Bireysel Sulama Sistemleri Destekleme Başvuruları Başlıyor [emoji344][emoji344][emoji

Sulama malzemeleri ihtiyacı olanlara kacırılmıycak fırsat
2019 Yılı Bireysel Sulama Sistemlerinin Desteklenmesi Başvuruları Başladı...

2019 Yılı Bireysel Sulama Sistemlerinin Desteklenmesi başvuruları 07 Aralık 2017 tarih ve 30263 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/48 no.lu "Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Bireysel Sulama Sistemlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ" e göre 01 Ocak 2019 tarihinde başlayıp 01 Mart 2019 tarihi mesai bitiminde (60.gün) sona erecektir.

Başvuru dosyaları bizzat dosya sahibi veya vekâletname verdiği birinci derece akrabası tarafından Konya Tarım ve Orman Müdürlüğü Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürlüğüne elden teslim edilecektir.

FB_IMG_1548712606651.jpg

Buğdayda Gübre önerisi olan varmı

Daha henüz yaprak gübresini almadık buğday için hangi gübre daha uygundur öneriniz varsa ona göre değerlendirmek isterim.Birde biz burda tek seferde gübreleme yaparak işi bitiririz okuduğum bazı yerlerde 2seferde gübreleme yapanlar var hangisi daha doğrudur ?
sulama imkanımız yok
Buğday cinsi=Flamura85
Konum=Çorum/Merkez
Rakım=ortalama 1100m

KRALL Geri döndü - revizyon sonrası ford 5000 / 68

dede yadigarı 51 yaşında bu revizyon sonrası 50 yıl daha gider inşallah.

Resimler ve ekler

  • 1 (2).jpg
    1 (2).jpg
    340.8 KB · Görüntüleme: 308
  • 1 (1).jpg
    1 (1).jpg
    217.8 KB · Görüntüleme: 306
  • IMG-20181031-WA0000.jpg
    IMG-20181031-WA0000.jpg
    137.4 KB · Görüntüleme: 296
  • IMG-20181031-WA0005.jpg
    IMG-20181031-WA0005.jpg
    155 KB · Görüntüleme: 296
  • IMG-20181113-WA0012.jpg
    IMG-20181113-WA0012.jpg
    114.5 KB · Görüntüleme: 297
  • IMG-20181031-WA0002.jpg
    IMG-20181031-WA0002.jpg
    143.1 KB · Görüntüleme: 301

Dünyanın En Pahalı Baharatı; Safran Bitkisi

Karabük ilinin, UNESCO tarafından 1994 yılında dünya mirası listesine alınan Safranbolu ilçesine ismini veren, bir gramı altının bir gramı ile eş tutulan, dünyanın en pahalı baharatı, safran.

Safran; sonbaharda çiçek açan bir çiğdem türüdür. Safran bitkisi, toprak altı kısım ve toprak üstü kısım olarak iki ayrı kısımdan oluşmaktadır. Toprak altı kısım; 1 – 5 cm çaplı, çok yıllık soğan ve saçak köklerden oluşmaktadır. Toprak üstü kısım ise, 20 – 25 cm boyundaki sap kısım ile mor renkli çiçek kısmından oluşur. Safranın çiçek kısmı, mor renkli taç yapraklara, sarı renkli dişi organ ve kırmızı renkli erkek organlara sahiptir.

Safranın baharat olarak kullanılan kısmı; kırmızı renkli erkek organlarıdır. Sonbaharda açan çiçekler toplanır. Erkek organlar toplanan çiçeklerden tek tek ayrılarak kurutulur. Kurutma işleminin bitmesiyle safran baharatı kullanıma hazır duruma gelmiş olur.

Anavatanı Pakistan, Hindistan olan safran, Anadolu’da Hititler döneminden bu yana yetiştirilmekte ve kullanılmaktadır. Özellikle Osmanlı döneminde Safranbolu yöresinde yetiştirilmiştir. Osmanlı Devleti, 1855 yılında İngiltere ye 9,5 ton gibi yüksek miktarda safran ihraç etmiştir.

Safran,günümüzde gıda sektörü ve halk hekimliğinde kullanılmaktadır. Tarihte boyar madde özelliği sebebiyle boya materyali ve kozmetik sanayisinde de yoğun olarak kullanılmıştır. Sentetik ürünlerin, özellikle boyar madde olarak safranın yerini alması ve yetiştiriciliğinin oldukça zor olması sebebiyle üretimi oldukça azalmıştır.

Safran, dünyanın en pahalı baharatıdır. Bunun en önemli sebebi, yetiştirilmesinin zorluğudur. Yarım kilo safran, ortalama 80 bin çiçekten üretilebilmektedir. Fiyatı da buna bağlı olarak oldukça yüksektir. Genellikle ticari paketlemeleri gram bazlı olarak yapılan safranın 1 kilogramı, Türkiye’de 10.000-15.000 TL’ye, Avrupada 20.000 Euro’ya kadar alıcı bulabilmektedir.
*bilgiustam.com/dunyanin-en-pahali-baharati-safran/
Ekli dosyayı görüntüle 34147Ekli dosyayı görüntüle 34149Ekli dosyayı görüntüle 34150Ekli dosyayı görüntüle 34148FB_IMG_1548676564641.jpg

Mustafa Kemal Atatürk ile Çiftçinin Hikayesi

Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya Köşkü‘nden, yanında yalnızca şoförü ile Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında, koşulu bir de merkep vardır. Atatürk şoförüne;
— Arabayı durdur, der.
Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan öküzü ve merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince,
— Kolay gelsin Ağa, der.
— Sağolasın Bey! Hoşgeldin.
— Hoşbulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.
Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla,
— Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon Bey. Sen bunu bana mı söylüyon?
— Kime söylemeliyim Ağa?
— Sen bunu git vergi memuruna söyle.
— Vergi memuruna mı?
— He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün eşini “vergi borcunu karşılar” diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi Beylerin sofrasına et, sucuk oldu Bey.
Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. O’nun bu halini gören köylü,
— Bana niye kaş çatıyon bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece köyündenim. Muhtara sor istesen.



Atatürk,
— Neden Kaymakam Bey’e gidip durumu anlatmadın Ağa?
— Gittim bey.
Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder.
— Kaymakam ne dedi?
— Git borcunu öde, dedi.
— Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.
Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.
— Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.
— Halimden belli mi oluyor?
— He ya! Hem gitseydin bilirdin.
— Neyi bilirdim?
— Kapıdaki jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.
Atatürk,
— Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?, diye sorar.
Köylü gülümseyerek,
— İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola, der.
Atatürk, kızmıştır.
— Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?,diye sorar.
— O’nunda bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?
Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.
— Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.
Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya Köşkü‘ne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.
—“ Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”
Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya Köşkü‘ne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşkü‘ne gelen köylü “Eyvah ben ne yaptım” diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle “ beni takip edin efendim” deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.
— Hoşgeldin Ağa. Gel yerin burada.
Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,
— Sakin ol Ağa. Korkacak hiç bir şey yok.
— Sağol Bey! Sağol.
Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,
— Seni buraya niye çağırdım biliyor musun Ağa?
— Hayır Bey, bilmiyom.
— Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama; bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.
Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle;
— Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.
Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır. İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez

Atatürk’ün tarım politikası

Bir ülke hayal edin...

Balkan, Çanakkale, Birinci Dünya ve İstiklal Savaşı’ndan yorgun çıkmış...

Nüfusun yüzde 80'inden fazlası okuma yazma bilmiyor. 13 milyon nüfusun neredeyse yüzde 90'ı kırsalda yaşıyor.

Elde yok, avuçta yok...

Her şeyin kıt olduğu bir dönemde çok olan tek şey Atatürk'ün bu millette gördüğü umut...

Vefatının 78. yıldönümünde saygı ve rahmetle andığımız Mustafa Kemal Atatürk'ün tarım politikalarını merak ettiniz mi?

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin “Atatürk ve Tarım” başlığı ile hazırladığı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyoruz.

“Milli ekonominin temeli tarımdır” diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün tarıma bakış açısı O'nun ne kadar vizyon sahibi olduğunu kanıtlar nitelikte.

İşte Atatürk'ün tarım hakkındaki düşünceleri:

“Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca yayılmayı kolaylaştıracaktır.

Fakat bu çok önemli işi isabetle amacına ulaştırabilmek için ilk önce ciddi etütlere dayalı bir tarım politikası tespit etmek ve onun için de her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek tatbik edebileceği bir tarım rejimi kurmak lazımdır. Bu politika ve rejimde yer alabilecek başlıca önemli noktalar şunlar olabilir:

Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir nitelikte olması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprağın verim derecesine göre sınırlandırılması lazımdır.

Küçük, büyük bütün çiftçilerin iş makinalarını artırmak, yenileştirmek ve korumak önlemleri vakit geçirmeden alınmalıdır.

Memleketi; iklim, su ve toprak verimi bakımından, tarım bölgelerine ayırmak gerekir. Bu bölgelerin her birinde, köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları verimli, modern pratik tarım merkezleri kurulmalıdır.

Gerek mevcut olan ve gerekse de bütün memleket tarım bölgeleri için yeniden kurulacak tarım merkezlerinin kesintiye uğramadan tam verimli olarak faaliyetlerini, şimdiye kadar olduğu gibi devlet bütçesinden ağırlık vermeksizin kendi gelirleriyle kendi varlıklarının idaresini ve gelişmesini sağlayabilmeleri için, bütün bu kurumlar birleştirilerek geniş bir işletme kurumu oluşturulmalıdır.

Bir de başta buğday olmak üzere, bütün gıda ihtiyaçlarımızla sanayimizin dayandığı çeşitli hammaddeleri temin ve dış ticaretimizin esasını oluşturan çeşitli ürünlerimizin ayrı ayrı her birinde, miktarlarını artırmak, kalitesini yükseltmek, üretim masraflarını azaltmak, hastalık ve düşmanlarıyla uğraşmak için gereken teknik ve yasal her önlem zaman geçirilmeden alınmalıdır.”

İşte Atatürk'ün bu sözleri bile bugün tarımda yaşadığımız kronik sorunların çözümü niteliğinde.

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin “Atatürk ve Tarım” başlığı ile hazırladığı bilgilerden yola çıkarak Cumhuriyet Hükümeti’nin tarım ve çiftçinin iyileştirilmesi amacıyla kabul ettiği esaslara da bir göz atalım:
* Köylüden ağır vergileri kaldırmak.
* Köye para ve kredi sağlamak.
* Köylünün ürününü geliştirme ve koruma.
* Köylünün bilgi ve görüşünü yükseltmek.
* Toprağı olmayan çiftçilere toprak dağıtmak.

“Köylüye üretim sermayesi sağlamak amacıyla uzun vadeli ve faizsiz krediler sağlanan Atatürk döneminde, çiftçi bu parayla üretim yapabilmek amacıyla gereksinimlerini ve eksiklerini tamamlama fırsatı buldu. Ziraat Bankası'nın kredi şartları kolaylaştırılarak, köylülere kredi verilmesi sağlandı.

1929 yılında Tarım Kredi Kooperatifleri kuruldu ve böylece çiftçilere alternatif kredi bulma imkanı sağlandı.

Tarımı geliştirme ve koruma adına da önemli adımlar atıldı.

Köylülere pulluk dağıtıldı. Traktör kullanan çiftçiler korundu. Zirai Donatım Kurumu, çiftçinin tarım aleti, makine ve kimyasal gübre ihtiyacı sağladı.

Halka parasız fidan verildi. Numune çiftlikleri açıldı.

Hükümet, buğday fiyatını korumak için gerekli gördüğü zaman Ziraat Bankası ve 'Toprak Mahsulleri Ofisi' aracılığı ile buğday alım satış işlerini de üzerine aldı.

Cumhuriyet döneminde Ankara, Eskişehir, Erzurum ve Yeşilköy’de tohum ıslah istasyonları; Adana ve Nazilli’de pamuk ıslah istasyonları; Adapazarı’nda patates ve mısır ıslah istasyonu; Bursa, Antalya, Diyarbakır, Edirne ve Denizli’de ipek böcekçiliği istasyonu, Kayseri’de yonca istasyonu, Antalya’da sıcak iklim nebatları ıslah istasyonu kuruldu.

Tarım aletleri, makineleri ve ilaçlarının satın alınarak halka tanıtılması amacıyla 1937 yılında Zirai Kombinalar İdaresi kuruldu.

Çağdaş anlamda tarım eğitimi için Atatürk’ün direktifiyle Ankara Ziraat Yüksek Mektebi açılırken, 1930 yılında İstanbul, Bursa, İzmir ve Adana’da birer orta ziraat okulu açıldı.

Açılan enstitüler gerek kuruluşu gerekse akademik faaliyetiyle tam bir 'Tarım Üniversitesi' konumundaydı.

Ziraat okulları ile diğer tarım kuruluşları teknik bilgileri çiftçilere ulaştırmak ve teknik elemanlara yeni bilgiler vermek amacıyla kurslar açarak bu alandaki eksiklikleri gidermek için önemli aşamalar kaydetti.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, köylünün büyük bir kısmının topraksız olması, tarımsal üretimi olumsuz etkilemekteydi. Dönemin hükümeti, köylüyü toprak sahibi yapmak için bir çok kanunlar çıkardı. 1925’de kabul edilen bir kanunla birlikte; devlete ait arazilerin, uygun bir arazi yoksa devlet tarafından arazi alınıp köylüye dağıtılmasına başlandı. İlk on yılda köylüye 1 milyon dönümü aşkın arazi dağıtıldı.

Toprak sahibi olan köylünün toprak, tohumluk, tarım araçları borçlarının 20 yılda ödenmesi sağlandı.

İlk işletilen arazi, yeni yetiştirilmeye başlanan fidanlıklar, bağlar ve zeytinliklerden belirli bir süre için vergi alınmaması kuralı kabul edildi.”

Anlaşılacağı üzere Atatürk tarım konusunda da bilimi ön plana koyuyor. Ar-Ge'ye önem veriyor. Hem çiftçi hem de gelecek nesiller açısından eğitimi ön planda tutuyor. Kooperatifleşmeyi destekliyor.

Bilinçli, programlı bir tarım stratejisi izlerken başta toprak olmak üzere doğal kaynakları korumacı anlayışını da politikalarına yansıtıyor.

Kısacası gerçek anlamda 'milli bir tarım politikası' uyguluyor.

Atatürk'ün, dönemin zor şartları ve kısıtlı kaynaklara rağmen tarım sektörüne yönelik aldığı kararlar ve attığı adımlar tabiki bunlarla sınırlı değil.

Ancak biz bir kısmına değinerek Atatürk'ün tarım konusundaki vizyonunu sizlerle paylaşmak istedik.

Özlem, minnet ve rahmetle anıyoruz.ataturk-ve-tarim.jpg

Gecen sene pancar kooperatifinden aldığimiz 5 tonluk akin remork

Gecen yil civar köylerde bu remork baya satildi,. Remorkun yapisi saglam , 9 ton civari bugday aliyor...
Eksileri :
1. Hemen hemen herkesin pistonu arizali cikti,firma garintiden degistiriyor,lakin gittiydi, geldiydi, cargo ucretiydi vs vs,sorun
2. Lambalar emanet takilmis, iclerinde ampul yok,kablosu yok. Vs
3. Arkada reflektor cok kucuk, reflektor bant aldik yapisacak
4.arka kapak boşaltmak icin iyi degil, alttan acilmiyor,yükü boşaltmak icin üstten aciyoruz buda kapagi yamulttu, bi sure sonra arka kapak kirilir.
5.lastikler pek guven vermedi bana,genisletmek lazim
6. Remork 9 ton bugday aliyor ama sadece ön fren koymuşlar

Resimler ve ekler

  • 20190126_175749.jpg
    20190126_175749.jpg
    2.9 MB · Görüntüleme: 331
  • 20190126_175804.jpg
    20190126_175804.jpg
    2.4 MB · Görüntüleme: 327

Mersin’de 2 milyon civciv ölüme terk edildi

Çamlıyayla’da Sabire Eren’e ait kümesi kiralayan Adana merkezli şirket, buraya yaklaşık 2 milyon civciv getirdi. Şirket kısa süre önce iflas ettiğini açıklayıp 15 gündür bölgeye yem göndermeyince hayvanlar da açlık ve ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Şimdiye kadar 200 bine yakın civciv açlıktan öldü.


“EKMEK BOĞAZIMDA KALIYOR”

Ölen civcivleri küreklerle çuvala doldurup atmak zorunda kaldığını belirten kümes sahibi Sabire Eren, “Hayvanların aç susuz öldüğüne yanıyorum. Ağzıma ekmek alsam boğazımda kalıyor. Bu hayvanların günahı ne anlayamadım. Yıllardır böyle bir şey görmedik” diyerek gözyaşı döktü.


“SAHADA 2 MİLYON HAYVAN VAR”

Mahalle Muhtarı Mustafa Borluoğlu ise yardım beklediklerini ifade ederek, “Firmanın göndermiş olduğu civcivler ölmeye başladı. Civcivler geleli 15 gün oldu, bir sefer yem gelmedi. Kendi imkanımızla bu kadar yapabiliyoruz. İmkanlar el vermeyince civcivler telef oldu. Cumhurbaşkanımızdan, devletimizden yardım istiyoruz. Tarım kredi ve bankalara borcu olan bu insanlara yardım edilmesi lazım. Bir papağan kadar bu tavuk üreticilerinin değeri kalmadı. Sahada 2 milyon hayvan var bunların hepsi ölüme terk edildi” dedi. DHA

Yağmurlu Havada Toprak Analizi İçin Numune Almak || Çiftçinin İşleri #1

Youtube da “Çiftçinin İşleri” adlı bir seri başlatmak istedim, bu seride çiftçilerin gün içinde yaptığı kısa süreli(bir kaç saatlik) işleri ele alacağım. Serinin ilk videosu yayında:) Devamı gelecek herkese iyi seyirler... Bu arada sizlerin de tavsiyelerini ve görüntülememi istediğiniz bir uğraş varsa isteklerinizi kesinlikle bekliyorum.

youtube kanalı; https://www.youtube.com/channel/UCBLw0bLOX49D7CRGtcZ6Ypw

https://youtu.be/d56dLyzCJQc

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt