Meclis kuyu seferberliği talep etti

Meclis kuyu seferberliği talep etti​

Bülent Sarıoğlu

Bülent Sarıoğlu​



 Meclis kuyu seferberliği talep etti

Meclis İklim Komisyonu, savaş, afet, kuraklık gibi zor dönemlerin stratejik rezervi olan yer altı sularını tüketen 100 bini aşkın kaçak kuyu ve kirletici etkenlere karşı seferberlik istedi.​




Meclis Küresel İklim Değişikliğini Araştırma Komisyonu, savaş, afet, kuraklık gibi zor dönemlerin stratejik rezervi olan yer altı sularını tüketen 100 bini aşkın kuyu ve kirletici etkenlere karşı seferberlik istedi. Çalışmasının sonuna gelen komisyon taslak raporunda yer altı su kaynaklarının korunmasına yönelik önemli uyarılarda bulundu. Komisyon, bazı bölgelerde kaçak kuyuların “kümes, tarımsal yapı” gibi gösterilip, elektrik aboneliği yapıldığını tespit etti. Komisyon raporundan bazı öneriler şöyle:

SUNİ BESLEME YAPILMALI
“Yer altı suyu kuraklık, savaş ya da doğal afet durumlarında hızla kullanıma sunulması gereken ve kirlilikten en az etkilenen kaynaktır. Yer altı sularının stratejik bir depolama olarak kullanılması amacıyla önlemler alınmalı. Yer altı suyu suni besleme çalışmalarına devam edilmeli, arıtılmış suların yer altı suyu beslenmesinde kullanılması sağlanmalı. Yer altı sulama kooperatifleri ‘sulama birlikleri’ adı altında toplanmalı. Yer altı suyu sıkıntısı yaşandığı havzada, aşırı su tüketen ürünler üretilmemeli. Yer altı suyu yetersiz alanlarda, yer altı suyuna dayalı sanayi bölgesi kurulmasına izin verilmemeli. Arıtılmış atık su kalitesini ve miktarını artıracak tesisler kurulmalı ve bu suları biriktirecek depolama tesisleri yapılmalı, depolanan suyla belli oranda ağaçlandırma ve peyzaj sahalarının ihtiyaçları karşılanarak, temiz suda tasarrufa gidilmeli.”

Meclis kuyu seferberliği talep etti


SURUÇ OVASI BÖYLE KURUDU

DSİ Müfettişi ve Yeraltı Suları Dairesi Eski Başkanı Kemal Karakuş, kuyuların yer altı rezervlerine oluşturduğu tehdidi şöyle anlattı:
“Yer altı suları konusunda 167 tane kanun DSİ’ye mutlak yetki vermesine rağmen, bürokrat olarak en çok muzdarip olan biziz. Çünkü neredeyse görevimizi yapamaz durumda kalıyoruz. Vatandaşın açtığı kaçak kuyulara maalesef müdahale edilemiyor. Zaten Konya için 19 tane eylem planı hazırlandı; maalesef başarılı olamadı. Yer altı sularını tek başına DSİ’nin halletmesi mümkün değil. Ben 10 yıl Urfa’da çalıştım, o zaman Suriye’den geliyorlardı -o darbeli sondajlar bir günde 150 metre kazabiliyor- kazıp gidiyorlardı. Ruhsat da yok, hiçbir şey de yok. Bu şekilde Suruç Ovası kurudu, ama şimdi yüzey suyu götürdüğümüz için tekrar toparladı. Yani yer altı suları böyle, çok yüklendiğiniz zaman bitiyor. Bunun topyekün seferberlikle kaldırılması lazım.”




Sizin düşünceleriniz nedir TrakKulup üyeleri?

Tire Süt Kooperatifi, geleceğin lider yöneticilerini yetiştirecek

Tire Süt Kooperatifi, geleceğin lider yöneticilerini yetiştirecek​

Tarımda Kooperatifleşme - Tarım Analiz​

10 Temmuz 2021

Büyükbaş, GTVideo, Hayvancılık, Hayvancılık, Süt sığırcılığı, Tarım


Tarım-Analiz programına konuk olan Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat’ın sorularını yanıtladı. Kooperatifin lider yönetici yetiştirmek konusunda proje hazırladığını kaydeden Eskiyörük, kooperatif ortaklarının çocuklarına yönelik açtıkları eğitimle geleceğin lider yöneticilerini işin mutfağında yetiştireceklerini söyledi.

Medyayı görebilmek için giriş yapınız

Eskiyörük; “Ülkemizde kuruluşların kaderi genelde yöneticilerine bağlı kalıyor, yani baştaki yönetici değişince o kuruluş ilkelerinden ve amaçlarından sapabiliyor. Bu durum, kurumsallaşmanın tam anlamıyla oturmamasından kaynaklanıyor. Bu riski kooperatifimizde yaşamamak için kooperatif ortaklarımızın çocuklarına yönelik açtığımız eğitimle geleceğin yönetici kadrolarını yetiştirmeye başladık. Ne kadar çok gencimizi kooperatifçilik konusunda eğitirsek o kadar güçlü ve kurumu sahiplenen bir gelecek yaratırız” dedi. Eskiyörük, “Bu proje kapsamında 20-40 yaş arası en az lise mezunu ve ata mesleğini sürdürecek olan kooperatifimizin ortak çocuklarını kooperatifçilik konusunda eğiteceğiz. Önümüzdeki seçimde yönetim ekibimi bu gençlerin içinden uygun nitelikte olanlarla oluşturarak tekrar aday olacağım. Ortaklarımız yine görev verirse bu gençlerimizi geleceğe yönelik yetiştireceğim ve hazır olduklarına kanaat getirdiğimde görevimi teslim edeceğim” diye konuştu.


Etiketler: Mahmut EskiyörükTarım AnalizTire Süt KooperatifiVideo

Gelişmiş ülkelerde meyve ve sebzenin yarısı çöpe gidiyor!

Gelişmiş ülkelerde meyve ve sebzenin yarısı çöpe gidiyor!​

10 Temmuz 2021

Ekonomi, Meyva, Sebze, Tarım


Gelişmiş ülkelerde meyve ve sebzenin yarısı çöpe gidiyor!

‘2021 Uluslararası Meyve Sebze Yılı İlk Yarı Değerlendirme Toplantısı’ ile bir araya gelen uzmanlar, gelişmiş ülkelerde meyve ve sebzenin yüzde 50’ye yakınının hasat ve tüketim sürecinde kaybedildiğini söyledi.

Antalya Ticaret Borsası (ATB), Antalya Tarım Konseyi (ATAK), Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen ‘2021 Uluslararası Meyve Sebze Yılı İlk Yarı Değerlendirme Toplantısı’ gazeteci Galip Umut Özdil’in moderatörlüğünde çevrimiçi yapıldı.

ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca’nın açılışında konuştuğu toplantıya, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, Batı Akdeniz İhracatçıları Birliği Başkanı (BAİB) Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan ile Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm konuşmacı olarak katıldı.

BM’nin 2021 yılını “Meyve ve Sebze Yılı” ilan ettiğini anımsatan Özdil, 2016 yılının da “Bakliyat Yılı” ilan edildiğini, farkındalık oluşturan o dönemde bakliyatın üretim ve tüketiminin arttığına dikkat çekti.

Özdil, “Bakliyatın tüketimi o dönem dünya genelinde yüzde 3.84 arttı. Bu yıl meyve sebze üretim ve tüketiminde de artış olmasını umuyoruz” dedi.

msb-topl-7.21.jpg


“Sağlıklı, uygun fiyatlı, erişilebilir olmalı”


FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, sağlıklı beslenme için meyve ve sebze tüketiminin önemini vurgularken, “Dünya Sağlık Örgütü her gün en az 400 gram meyve sebze tüketilmesini öneriyor.

DSÖ, 2017 yılında 3.9 milyon insanın ölüm sebebinin yeterince meyve sebze tüketmemelerinden kaynaklı olduğunu rapor etti.
Meyve sebze beslenmemizin temeli. O nedenle gıda güvenliği kuralları çerçevesinde üretilmeli, uygun fiyatlı, sağlıklı ve erişilebilir olmalı” diye konuştu.

“Meyve sebzenin yarısı çöpe gidiyor”

Selışık, 2000 yılında dünya genelinde 685 milyon ton sebze üretilirken, 2018 yılında 1 milyar ton sebze üretildiğini, aynı döneminde meyve üretiminin 577 milyon tondan, 868 milyon tona çıktığını kaydetti.
Selışık, TÜİK verilerine göre bu yıl Türkiye’de sebze üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 0.3 azalacağının tahmin edildiğini, meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminde yüzde 7.1 oranında artış olacağının tahmin edildiğini söyledi.
Selışık, gıda israfına dikkat çekerken, “Gelişmiş ülkelerde meyve ve sebzenin yüzde 50’ye yakını hasat ve tüketim sürecinde kaybediliyor. Özellikle yaş sebzenin pazara erişimi sırasında büyük kayıplar oluyor. Bu kayıplar da toprak su gibi giderek azalan sınırlı kaynaklarımızın kaybına neden oluyor” diye konuştu.

gida-israfi.jpg


“Gıdanın yüzde 80’ini küçük işletmeler üretiyor”
Ayşegül Selışık, meyve sebzedeki kaybın sera gazı sorununu da artırdığını belirtirken, “İklim değişikliği riskini iyi yönetmemiz gerekiyor. Kayıp ve israf önlenirse sera gazı salınımı da azalır” dedi.
Selışık, dünya gıda üretiminin yüzde 80’inin, meyve sebze üretiminin ise yüzde 50’sinin küçük işletmeler tarafından üretildiğini belirtirken, küçük üreticinin ürününü pazara ulaştırmada yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Selışık, küçük üreticinin yaşadığı sıkıntıların kooperatifler aracılığıyla giderilebileceğini belirtti.

Kaynak: www.gidahatti.com

kamyonmu ? kamyonetmi K belgeleri ilgili bilgi

slm Arkadaşlar. mitsubishi ısuzu yada iveco almayı düşünüyorum.. bunların kamyon geçenleri kasaları daha büyük kamyonetler biraz daha ufak. kendi isimde canlı hayvan yeri geldiği zaman nakliyede yapacam ruhsatında kamyon geçenler için k2 yetki belgesi alınıyor 17.000 tl 5 yıl süreli bunun için vergi levhası muhasebe gerekiyormu. yani vergi mukellefi olmamiz gerekiyormu. konuyla ilgili bilgisi olan varmi yada hali hazırda kamyonu olupta bu işlerde çalışan varmi nasıl bir yol izliyorsunuz. yada kamyonet olursa ne olur. yardımcı olursanız sevinirim.

trakyada petrol arama araçlarının tarlalara verdigi tahribat

devasal makinalar ile duz ara tarlarda gidilerek petrol araniyor. verilen zarar karsilancak deniyor fakat soylentiye göre gecen seneki mahsul fiyatlarindan... her ne kadar zarar karsilancak olsada, bir evlat gibi bakilip büyütülen bugday ve ayciceklerimizin makinalar ile ezilmesi insanin ağrına gidiyor. para demek hersey demek degil, tarlalarimizin halini bircogumuz gidip gormek istemiyoruz...
hasata çok az zaman kalmasina rahmen, bicerdoverler tarla bicerken diger taraftan makinalar aynı tarlada geziniyor. petrol de lazim ama bu yokluk senesinde bari hasat zamani bu isleme az ara verilseydi...
Bir kırıntıya bile basmamaya özen gösteren bir milletiz, olgunlasmis bugdayi keske çiğnemesek...

Medyayı görebilmek için giriş yapınız
Medyayı görebilmek için giriş yapınız

Faiz indirimi hayal oldu!

Faiz indirimi hayal oldu!​

Tuğrul BELLİ

Tuğrul BELLİ
08 Temmuz 2021 Perşembe

Pazartesi açıklanan haziran TÜFE rakamıyla birlikte bazı kesimlerin bu sene bekledikleri faiz indiriminin hayal olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bilindiği gibi mayıs ayında TÜFE rakamı tahminlerin altında gelince enflasyonun gidişatı yönünde daha iyimser tahminler de oluşmuştu. Ancak bu rakamın esasen mayıstaki pandemi tedbirleri nedeniyle sağlıklı fiyat verisi alınamadığından dolayı oluştuğu da gözlerden kaçmamıştı. Haziranda önceki ay hesaba katılamayan fiyatların verilere dahil edilmesiyle enflasyonun beklenenden daha yüksek çıkacağı bekleniyordu. Nitekim de öyle oldu. Gelen TÜFE rakamının yüksekliğini şöyle de açıklayabiliriz: Son 15 yılın haziran ayı TÜFE ortalaması sadece yüzde 0.10. (Türkiye’de aylık enflasyon rakamlarında özellikle gıda fiyatlarına bağlı olarak çok yüksek bir mevsimsellik vardır. Haziranda sebze-meyve fiyatlarındaki düşüşle birlikte aylık enflasyon da azalır, ve hatta çoğu sene eksiye düşer.)

Önümüzdeki aylarda bizi nasıl bir enflasyon beklediğinin sorusuna da Yİ-ÜFE ve çekirdek enflasyon gibi TÜFE’nin öncü göstergeleri sayılabilecek verilere bakarak bir cevap bulmaya çalışabiliriz. Bu ay yüzde 4,01 gelen Yİ-ÜFE sonucunda 2 endeks arasındaki makas yüzde 25 gibi anormal yüksek boyutlara ulaşmış durumda. Üretici fiyat artışlarının önümüzdeki dönemde TÜFE üzerinde baskıyı devam ettirmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Keza, yüzde 18,2’ye ulaşan “B” çekirdek enflasyon rakamı da artışa işaret etmekte. Bu aybaşı yapılan yüksek oranlı zamların da temmuz enflasyonuna önemli bir etki yapacağı ortada.

Hatırlanırsa Merkez Bankası faiz politikasını Enflasyon Raporu’nda yer alan enflasyon patikası üzerinden yönlendireceği yönünde görüş vermişti. Bu patika TÜFE’nin yaz aylarında yüzde 17 seviyelerinde kaldıktan sonra sene sonunda yüzde 12,2’ye düşeceğini öngörmekteydi. Ancak, bu sene sonu hedefinin şimdiden kadük olduğunu söylemeye gerek yok herhalde. Son durumda, sene sonu enflasyonunun resmi rakamlarla bile yüzde 17’nin altında kalmasının imkansıza yakın olduğu söylenebilir. Bu da bu sene herhangi bir enflasyon indirimi ihtimalini ortadan kaldırmış gözüküyor.

Enflasyonla ilintili bu hafta açıklanan bir başka tatsız veri de reel efektif döviz kuru endeksi oldu. Bu ay bu endeks ilk hesaplanmaya başladığı 1994 yılından beri en düşük değeri olan 59.7’e geriledi. (Düşük endeks rakamı paramızın daha değersiz olduğu anlamına geliyor.) Ekonomi literatüründe bir ülkenin kalkınma ve gelişimi ile birlikte o ülkenin parasının da zaman içerisinde daha değerli olacağı yönünde Samuelson-Ballasa etkisi adında bir kuram vardır. (Bu etki büyük ölçüde o ülkenin cari dengesinin fazla vermesiyle sağlanır.) Maalesef ki son REDK verisi Türkiye ekonomisinin karşılaştırmalı olarak son 28 senede az gidip uz gidip pek de bir yere varamadığını göstermekte.

Bu bağlamda yetkililere şöyle de bir uyarıda bulunmak isterim: Sanmayın ki, eğer bazı sebeplerle zaman içerisinde üretici fiyatlarındaki artış tüketici fiyatlarına yansımaz ve resmi rakamlarla enflasyon en azından 20’li seviyelere gelmez ise, her şey yoluna girmiş olacaktır. Mevduat ve diğer sabit getirili TL enstrümanlarda kalanların reel zararları bir kenara, bu durumdan asıl en çok mağdur olacaklar nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan maaşlı çalışanlar ve emekliler olacaktır. Maaşlar enflasyona endekslendiği için resmi enflasyon rakamları üzerinden yapılacak artışlar yaşanan gerçek fiyat artışlarını karşılamakta son derece yetersiz kalacaktır. (Hele bir de bu artış oranları “gelecek” düşük farazi enflasyon tahminleri üzerinden yapılırsa, alım gücü kayıpları daha da yüksek olacaktır.) Bu da Türkiye halkının büyük bir bölümünde önemli bir alım gücü kaybı demektir. Kısaca ciddi bir açmaz bizi beklemekte.


Römork Ne Kadar Ürün Alır ? Hesaplama Anlatımı

Herkese iyi günler, tecrübeli kişiler tabiki römorka baktığında ne kadar alacağını bilir fakat yine de hesaplamak için anlatabildiğim kadar açıklayacağım.

İlk önce hektolitre kavramından bahsetmek istiyorum. Hektolitre ağırlığı, mahsulu 100 litre hacme sahip bir kaba koyduğumuzda tartacağımız ağırlıktır. Örneğin 20 litrelik 5 tenekeye buğdayı koyun ve tartın hektolitre ağırlığını bulabilirsiniz.

Buğday cinsine, kalitesine göre hektolitre ağırlığı değişmektedir. Şimdilik hesabımıza 80 kg olarak devam edelim. Yani 20 litrelik 5 teneke buğday 80 kg dedik.

Sırada römork kasamızın iç hacmini ölçme işlemi var. Bu işlem çok basit. Römorku iç hacmini tarif etmek için üç tane ölçü vardır bu üç ölçüyü birbiriyle çarpalım.

Genişlik: 2 metre
Uzunluk: 3 metre
Yükseklik: 1 metre

Sırasıyla birbiriyle çarpalım

2x3x1=6

Daha sonra bu sayıyı hektolitre ağırlığı ile çarpacağız fakat şöyle yapacağız.

80 kg ise hektolitre 0.8 ile çarpacağız.
73 kg ise hektolitre 0.73 ile çarpacağız.

Şimdi biz 0.8 ile çarpalım.

6x0.8=4.8 yapar

Evet yukarıdaki ölçülerdeki römork buğdayın kalitesine göre 4.8 ton civarı buğday almaktadır.

Ürünümüz arpa ise veya nohut ise gerekli hektolitre ağırlıklarıyla çarparak hesap yapabilirsiniz.

Kuraklığın Tohumculuk Sektörüne Etkisi

Kuraklığın Tohumculuk Sektörüne Etkisi



AGROTV'den Galip Umut Özdil sunumuyla.



Kuraklığın tohumculuk sektörüne etkisi tüm yönleriyle Gerçek Boyut programında…

Sertifikalı tohum üretimi azalır mı?

Gelecek sezon tohumda arz – talep dengesi ve fiyatlar nasıl oluşur?

Kuraklığa dayanıklı tohum çeşitlerinin geliştirilmesi konusunda yapılan AR-GE çalışmaları yeterli mi?

Trakya Tohumcular Derneği Başkanı İbrahim Toruk, Dr. Cemal Çekiç ve Prof. Dr. Cafer Mart değerlendirdi.



Medyayı görebilmek için giriş yapınız



Güzel ve faydalı bir program olmuş. Gelecek sene Buğday tohum fiyatı 5.000'leri göreblir. Çünkü tohumluk sıkıntısı da var maliyetlerde katlıyor.

Bence her çiftçi bu sene tohumluğunu ayırmalı!..

10 aylık besilerim

IMG_20210706_122905.jpg
IMG_20210706_122955.jpg
IMG_20210706_122857.jpg
Ustalar kolay gelsin
Bu danalar 10 aylık 18 aya kadar bakıcam sonra kesime. Kilo alımında sorun yaşıyorum(tartım yok) veterinere nasıl daha hızlı kilo alırlar diye sordum slaj verme , ot kurusu(yulaf-fiğ) ve sınırsız buzağı büyütme yemi ver önlerinde dursun dedi. Sizce bu şekilde daha mı hızlı kilo alır. Hayvan pazarına gidiyorum diğer 10 aylık danalar her yeri balon gibi şişmiş sırtları geniş. Nasıl besliyorlar acaba benim ne yapmam lazım ustalar yardım edin tecrübelerinizi paylaşın lütfen. Yemleme konusunda vitamin mineral takviyeleri konusunda ekstra birşey vermem gerekiyor mu

  • Makale
40 bin balya samanı ücretsiz dağıtıyor

40 bin balya samanı ücretsiz dağıtıyor

2 Temmuz 2021

Geçtiğimiz yıl 5 bin 500 balya samanı küçük ve orta ölçekli hayvancıya hediye eden Silivri Belediyesi, bu yıl da 40 bin balya samanı Silivrili dar gelirli üreticiye ücretsiz olarak dağıtmaya başladı.

Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın yerli ve milli üretimi destek çalışmalarıyla hayata geçirilen “Çiftçiye Tohum Desteği Projesi” kapsamında, Silivri’de dar gelirli üreticilere yönelik destekler devam ediyor. Geçtiğimiz yıl 300 dönüm araziye yapılan tohumluk arpa ekiminden elde ettiği 5 bin 500 balya samanı, küçük ve orta ölçekli hayvancıya hediye eden Silivri Belediyesi, bu yıl da belediye arazilerinin 1000 dönümüne arpa, 500 dönümüne de buğday ekti. Hasat edilmeye başlanan ürünlerden elde edilmesi planlanan 40 bin balya saman, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da hayvancılıkla uğraşan Silivrili üreticilere ücretsiz olarak dağıtılmaya başladı. Belediye ekipleri samanları çiftçilerin kapılarına kadar teslim ediyor ve böylece çiftçiler herhangi bir nakliye masrafı ödemek zorunda da kalmıyor. Bu çalışma sayesinde, yerli ve milli tohumlara sahip çıkılırken, özellikle son günlerde fiyatı neredeyse yüzde 100 artan samanın temini konusunda da hayvancıların üzerinden önemli bir maddi yük alınmış oluyor.



40 bin balya samanı ücretsiz dağıtıyor


‘Emek veren, alın teri döken üreticilerimizin yanındayız’
Ücretsiz saman dağıtımı hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Yılmaz, “Biz, Silivri Belediyesi olarak üretmenin ne kadar kıymetli olduğunun farkındayız. Bu farkındalıkla göreve geldikten sonra daha önce kullanılmayan, atıl durumdaki 2 bin 500 dönüm belediye arazisini üretime kazandırdık. Bu arazinin 1000 dönümüne arpa, 500 dönümüne de buğday ektik ve hasattan yaklaşık 40 bin balya saman elde etmeyi planlıyoruz. Elde ettiğimiz samanları ilçemizde üreticilik yapan ihtiyaç sahibi hayvancı ve çiftçilerimize ücretsiz dağıtıyoruz. Tarım ve hayvancılıkla iştigal eden, emek veren, alın teri döken, geçimini üreterek sağlayan Silivrili hemşehrilerimize destek olmayı sürdüreceğiz. Silivri için üretmeye, Türkiye için geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.


  • Makale
Kuraklık

Kuraklık
3 Temmuz 2021

İki ayaklı çekirge sürüsü tarafından istila edilen memleketimizin çok ciddi bir başka sorunu var, olağanüstü kuraklık… Bu nedenle, kravatlı çekirge sürüsünün talanına bir günlüğüne ara verip, kuraklık yüzünden başımıza gelecek olanları yazmak istedim.



Türkiye'de tarım konusunda en yetkin gazeteci olan ve çözüm odaklı mücadele veren değerli arkadaşım Ali Ekber Yıldırım'a sordum, tane tane anlattı.



■ En çok nereleri vurdu?
Yağış miktarındaki azalma 40'tan fazla şehrimizde kuraklığa sebep oldu, ama özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da çok ciddi sorun var.

■ Hangi ürünlerde hasar var?
Güneydoğu Anadolu'da buğday, arpa, kırmızı mercimek veriminde yüzde 20 ile yüzde 80 oranında zarar var. Türkiye'nin tahıl ambarı Konya Ovası'nda kıraç alanlarda buğday verimi dekara 40 kiloya kadar düştü. Normal şartlarda en az 200 kilo alınıyor. Hiç biçilemeyen, biçerdöver yerine hayvanların salındığı tarlalar var.

■ Tüketici açısından anlamı ne?
Güneydoğu Anadolu'nun buğday üretimindeki payı yüzde 14, İç Anadolu'nun üretimdeki payı yüzde 38… Yani, buğday üretiminin yarısının gerçekleştiği iki bölge kurudu. Buğday, arpa, mercimek ve nohuttaki verim düşüklüğü daha fazla ithalat yapılmasını zorunlu kılıyor. İthalatın ucuz olmadığını, pandemi kısıtlamaları nedeniyle tedarikin daha da zor olduğunu dikkate alırsak, fiyatların yükseleceği kesin.

■ Meteoroloji ne diyor?
Türkiye aslında geçen yıldan beri kuraklık yaşıyor, yağış miktarlarında ciddi düşüşler var. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yağış ve sıcaklık analizine göre, Mayıs ayı son 50 yılın en sıcak ayı oldu. Yağışlar yüzde 66 azaldı. İç Anadolu ve Güneydoğu'dan sonra en çok etkilenen bölge, Ege… Aşırı sıcakların artacağı öngörülüyor.

■ Sebze meyve?
Şimdilik kuraklıktan en çok zarar gören ürünler, arpa, buğday, mercimek, nohut… İnsanların yiyeceğiyle beraber hayvanların yemi de zarar gördü. Aşırı sıcaklar böyle devam ederse, sadece sebze meyve değil, zarar görmeyen ürün kalmaz.

■ Çiftçi ne durumda?
Türkiye'nin ortalama buğday üretimi yıllık 20 milyon ton, ama bu yıl 15-16 milyon ton anca tahmin ediliyor. Bu da demektir ki, Türkiye daha fazla buğday ithalatı yapacak. Toprak Mahsülleri Ofisi iki gün önce, 30 Haziran'da 395.000 ton ekmeklik buğday ithalat ihalesi yaptı. Geçen hafta da 320.000 ton arpa ithalatı ihalesi yapıldı. Çiftçi hasat yaparken ithalat yapılmaz! Hatta eskiden, çiftçi hasat yaparken Toprak Mahsülleri Ofisi ürün bile satmazdı. Ama bu yıl, hasat devam ederken hem buğday hem arpa ithalatı yapılmaya başlandı.

■ Çiftçiyi katmerli kuruttular demek ki…
Burada en önemli konulardan birisi, Toprak Mahsülleri Ofisi kendi çiftçimize buğdayda ton başına 2.250 lira fiyat verdi, arpada 1.750 lira fiyat verdi. Ama, arpada ton başına 2.400 liraya ithalat yapılıyor. Yani, kendi çiftçimize verilen fiyatla ithalat fiyatı arasında 700 liraya yakın fark var.

■ E böyle rezalet olur mu yahu?
Ben 25 yıldır tarım yazıyorum, arpa fiyatı ilk kez buğday fiyatını geçti. Şu anda piyasada arpanın tonu 2 bin 700 lira, buğday 2 bin 400 lira… Bu nedenle, yem sanayicileri insanların yiyeceği ekmeklik buğdayı almaya başladılar. Çünkü buğday arpadan daha ucuz hale geldi. İnsanın yiyeceği ekmeğin buğdayı, hayvanlara yem oluyor!

■ Sayın bakanlığımız uyuyor mu?
Tarım bakanlığı her zamanki klasik davranışında bulundu, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi'ye olan çiftçi borçları bir yıllığına ertelendi. Halbuki, çiftçimiz sadece bu iki kuruma borçlu değil ki… Çiftçinin gübre bayisine borcu var, ilaç bayisine borcu var, tefeciye bile borcu var. Nasıl ödenecek? Kuraklık ciddi zarar verdi, ürün yok, hangi ürünü satacak da borcunu ödeyecek?

■ Asrın liderimiz de bir şeyler dedi galiba?
Cumhurbaşkanı açıklama yaptı, kuraklıktan zarar gören çiftçilere dekar başına 100 liraya kadar hibe vereceğiz dedi. Bu şu demek… Hani bilirsin, mağazalar indirim yapar, yüzde 70'e varan indirim der, yüzde 70'i kocaman yazar, 'e varan bölümünü küçücük yazar. Kuraklık desteği de işte böyle! 100 liraya kadar deniyor, belki 40 lira, belki 50 lira verilecek, anormal zararı karşılamaktan çok uzak.

■ Peki acilen ne yapmalıyız, gölet sayısını mı arttırmalıyız mesela?
Milyarlarca lira yatırımla gerçekleştirilen sulama baraj ve göletlerinden tarlaya açık kanallarla su taşınıyor, bu taşıma sırasında suyun yarısı buharlaşma veya başka yollarla kaybediliyor. Baraj, gölet ve benzeri inşaat yatırımları yapmadan, sadece mevcut sulama sisteminde iyileştirmeler yapılarak, modern sulama teknikleriyle tarımsal sulama suyunda yüzde 50 tasarruf sağlanabilir.

■ Türkiye su zengini deniyor ama, palavra değil mi?
Türkiye su zengini değil, ama suyu zengin gibi kullanıyor! Tarım bakanlığı 2021 yılını su ve sulama yatırımlarında “hamle yılı” ilan etti. Hamle denilince akla sadece inşaat geliyor. Sadece baraj ve gölet inşa edilerek su sorunu çözülemez.

■ Musluğu kapatın filan diye millete akıl veriyorlar?
Su tasarrufu denilince hep evsel kullanım akla geliyor. Halbuki, evlerdeki su kullanımı toplam suyumuzun yüzde 15-16'sı civarında… Bunun tamamını bile tasarruf etseniz, su sorunu çözülmüyor. Her damla su önemli ama, asıl üzerinde durulması gereken, tarımsal sulamada kullanılan suyun en verimli şekilde değerlendirilmesi… Mesela, tarımsal sulamada sadece salma sulamadan basınçlı sulamaya geçtiğimizde bile yüzde 50 daha az su kullanılıyor. Sadece bu bile yapılsa, evsel suyun tamamından fazlası tasarruf edilmiş olur.

■ Ne yapacakmışız hamle yılında?
Tarım bakanı 2021 yılında 51 baraj ve 39 gölet yapılacağını söyledi, cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay sulama yatırımlarını 8.9 milyar liraya çıkaracaklarını söyledi. Bunlar elbette önemli… Ama, suyu tarlaya en az kayıpla ulaştırmazsak, bilinçli kullanımı sağlamazsak, ülke kaynakları heba oluyor.

■ Bu işin profesyonelleri, bilim insanları ne diyor?
Sulamanın geçmişte tek yöntemi salma/vahşi sulamaydı. Bugün çok farklı teknikler var. Damla sulama, yağmurlama sulama, pivot sulama, tamburlu sulama, yeraltı sulamaları, filtrasyon ve gübreleme sistemleri, sulama otomasyonu sistemleri kullanılıyor. Bu sistemleri, bu teknolojileri üretenlerin oluşturduğu Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği var. Çarpıcı önerileri var.

■ Ne öneriyorlar mesela?
Türkiye'de tüketilen suyun yüzde 77'si tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor, klasik sulamada modern sulamaya oranla üç kat daha fazla su harcanıyor. Üstelik, barajlardan açık kanallarla taşınan suyun da yüzde 50'si buharlaşmayla kaybediliyor. Modern sulama hem tasarruf sağlıyor, hem verimi arttırıyor. Kuraklıkla mücadele için mutlaka ve öncelikle, basınçlı sulama sistemlerini yaygınlaştırmak gerekiyor. Sadece sulama yöntemini değiştirerek, aynı miktarda suyla iki kat fazla alanı sulamak mümkün oluyor. Salma sulama yasaklanmalı, çiftçiye ürettiği bitkinin ihtiyacı kadar su tahsis edilmeli, çiftçi sulama konusunda eğitilmeli, çiftçinin modern sulamaya geçebilmesi için destek ve hibe verilmeli… Bunları öneriyorlar.

■ Hayvancılık nasıl etkileniyor?
Saman adeta Türkiye'nin bitcoin'i oldu! Kuraklık en çok hayvancılığı etkiliyor, samanın tonu 1200 lira, yoncanın tonu 1600 lira oldu. Yoncanın tonu geçen yıl 600 liraydı. Kuru otun fiyatı bile 350 liradan 600 liraya yükseldi. Geçen yıl tonu 280 lira olan mısır silajı 600 lirayı buldu.

■ Fiyatlar korkunç…
Türkiye'nin saman ihtiyacının büyük bölümünü Mardin ve Şanlıurfa karşılıyor, kuraklık nedeniyle saman bu bölgede karaborsaya düştü. Geçen yıl tonu 500 liraydı, 1000 liraya çıktı. Eskiden üretici buğdayını hasat ederken, danesini kendisi alır, sapını biçer parası olarak hasadı yapan biçerciye verirdi. Bu yıl biçerciler, çiftçinin buğdayını hasat ederken samanı alabilmek için üstüne dekar başına 300-400 lira para ödüyor. Fiyatı artacak diye parayı samana yatıranlar var.

■ İnsanını doyuramayan ülke, hayvanını da doyuramıyor yani!
Konya, Aksaray, Karapınar yöresinde yonca başta olmak üzere kaba yem fiyatları zirve noktasına ulaştı. Fiyat daha da artacak diye herkes saman alıyor. Daha hasat edilmeden saman kapışılıyor. Çiftçilik yapmayanlar bile yatırım olarak saman alıyor! Stokçuluk yapılıyor. Fırsatçılık yapılıyor. 1200 lira olmasını bekliyorlar. Et, süt, yumurta fiyatlarının bu tablodan etkilenmemesi imkansız.

■ Gene saman mı ithal edeceğiz?
Daha fena bir durum var… Saman ithalatı nedeniyle 2012'den beri tartışmalar sürüyor. Ama, hem dövizdeki yüksek artış, hem nakliye masraflarının feci yükselişi nedeniyle saman ithalatının yapılması bile artık zor! Bulgaristan'dan getirmek bile çok maliyetli oluyor.

■ Ne yapmalı Ali Ekber?
Yem ve diğer girdi fiyatları artarken, hayvansal ürünlerin fiyatı aynı oranda artmıyor. Bu nedenle et, süt, yumurta üreticileri büyük bir darboğazda… Türkiye'de hep sonuca müdahale ediliyor, asıl üretim aşamasında müdahale etmek gerekiyor. Gübreye, mazota, tohuma, ilaca derhal destek sağlanarak, müdahale edilmeli… Ürün ortaya çıktıktan sonra, fiyatlar yüzde 100 arttıktan sonra yapılan müdahaleler sonuç vermiyor. Yetiştiriciler 2007-2008 döneminde olduğu gibi süt ineklerini kesmek zorunda bırakılıyor. Bütün bu sıkıntıların faturasını sadece üretici değil, tüketici olarak hepimiz ağır bedelle ödeyeceğiz.



Vaziyetin kısa bir özeti işte bu.



Kuraklık denilince baraj fotoğrafı kullanılıyor, hava sıcaklığı filan denilince plaj fotoğrafı kullanılıyor.
Halbuki, market rafı fotoğrafı kullanmak gerekiyor, mutfak fotoğrafı kullanmak gerekiyor.
Çünkü, bütün dünyanın alarm verdiği, Türkiye'yi yönetenlerin hiç umursamadığı kuraklık nedeniyle, aslında soframız kuruyor.

YILMAZ ÖZDİL

SÖZLEŞMELİ ÜRETİM MODELİ NASIL OLMALI?

SÖZLEŞMELİ ÜRETİM MODELİ NASIL OLMALI?

7 Temmuz 2021



Medyayı görebilmek için giriş yapınız


Türkiye’de sözleşmeli üretim sınırlı da olsa uygulanıyor ancak bu model şimdiye kadar hep üretici- çiftçi aleyhine sonuçlar verdi. Bir nevi üretici fiyatlarının baskılanması, düşürülmesi için araç olarak kullanıldı.



Sözleşmelere uyulmadı. Bir kısım alıcılar ürünleri sözleşmede yazan fiyattan daha ucuza alabilmek – kapatabilmek- için elinden gelen gayreti gösterdi. Üretim için kullandıkları girdileri ya da bu girdileri satın almak için gerekli olan parayı bulmak için sözleşme yaptığı alıcıya mahkûm olan örgütsüz üretici, sonraki sezonu düşünerek tüm dayatmalara boyun eğmek zorunda kaldı.

Özellikle Türkiye gibi küçük ölçekte üretim yapan çiftçilerin yoğun olduğu ülkelerde üreticiler; tarım şirketlerinin sağladığı girdiler, verdiği avanslar olmadan rekabetçi olamazlar. Ayrıca sözleşmeli üretim ‘’ Nasıl olsa çiftçinin satış yapacağı yer garanti, sözleşmede yazan kârı da alacak.’’ mantığıyla desteklerin azaltılması için bir bahane olarak kullanılabilir.

Gıda piyasaları giderek tekelleşiyor. Küçük ve orta ölçekli çiftçilerin girdi ve ürün piyasalarına girmeleri zorlaşıyor. Bu durum üreticinin fiyat risklerini artırıyor. İşte sözleşmeli tarımın propagandası tam da burada başlıyor. Bir bölümü uluslararası tarım şirketlerinin piyasaya girmesi ile uygulanan sözleşmeli tarımın üreticilerin karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm olacağı söyleniyor.

Hiçbir büyük alıcı, küçük miktarlarla uğraşmaz. Büyük miktarda üretim içinse yeni ve yüksek teknoloji gerekir. Bu yatırım maliyetini kim, nasıl karşılayacak?
Dahası işletme ölçekleri küçüldükçe firmaların ürünü garanti etmek için koydukları şartların çiftçiler aleyhine ağırlaştırılmasını kim engelleyecek?
Ülkenin belli bir bölümüne hâkim olan birkaç şirketin kendi aralarında anlaşmasını, bu nedenle azalacak rekabet sonucunda çiftçilerin farklı şirketler ile sözleşme imzalamasının imkânsız hâle gelmesini ve şirket tarafından verilen fiyatları kabul etmek zorunda kalmasını kim durdurabilecek?

Sizce şirketler için kâr mı önemlidir, yoksa gıda güvenliği mi? Satılabilecek ürün daha çok ürettirileceğine göre ürün çeşitliliği nasıl sağlanacak?

Sözleşme demek, hukuk demektir. Türkiye’de tarım hukuku var mıdır? Taraflar arasındaki olası uyuşmazlıkları zamanında çözebilecek, tarım konusunda uzman mahkeme yoktur. Klasik yargı düzeninde atanan bilirkişilerin raporları ve mahkemelerin hüküm verme süreci çok uzun sürmektedir. Toprak ve ürün canlıdır. Üretici sözleşmede yazan gübre veya ilacı yanlış kullandı diyelim. Bunun kararının hemen verilmesi gerekir. Bırakınız ayı, yılı, bir hafta sonra yazılacak bilirkişi raporunun hiçbir geçerliliği olmayabilir.

Ürün alım fiyatları konusunda firmanın sözleşmeye uymadığını farz edelim. Üretici yasal yollara başvuracak maddi gücü ve diğer imkânları nasıl bulacaktır?
Sözleşmeli üretim modeli, büyük ölçekli üretim ister. Bunun sonucu çiftlik sayısının azalması, küçük ve orta ölçekli çiftliklerin kaybolması demektir. Eğer yasa tasarısı tüm bu sorunlara çözüm üretecek mekanizmaları kuramazsa; bir endüstriyel üretim modeli olan sözleşmeli tarımın yerleşmesi özellikle küçük ölçekli ve örgütsüz üreticilerin olduğu ülkemizde sermayenin tarımda egemenliğini sağlamasının önemli bir aracı olacaktır.


FAO ve OECD önümüzdeki 10 yılda reel tarım emtiasında düşüş bekliyor. (2021-2030 tahmini)

FAO ve OECD önümüzdeki 10 yılda reel tarım emtiasında düşüş bekliyor. (2021-2030 tahmini)​



Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü (FAO) ve OECD tarımda yüksek verimlilik ve Çin’in talebindeki azalmayla önümüzdeki 10 yıllık dönemde tarım emtiasında düşüş öngörüsünde bulundu​


Aşağıdaki bölümü raporun 63. sayfasından aldım. https://reliefweb.int/report/world/oecd-fao-agricultural-outlook-2021-2030




Tarihsel fiyat trendleri


Önümüzdeki on yılda, Görünüm'de kapsanan çoğu emtianın reel tarım fiyatlarının (yani enflasyona göre düzeltilmiş) düşeceği tahmin edilmektedir (Şekil 1.32).

Tarım ürünlerinin fiyatları 1960'lardan bu yana genel bir düşüş trendi izlemektedir. Bu, ana gıda ürünlerinin marjinal üretim maliyetlerini düşüren tarım ve ilgili endüstrilerdeki verimlilik iyileştirmelerinin bir sonucu olmuştur.

1960'lardaki yeşil devrim ve 1990'lardaki yeni teknolojilerin ortaya çıkışı, büyük üretici ülkelerde önemli verim artışlarıyla sonuçlandı. Önemli ölçüde azalan marjinal üretim maliyetleri, küresel nüfus ve gelir kaynaklı gıda talebi büyümesine rağmen fiyatları aşağı çekiyordu.

1970'lerdeki petrol krizi sırasındaki fiyat artışı veya 2007-14 dönemindeki bir dizi fiyat zirvesi gibi genel eğilimden sapmalar geçiciydi ve uzun vadeli düşüş eğilimini değiştirmedi.

Şekil 1.32. Reel olarak emtia fiyatlarının uzun vadeli gelişimi

Not: 2019 yılı fiyatları baz alınarak hazırlanmış. Yani 2019'da Buğday 100 puan iken 1960'ta 250 puan (2,5 katı) değerliymiş.


2021-2030 tarımsal emtia fiyatları fao oecd tahmini.png






Kişisel düşüncem Çinin geçen haftalarda "tek çocuk politikasına son vermesi", ve 3 çocuk için izin vermesi bu rapor hazırlanırken gündemde yoktu. Bu durumun 10 yılda Çinin nüfusunun 500 milyon artırması sonucu dünyada tarımsal emtialara ihtiyacı arttıracağı ve bir miktar yükselme olacağı yönünde. Birde ABD- Çin ticaret savaşları etkisi olacaktır tabi.

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt