TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal: 'Sanayici de buğdayı elinde tutuyor satmıyor!'

TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Türkiye’de buğday sıkıntısı bulunmadığını ancak fiyatların daha da artacağı beklentisi ile buğdayın satışa konu edilmemesinin sıkıntı oluşturduğunu söyledi. Çiftçinin ürettiği buğdayı bir şekilde satarak elinden çıkardığını, çiftçinin elinde kalsa kalsa yüzde 5’lik bir buğdayın ancak kaldığını ifade eden Güldal, fakat satışa konu edilmeyen asıl buğdayın, tacir, sanayici ve spekülatörlerin elinde bulunduğunu kaydetti.

Milli Gazete'den Sadettin İnan'ın haberine göre, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanmasının iç piyasada fiyat artışların önüne geçmek için yapıldığını belirterek, “Piyasadan buna dair emareleri de almaya başladık” dedi. TMO’nun stoklarında bir sorun bulunmadığını dile getiren Güldal, “Piyasayı regüle edecek stok oluşturduk” diye konuştu.

TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal ile TMO’nun hasattan sonra yapmaya başladığı buğday ithalatındaki fiyat artışları, TMO’nun piyasalara güçlü bir şekilde neden müdahale edemediğini ve ithalatın özel sektöre açılmasıyla ilgili gündemdeki tartışmaları konuştuk.
İTHAL BUĞDAY FİYATLARI ÇİFT TARAFLI YÜKSELİYOR

Bilindiği üzere pandemiyle birlikte gıdanın değeri daha da artarken, son aylarda buğday fiyatlarındaki artışlar dikkat çekiyor. TMO, hasattan sonra ilk buğday ithalat ihalesini 25 Ağustos’ta yaparken, bu ihalede ortalama buğday fiyatı 222 dolar olarak gerçekleşmişti. Ancak daha sonra yapılan ihalelerde fiyatların dolar bazında yükselmesi dikkat çekmişti. Eylül ayında yapılan ihalede fiyatlar 245 dolara, Ekim ayında yapılan iki ihalede ise fiyatlar 257 dolara ve 272 dolara çıktı. Bu duruma göre TMO’nun ilk ihaleyi yaptığı 25 Ağustos ile son ihaleyi yaptığı 22 Ekim tarihleri arasında yapılan ihalelerde ithal buğday fiyatlarının tonda 50 dolar arttığı görülüyor.

TMO FİYATLAR DÜŞÜKKEN NEDEN YÜKSEK TONAJLI İTHALAT YAPMADI?
Bu durum madem buğday ithal edilecekti, TMO’nun neden fiyatlar düşükken yüksek tonajlı bir alım ihalesi yapmadığı eleştirilerini gündeme getirmişti. Diğer yandan iç piyasada da fiyatlar sürekli yükselirken ekmeklik buğday fiyatları 2300-2450 lira, arpa ise 1620-1710 liraya kadar çıktı. Bu süre içinde TMO’nun piyasaya müdahale etmek için güçlü bir şekilde devreye girememesi de ‘TMO’da yeterli stok bulunmuyor mu?’ tartışmalarını gündeme getirmişti.
bugday.jpg
TMO’NUN MÜDAHALESİ FİYATLARA ETKİ ETMEDİ

Diğer yandan TMO’nun piyasalara müdahale etmek için Eylül ayında açıkladığı ve Ekim ayında yaptığı 307 bin ton buğday ve 75 bin ton düşük fiyat arpa satışının da piyasadaki fiyatların artmaması yönünde pek bir etkisi görülmedi.

TÜRKİYE’NİN BUĞDAY ÜRETİM RAKAMLARI GERÇEKÇİ Mİ?


Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin 20.5 milyon ton olarak açıklanan buğday üretim rakamlarını da tartışmalı hale getirdi. Sektörde haklı olarak; gerçekten böyle bir üretim varsa fiyatlar neden yükseliyor? Sorusunun cevabı aranıyor.

ÇUKUROVA’DA VERİMLER YÜKSEKTİ ANCAK İÇ ANADOLU VE TRAKYA’DA BEKLEDİĞİMİZ GİBİ OLMADI
TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, işte hububat piyasasında gündemdeki bu konulara ve eleştirilere cevap verdi. Türkiye’nin 20.5 milyon ton olarak açıklanan buğday üretim rakamları konusunda Çukurova’da verimlerin çok yüksek olduğunu ancak İç Anadolu ve Trakya’da verim kayıplarının yaşandığını belirten Güldal, bu verim kayıplarından dolayı 20.5 milyon ton üretim konusunda net bir görüş ortaya koyamadı.
BUĞDAYI SADECE SPEKÜLATÖRLER DEĞİL TACİR VE SANAYİCİ DE ELİNDE TUTUYOR
Ancak Türkiye’de yeterli miktarda buğday bulunduğunu fakat bu buğdayların fiyatların daha da yükseleceği gerekçesiyle satışa konu edilmediğini dile getiren Güldal, piyasaya çıkarılmayan bu buğdayın da tacir, sanayici ve spekülatörlerin elinde bulunduğunu söyledi. Çiftçinin elinde çok düşük bir miktarda buğday olabileceğini söyleyen Güldal, “Çiftçinin elinde yüzde 5 ya var ya yoktur. Ancak fiyatların artacağı beklentisinden dolayı satışa konu olmayan buğday, tacir, sanayici ve spekülatörlerin elinde bulunuyor” dedi.
TMO’nun buğday ithalat ihalesini neden yüksek tonajlı yapmadığı yönündeki eleştirilere de cevap veren Güldal, dünya piyasalarını günlük takip ettiklerini, yüklü bir ihaleye çıkmaları durumunda bunun fiyatlara olumsuz yansımasının daha yüksek olacağını kaydetti. TMO’nun stoklarında da bir sorun bulunmadığını ifade eden Güldal, “Piyasayı regüle edecek stok oluşturduk” dedi. İthalatın özel sektöre de açılmasıyla birlikte iç piyasada fiyatlardaki artışın durmasını beklediklerini vurgulayan Güldal, piyasadan buna dair olumlu sinyallerin de alınmaya başlandığını ifade etti.
TMO ÜRETİCİDEN NE KADAR ÜRÜN ALDI?
Spekülatörlerin elini kuvvetlendireceği gerekçesiyle TMO’nun üreticiden bu yıl ne kadar ürün aldığını açıklayamayacağını belirten Güldal, açıklanan taban fiyatın bu yıl TMO’nun ürün alımına nasıl yansıdığı konusunda da bir değerlendirmede bulunmadı.
TOHUM SATIŞLARI BUĞDAY ÜRETİMİNDE UMUTLARI ARTIRDI

Buğday fiyatlarının artmasından dolayı seneye güçlü bir ekiliş beklediklerini kaydeden Güldal, TİGEM ve özel sektörün tohumluk satışlarının artmasının da bunu gösterdiğini söyledi. Ancak Ekim ayının sonuna gelinmesine rağmen yağmur yağmamasının kendilerini endişelendirdiğini dile getiren Güldal, iklim şartlarının elvermesi durumunda önümüzdeki yıl buğday üretiminde önemli bir artış beklediklerini söyledi.

TARIMDANHABER

Haşhaş Tarımı Hakkında

Arkadaşlar merhaba. 2 senedir haşhaş ekiyorum çok nazlı bir bitki onu farkettim. Her sene anızı sürer halaza lar çıktıktan sonra tarlaya kazayağı çekip tırmıklar ekerdim. Bu sene yağmur geç kaldı bende halazayı beklemeden ektim şimdide aşırı halaza çıktı aynı zamanda haşhaş lar da çok güzel çıktı.köyde halaza yüzünden haşhaşı bozup tekrar ekenler var ama ben kıyamıyorum çok güzel çıkıyor. Şimdi bozup eksem yağmur yağarsa çimlenmesi en erken 3 haftayı bulur soğuklara denkgelirse çok çabuk ölüyor. Bende hazır çıkmış haşhaşı bozmak yerine halaza ilacı atayım diyorum. Daha önce halaza ilacı atan oldu mu? Halaza ilacı ne zaman atılır? Haşhaş lar şuanda yeni çıkıyor daha çıkmayanlar var şimdi ilaç atsam haşhaşa da zarar verir mi ilaç süper galland kullanmayı düşünüyorum

MAZOT, GÜBRE VE HAYVANCILIK DESTEĞİ 2021’DE 787 MİLYON LİRA AZALACAK

Tarım destek bütçesinde 2021'de artış olmayacak. 2020'de olduğu gibi toplamda 22 milyar lira destek verilecek. Ancak destek kalemlerinde önemli değişiklikler olacak. Mazot, gübre ve hayvancılık desteklerinde önemli kesintiler yapılacak. Sertifikalı tohum ve fidan kullanımında ise destekler artırılacak.
Yazar
Ali Ekber Yıldırım
-
7:14 | 28 Ekim 2020


destek-foto-696x334.jpeg
Sertifikalı tohum ve fidan desteği artacak

Çiftçinin merakla beklediği 2021 yılında ödenecek tarım desteklerinin bütçesi belli oldu. Tarım destekleri, 2020’de olduğu gibi 2021’de de 22 milyar lira olarak belirlendi. Destekleme bütçesinde toplamda hiç bir artış yapılmadı. Ancak, bütçe içerisinde önemli değişiklikler yapıldı. Bazı kalemlerde destekler artırılırken bazılarında düşürüldü. En dikkat çekeni ise mazot, gübre ve hayvancılık desteklerinde 787 milyon lira kesinti yapılacak olması. Sertifikalı tohum ve fidan kullanım desteğinde ise 186 milyon lira artış öngörülüyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’nin 27 Ekim 2020 tarihli Mükerrer sayısında yayınlanan “2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”na göre, ödemesi 2021 bütçesinden yapılacak olan 2020 ürünü tarım destekleri için 22 milyar lira ödenek ayrıldı. Destekleme bütçesinde hiç bir artış yapılmadığı için artan üretim nedeniyle bir çok kalemde destekler reel olarak azalacak. Çiftçi daha az destek alacak.
Mazot ve gübre desteği 229 milyon azalacak
Çiftçinin en fazla kullandığı iki girdi olan mazot ve gübre desteğinde 2021 yılında 229 milyon lira kesinti yapılacak. Mazot için çiftçilere 2020 yılında 2 milyar 901 milyon lira destek ödemesi yapılırken, 2021’de yüzde 6.1 düşüşle 2 milyar 724 milyon lira ödeme yapılacak. Çiftçi, 2021’de 177 milyon lira daha az mazot desteği alacak. Mazot fiyatı artarken destek azalacak. Hükümetin daha önce açıkladığı ancak uygulamadığı “mazotun yarısı bizden” sözünden daha çok uzaklaşılmış olunacak.
Gübre için çiftçilere yapılan destek ödemesi aynı dönemde yüzde 6.2 oranında düşüşle 840 milyon liradan 788 milyon liraya düşecek. Çiftçi, 2021’de bu yıla göre 52 milyon lira daha az destek alacak.
Hayvancılık desteklerinde yüzde 9.6 kesinti olacak
Destekleme bütçesinde 2020 yılında yüzde 31.2 ile en yüksek paya sahip olan hayvancılık desteklemelerinde 2021’de yüzde 9.6 oranında kesinti yapılacak. Destekleme bütçesinde hayvancılığın payı yüzde 28.6’ya düşecek.
Cumhurbaşkanlığı Yıllık Program’a göre, hayvancılık destekleme ödemeleri 6 milyar 862 milyon liradan 6 milyar 304 milyon liraya düşecek. Çiftçi 2021’de 558 milyon lira daha az destek almış olacak.
En çok kesinti ÇATAK’ta
Destekleme bütçesinde en yüksek oranlı kesinti Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı (ÇATAK) kapsamındaki destekte olacak. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programa göre, 2020 yılında 150 milyon lira olan ÇATAK desteği yüzde 33.3 kesinti ile 100 milyon liraya düşürülüyor. ÇATAK desteği 2019’da 85 milyon liradan yüzde 76.5 oranındaki artışla 150 milyon liraya çıkarılmıştı. 2021’de 100 milyon liraya düşürülmesi dikkat çekti.
Sertifikalı tohum ve fidan desteği yüzde 92.5 artacak
Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre Alan Bazlı Tarımsal Destekleme Ödemeleri kapsamında 2020 yılında 5 milyar 287 milyon lira olan destek tutarı yüzde 1.7 oranındaki düşüşle 2021’de 5 milyar 199 milyon liraya düşecek. Ancak bu kapsamda yer alan sertifikalı tohum ve fidan kullanımında büyük artış öngörülüyor. Programa göre, 2020 yılında 201 milyon lira olan sertifikalı tohum ve fidan kullanım desteği kapsamında 2021’de 387 milyon lira ödeme yapılacak. Sertifikalı tohum ve fidan kullanım desteği yüzde 92.5 artırılacak.
Kırsal Kalkınma amaçlı desteklerde artış
Programa göre, kırsal kalkınma amaçlı tarımsal desteklemede yüzde 28.2 oranında artış öngörülüyor. 2019’da 1 milyar 436 milyon lira olan bu destek kapsamında 2021 yılında 1 milyar 750 milyon lira destek ödenmesi planlanıyor.
Bu destek kaleminde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sağlanan hibe kredisi de var. Avrupa Birliği, Katılım Öncesi Yardım Aracı Kırsal Kalkınma Programı(IPARD) kapsamında Türkiye’de kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi amacıyla proje bazında yüzde 75 oranında hibe desteği sağlıyor. Hibenin yüzde 25’lik bölüm ise Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinden karşılanıyor. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı Yıllık Program’da da belirtildiği gibi kırsal kalkınma amaçlı tarımsal destekler için ayrılan 1 milyar 750 milyon liralık bütçenin 450 milyon lirası Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu hibesi karşılığıdır. 2020’de bu hibe bütçesi 405 milyon liraydı.
Prim desteklerinde yüzde 1.2 artış öngörülüyor
Programdaki verilere göre, hayvancılıktan sonra en yüksek destek kalemi olan fark ödemesi/prim desteğinde yüzde 1.2 oranında artış yapılacak. 2020 yılı bütçesinde 5 milyar 842 milyon lira olan fark ödemesi, 2021 bütçesinde 5 milyar 915 milyon liraya çıkarılıyor. Fark ödemesi desteği 73 milyon lira artırılmış olacak.
Hububat ve bakliyat ürünlerinde destek miktarı 2020 yılı bütçesine göre yüzde 14.5 oranında artırılacak. Hububat ve bakliyat primi olarak çiftçiye 2020’de 2 milyar 193 milyon lira ödeme yapılırken 2021’de üretimdeki artışa bağlı olarak 2 milyar 511 milyon liraya yükselecek.
Arz açığı ürünlerde destek azalacak
Prim destekleri kapsamında arz açığı olarak adlandırılan kütlü pamuk, zeytinyağı, dane zeytin, ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, aspir ve dane mısır için ödenen desteklerde ise yüzde 7.3 düşüş olacak. Programa göre, arz açığı ürünler için 2020’de 3 milyar 467 milyon lira ödenirken 2021’de 3 milyar 215 milyon lira ödeme yapılması planlandı.
Fındık ve çayda artış yok
Karadeniz Bölgesi’nin en önemli iki ürünü olan fındık ve çay için üreticilere ödenen desteklerde herhangi bir artış yapılmadı. Fındıkta alan bazlı destek kapsamında üreticiye dekar başına ödenen destek 2020’de olduğu gibi 2021’de de toplamda 899 milyon lira olacak.
Telafi edici ödemeler kapsamındaki çay budama tazminatı ve masrafları desteği de 2020 yılında olduğu gibi 2021’de de 300 milyon lira olacak.
Tarim-destekleri-butcesi-2021.jpg

2021 Yılı Programı’nda destek açıklaması
Resmi Gazete’de yayınlanan “2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”nda tarımsal desteklerle ilgili şu değerlendirmeye yer verildi: ” Ülkemizde bitkisel üretimde destekler, Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli çerçevesinde ilçe düzeyinde belirlenen ürün listeleri esas alınarak uygulanmaktadır. Hayvancılıkta il ve bölge bazında ayrıştırılmış bir destekleme modeline geçiş yapılmış ve bölgesel kalkınma projelerinin uygulandığı yörelere özgü destekler artırılmıştır. Su ürünlerinde ise kayıt dışılığın önlenmesi ve verimliliğin artırılmasına yönelik destekleme uygulamalarına devam edilmektedir.
Tarımsal Destekleme Bütçesi 2020 yılında, On Birinci Kalkınma Planı hedefleriyle uyumlu olarak bir önceki yıla göre yüzde 29,4 oranında artırılmış ve 21,97 milyar TL’ye ulaşmıştır. 2021 yılında ise bir önceki yıl seviyesi korunarak 22 milyar TL olarak öngörülmüştür. Bitkisel üretimi artırmaya yönelik sertifikalı tohum ve fidan desteği, hububat ve bakliyatta fark ödemesi desteği ile kırsal kalkınma amaçlı tarımsal desteklerin bütçeleri 2021 yılında en fazla artış öngörülen destek kalemleri olmuştur.”

SÜT TOZU İTHALATI 8 AYDA YÜZDE 9.712 ARTTI

Süt ve süt ürünlerinde üretim bazında ciddi sıkıntılar yaşanırken, süt üreticileri 11 aydır çiğ süt fiyatına 1 kuruş bile zam almadan üretime devam ederken, ithalattaki artış endişe vericidir. Ayrıca, Ulusal Süt Konseyi'nin hesaplamasına göre, çiğ sütün litre maliyeti 2 lira 34 kuruş, verilen referans fiyat 2 lira 30 kuruş. Çiftçinin hakkı verilmiyor ama ithalata milyon dolarlar ödeniyor.

Yazar Ali Ekber Yıldırım-
7:15 | 27 Ekim 2020

Çiftçinin ürettiği çiğ sütün fiyatı tam 11 aydır(15 Kasım 2019 tarihinden bu yana) bir kuruş artmazken, süt tozu ithalatı 8 ayda yüzde 9 bin 712 arttı. Bir kez daha ülkenin kaynakları üreten çiftçiye değil, ithalatla başka ülkelerin çiftçilerine gitti.

Et ve Süt Kurumu tarafından her ay yayınlanan Süt Piyasa Bülteni’nde yer alan verilere göre, bu yılın ilk 8 aylık döneminde süt tozu ithalatı miktar olarak yüzde 9 bin 712 oranında artarak 39 ton 856 kilodan, 3 bin 910 ton 995 kiloya ulaştı. Değer olarak ise, süt tozuna ödenen döviz ilk 8 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 bin 816 oranında artarak 144 bin 647 dolardan 5 milyon 665 bin 464 dolara ulaştı.

Süt tozu ihracatı yüzde 74.4 azaldı
Türkiye, son yıllarda süt tozu ithal eden değil, ihraç eden ülke konumundaydı. Süt tozu ithalatı 2017’de sadece 97 ton olurken, ihracat 32 bin 680 ton olarak gerçekleşti. 2018’de ithalat 121 ton, ihracat 25 bin 869 ton oldu. Geçen yıl ise ithalat 69 tonda kalırken, ihracat 40 bin 706 ton ile en üst seviyeye ulaştı. Fakat, bu yılın ilk 8 aylık döneminde ithalat adeta patladı ve 3 bin 910 tona ulaştı. İhracatta ise, büyük bir düşüş yaşandı. İlk 8 aylık dönemde 8 bin 49 ton ihracat yapılabildi.

0FC2FC54-C478-497F-9077-9F8A051E2FB9.jpeg


Buna rağmen yılın ilk 8 ayında süt tozu ihracatı ithalattan daha yüksek. Fakat, ithalatta yüzde 9 bin 712 oranında artış olurken, ihracatta yüzde 74.4 düşüş olması dikkat çekiyor.

Peynir altı suyu ithalatındaki artış yüzde 6419
Süt ürünleri arasında ithalatı en çok artan sadece süt tozu değil. Peynir altı suyu ithalatındaki artış da çok dikkat çekici. Miktar bazında yüzde 6 bin 419, değer olarak ise dolar bazında peynir altı suyu ithalatında yüzde 1678 artış kaydedildi.

Et ve Süt Kurumu’nun yayınladığı verilere göre, 2017 yılında 325 ton, 2018’de 82 ton ve 2019’da sadece 19 ton olan peynir altı suyu ithalatı, bu yılın ilk 8 aylık döneminde büyük bir sıçrama ile 765 ton oldu. Ödenen döviz ise 2019 yılının ilk 8 ayında 53 bin dolar iken bu yılın ilk 8 ayında 942 bin 847 dolar oldu.

Peynir altı suyu ihracatı ise geçen yılın ilk 8 aylık verileri ile hemen hemen aynı. İhracat ilk 8 ayda 37 bin 540 ton oldu.

Yoğurt ithalatındaki artış yüzde 864
Miktar olarak çok yüksek bir oranda ithalat yapılmamasına rağmen Türklerin mucidi olduğu yoğurtta bile ithalat yüzde 864 arttı. Geçen yıl ilk 8 ayda 3 ton 472 kilo yoğurt ithalatı yapan Türkiye, bu yıl aynı dönemde 33 ton 471 kilo yoğurt ithal etti. Geçen sene 20 bin 714 dolar ödenen yoğurt ithalatına bu yıl aynı dönemde yüzde 174 artışla 56 bin 809 dolar ödendi.

Türkiye’nin ilk 8 aylık dönemde yoğurt ihracatı yüzde 23.7 düşüşle 673 tona geriledi. İhracat ve ithalat rakamları karşılaştırınca elbette ithalat çok daha düşük ve konuşmaya değmez denilebilir. Fakat, Türkiye’nin yoğurt ithalatı yapması bile kabul edilebilir bir durum değil.

Tereyağı ve peynirde ihracat ve ithalat arttı
Türkiye, yılda ortalama 9-10 bin ton tereyağı ithalatı yaparken, ihracatı 500 ton seviyelerinde. Bu yılın ilk 8 aylık döneminde tereyağı ihracatı 2019’un aynı dönemine göre yüzde 351.3 artışla 336 tondan 1519 tona çıktı. Aynı dönemde tereyağı ithalatı ise yüzde 117.1 artışla 3 bin 386 tondan 7 bin 353 tona çıktı. Tereyağı ithalatına ilk 3 ayda 26 milyon dolar ödenirken, ihracattan elde edilen döviz 3.3 milyon dolar.

Süt ürünleri dış ticaretindeki önemli ürünlerden birisi de peynir. peynirde de hem ithalat hem de ihracat arttı. Türkiye’nin yıllık peynir ihracatı ortalama 50 bin ton, ithalatı ise 8 bin ton civarında. 2019 yılının ilk 8 aylık döneminde peynir ihracatı 32 bin 220 ton olurken bu yılın aynı döneminde yüzde 16.6 oranında artış ile 37 bin 552 tona çıktı.

Peynir ithalatı ise aynı dönemde yüzde 88.4 oranında artış ile 3 bin 51 tondan 5 bin 748 tona çıktı. İlk 8 ayda peynir ihracatından 132 milyon dolar döviz sağlanırken, 19.3 milyon dolar peynir ithalatına ödendi.

Süt Piyasa Bülteni’nde yer alan verilere göre, Türkiye’nin Ağustos ayı itibariyle süt ve süt ürünleri ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 91.1, miktar bazında ise yüzde 146 arttı. Geçen yıl ilk 9 ayda toplam süt ürünleri ithalatı 8 bin 959 ton iken bu yıl aynı dönemde 22 bin 89 tona yükseldi. İthalata ödenen döviz ise aynı dönemde 34.1 milyon dolardan 65.3 milyon dolara çıktı.

Aynı dönemde süt ve süt ürünleri ihracatında ise, değer bazında yüzde 2.6, miktar bazında ise yüzde 19.7 oranında düşüş kaydedildi. Süt ürünleri ihracatı ilk 8 ayda geçen yılın aynı dönemine göre 154 bin tondan 123 bin tona geriledi. ihracat geliri de 252.3 milyon dolardan 245.7 milyon dolara geriledi.

Çiğ sütün maliyeti 2.34, fiyatı 2.30
Ulusal Süt Konseyi, bölgeler bazında her ay çiğ süt üretim maliyeti yayınlanıyor. Eylül ayı hesabına göre Ege, Marmara, İç Anadolu ve Akdeniz olmak üzere 4 bölgede 1 litre çiğ sütün üretim maliyeti 2 lira 34 kuruş. Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan çiğ sütün referans fiyatı ise litre başına 2 lira 30 kuruş. Fiyat maliyetin 4 kuruş altında. Çiftçi bu hesaba göre ürettiği her 1 litre sütte 4 kuruş zarar ediyor. Para kazanması, refah seviyesinin artması bir yaba zarar ediyor.

Üstelik açıklanan referans fiyattan süt satanların oranı düşük. Bu fiyat yağ oranı yüzde 3.6 ve protein oranı yüzde 3.2 olan süt için geçerli. Üreticiden sütün litresi ortalama 2 liranın altında alınıyor.

Süt/yem paritesi 17 ayın en düşük seviyesinde
Süt hayvancılığında uluslararası kabul gören süt/ yem paritesi, Türkiye’de son 17 ayın en düşük seviyesinde. Ulusal Süt Konseyi’nin verilerine göre, Eylül 2020’de süt yem paritesi 1.11 seviyesine kadar düştü. Bunun anlamı şu; çiğ süt üreticisi 1 kilo süt sattığında ancak 1 kilo 110 gram yem alabiliyor. Bu oran, son 17 ayın en düşük seviyesi. Nisan 2019’da süt /yem paritesi 1.09 olmuştu. 2020 yılı verilerine bakıldığında, Ocak-Şubat aylarında 1.46 olan süt/yem paritesi her ay biraz daha düşerek 1.11’e geriledi.

Son bir ayda yeme 6 kez yapılan zamlar dikkate alındığında süt yem paritesi 1’in altına gerilediği görülecektir. Yani üretici 1 litre sütle 1 kilo yem alamamaktadır. Uluslararası kabul gören oran 1 litre sütle 1.5 kilo yem alınmasıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kabul ettiği oran ise 1.3’tür. Bir litre süt ile en az 1 kilo 300 gram yem alınmasıdır.

Süt üreticisinin içine düştüğü çıkmaz, devletin ve özel sektörün verileri ile çok net görülüyor. Çiğ süt referans fiyatı maliyetin altında. Süt yem paritesi ideal olan paritenin ve bakanlığın kabul ettiği paritenin altında. Buna rağmen “enflasyonu artırır” gerekçesi ile çiğ süt fiyatını artırmamak çiftçiye “bu işi bırak, üretme” demektir.

Süt üreticisi kan ağlarken, ineklerini kestirmek zorunda kalırken, sadece ilk 8 ayda süt tozu ithalatı için başka ülkelerin çiftçilerine 45 milyon(eski parayla 45 trilyon) lira ödendi. Bu kabul edilebilir bir durum değil.

Özetle, süt ve süt ürünlerinde ithalatta hızlı bir artış, ihracatta daha kabul edilebilir bir düşüş var. Türkiye, iç piyasada süt ve süt ürünlerinde üretim bazında ciddi sıkıntılar yaşarken, süt üreticileri 11 aydır çiğ süt fiyatına 1 kuruş bile zam almadan üretime devam ederken, ithalattaki artış trendi endişe vericidir.

TürkTraktör çiftçisinin yanında olmaya devam ediyor

TürkTraktör, yılın ilk 9 ayında geçen senenin aynı dönemine göre üretimini %38 arttırdı ve 3 milyar 803 milyon TL toplam ciroya ulaştı.
27 Ekim 2020, 11:5067
TürkTraktör çiftçisinin yanında olmaya devam ediyor


TürkTraktör, yılın ilk 9 ayında geçen senenin aynı dönemine göre üretimini %38 arttırdı ve 3 milyar 803 milyon TL toplam ciroya ulaştı.
27 Ekim 2020 – Yılın ilk 9 aylık finansal sonuçlarını açıklayan TürkTraktör, Ocak – Eylül 2020 döneminde 21 bin 608 adet traktör ve 16 bin 110 adet motor üreterek salgın nedeniyle yaşanan kesintiye rağmen banttan indirdiği traktör sayısını geçen seneye göre %38 arttı.
Şirket, gerçekleştirdiği üretim ile Türkiye’nin toplam traktör üretiminin %69’unu tek başına karşıladı.
TürkTraktör, Ocak-Eylül 2020 döneminde 13 bin 210 adedini yurt içi; 8 bin 990 adedini yurt dışı pazarlara sunduğu traktörleriyle, toplam satışta 22 bin 200 adede ulaştı.
TürkTraktör, ilk 9 ayda 13 bin 210 adet traktör satışı ile yurt içi satışlarını geçen yıla kıyasla %92 oranında arttırdı. Ürettiği New Holland ve Case IH markalarının ikisinin de pazar payını bir önceki yıla göre arttıran TürkTraktör, traktör pazarındaki kesintisiz liderliğini 14. yıla taşıyor.
Şirket, dünya pazarına yaptığı 8 bin 990 adetlik ihracatla Türkiye’nin toplam traktör ihracatının %87’sini gerçekleştirdi.
TürkTraktör, Ocak – Eylül dönemini 3 milyar 803 milyon TL toplam ciro ile kapattı. Şirketin yurt dışı cirosu ise 1 milyar 579 milyon TL oldu. TürkTraktör’ün aynı dönemdeki brüt kârı kayıtlara 743 milyon TL, FAVÖK tutarı ise 589 milyon TL olarak geçti. Elde ettiği başarılı sonuçlarla şirket, 3. çeyrekte 200 milyon TL net kâr elde ederek Eylül sonu itibariyle 9 aylık kârını 360 milyon TL’ye çıkardı.
“Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği desteklemek adına çiftçimizin yanındayız”
2020 yılının ilk 9 aylık dönemine ilişkin finansal sonuçları değerlendiren TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner; “Salgın nedeniyle bir süre kesintiye uğrayan üretimimizi, tüm önlemleri en üst seviyede tutarak Nisan ayı ortasında başlatmıştık. Çünkü çiftçilerimiz, koşullar ne olursa olsun; üretimlerine ara vermiyor, tarlalarında çalışmaya devam ediyorlar.
Biz de iç pazarda yaşanan talep artışını karşılamak üzere artan bir tempo ile üretimimizi, salgın öncesi dönemin de üzerine taşıdık. Bunun bir sonucu olarak, üretim rakamlarımızı geçen yıla göre %38, yurt içi satışlarımızı %92 oranında artırdık. Sadece üretim değil; ürüne erişim tarafında da çiftçilerimize desteklerimizi sürdürüyoruz. TürkTraktör Finans ile çiftçilerimize faiz destekli birçok kampanya sunuyoruz. Eylül sonu itibarıyla, TürkTraktör Finans’ın avantajlarından yararlanan çiftçilerimizin oranı %11’e çıktı. İş makineleri alanında ise yerli üretime katkı sağlama önceliğimiz doğrultusunda yerli kazıcı yükleyici üretimimizi bu dönemde de devam ettirdik. Yılın kalan döneminde de traktör, tarımsal ekipman ve iş makinelerimizle pazardaki talepleri karşılamayı sürdürerek, müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.

Gıda fiyatlarına dikkat...

6 Ekim 2020 Pazartesi, 18:03

Hepimiz olağanüstü bir dönemden geçtiğimizin farkındayız.
Özelikle pandemi süreciyle birlikte arz ve talep dengesinin bozulduğu, fiyatlarda aşırı oynaklığın yaşandığı ve küresel ticarette oyun planlarının değiştiği bir ortamdayız.
Söz konusu oynaklığa tarım sektörü açısından bir de iklimsel sürprizleri ekleyin.
O zaman gıda tarafında denklem daha da çok bilinmeyenli bir hale geliyor.
Bu durum, dünyanın neredeyse her ülkesi için geçerli.
Ama Türkiye’yi bu konuda diğer ülkelerden daha da olumsuz ayrıştıran bir konu var.
Nedir o?
Kendi iç dinamikleri ve kırılganlıkları…
Tarımsal üretimden pazarlamaya kadarki süreçte yıllardır çözülmeyi bekleyen ama bir arpa boyu yol alınamayan kronik sorunlar belki de en yumuşak karnımız.
İthalata dayalı bir tarımsal üretim modelinde yüksek girdi fiyatları, çiftçisinden sanayicisine kadar herkes üzerinde çok ciddi baskılar yaratıyor.
Mevcut koşullarda Dolar ve Euro ile üretilen ürünleri, Türk Lirası bazında satmaya çalışmak çok sürdürülebilir bir durum değil.
Zira önce üretici fiyatlarında yaşanan artışlar ardından ister istemez er ya da geç tüketici fiyatlarına yansıyor.
O yüzden de genelde enflasyonda golü sık sık gıda tarafından yiyoruz.
Söz konusu riskler, üretimdeki plansızlık, ölçek ekonomisinden uzak ve dağınık bir yapı ile verimlilik tarafındaki kayıplarla birlikte daha da artıyor.
Pazarlama kanallarında yaşanan sorunlar da yine sağlıklı fiyat oluşumlarının önündeki en büyük engel.
Tüm bunları üst üste koyduğunuzda tarım ve gıda sektöründe istikrarlı ve öngörülebilir bir büyümeden bahsetmek pek mümkün olmuyor.
Kağıt üzerinde büyüme olsa dahi bunun kırsaldaki refaha katkısı ya da çiftçi üzerindeki pozitif etkisi oldukça sınırlı kalıyor.
TARIM VE GIDADA KÜRESEL GÖRÜNÜM
Tarım emtiasındaki güncel gelişmelere baktığımızda genel manada küresel gıda fiyatlarındaki artışın ivme kazanmaya devam ettiğini görüyoruz.
Önümüzdeki aylarda küresel gıda fiyatlarının belirli bir süre kalıcı olarak en yüksek seviyelere ulaştığını görmek sürpriz olmayacak.
Potansiyel olarak enflasyonu küresel manada çok konuşacağız.
Pandeminin olumsuz etkilerini ortadan kaldırma veya azaltmaya yönelik adımların atıldığı bir ortamda, söz konusu trend, tüketicilerin harcama gücünü azaltabilir. Bu da ister istemez arz-talep dengesini bozacaktır.
Yani tüm dünyayı yine kriz niteliğinde bir sarmal bekliyor dersek yanlış olmaz sanırım.

PEKİ NEDEN?
Bu senaryonun olasılığını artıran farklı etkenler ve faktörler var.
Hem iklim değişikliğine yönelik riskler hem tüketici talebindeki düşüş hem de ham madde girdileri ve işçilik gibi diğer maliyetlerde yaşanan artışlar göz önüne alınırsa arz tarafında kısmi daralmalar yaşanabilir.
Bu yıl henüz tam olarak gündemde yer almasa da kuraklık, Türkiye dahil pek çok bölgede üretimi olumsuz etkileyecek gibi gözüküyor.
Bu senaryolar dünyanın farklı bölgelerinde daha fazla dillendirilmeye başlandı bile.
Örneğin küresel piyasalarda kuraklık ve diğer olumsuz hava koşulları, mısır ve şeker üretim beklentilerini azalttı.
Ve yakın zamanda daha sık konuşulmaya başlanan La Nina hava durumu, dünyanın farklı bölgelerinde senaryoyu daha da kötüleştirebilir.

HANGİ ÜRÜNLERİN FİYATI ARTIYOR?
Şeker tarafına baktığımızda vadeli işlemlerde altı aylık yükseliş sürdü…
Soya fasulyesi Eylül'de iki yılın en yüksek seviyesini gördü.
Mısır, 3’üncü çeyrekte yüzde 11 artış gösterdi.
Bütün bunlar bir şekilde tabağımıza da yansıyor ve yansıyacak.
ABD Tarım Bakanlığı (USDA), yayınladığı son küresel arz ve talep aylık tahminlerinde özellikle tahıl fiyatlarındaki artışa dikkat çekiyor.
Buğday, en göze çarpanlar arasında…
Geçtiğimiz haftalarda kuraklık etkisiyle Şikago Borsasında buğday vadeli işlemlerinde beş yılın en yüksek seviyeleri test edildi.
Tabi bu gelişmelerin domino etkileri de görülmedi değil.
Şikago borsasında buğday fiyatlarının yukarı yönlü hareketinin etkisiyle Rusya’nın buğday ihracat fiyatları yükselişe geçti.
Avrupa’nın ekmek sepeti” olarak nitelenen Ukrayna’da da benzer bir trend söz konusu.
Arpa fiyatlarında benzer bir yükseliş yaşandı.
Domino etkisi bununla sınırlı kalmadı.
Soya fasulyesi de neredeyse en yüksek seviyesine tırmandı…
Mısır da benzer senaryolarla yükseliş trendinde…
Dikkat ettiyseniz ürün bazında fiyatları özellikle yazmadık. Zira oynaklık oldukça yüksek seviyede ve her gün çoğunlukla yukarı yönlü değişiyor.



FAO VERİLERİ YÜKSELİŞİN SÜRECEĞİNE İŞARET EDİYOR
Aslında Birleşmiş Milletler (BM) Tarım ve Gıda Örgütü’nün (FAO) son yayınladığı Eylül ayına yönelik Küresel Gıda Fiyat Endeksi, zaten önümüzdeki aylarda bizi bekleyen risklerin öncü göstergesi niteliğinde.
Küresel gıda fiyatları Eylül ayında yüzde 2,1 artarak son dört aylık yükseliş trendini sürdürdü.
FAO Gıda Fiyat Endeksi, yıllık bazda yüzde 5 yükselerek 97,9 seviyesine ulaştı.
Endeksin alt başlıklarına bakıldığında, bitkisel yağ ve tahıl grubundaki fiyat hareketleri dikkat çekerken, söz konusu ürünlerin fiyatlarındaki yükseliş Ekim ayı itibariyle de hızla devam ediyor.
SON 6 YILIN EN YÜKSEK SEVİYELERİNE HAZIR OLUN
Uluslararası kurumların raporlarına
bakılırsa son 4 aydır yükselişini sürdüren küresel gıda fiyatlarındaki yukarı yönlü trendin devam edeceği öngörülüyor ki “yıl sonuna kadar, 2014'ten bu yana en yüksek seviye olan Ocak ayının üstüne çıkabilir” şeklinde uyarı niteliğinde bir beklenti hakim.
Yani önümüzdeki aylarda, küresel manada son 6 yılın en yüksek gıda fiyat seviyelerini konuşabiliriz.
Aslına bakarsanız küresel üretim tarafında arz ve stoklarda bugünden yarına dramatik bir değişimden söz etmek mümkün değil. Hatta bazı ürünlerin stok devrinde artışlar söz konusu ama pandemi süreci ezberleri bozmuş gözüküyor.
Ülkelerin gıdayı “milli bir güvenlik meselesi” olarak algılayarak, korumacı bir politika izlemesi ve stokları artırmaya yönelmesi fiyatların artışında önemli bir faktör.



TÜRKİYE’Yİ NASIL BİR SÜREÇ BEKLİYOR?
Konuya yeniden Türkiye özelinde bakarsak iki kat kırılganlık bizi bekliyor.
İlki mevsim itibariyle özellikle yaş meyve ve sebze tarafında fiyatların arttığı bir döneme giriyoruz ki Ekim ayından itibaren bunu daha net şekilde hissetmeye başlayacağız.
Ancak bu yıl diğer yıllardan farklı olarak tahıl grubu ve bitkisel yağlar ile hayvansal ürünler tarafında da sert bir yükselişe şahit oluyoruz ve olmaya devam edeceğiz.
Zira söz konusu ürün gruplarında kur geçişkenliği oldukça yüksek oluyor ve kurdaki yukarı yönlü seyre bakılırsa olmayı da sürdürecek.
Hatta çiğ süt başta olmak üzere bazı ürünlerde artan maliyetlerin hala sadece çiftçinin sırtında olduğunu da not düşelim.
HANGİ SENARYOLAR MASADA?
Türkiye’de gıda enflasyonuyla birlikte gündeme gelen ana başlıklar üç aşağı beş yukarı tahmin edilebilir senaryolar.
Çarşı, pazar ve marketlerde yüksek gıda fiyatlarıyla karşılaşacağız ve alım gücüne paralel olarak tüketim tarafında kısmi de olsa daralmalar yaşanacaktır.
Bu durumdan memnun olmaya kesim sadece tüketiciler değil. Özellikle sanayici tarafında tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi artan fiyatları perdelemek adına gramajlarda düşüşler yaşanabilir.
Buna da aslında bir nevi örtülü enflasyon desek yanlış olmaz.
Artan fiyatlar ve tüketicinin azalan alım gücü, maalesef bu işin sahtekar ve hilekarları açısından uygun bir ortam yaratıyor. Her ne kadar Meclis’te yeni yasa teklifinin bugün yarın geçmesi beklense de taklit ve tağşiş tarafında artış yaşanacağını tahmin etmek zor değil.

Bu yılın başlarında patates, kuru soğan ve limonda şahit olduğumuz “ön ihracat iznialtındaki ihracata yönelik kısıtlama ve sınırlamalara bu yıl fiyatı aşırı yükselecek ürünlerde yeniden şahit olmamız sürpriz olmaz.
Diğer senaryo ise fiyatları artan ürünlere yönelik ithalat kapılarının açılması ve gümrük vergilerinin düşürülmesi
Daha uç senaryoda ise umarız olmaz ama tanzim satış noktalarının yeniden gündeme gelmesi yer alıyor.
TÜRK İŞ’İN GIDA ENFLASYONU YÜZDE 20,6
Biliyorum çok yazı uzadı…
Farkındayım…
O yüzden bugün açıklanan bir veriyi daha paylaşıp noktalayalım.
TÜRK-İŞ
(Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) çalışanların geçim şartlarını 33 yıldan bu yana aralıksız olarak her ay düzenli olarak yaptığı “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırması sonuçlarını yayınladı.
Ekim 2020 Açlık ve Yoksulluk Sınırı” sonuçlarına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.482,28 TL oldu. Geçen yılın aynı döneminde söz konusu rakam 2.058,46 TL idi. TÜRK-İŞ’in hesaplamalarına göre, son 1 yılda gıda fiyatlarındaki artış yüzde 20,6 seviyesinde.
Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 8.085,62 TL. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 6.705,08 TL idi.
Özetin özeti, önümüzdeki aylarda hem Türkiye özelinde hem de küresel manada gıda enflasyonunu daha sık konuşacağız.
Ama gıda enflasyonunun sarsıcı etkisi Türkiye’de daha çok hissedilecek gibi gözüküyor.

Umarım yanılırız…
İrfan Donat
Bloomberg HT Tarım Editörü

Hindistan'da kuru soğan krizi yeniden patlak verdi

Hindistan'da kuru soğan fiyatları son 10 günde iki katına çıktı
Hindistan, geçen yıl tüm Asya ülkelerinde fiyatların artmasına neden olan kuru soğan krizini yeniden yaşıyor.

Dünya Gazetesinin haberine göre, Muson yağmurlarından zarar gören üründe arz, talebi karşılamayınca ülkede soğan fiyatları toptancılarda son 10 günde ikiye katlandı.

Hindistan hükümeti, fiyatların aşırı yükselmesinin önüne geçmek adına soğan ihracatına kısıtlama, ithalatında da yeni düzenlemelerine gitmesine karşın fiyatları istenilen düzeyde aşağı çekemedi.

Ülkede 1 kilogram kuru soğanın fiyatı son 10 günde ikiye katlanarak 80 rupiye (8.7 TL) çıktı.

Tüccarlar, iç piyasada fiyatların yüksek kalmaya devam edeceğini savunurken, olumsuz hava koşulları nedeiyle fiyat artışının devam edebileceği uyarısında bulundu.

Öte yandan, Dubai'den yapılan yüklü alımların Hindistan pazarına girmesiyle piyasanın sakinleşmesi de beklentiler arasında.

Hindistan, geçen yıl da benzer bir lkrize sahne olmuş ve ülkede fiyatların aşırı yükselmesi sonucu ihracat askıya alınmıştı. Söz konusu dönemde Sri Lanka, Bangladeş gibi Asya ülkelerinde de soğan fiyatları ciddi oranda yükselmişti.

Hindistan mutfağında kuru soğan çokça tüketilen ve geçmiş yıllarda fiyatların aşırı yükselmesi sonucu hükümetin istifa etmesinde dahi rol oynayan önemli bir gıda ürünü olarak biliniyor.

27 Ekim 2020 Salı, 10:21Güncelleme: 27 Ekim 2020 Salı, 10:26

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt