ancak 54c nin yanına yine onun gibi kolay manevrası olan ve 54c nin ekipmanlarını rahatça çekebilecek bir traktör arayışındayız.

Tt4 50 bu ihtiyaçlarımıza cevap verebilir mi?

Tercih ederken 4wd olması manevrada 54c yi aratır mi?

Vites olarak levyeli (mekanik shuttle) olduğunu biliyorum, levyesini kullanırken debriyaja basmak gerekiyor mu?

4 çeker sistemini günlük kullanımda kapatabiliyor muyuz ve kapanıyorsa da nasıl kapanıyor?

Açıkçası tt4 50 için forumda çok bilgiye ulaşamadım. Orta boyuttaki çiftçiler için yakıt tüketimi olarakta 55lik abisine göre nasıl bir tüketimk vardır bu da ayrı bir merak konusu.

İlgilenen herkese çok teşekkürler. Hayırlı işler.

Dekara 610kg 6 Sıralı Scarpia Arpa Hasadı

Medyayı görebilmek için giriş yapınız
Yapılan uygulamalar dekara 19kg tohum ve 15 kg dap gübresi ile ekim yapıldı.
Mart Ayının Başında Dekara 10 kg inhibitörlü üre, Mayıs ayının başında 12 kg Amonyum sülfat atıldı.
Dar ve geniş yapraklı yabancı ot mücadelesi yanında kardeşleme döneminde gübretaş sıvı çinko ve aminoasit uygulandı.
Nisan ayında dekara 150mm civarında su düşecek şekilde yağmurlama yapıldı.
Mantari Hastalıklara karşı herhangi bir uygulama yapılmadı.

Yapılan bakım bence üst düzey değil.Mevsim şartlarınında çok olumsuz gittiği böyle bir yılda bile bu bakımla bu verim bence gayet iyi.Scarpia bizim sınavımızdan geçti.Sizinde yorumlarınızı bekliyorum.

BİLMEYENLER İÇİN PRATİK GÜBRE ÇUVALI AĞZI AÇMA

Belki bilmeyenler vardır .
1-İşi acele olanlar maket bıçağı ya da kesici bir cisimle çuvalı ve içindeki naylon torbayı keserler ve gübreyi mibzere boşaltırlar .Kalan ise bu işe yaramaz çöptür.
2-Çuval ağzında iki çeşit dikiş var.Bir tarafta tek sıra diğer tarafta çift sıra.
3-Çuval tek sıra dikişli tarafı bize bakacak şekilde önümüzde duruyor,en sağ ucun arka tarafındaki ipin bitim yerindeki üç ipli düğümün iplerinden bize en yakın olanını maket bıçağının ucu ile kesip, kesik ucunu kendi tarafımıza alıyoruz.
4-Bir elimize ipin bir ucunu diğerine diğer ucunu alıp çekiyoruz,ip kolayca çıkıyor.(Resim çekebilmek için ipleri tek elimle tuttum)
5-Kalan sağlam çuval çöp değil,istiflenip değerlendirilebilir,ihtiyacı olana verilebilir.Sağlam naylona gelince, katlanır çöp poşeti olarak kullanılır.Avludaki,tarladaki çöpleri toplamaya yarar.Böyle battal boy çöp poşetlerinin marketteki paket fiyatı 20 TL(adedi 2 TL ye gelir).
Mibzer kiralık olduğu için o motor ekim yaparken ben bu işlerle uğraşabildim ama tasnifin tarlada iş arasında yapılması şart değil,eve getirilir,boş zamanda da yapılabilir.

Resimler ve ekler

  • IMG_20201205_115107.jpg
    IMG_20201205_115107.jpg
    5 MB · Görüntüleme: 396
  • IMG_20201205_114522.jpg
    IMG_20201205_114522.jpg
    3.3 MB · Görüntüleme: 323
  • IMG_20201205_130104.jpg
    IMG_20201205_130104.jpg
    3.1 MB · Görüntüleme: 303
  • IMG_20201205_130123.jpg
    IMG_20201205_130123.jpg
    3.4 MB · Görüntüleme: 292
  • IMG_20201205_115012.jpg
    IMG_20201205_115012.jpg
    5.3 MB · Görüntüleme: 288

2020 Kasım ayı traktör üretim adetleri & Ekim ayı traktör satış adetleri

Not: Üretim adetleri hesabında Başak, Erkunt, Tümosan, Türk Traktör ve Hattat firmalarının üretim adetleri dikkate alınmıştır.

Bu yıl Kasım ayında traktör üretimi 6.078 adet, Ekim2020 da üretim 3.209 adet olmuş. Geçen yılın aynı ayına göre üretim adedi %89,4 oranında artmış.

Bu yıl Ocak-Kasım döneminde traktör üretim adedi 43.777 adet adet, geçen yıl Ocak-Kasım döneminde üretim 26.972 adet olmuş.

Geçen yılın aynı dönemine göre yani ilk 11 ayına göre traktör üretimi %63,3 oranında artmış.


Bu yıl Ekim ayında 5.360 adet traktörün trafiğe kaydı yapılmış, geçen yıl aynı dönemde ise 2.798 adet traktör trafiğe çıkmış. Geçen yılın Ekim ayına göre trafiğe çıkan traktör sayısı %91,6 artmış.

Bu yıl Ocak-Ekim döneminde trafiğe kaydı yapılan traktör adedi 36.220 adet adet, geçen yıl Ocak-Ekim döneminde üretim 19.074 adet olmuş.

Geçen yılın aynı dönemine göre yani ilk 10 ayına göre trafiğe kaydı yapılan traktör adedi %90,4 oranında artmış.

Ayrıca ekteki fotoğrafta markaların satış adetleri ve pazar payları da yer almaktadır.
Ekim 2020 de Türk Traktör' ün ( NH & Case toplamı ) pazar payı %54,7 olmuş. Geçen yıl Ekim ayında pazar payı %46,5 imiş.

Case markası Eylül ayından sonra Ekim ayında da en çok traktör satan 3. Marka olmuş

Özetle Ekim- Kasım 2020 de hem traktör üretimi hem de traktör satışları geçen yılın aynı dönemine göre çok ciddi bir oranda artmış.

Bu hızla devam ederse 2020 yılında satılan traktör sayısı 47.000 adedi geçecek gibi görünüyor

Resimler ve ekler

  • Screenshot_20201208-210358_Drive.jpg
    Screenshot_20201208-210358_Drive.jpg
    674.1 KB · Görüntüleme: 223

Buzağı Desteği Başvuruları

Buzağı Desteği başvuruları yıl sonuna kadar yapılacak.

2020’de doğmuş, programlı aşıları tamamlanmış, 4 ay ve üzeri yaşta, ilkine buzağılama yaşı 810 gün olan düvelerin buzağıları ile son iki buzağılama arasındaki süre en fazla 450 gün olan ineklerin buzağıları Buzağı Desteğinden yararlanacak. Destek miktarı bu yıl 20 lira artışla hayvan başı 370 lira olacak. Etçi veya kombine ırk boğaların sperması ile suni tohumlamadan doğan buzağılara ise hayvan başı 600 lira destek verilecek. Yetiştiricilik illerinde doğan buzağılara ilave hayvan başı 100 lira, soy kütüğüne kayıtlı buzağılara ise ilave 175 lira destek verilecek. 1. Dönem başvuruları 31 Aralık 2020’de sona erecekken 2. dönem başvuruları 1 Nisan – 15 Haziran 2021 tarihleri arasında yapılacak. Hayvan başı 250 lira olan Malak Desteğinde 1. dönem başvuruları ile Dişi Manda Desteği başvuruları da 31 Aralık’ta son bulacak.
FB_IMG_1607443024200.jpg

Türkiye'nin biçerdöver parkı yaşlanıyor!

Tüm Biçerdöverciler ve Hasat Makinecileri Federasyonu, Türkiye’de yaklaşık 120 milyon dekar alanda biçerdöverle hasat edilen ürün tarımı yapıldığını, biçerdöver parkının yaşlı olmasından dolayı ürün kaybının maddi değerinin 10 milyar lirayı bulduğuna dikkat çekti.

Konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, hasat sırasındaki ürün kayıplarının önlenebilmesi için devletin biçerdöver alımlarına destek olması gerektiği belirtilerek, “Bu sebeple biçerdöverlerin Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde uygulanan sübvansiyonlu krediler kapsamında sıfır faizli olarak desteklenmesinin yanı sıra, hibe destekli uygulamaları ve benzeri uygulamalarla satın alınmasının desteklenmesini istiyoruz” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi: "Ülkemizde yaklaşık olarak 120.000.000 dekar alanda biçerdöverle hasat edilen ürün tarımı yapılmakta, bu alandan yaklaşık 40.000.000 ton ürün elde edilmektedir. Bu ürünler, makine parkımızda bulunan 17.200 adet biçerdöverle hasat edilmektedir.

Bu hasat işleminde önlenebilir değişik sebeplerden kaynaklanan hasat kayıp oranı % 5 olup yan ürün kayıpları da dikkate alındığında bu kayıpların maddi değeri 4.000.000.000 TL’yi aşmaktadır. Hasat öncesi ve hasat sonrası kayıp oranları da yaklaşık aynı oranlarda gerçekleşmekte olup önlenebilir kayıplar toplamı 10.000.000.000 tl /yılın üstündedir. Diğer bir deyişle önlenebilir ürün kayıplarının toplamı ülkemizin ekmek tüketimine yakın orandadır.

Bu kayıpları önlemek ve sektör sorunlarını çözmek için biçerdöverciler dernekleri kuruldu. Bu dernekler güçlü bir sivil toplum örgütü oluşturmak ve devlet millet el ele anlayışıyla sorunları çözmek için bir araya gelerek Tüm Biçerdöverciler ve Hasat Makinecileri Federasyonu kurdu. Üretim hasat ve hasat sonrası kayıpların önlenmede ilk yapılması gereken hasat kayıplarını önleme çalışması olmalıdır.
Hasat kayıplarımızın en önemli sebeplerinden birisi biçerdöver parkımızın yaşlı olmasıdır.

Teknik kabullere göre her yıl ülkemize 1000 adet yeni biçerdöver girmesi gerekirken bu sayı 2018 yılında 356 adet, 2019 yılında 98 adet olarak gerçekleşmiş, 2020 yılında ise 2019 rakamlarının altında gerçekleşmesi beklenmektedir. Son yıllarda biçerdöver satın almadaki zorluklar ve işletme şartlarının giderek ağırlaşması, biçerdöver işletmeciliğinin sürdürülebilirliğini tehdit etmekle birlikte, yakın gelecekte hasat sektörünün daha büyük sorunlar yaşamasına sebep olacaktır.
Hasat sırasındaki ürün kayıplarının önlenebilmesi için devletimizin biçerdöver alımlarına destek olması gereklidir. Bu sebeple Biçerdöverlerin Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde uygulanan sübvansiyonlu krediler kapsamında sıfır faizli olarak desteklenmesinin yanı sıra, hibe destekli uygulamaları ve benzeri uygulamalarla satın alınmasının desteklenmesini istiyoruz.

20201208_122022.jpg

Bu devir de süt hayvancılığına başlanılır mı?

Merhaba arkadaşlar
Yakında askere gidecegim ve geldiğim de çocukluk hayalim olan hayvancılık yapmak istiyorum.

Önüm de 2 seçenek var, yurt dışı tır şöförlüğü ve hayvancılık...

Ben ilk şansımı hayvandan yana kullanmayı düşünüyorum, en azından olmazsa da denedim olmadı derim.

Ben gebe düve alarak işe başlamayı düşünüyorum, inekler de ithal simental almak istiyorum.

80 bin tl birikimim var sağım makinası vs ıvır zıvır alınca geriye kalan para ile 2 gebe düve alabiliyorum (tane fiyatı 17 bin tl den hesap edersek)
Ve bu 2 ineğin 1 yıllık toplam yem ihtiyaçlarını karşılaya biliyorum.

Sütü perakende ve profesyonel şekilde satmayı planlıyorum, ilçemiz de perakende süt satışı 5 tl.

(İzmir merkeze de 20 dkka mesafedeyim, ilçe de süt satamazsam İzmir merkeze dahi giderim)

Siz abilerimin kardeşlerimin de fikirlerini düşüncelerini almak istiyorum, sizlere soruyorum bu konu hakkında düşünceleriniz nedir?

(Başlangıç da fazla maliyet olmaması açısından Ahır ölçüm 12 metreye 6 metre şeklindedir, yan duvarlar hazır sadece üzeri kapatılacak, yemlik ve yataklar yapılacak.)

İklim krizi durdurulamıyor! Kuraklık ihtimalinden para kazanacaklar

Dünyanın su kaynakları bir bir yok olurken suyun vadeli işlemlerde borsaya açılması iklim krizinin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Yatırımcılar kuraklık olma ihtimalinden para kazanmaya çalışacak!​

sozcu-com-tr-50x50.jpg

Sozcu.com.tr
Güncellenme: 15:15, 07/12/2020
HaberlerDünya
İklim krizi durdurulamıyor! Kuraklık ihtimalinden para kazanacaklar


Hoyratça zarar verdiğimiz doğa bizden intikamını türlü şekillerde almaya devam ediyor. Öyle ki su bile artık borsası olan ve aylar sonrasının hasadının satıldığı bir tarım ürünü haline dönüştü.
Bloomberg'de yer alan habere göre bu hafta California'nın 1.1 milyar dolarlık spot su pazarı CME Group tarafından borsaya açılıyor. Eyalette yaşanan orman yangınları sebebiyle su kaynaklarının büyük ölçüde zarar görmesi yüzünden su borsaya açıldı. Böylece çiftçiler bir kuraklık riskine karşı suyu önceden satın alabilecek. Yatırımcılar ise kuraklık olursa ellerinde su kağıtlarının değeri yükseleceği için kuraklık ihtimalinden para kazanmaya çalışacak.
Suyun satılacağı endeksin ismi Nasdaq Veles California Water Index (NQH2O) olurken satılan her bir vade su kontratının yaklaşık 10 dönüm alanın sulamasında kullanılması bekleniyor.
Sektör uzmanlarının tahminlerine göre ilk etapta çiftçiler ve yerel kamu yönetimleri su işlemcilerinin müşterilerinden olacak.

‘SUYUN FİYATI CİDDİ BİR TARTIŞMA KONUSU OLACAK’​

RBC Capital'den Deane Dray'e göre iklim değişikliği sebebiyle önümüzdeki yıllarda suyun fiyatı ciddi bir tartışma konusu olacak.
CME Group'un emtia biriminin başındaki Tim McCourt'a göre dünyanın üçte ikisi önümüzdeki dört yıl içinde su sıkıntısı çekmeye başlayacak. 2 milyar insan ise hali hazırda temiz su kaynaklarına erişmekte güçlük yaşıyor.
Emtia borsacılarına göre suyun aylar sonraki fiyatını tahmin edebilmek çiftçilerin bütçesini ayarlamalarına da yardımcı olacak.
7araliksugraf.jpg

‘SEVKIYATI PAHALIYA GELİR’​

Su kontratları sadece California'daki kaynakları içerdiği için farklı bir bölgedeyken işlem yapmak çok da pratik değil. ‘Su kıtlığı ile yaşamak' kitabının yazarı David Zetland, “Bu suyu satın alıp bir yere sevk etmek isterseniz suyun kendisinden çok daha fazla para ödersiniz” değerlendirmesinde bulunuyor.
Çiftçiler yeni sistem sayesinde bir yıllık sularının parasını peşin olarak ödeyebilecekler.

California Kamu Politikaları Enstitüsü (PPIC) Su Politikaları Merkezi direktörü Ellen Hanak, “Bir yıl kurak bir yıl bol yağışlı geçebilir. Fiyatların nasıl yönleneceğini takip edemiyoruz” ifadelerini kullandı.
10 YIL SONRA SU KAYNAKLARININ YÜZDE 40'I YOK
Dünya Bankası'nın Su Kaynakları Yönetimi istatistiklerine göre 2030 yılında dünyanın mevcut su kaynaklarının yüzde 40'ı tükenecek. 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyar kişiye ulaşması bekleniyor. Bu nüfusu beslemek için mevcut tarımsal üretimin yüzde 60 daha fazla olması gerekecek. İklimin bozulmasına bağlı olarak oluşan sellerin yıllık bina hasarının 120 milyar dolar olması bekleniyor.

‘SU BİR İNSANLIK HAKKIDIR’​

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Doğanay Tolunay SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada suyun uzun süredir ticari bir ürün haline geldiğini vurguluyor. Tolunay çok sayıda içilebilir nitelikteki su yataklarının ambalajlama tesislerinin kontrolünde olduğunu vurgulayarak, hidroelektrik santrallerinin de su yataklarına zarar verdiğini belirtiyor ve “Bu durum da derelerdeki canlıları, dere kenarındaki bitkileri yok olma tehdidi ile karşı karşıya bırakıyor, içme ve tarımsal üretim için suya muhtaç olan köylülerin suya muhtaç hale gelmesine yol açıyor. Doğadaki tüm canlıların ve ekosistemlerin suya ihtiyacı vardır. Su, tıpkı eğitim ve sağlık gibi temel bir insanlık hakkıdır” diyor.
hoca-sozcu.jpg

Prof. Dr. Doğanay Tolunay

Su varlıklarının özelleştirilmesinin insanların su hakkını elinden almak anlamına geleceğini ifade eden Prof. Tolunay, “Ancak su dahil doğal varlıkların özelleştirilmesinin koruma sağlamadığı, aksine daha da hoyratça kullanıldığına dair ülkemizdeki HES'ler de dahil çok sayıda örnek bulunmaktadır. Suyunu özelleştiren Bolivya gibi ülkelerde yoksulların suya erişiminin kısıtlandığı da bilinmektedir. Bu nedenlerle suyun ticarileşmesinin suyu kaynaklarını korumayacağını, tam tersine suya erişimi zorlaştıracağı için sağlıktan tarıma kadar birçok sektörün olumsuz etkileneceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
ʻʻ
Suyunu özelleştiren Bolivya gibi ülkelerde yoksulların suya erişiminin kısıtlandığı da bilinmektedir.
Prof. Doğanay Tolunay

‘ÜCRETSİZ OLMASI DAHA İYİ KORUR’​

Prof. Dr. Doğanay Tolunay suyun belli bir miktarda ücretsiz olmasının su kaynaklarını daha iyi koruyacağının altını çizerken sözlerini, “Su konusunda atılması gereken adımları ticarileşmesi yerine su kaynaklarının korunması, yapılaşma ve mega projeler gibi yatırımlarla yok edilmemesi, kirlenmesinin önlenmesi, tarımsal ürün deseni değiştirilerek yöreye uygun az su tüketen ürünler yetiştirilmesi, yeraltı su kaynaklarının korunması ve suyun bir hak olduğunun kabul edilmesi şeklinde özetleyebilirim” diyerek noktaladı.

Yves Rocher Vakfı, Doğa Koruma Merkezi iş birliği ile Konya Ereğli’de rüzgar perdesi amaçlı 30 bin ağaç dikiyor!

7 Aralık, 2020, Pazartesi 10:26 Yves Rocher Vakfı’nın 2007 yılında başlattığı Plant for the Planet (Gezegen İçin AğaçDikelim) programının Türkiye ayağında, Doğa Koruma Merkezi iş birliği ile Konya Ereğli’de, 30 bin ağacı topraklarımıza kazandırmak için ilk fidanlar dikildi. Konya Kapalı Havzası Türkiye’de iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden biri. Bölgede son yıllarda sayısı ve etkisi giderek artan kuraklık, rüzgâr erozyonu ve kum fırtınaları tarım topraklarını, tarımsal üretimi ve genel olarak yaşamı olumsuz olarak etkiliyor. Bu nedenle, Yves Rocher Vakfı tarafından 2007 yılında başlatılan Plant for the Planet (Gezegen İçin Ağaç Dikelim) projesinin Türkiye ayağı için kuraklık, erozyon, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi sorunların önüne geçmek amacıyla bu bölge seçildi. Tarım konusunda Türkiye’de önemli bir paya sahip olan bölge, yakın gelecekte yoğun su stresi ve çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya. Bu kapsamda rüzgâr erozyonuyla mücadele için yapılan dikim; Konya Ereğli'nin Yukarı Göndelen, Aşağı Göndelen ve Acıkuyu köylerindeki tarım arazilerinin etrafında gerçekleşiyor. Rüzgâr erozyonu ile mücadelede önemli bir araç olan rüzgâr perdeleri (rüzgâr kıranlar) canlı ağaçlarla yapılıyor. Rüzgâr perdeleri hem toprağın nemini koruyor hem karbon tutumu sağlıyor hem de biyolojik mücadelede kullanılan canlılara ev sahipliği yapıyor. Rüzgâr perdelerinin etkisini en kısa sürede ve uzun yıllar boyu gösterebilmesi için kuraklığa dayanıklı ve hızlı büyüyen ağaç türlerinin seçilmesi önemli. Yves Rocher Vakfı ve Doğa Koruma Merkezi iş birliğinde gerçekleştirilen projenin önemini Doğa Koruma Merkezi Toprak ve Su Koruma Koordinatörü Melike Kuş, “Tarım ve Orman Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının desteğiyle bölgede uzun yıllardır rüzgâr perdesi uygulamaları yapıyoruz ve olumlu sonuçlarını görüyoruz. Bu yıl Konya Ereğli’de birkaç kez çok yoğun kum fırtınası oldu ve verimli tarım topraklarını kaybettik. Bu anlamda Yves Rocher Vakfı ile yaptığımız ağaçlandırma çalışması bölgenin rüzgâr erozyonu ile mücadelesi ve toprağının korunması açısından büyük katkı sağlayacak” sözleri ile vurguladı. 30 bin ağaç dikiminin Aralık ayı ortasında tamamlanması planlanıyor. Yves Rocher Vakfı, 2007’den beri sürdürdüğü Plant for the Planet (Gezegen İçin Ağaç Dikelim) programı ile 5 kıta, 35 ülkede toplam 100 milyon ağaç dikim hedefine dünya genelinde 46 farklı sivil toplum kuruluşu desteği ile 2020 sonunda ulaşıyor. Yves RocherVakfı tarafından başlatılan bu program ile her 3 saniyede 1 fidan dikiliyor. Kaynak:Tarım Pusulası

Kaynak Linki = https://www.tarimpusulasi.com/haber...zgar-perdesi-amacli-30-bin-agac-dikiyor-32635

TMO'dan düşük fiyattan un satmayı taahhüt eden firmalara ucuz buğday!

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Aralık ayında da hububat satışına devam edeceğini duyurdu. Besici ve yetiştiricilere banka kartı ile vadeli arpa satışı yapılırken, unun çuvalını 130 liranın altında satmayı taahhüt eden firmalara da düşük fiyattan buğday satılacak.


TMO'dan konuyla ilgili olarak yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi: "TMO, hububat piyasalarını yakından takip ederek piyasalarda istikrarı korumak, üretici, sanayici ve tüketici arasındaki tedarik zincirinin sorunsuz işlemesi amacıyla piyasaya ürün arz etmektedir. Bu doğrultuda, Ekim ayında başlayan satışlarımız Aralık ayı itibariyle devam etmektedir.

ARALIK AYINDA NE KADAR HUBUBAT SATILACAK?

Aralık ayında;

- 560 bin ton buğday,

- 166 bin ton arpa,

- 152 bin ton mısır,

- 5 bin ton nohut satışa açılmıştır.

Buğday, arpa ve mısır satışlarımız kullanıcılarına yönelik olarak yapılacaktır.




Besici ve yetiştiricilere yönelik olarak yapılan arpa satışlarımızda peşin veya üç ay vadeli vade farksız satış uygulamamıza devam edilecek olup ayrıca ödemeler; Ziraat Bankası’nın “Bankkart Başak”, Vakıflar Bankası’nın “Tarım Kart” ve Halk Bankasının tüm bireysel ve ticari banka kartlarıyla vade farksız 3 ay vade ile yapılabilecektir.


Bilindiği üzere Kasım ayından itibaren buğday satışlarımızda yeni bir uygulamaya geçilerek sanayicilerimize temin ettiğimiz buğdayın karşılığı un miktarının makul fiyattan piyasaya sunulması taahhüt altına alınmıştır.

Aralık ayında da bu uygulamaya devam edilecek bu kapsamda:

Piyasaya makul fiyatlarla un vereceğini taahhüt eden firmalara, verdikleri fiyat taahhütleri dikkate alınarak tahsis yapılacak,

Firmalar fiyat taahhütlerini teyit eden faturalarını TMO Elektronik Satış Platformu sistemi üzerinden ibraz edecek,

İbraz edilen faturalar ayrıca ilgili kurumlar nezdinde teyit edilecektir.

Kasım ayı satışlarımızda 130 TL/çuval fiyat altında ekmeklik buğday un fiyatını taahhüt eden firmalara taleplerinin %50’si kadar tahsisat yapılmıştır.

Kasım ayında taahhüt veren firmaların taahhütleri Aralık ayında da geçerli olacaktır. Bu ay ilk kez taahhüt verecek olan firmalar, fiyat taahhütlerini başvuru süresi içerisinde (05-11 Aralık 2020) TMO Elektronik Satış Platformu üzerinden yapacaktır.

Firmaların verdikleri taahhütlerin miktarı, TMO’dan almış oldukları toplam buğday miktarına karşılık gelen un miktarıyla sınırlı olacaktır. Kasım ayı taahhütlerini yeterli fatura ibraz ederek tamamlayan firmalar Aralık ayında ürün tahsisleri için fiyat taahhütlerini Şube Müdürlüklerimize dilekçe vermek suretiyle değiştirebilirler.

TMO’nun bu uygulaması kapsamında Kasım ayında yaklaşık 150 TL/çuval seviyelerine kadar yükselen ekmeklik buğday unu fiyatları % 10-15 düşerek 130-135 TL/çuval seviyelerine kadar gerilemiştir.

TARIMDANHABER

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt