TMO, buğday ve arpa ithalatı için düğmeye bastı

17 Haziran 2021 Perşembe, 16:04Güncelleme:

TMO, 320 bin ton arpa ve yaklaşık 400 bin ton buğday ithalat ihaleleri için iş ve işlemlerin başladığını bildirdi.​

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 320 bin ton arpa ve yaklaşık 400 bin ton buğday ithalat ihaleleri için iş ve işlemlerin başladığını bildirdi.

TMO'dan yapılan açıklamada "Toprak Mahsulleri Ofisi alım fiyatları, Sn Cumhurbaşkanımız tarafından 17 Mayıs 2021 tarihinde ekmeklik buğdayda yüzde 36 artışla 2.250 TL/ton, Makarnalık buğdayda yüzde 36 artışla 2.450 TL/ton ve arpada yüzde 37
artışla 1.750 TL/ton olarak açıklanmış ve üreticilerimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Ancak ülkemizde bu yıl ciddi boyutlara varan tarımsal kuraklık, hububat ekili alanlarda verim kaybına neden olmuş, hasat ilerledikçe kuraklığın etkisi belirgin hale gelmiş ve öngörülen arz açığı nedeniyle, hasadın henüz başı olmasına rağmen hububat piyasa fiyatları
artışa geçmiştir" denildi.

Hasat döneminde piyasada oluşan yüksek fiyatların hububatı hammadde olarak kullanan besici, yetiştirici ve yem üreticilerinin
maliyetlerini arttırmakta olduğuna vurgu yapılan açıklamada, hayvansal ürünlerin tüketiciler aleyhine yüksek fiyatlara ulaşması ve gıda enflasyonu riski taşıdığı kaydedildi.

TMO'nun açıklamasında, "Bu kapsamda TMO öncelikle ilgili kullanıcıların önünü görebilmesi ve fiyat artışının önüne geçilebilmesi amacıyla satış fiyatlarını 26 Mayıs 2021 tarihinde Ekmeklik buğdayda 2.450 TL/ton, Makarnalık buğdayda 2.650 TL/ton ve Arpada 1.950 TL/ton olarak ilan etmiştir. TMO’nun stoklarındaki ürünler ve ilgili sektörlere uygun fiyatla ürün
tedarik etmesi, fiyat istikrarının sigortası niteliğindedir. Bu nedenle TMO stoklarının takviyesi zorunluluk arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.

TMO olarak 2020/21 sezonunda 1,8 milyon ton yem hammaddesi, besici ve yetiştiricilere uygun fiyatlarla tahsis edilerek, yem maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlandığı ifade edilen açıklamada, "Son olarak Haziran ayında 160 bin ton mısır, yetiştiricilerimize 1.950 TL/ton fiyatla satışı gerçekleştirilmiştir. Haziran ayına kadar yapılan satışlarımıza, Temmuz ayından itibaren devam edilecektir. Bilindiği üzere, üreticilerimizin ürün arzının devam ettiği hasat döneminde TMO tarafından ilke olarak ithalat ve satış gerçekleştirilmemektedir. Ancak kuraklık nedeniyle içinde bulunduğumuz olağanüstü dönem, olağanüstü önlemleri gerekli kılmaktadır. Bu nedenle Kuruluşumuz tarafından, hububat ve yem piyasalarında istikrarı sağlamak ve ürün arzında oluşan açığı kapatmak üzere ihtiyacımız olan hammaddenin bir kısmı dış alımla tedarik edilerek uygun fiyatla piyasaya arz edilmesi ve gıda enflasyonu riskinin önüne geçilmesi planlanmaktadır" denildi.
TMO, bu doğrultuda ilk etapta 320 bin ton arpa ve yaklaşık 400 bin ton buğday ithalat ihaleleri için iş ve işlemlerin başlatıldığını duyurdu.

Kurumdan yapılan açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: "TMO, her koşulda üreticilerimizin yanında olmaya devam etmektedir. Yem hammaddelerine yönelik gerçekleştirdiğimiz son hamlelerimizin temelinde hayvansal üretimin bel kemiği olan besici ve yetiştiricilerimizin ihtiyacını gidermek ve hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimizin yem maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlamak yer almaktadır. Kuruluşumuz piyasaları anlık takip etmektedir. Üretici ve tüketicilerimizi koruyan her türlü tedbir zamanında alınmaya devam edilecektir."

Haber Ïrfan Donat

KABAYEM İHTİYACININ HESAPLANMASI

küçük işletme, bir süt çiftliğinde sadece 2-4 defa buzağılamış,
650-700 kg (siyah alaca) inekler varsa,
(danalar, düveler, buzağılar satılmış olsun)
305 günlük sağım dönemindeki, kaba yem ihtiyacını tespit edelim.

sağılan ineklerin temel rasyonunda

3 kg yonca
7 kg arpaotu
3.4 kg saman
23 kg mısır silajı
olsun
inek mevcudu: 20

yonca ihtiyacı:
3 kg/gün x20 inek x305 gün (3x20x305= 18,300 kg)
arpaotu ihtiyacı:
7kg/günx20inek x 305 gün (7x20x305=42,700 kg)
saman ihtiyacı:
3.4 kg/gün x 20 inek x 305 gün (3.4 x20 x305 =20,740 kg)
mısır silajı ihtiyacı:
23 kg/gün x 20 inek x 305 gün (23 x 20 x 305= 140,300 kg)

ayrıca, ineklerin sağılmadığı, kuru dönemdeki,
kabayem ihtiyacını da, tespit edip depolamak gerekir.
kabayemlerin mevsiminde satın alınması ve depolanması gerekir.

20 siyah alaca ineğin (680 kg),
kuru dönemde (buzağılamadan önce, 60 günlük ineklerin sağılmadığı dönem),
kaba yem (saman, buğdayotu, yonca, mısır silajı) ihtiyacı ne kadardır?

USK, çiğ süt tavsiye fiyatını açıkladı

Ulusal Süt Konseyi (USK) Yönetim Kurulu, 1 Temmuz-31 Aralık 2021 tarihleri arasındaki soğutulmuş çiğ süt tavsiye satış fiyatını belirlemek üzere bugün toplandı.

1 Temmuz 2021 – 31 Aralık 2021 tarihleri arasında kalite esaslı soğutulmuş çiğ süt tavsiye satış fiyatı 3,20 TL/Litre olarak belirlendi.

USK'dan yapılan açıklamada, "Çiğ süt üretiminde kalitenin artırılmasını ve üretici gelirlerinin yükseltilmesi ile süt ürünleri üretiminde verimliliğin sağlanması amacıyla çiğ sütün tavsiye fiyatının kalite esaslı açıklanmasına karar verilmiştir" ifadelerine yer verildi.

USK'dan yapılan açıklamada detaylar şöyle: "Uygulanacak kalite kriterlerinde; Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında %3,5 yağ ve %3,1 protein Ekim-Kasım-Aralık aylarında %3,6 yağ ve %3,2 protein değerleri baz alınacaktır. Ayrıca yağ ve protein oranlarındaki her bir dizyem (%0,1’lik değişim) için ± 5 Kuruş fark uygulanacaktır."

Konsey, "Tarım ve Orman Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda; 2021 yılı Temmuz – Aralık aylarına ait çiğ süt destekleme priminin 0,20 TL/Lt olarak belirlendiği bilgisi edinilmiştir. Ulusal Süt Konseyi, maliyet ve satışlarda öngörülmeyen değişimler görülmesi durumunda yeniden toplanıp karar verecektir" açıklamasında bulundu.

Hatırlanacağı üzere, Türkiye genelinde 2,80 TL olarak uygulanan çiğ süt tavsiye fiyatı prim desteği ile birlikte 3,10 TL idi. USK'nın yeni tavsiye kararı ile çiğ süt referans fiyatı 3.20 TL'ye çıkarılırken prim desteği de 20 kuruşa indirildi. Böylece toplam fiyat 3.40 TL'ye geldi. Primlerle birlikte son haliyle çiğ süte yüzde 9.6 civarında zam yapılırken, Ocak ayından bu yana son 6 ayda yem fiyatları ortalama yüzde 35 arttı.
Haber; irfan donat

2021 yılı umarım iyi olur

2021 yılı çiftçinin diğer yıllardan dahada zor geçirdiği bir dönem bence mazot gübre çok ilaç pahalandı
Hava şartları ve durumundan mahsulun zarar görmesi
Üreticinin çok zor şartlar altında üretim yaptğı aşikar rekoltenin üzerine çıkamadığımız bir dönemdeyiz
Ama buna rağmen herşeye rağmen üretimden vazgeçmiyoruz
ilaç fiyatları gübre fiyatları ne kadar artsa dahi üretilen ürünler hep dip fiyatta kalıyor
umarım bu yıl çiftçinin yüzü güler

Resimler ve ekler

  • 20210605_132800.jpg
    20210605_132800.jpg
    253.7 KB · Görüntüleme: 10
  • 20210605_132756.jpg
    20210605_132756.jpg
    237.3 KB · Görüntüleme: 11

Bakan Pakdemirli: "TMO üzerinden yem fiyatı regülasyonlarını başlatıyoruz"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli; hububat ve yüksek yem fiyatları hakkında konuştu.


"Ekmeklik buğdayın tonu yüzde 36 artışla 2.250 TL, makarnalık buğdayın tonu yüzde 36 artışla 2.450 TL ve arpanın tonu yüzde 37 artışla 1.750 TL olarak belirlendi. Ancak kuraklık nedeniyle oluşan rekolte kaybı ve dış piyasalar bahane edilerek borsalarda düşük tonajlardaki işlemlerde yüksek fiyatların oluştuğunu gözlemledik. Özellikle iki önemli yem hammaddesi olan arpa ve mısırda yaşanan fiyat artışları ve spekülatif amaçlı stoklama faaliyetleri tüketicilerimizin yanı sıra besici ve yetiştiricilerimizi de olumsuz etkileyecek aşamaya geldi".

"Toprak Mahsulleri Ofisince 2020/21 sezonunda besici ve yetiştiricilerimiz başta olmak üzere yem piyasalarına yönelik uygun fiyatlı yaklaşık 1,8 milyon ton arpa ve mısır satışı yaptık. 2021/22 sezonunda ise alım fiyatlarının ilan edilmesinden sonra, sektörün önünü görebilmesi amacıyla buğday ve arpa satış fiyatlarını belirledik. Ekmeklik buğdayın tonunu 2.450 TL, makarnalık buğdayın tonunu 2.650 TL ve arpanın tonunu 1.950 TL olarak açıkladık. Ayrıca ekmeklik buğday talebi üzerindeki baskının azaltılması amacıyla, ekmeklik buğdaydan elde edilen makarna kati ihracatlarını da kayda bağlayarak durdurduk"

"TMO son olarak Mayıs ve Haziran aylarında yaklaşık 450 bin ton arpa ve mısırı besici ve yetiştiricilerimize satışını gerçekleştirdi. Son günlerde yem hammaddeleri piyasasında oluşan yüksek fiyatların yetiştiricilerimizin maliyetlerini olumsuz etkilemesi, et ve süt üreticilerimizin yem maliyetlerinin düşürülmesine yönelik yoğun talepleri üzerine hızlı ve güçlü bir şekilde TMO üzerinden yem regülasyonu çalışmalarını başlatıyoruz. Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisinin; mevcut stoklarını kullanarak ve takviye ederek besici ve yetiştiricilerimizin yanı sıra yem sektöründeki tüm kullanıcıların ihtiyacını uygun fiyatla karşılamak üzere güçlü bir şekilde piyasalara müdahale edeceğiz" dedi.


1623869224623.png

  • Makale
Pandemi Öncesi Bir Yazı (Küresel gıda sisteminin dönüştürülmesi için 5 strateji -2019)

Küresel gıda sisteminin dönüştürülmesi için 5 strateji

DİDEM ERYAR ÜNLÜYAKIN
23 Ocak 2019 Çarşamba

Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşması bekleniyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 3 milyar insan kötü besleniyor. İklim değişikliği gibi küresel sorunların giderek derinleştiği bir dönemde, bu sayının daha da artması kaçınılmaz. Dolayısıyla bir an önce mevcut yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi, gıda üretiminin iyileştirilmesi ve gıda atıklarının azaltılması gerekiyor.

Gıda üretimi çevresel bozulmanın en büyük nedeni konumunda. Bu nedenle gıda üretiminin gezegenin ekolojik sınırları göz önünde bulundurularak planlanması ve uygulanması gerekiyor.

Ancak, üretimin, küresel nüfusun artan gıda ihtiyacını karşılamak üzere sürdürülebilir şekilde arttırılması da şart. Bu; CO2 emisyonlarının sıfırlanarak tarımsal üretimin karbonsuzlaştırılması anlamına geliyor. Aynı zamanda, biyoçeşitlilik kaybının sıfırlanması, tarım alanlarının doğal ekosistemlere yayılmasının durdurulması ve gübre ile etkin su kullanımında radikal iyileştirmeler yapılması önem taşıyor.


Dünyaca ünlü tibbi bilimler dergisi Lancet tarafından kurulan EAT Platformu, gıda ve beslenme alanında önemli çalışmalara imza atıyor. Platformun bir araya getirdiği 40 bilim insanı geçtiğimiz günlerde bir rapor yayınladı.

16 ülkeden sağlık, beslenme, çevresel sürdürülebilirlik, gıda sistemleri, ekonomi ve politika yönetişimi konularında 37 uzman tarafından hazırlanan rapor, gezegenin ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir beslenme modeline geçiş için küresel işbirliği ve kararlılığın çok önemli olduğunu ortaya koyuyor. Rapor, küresel gıda sisteminin dönüştürülmesi için 5 strateji öneriyor. Bu beş strateji şöyle:

1- Tüketicinin sağlıklı diyetler tercih etmesini teşvik eden politikalara ihtiyaç var. Bu politikaların başında; lojistik ve depolamada yapılacak iyileştirmelerle sağlıklı gıdalara erişebilirliğin arttırılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir kaynaklardan alışveriş yapılması geliyor. Reklamlara getirilecek kısıtlamalar ve eğitim kampanyalarının yanı sıra, gıdanın alım gücüyle orantılı olarak ulaşılabilir olması da çok büyük önem taşıyor.

2- Tarımda, büyük ölçekli üretimden vazgeçip, besin değeri yüksek ve çok çeşitli mahsul üretimine odaklanılması gerekiyor. Halihazırda, küresel gıda sistemindeki temel besin öğelerinin yüzde 50’sinden fazlası küçük ve orta ölçekli çiftlikler tarafından sağlanıyor. Küresel tarım politikalarının, üreticileri besin değeri yüksek, bitkisel ürünler üretmeye teşvik etmesi gerekiyor. Beslenme ve sürdürülebilirliğin iyileştirilmesine yönelik araştırmalara sağlanan fonların arttırması da önem taşıyor.

3- Tarımın sürdürülebilir biçimde yoğunlaştırılması kilit bir unsur niteliğinde. Doğru tarımsal uygulamaların yapılması, sürdürülebilir ve yüksek kaliteli mahsullerin üretilmesine yardımcı olmak için yerel koşulların göz önünde bulundurulması gerekiyor.

4- Etkin toprak ve denizler yönetişimi, doğal ekosistemlerin korunmasında ve gıda tedariğinin güvence altına alınmasında önemli rol oynayacak. Bozulmamış doğal karasal alanların korunması, tarım alanı açma faaliyetlerinin yasaklanması, bozulmuş arazilerin onarımı, zararlı balıkçılık teşviklerinin kesilmesi ve deniz alanlarının en az yüzde 10’unun balık avına kapatılması alınması gereken tedbirler arasında yer alıyor.

5- Gıda atıklarının en az yüzde 50 oranında azaltılması gerekiyor. Düşük ve orta gelirli ülkelerde gıda atıklarının büyük kısmı gıda üretimi sırasında ortaya çıkıyor. Bunun başlıca nedenleri arasında; kötü hasat planlaması, piyasalara erişim eksikliğinden dolayı tarımsal ürünlerin satılamaması ve gıdaların depolanması ve işlenmesi için gerekli olan altyapı eksikliği sıralanıyor. Bu süreçte teknoloji yatırımlarının iyileştirilmesi ve çiftçilerin eğitilmesi gerekiyor.



Yeni bir beslenme modeli

Raporun yazarlarına göre, bilimsel sağlıklı diyet hedefl erinin belirlenmemiş olması gıda sistemi dönüşümünün önündeki en önemli engellerden biri. Rapor, mevcut en iyi bulgular doğrultusunda, besin gereksinimlerini karşılayan, sağlığı destekleyen ve gezegenin ekolojik sınırlarını aşmayan bir beslenme modeli öneriyor. Bu model 2 temele dayanıyor:

• Bitkiler başlıca protein kaynağı olacak: Sürdürülebilir bir beslenme için ihtiyacımız olan günlük beslenme modelinde, kalorilerin yaklaşık yüzde 35’i tam tahıl, patates ve havuç gibi yumrukök ürünlerden elde ediliyor. Proteinin başlıca kaynağını bitkiler oluşturuyor. Ayrıca beslenme modeli günde 500 gram sebze ve meyve, ve yaklaşık 14 gram kırmızı et içeriyor.

• Kırmızı et ve şeker tüketimi yüzde 50 azalacak: Raporda, çok çeşitli bitkisel gıda içeren, hayvansal gıda, rafine tahıl, işlenmiş gıda ve ek şekerin düşük miktarlarda tüketildiği, doymuş yağ yerine doymamış yağın tercih edildiği beslenme biçimleri öne çıkarılıyor. Bu yeni beslenme modeline geçilmesi, kırmızı et ve şeker gibi gıdaların küresel tüketiminin yaklaşık olarak yüzde 50 oranında azaltılmasını; kabuklu yemiş, meyve, sebze ve bakliyat tüketiminin ise iki kat arttırılmasını gerektiriyor.



“Yeni bir küresel tarım devriminden farksız”

Raporun yazarlarından Prof. Johan Rockström’e göre, artan ve zenginleşen bir dünya nüfusuna sağlıklı diyetler temin edebilecek sürdürülebilir gıda sistemlerinin tasarlanması ve faaliyete geçirilmesi olağanüstü zor bir mesele. Hatta “yeni bir küresel tarım devriminden farksız.” Fakat, imkansız değil. Herkesin birlikte çalışması gerektiğini kaydeden Rockström, sürdürülebilir gıda üretimi tanımını şöyle yapıyor: “Sürdürülebilir gıda üretimi; daha az toprak kullanmamızı, mevcut biyoçeşitliliği korumamızı, su tüketimini azaltmamızı ve sorumlu su yönetimi yapmamızı, azot ve fosfor kirliliğini önemli ölçüde azaltmamızı, karbon dioksit emisyonlarını sıfırlamamızı, metan ve azot oksit emisyonlarını mevcut seviyelerin altında tutmamızı gerektiriyor.”

Yazara Ait Diğer Yazılar
Tüm Yazılar






Tarım/Gıda sektörlerinde ki dönüşüm için sanki Pandemi ortaya çıkarılmış gibi.
Yeşil devrim, Küresel Kuraklık, Gıda Güvenliği, Gıda Güvencesi, 2030 Hedefleri hepsi aynı amaç için sanki.

Aynı alanda 12 aylık dönemde arka arkaya en fazla kaç ürün yetiştirebiliriz?

Merhabalar sevgili forum sakinleri,

Bu konuya epey takılmış ve çaba gösterir durumdayım ve sizlerin tecrübelerinize başvurmak istedim. 12 aylık süre içerisinde(1 yıl) aynı alanda yazlık ve kışlık arka arkaya kaç ürün yetiştirebiliyorsunuz? Ülkemizdeki iklim koşullarından dolayı hububatta yılda daha doğrusu 12 aylık periyotta genelde bir ürün yetiştirilmekte. Sebzede ne durumdasınız? Örneğin, Marmara Bölgesinde ilkbaharla birlikte bir diğer ilkbahara kadar bir ürünü ekip tarladan kaldırıp ikinci ürünü ekip tekrar kaldırıp yazlık, kışlık ürün alacak şekilde arka arkaya iki ürün alabiliyor musunuz? Aynı yere üst üste ekim olmayacak. Yazlık ürün kaldırılıp, tarla sürülüp kışlık ürün ekilecek ve 12 ay sonunda tekrar yazlık ürüne dönülecek şekilde olacak.

İyi Çalışmalar. Bereketli günler.

Gübrede ki alçaklıgın farklı bir boyutu...

Vatana ihanet sadece mermi atmakla, gizli bilgileri satmakla olmuyor; ekonomisini bozmak, ülkeyi dar bogaza sürükleyip isgale ve isyana hazır hale getirmekte hainliktir...

TMO GÜNLÜK PİYASA ve BORSA FİYATLARI BÜLTENİ


Buğday
Arpa
Mısır
Mercimek
Ayçiçeği
Gübre
gibi ürünlerin Türkiye ve Dünya piyasalarındaki son durumunu takip edebileceğiniz güzel bir bülten.


PDF formatında. Telefonda açmak için pdf uygulaması indirmeniz işinizi kolaylaştırır.

BAĞFAŞ'IN SAHİBİNDEN GÜBRE KONUSUNDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

Biz gübre konusunda fiyatlardan yakınıyoruz.İlginç işler oluyor.Gübretaş'ın arazisinde altın bulunuyor.Çıkarılması için 2008'de rodövans karşılığı anlaşma yapılan şirketle, yükümlülüklerini yerine getirmediği için anlaşma bitiriliyor.Ne hikmetse birisi bunu farkediyor, sonrasında hisse değerleri uçuyor. Birisinin içine doğamaz mı, doğabilir,şirket açıklamalarını iyi izleyip anlamını iyi değerlendirir ve gereğini yapar mı,yapabilir.
Şimdi de deniz sümüğü nedeniyle Bağfaş'ın faaliyeti durduruldu.
Bütün belirtiler tarım arazilerinin (içinde altın bulunmasa bile) nüfus artışı nedeniyle altın olacağını gösteriyor. Tarımın tedarikçilerindeki hareketlenmeler dikkat çekici.Topraklarımıza sahip çıkalım.

ÇKS işlemlerini en yakın ilçe tarımda yaptırma

Annem emeklilik beklediği için çiftçi kaydını sildirdik. Onun yerine ben ziraat odasına kayıt oldum.

Normalde şehir merkezinde yaşıyorum. Çks işlemlerini (*git gel 2 saat uzaklıktaki) ilçe tarım müdürlüğüne yaptırmak durumundayım, zira araziler ilçe sınırları içinde.

İkamet ettiğim adresteki il/ilçe tarımda bu işlemleri yaptırabilir miyim?

  • Makale
ZİRAAT BANKASI Tarım’dan almış diğer sektörlere vermiş

BANKA HABERLERİ

ZİRAAT BANKASI Tarım’dan almış diğer sektörlere vermiş​

erol15.jpg


Kuruluş felsefesi Tarımı desteklemek olan ZİRAAT BANKASI’nın son yıllarda bu çizgiden saptığı ortaya çıktı. Bankanın sık sık reklamlarında dile getirdiği ‘çiftçinin yanındayız’ imajının rakamlara yansıtamadığ, gerçekler ile örtüşmediği anlaşıldı.

ZİRAAT BANKASI’nın İhtisas Kredi dağılımına bakıldığında yıllar itibarıyla Tarım Sektörüne ayrılan payın azaldığı, özelikle son 10 yılda yarı yarıya düştüğü görüldü.
image-17.png


Son on yılda Tarın Sektörünün kredi payı yarı yarıya eridi
Ziraat Bankası’nın Faaliyet Raporlarına bakıldığında 2011 yılında İhtisas Nakdi Kredilerinin %30,23’lük kısmı Tarım Sektörün kredilerinde oluşurken 2020 yıl sonunda bu oranın %14,40’a kadar düştüğü görüldü. 2021 ilk çeyrek raporunda da bu oranın %15,07’e kadar yükselmesine rağmen son on yılda Tarımın İhtisas Kredilerindeki payın yarı yarıya eridiği gerçeğini değiştiremedi. Üstelik bu kredilere Fon Kaynaklı tarımsal nitelikli krediler ile Tarımsal nitelikli destek kredileri dahil.


Tarımdan alıp diğer sektörlere kaynak aktarılmış
İhtisas Nakdi Kredilerin içinde Tarım Kredilerin payının son on yılda %15’lere kadar yarı yarıya düşmesi bankanın öncelikli sektör olarak Tarın Sektörünün olmadığının da kanıtı oldu. Diğer bir ifade ile banka Tarım sektöründen kıstığı kaynakları diğer sektörlere vermeyi tercih etmiş anlamına gelmekte. Bankanın tekrar kuruluş felsefesine uygun şekilde Tarım ağırlıklı kredi yapısına dönmeye karar verse bile; bu dönüşümün yıllar alacak. Tarım dışında kredilerde tercih edilen diğer sektörlerdeki kredi takip oranları da Tarım sektörünün oldukça üzerinde seyrediyor.

Türkiye Bankalar Birliği – TBB 2021 Nisan verilerine göre Bankacılık sektöründe kredi takip oranları içinde örneğin İnşaat sektörü oranı %20,2 iken Tarın sektörünün oranı %2,9’da kaldı. Bu durum bankaların Tarım sektörüne vereceği kredileri diğer settörler kaptırdığı ve tahsilatta zorlandıkları anlamına geliyor.

Erol TAŞDELEN – Bağımsız Ekonomist www.bankavitrini.com yazarı

SÜTÇÜ İNEK BAKMAK, KAZANÇLI MI?

GEÇERLİ (SON) YEM FİYATLARINDAN SATIN ALARAK,
YAPILAN İNEKÇİLİK KAZANÇLI MI?

ATK: 2500-2800 LİRA/TON
SOYA: 3500 LİRA/TON
MISIR: 2500-2800 LİRA/TON
SAMAN: 700-1000 LİRA/TON
M.SİLAJI:550-600 LİRA/TON
(DCP: 4000 TL/TON, TUZ:500 TL/TON, VİT-A PREMİKS: 5000 TL/TON?,MERMER: 300 TL/TON)
(SODA, SODYUM BİKARBONAT?, MAGNEZYUM OKSİT?)

SÜT SATIŞ: 2650 TL/TON
SÜT SATIŞ: 3000 TL/TON

YUKARIDAKİ YEM FİYATLARI İLE,10 BAŞ İNEKLE:
SÜT SATIŞ-YEM HARCAMASI:
2650--->110 000 TL/YIL
3000--->145 000 TL/YIL

BUZAĞI SATIŞI HESABA KATILMADI.

BU HESAP TUTAR MI?

Başak 2085 verip 2090 almak mantıklı mı ?

Arkadaşlar selamun aleyküm 3 yıldır 2011 model Başak 2085 4*4 kabinsiz kullanıyoruz. Motorumuz 1.350 saatte daha.
Motoru değiştirmek istiyorum ilk olarak 2075 başak düşünüyordum. ancak Aletlerimizin birkaç tanesini 4*4 ve 85 beygir motora göre sıfır aldık. Çekmez diye 2075 lere bakamıyorum.

Ben 2015 model Başak 2090 4*4 kabinli 3.000 saatte klimalı 24 ileri 24 geri şanzımanı olan 2090 motor buldum.
2085 tork değerinin tam bilmiyorum ama 293 diye öğrendim
2090 tork değerini 393 olarak ögrendim.
Kendi motorumu istediğim fiyata satabilirsem üzerine 20.000 tl ilave ederek almayı planlıyorum.

2085 motoru satıp 2090 motoru almak sizce mantıklı mı ? veya 2090 hakkında düşünceleriniz nedir?

2085 resmi bize ait 2090 temsili resim.

0F43AC34-2FB2-4C5A-8EB7-89B116E026E5.jpeg

Resimler ve ekler

  • 8229B186-0AB5-416F-8CDB-E18DABE7449F.png
    8229B186-0AB5-416F-8CDB-E18DABE7449F.png
    806.6 KB · Görüntüleme: 60

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt