Kötü Haber: Avrupa'nın Gübre Krizi Yayılıyor

Avrupa'nın Gübre Krizi, Başka Bir Firmanın Üretimi Kıstırmasının Ardından Yayılıyor

Samuel Gebre, Megan Durişin, ve Aine Quinn tarafından yazılmıştır.



23 Eylül 2021 15:04 GMT+3 Tarihinde güncellendi 23 Eylül 2021 18:49 GMT+3


Avrupa amonyak kapasitesinin yaklaşık yarısı risk altında: CRU

Yara ve CF Industries şimdiden kısıntıları açıkladı.


Bir başka Avrupalı gübre üreticisi olan Borealis AG, üretimi azaltıyor ve artan doğal gaz fiyatlarının, zaten arz sıkıntısıyla karşı karşıya olan bir sektörde kar marjlarını daraltması nedeniyle daha fazlasının takip etmesi bekleniyor.

Amonyak azotlu gübreler yapmak için kullanılıyor ve üreticiler ana hammaddeleri için önemli ölçüde daha yüksek maliyetlerle boğuştukça fiyatlar hızla yükseliyor. Bu, ilkbaharda gübre kullanımını ödemeye veya kısmaya karar vermek zorunda kalabilecek ve küresel gıda enflasyonuna katkıda bulunabilecek çiftçiler üzerinde ek baskı anlamına geliyor.

Amonyak arzındaki kesintilerin de daha geniş etkileri olabilir - süreç bir yan ürün olarak karbondioksit üretiyor ve İngiltere'deki gıda ve hayvancılık üreticileri, geçen hafta iki gübre fabrikasının kapanmasıyla CO2 arzını kestiğinde krize girdi. Şimdiye kadar, bu bölgenin başka bir yerinde oynuyor gibi görünmüyor .

CRU Group'a göre, kıtanın amonyak kapasitesinin yaklaşık yarısı muhtemelen kepenk veya üretimi kısma riski altında veya zaten kapalı. CRU gübre başkanı Chris Lawson, amonyak için ortalama saha maliyetlerinin 2020'nin dördüncü çeyreğinde ton başına yaklaşık 188 dolardan bu yılın son üç ayında muhtemelen 900 doların üzerine çıktığını söyledi.

Avusturya merkezli Borealis Perşembe günü yaptığı açıklamada, Avrupa'da amonyak üretimini kestiğini ve daha fazla ayrıntı vermeden Avusturya, Fransa ve Hollanda'daki fabrikalarıyla ilgili "durumu daha fazla analiz edeceğini" söyledi. Norveçli Yara International ASA şimdiden Avrupa amonyak kapasitesinin yaklaşık %40'ını kesiyor. Ve CF Industries Holdings Inc., İngiltere'deki tesislerinden birini geçici olarak yeniden açmayı kabul etse de, çalışmaya devam etmek için büyük olasılıkla keskin bir şekilde daha yüksek fiyatlar gerekecek.

"Bu devam eden bir hikaye. IHS Markit'in gübre grubu Fertecon'da analiz başkanı Allan Pickett, Avrupa'daki tüm nitrojen üreticileri yaptıklarını gözden geçirecekler” dedi. "Gaz fiyatlarının bulunduğu yerde, gübre endüstrisi ile ilgili birçok amonyak üreticisi üzerinde önemli bir baskı olacağını güvenle bekliyoruz."

Pickett, doğal gaz yükselmeye devam ettiği sürece gübre fiyatlarının baskı altında kalacağını, bir noktada çiftçilerin satın almayı reddedebileceğini veya Avrupa'nın ithalatı artıracağını söyledi. Pek çok Avrupalı yetiştirici şimdilik ihtiyaç duydukları gübreyi tedarik etmiş olacak, bu nedenle mevcut krizin bahar gübre uygulamalarını etkilemesi daha olası.

Bloomberg Intelligence analisti Jason Miner, Batı Avrupa'daki en büyük beş azotlu gübre üreticisinden biri olan Borealis'in bu hamlesinin, endüstrinin mahsul-besin fiyatlarını olabildiğince yüksek tuttuğunu öne sürüyor.

"Açıkçası marjlara yaklaşıyorlar, aksi takdirde kapanmazlardı" dedi. “Doğal gaz fiyatları değişmedikçe diğer santrallerin kapanması oldukça muhtemel.”






Kaynak: https://www.bloomberg.com/news/arti...-output?utm_source=google&utm_medium=bd&cmpId

  • Makale
Evrenin en büyük köyü

Cengiz Çakır

Cengiz Çakır

Gazete Yazarı

‘Evrenin en büyük köyü oluşacak’​


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nde değişiklik yapmıştır. Değişen hükümler 11/7/2021 tarih ve 31538 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. 66 Maddeden oluşan yönetmelik plan kapsamına girmeyen alanlarda yapılacak imar faaliyetlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır.

ESASLAR​

1. Yerleşik alan sınırı tespit edilirken, ilgili idarelerce yerleşmenin ve gelişme alanı olarak tespit edeceği alanların taşkın, heyelan, çığ ve kaya düşmesi gibi afet riski olan, dere yatağı ve sıhhi ve jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlar ile tarım, orman, mera ve korunan alanların tespiti için ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınır ve hâli hazır harita veya kadastro paftaları üzerine işlenir.

2. Cami, köy konağı gibi yapılarla, yapım tarihindeki yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yapılmış binaların dış kenarlarından geçirilen düz çizgi ile birleştirilen yerler ‘kırsal yerleşik alan’ı oluşturur.

3. Gelecekteki ihtiyaçlar da göz önünde tutularak kırsal yerleşik alandan en fazla 300 metre uzaklıkta olan yerlerden ilçe belediye meclisi tarafından belirlenen yerler ‘kırsal yerleşik alan civarı’ olarak saptanacak ve karar büyükşehir belediye meclisi tarafından onaylandığı zaman bu niteliği kazanacaktır.

4. Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde; inşaat alanı katsayısı yüzde 5’den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) metrekareyi geçmemek, saçak seviyelerinin tabii zeminden yüksekliği (7.50) metreyi ve 2 katı aşmamak, yola (5.00) metreden parsel sınırlarına (3.00) metreden fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasına mahsus bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilat binaları yapılabilir. (Madde 63; 1. fıkra)

5. Bu alanlarda tarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tüm faaliyetleri içeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla, konutla birlikte veya ayrı yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, arıhaneler, balık üretim tesisleri, un değirmenleri ve Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında ilgili Bakanlıkça belirlenen tarımsal amaçlı yapılar gibi konut dışı yapılar, mahreç aldığı yola (10.00) metreden, parsel hudutlarına (5.00) metreden fazla yaklaşmamak, parselde bulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı yüzde 40’ı ve yapı yüksekliği (7.50) metreyi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabilir. Bu yapıların birinci fıkra koşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de inşaat alanı katsayısı (0.40)’ı geçemez.
Tarımsal amaçlı yapıların teknik gereklilik arz etmesi ve buna ait teknik raporun hazırlanması, ilgili idarece onaylanması ve il tarım ve orman müdürlüğünden uygun görüş alınması kaydı ile yüksekliklerin 2 katına kadar artırılmasına idaresi yetkilidir. (Madde 63; 2. fıkra).

6. İfraz suretiyle elde edilecek parsellerin genişlikleri (20) metreden, parsel derinlikleri (30) metreden az olamaz. Bina cephesi konutlarda ve işyerlerinde minimum (6.00) metre olup blok uygulamalarında (40.00) metreyi aşamaz. (Madde 13).

7. Yönetmelikte köyde oturmak, tarımla uğraşıyor olmak gibi kayıtlar yer almamaktadır.

65852788-69b2-4119-9e48-b73f32312788.jpeg

DEĞERLENDİRME​

Öncelikle köy yerleşim alanının dış sınırlarından başlanarak 300 metre çevresi denildiğinde oluşacak alanı tartışmakta fayda var. Ova köyleri toplu haldedir. Vadilerde yer alan köyler yol boyunca sağlı sollu uzanmaktadır. Orman içi ve orman kenarı köyler, küçük ve dağınıktır. Hemen hiç biri planlı olmayıp yerleşim alanının düzgün bir geometrik şekli yoktur. Mevcut binaların dış hatlarından geçen düz kırık çizgiler birleştirilince bir poligon oluşmaktadır.
Elde gerçek veri olmadığı için durumu bazı senaryolar çerçevesinde tartışalım.

SENARYO 1.
Yerleşim yeri 100 metre yarıçapında bir dairedir.
Yerleşim yerinin alanı:
Sy= 3.14xr2=3.14 x(100)2 = 3.14x100x100=31400m2=3.14 hektar
Civar alanı: Sc=3.14x(400)2- Sy = 50.24 -3.14=47.10 hektar olur.
Mevcut yerleşim alanı 15 katına yükselmiştir.

Köy 16 kat fazla alana yayılır.


SENARYO 2.

Yerleşim alanının yarıçapı 200 metre olsaydı
Yerleşim alanı: Sy=3.14x(200)2=12.56 hektar
Bu durumda dış dairenin yarıçapı 500 metreye ulaşacaktır.
Civar alanı: Sc=3.14x(500)2- Sy=78.50-12.56 = 65.94 hektar

Büyük köy 5.25 kat büyüyecektir.


SENARYO 3.

Köy 130 metre eninde 85 metre boyunda bir dikdörtgen şeklindedir.
Yerleşim yerinin alanı:
Sy=a x b=130x85=11050 m2=1.105 ha
Uzun kenarların etrafında oluşan dikdörtgenin alanı:
Su=130x300=39 000 m2=3,9 hektar karşısındaki kenar için de 3.9 ha
Kısa kenar için hesaplama:
Sk=85x300=25 500 m2=2.55 hektar karşısındaki kenar için de 2.55 ha
Köşeler için hesaplama:
Sc=(300 x 300)/2 =45 000 m2=4,5 hektar
Dört köşe için 4.5x4=18 hektar
Toplam civar alanı: (3.9x2)+(2.55x2)+(4.5x4) =7.8+5.1+18=30.9 hektar

Ufacık köy alanı 28 kat büyümüştür.


SENARYO 4.

Vadide dikdörtgen şeklinde 200 metre eninde 1200 metre boyunca uzanan köyün yerleşim alanı 24 hektardır.
Doğu ve batı cephesinde 300x1200=36 hektarx2=72 hektar.
Kuzey ve güney cephesinde 200x300=6x2=12 hektar.
Dört köşede 4.5 alana sahip dört üçgen oluşmaktadır. Toplam 18 hektar.
Civar alanı: 72+12+18=102 hektar.

Civar alanı köyün mevcut alanının 4 katından fazladır.

TARIM ALANLARI İŞGALE UĞRAYACAKTIR​

Yerleşim, boyutlarına göre katlanarak artmaktadır. Yönetmelikte sözü edilen bu genişlemenin fiziken olması mümkün değildir. Köyle ve tarımla ilgili olmayanların keyfi uğruna değerli tarım alanları, işgale uğrayacaktır. Bir imar furyası beklenebilir. Rant ve emlak vergisi gelirlerinde artış, belediyelerin iştahını kabartacaktır. Tarım arazileri ve altyapısı elverişli olmadığı için çevre de bundan büyük zarar görecektir. Karadeniz kıyılarındaki yerleşim yerleri zaten sıkışık durumdadır. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar ulaşan ‘evrenin en büyük köyü’ oluşacaktır. Parası olan meraklıların sahil kesimlerindeki kırsal alanlara akın etmesi ise tarıma ve turizme zarar verecektir.

Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/evrenin-en-buyuk-koyu-olusacak-258402

KANALDAN DAMLAMAYA SU BASMAK

Merhabalar kanaldan damlamaya su basmak İçin dizel su motoru almak istiyorum internette 1 tane buldum ama hiç kullanıcı yorumu yok kaç bar basınç yapar yağmurla da da kullanılır mı? Basacağım tarla düz. Ne kadar saatte yakıt yakar? 12 HP salyangoz pompa denilenlerden sizin tavsiyeniz nedir? 100 ton su basması benim için yeterli su kaynağım o kadar

Resimler ve ekler

  • EFF6FBBF-D57D-46DB-A767-636EB063AB92.png
    EFF6FBBF-D57D-46DB-A767-636EB063AB92.png
    559.2 KB · Görüntüleme: 23

  • Makale
Devletler Tarlalara El Koyarsa Ne Olur?

Yeşil Mutabakat'ın, Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Hedeflerinin, Küresel Sosyalizm'in kuruluşunun konuşulduğu hatta AB'nin Eko-Diktatörlüğe hazırlandığı günümüzde devletler tarlalara el koyarsa ne olur?​

Üstteki sorunun cevabını tarihe baktığımızda görebiliriz sanırım.​

SSCB 1932-1933 yıllarında uygulanan politika gereği; tarlaların mülkiyeti çiftçilerin elinden alınıp devletin eline geçirilirken neler yaşanmıştı?​

Holodomor​





Holodomor (Ukraynaca: Голодомо́р) ya da Ukrayna Kırımı, 1932-1933 arasında, o dönem Sovyetler Birliği'nde, şimdiki Ukrayna ve Rusya'nın Kuban bölgesinde suni olarak yaratılan kıtlık sebebiyle yaklaşık olarak 8 milyon insanın öldüğü olaylara verilen addır.[2]
Sovyet arşivlerinin açılmaması yüzünden, ölü sayısını kesin olarak belirleyebilecek araştırmalar günümüze kadar hâlâ yapılamamış olmasına rağmen, Ukrayna nüfusunun dörtte birinin o dönemde hayatını kaybettiği düşünülmektedir.

Holodomor'un sebeplerinden en önemlisi, Sovyet döneminin uygulamaya çalıştığı ekonomik ve sosyal politikalardır.[3] Özellikte kooperatif tarım uygulamalarını kabul etmeyen Ukrayna köylüsü zorlamalar karşısında tarım üretiminden vazgeçerek, üretimi durdurmuştur. Durumun gidişatını önceden kestirebilecek olan dönemin yöneticileri, "anti-kolhoz" hareketin yayılmasını önlemek amacıyla, sorunu hafifletecek önlemler almaktan kaçınmış ve bir nevi bölgede diğer direnişçi köylülerce ibret alınabilecek bir olay çıkarmak istemiştir. Açlığın en tepeye ulaştığı dönemde dahi, Sovyet yönetimi, 1932'de 1,7 milyon ton, 1933'te 1,84 milyon ton tahıl ihraç etmiştir.[1] Bölgede artan açlıktan kaçmak isteyenlerin başka bölgelere gitmesine engel olunarak, katliama seyirci kalınmıştır. O dönemde kıtlık haberleri mümkün olduğunca sansürlenerek dünyanın dikkatinden saklanmıştır.

Etimoloji​

Holodomor, Ukraynaca (морити голодом) "açlıkla öldürmek" anlamına gelir.

Sebep ve Sonuçlar​

Sovyetler Birliğinin toprakta özel mülkiyete dayanan üretimi tasfiye ederek, köylüleri kolhoz ve sovhozlarda toplamak istemesi zengin köylülerin ve onların etkisi altındaki kimi köylülerin sert tepkisiyle karşılaştı. Çünkü tarımda kolektifleştirme girişimlerinin başarıya ulaşması demek zengin köylülerin eski ayrıcalıklarını kaybetmesi anlamına gelmekteydi. Bu nedenle zengin köylülerin kolektifleştirme hamlesine tepkisi tarımsal üretimi durdurmak oldu. Bu durumun neticesinde de Ukrayna'da kıtlığa ve kıtlığın tetiklediği salgın hastalıklara bağlı ölümler gerçekleşti.

Ölümler neticesinde Sovyet hükûmeti köylülerden aynı miktarda tahıl toplamaktan vazgeçerek toplanan tahıl miktarını düşürmüştür. 1940'ların sonunda Penisilin'in bulunmasıyla önüne geçilen salgın hastalıkların 1930'lu yıllarda önüne geçilmesine teknik olarak imkân yoktu. Penisilin bulunana kadar ABD ve Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere milyonlarca insan salgın hastalıklara yakalanarak hayatlarını kaybetmişlerdi.

Gelişim​

Sovyet önderi Josef Stalin’in köysel kooperatifleşme hareketine en büyük muhalefeti ve direnci, bir kolhoz ya da sovkhoz için çalışmak yerine, özel üretimi tercih eden Ukrayna ve Don havzası köylüleri göstermiştir. Önceleri, verimli özel çiftliklerin bu şekildeki ekonomik faaliyetlerine göz yuman Bolşevikler, sonraları, bu üretim tarzını, merkezi planlamaya karşı bir tehdit olarak algılamışlardır.
Devrimciler, Rus İç Savaşı sırasında, şehirlilere göre daha az destek aldıkları köylüleri, bu sistemle kontrollerine daha kolay alabileceklerini düşünüyorlardı. 1929 ve 30'ları takiben, hükûmet köylerde kolektivizmin gelişimini sağlamak için, binlerce resmî görevlisini tarlalara kooperatifleri organize etmeleri için göndermiştir.

1932 yılı hasadının iyi olmayacağının anlaşılması üzerine, hükûmet suçu, o dönemde nispeten sistem dışında kalan özel çiftliklere attı ve alınan kararlarla, hasatta hesaplanan eksiklerin bu çiftliklerden vergi olarak tahsil edilmesine karar verildi. Silahlı güçler kullanılarak, bir sonraki yılın tohumlukları ve çiftliklerde yaşayanların ihtiyaçları göz ardı edilerek, belirlenen miktarda tahıl zorla alındı. Çiftlik sahipleri, kooperatiflerde çalışmaları için devletin el koymak istediği büyük baş hayvanları kestiler ve bu yüzden tarlada üretimde kullanılabilecek hayvan sayısı azaldı.

Bir yıl sonrası tam bir felaket oldu. Ukrayna'daki en verimli tarım alanları, tam anlamıyla birer kıtlık alanına dönüştü. Gelen kıtlık haberleri üzerine bölgeye gitmek isteyen gazetecilere engel olundu. Hükûmet ve yerel politikacılar, acil olarak bölgede önlem alacaklarını ve yardım edeceklerini söylemelerine rağmen, yeterli çaba gösterilemedi. Ukrayna'da insanlar ölürken SSCB tahıl ihracatını arttırdı. Görgü tanıklarına göre, bölgede açlıktan kaçmak isteyen binlerce çocuk, ya ailelerinin olduğu yerlere ya da yetimhanelere geri gönderildi ve oralarda bakımsızlık ve açlık gibi sebeplerden öldüler.

Bilgi ve haber akışını önlemek amacıyla bizzat Stalin ve Molotov tarafından imzalanan yönergelerle, seyahat edeceklere izin almaları şartı getirildi. Bölgeden kaçmaya çalışanların aslında Sovyet düşmanlarınca organize edilen kişiler olduğu ve halkın buralardan çıkarılmamaları gerektiği savunuldu. Uygulamaların tam sonuç vermesi için Stalin bizzat Pavel Postişev'i Ukrayna İkinci Sekreteri olarak atadı. Onunla birlikte binlerce Sovyet görevlisi de, "kolektivizmin" gelişimini sekteye uğratacak her tehlikeyi önleme görevi ile Ukrayna'ya geldi. Stalin böylece Ukrayna'da kontrolü tamamen ele aldı.

1933-34 baharında nispeten iyi giden iklimin de etkisiyle, 1932-33 dönemindeki etkisiz ekim ve çalışan sayısındaki büyük azalmaya rağmen hasat iyi oldu. Köylülerin sayıca azalmasıyla etkisizleşen muhalefet hareketi bu dönemde de etkili olamadı. SSCB'nin kendi kur rejimi açısından gerekli gördüğü tahıl ihracına bu yıl da devam edildi.

Kıtlık kurbanları​

1933 yılının sonunda, Ukrayna ve Rusya'da tahminen 5-10 milyon insanın öldüğü düşünülmektedir.

Kurbanların %81.3'ü Ukraynalı, %4.5'i Rus, %1.4'i Yahudi ve %1.1'i Polonyalıdır.

Tüm köylü nüfusunun %25-50'si öldü.

Ukrayna'nın kuruluş temelini teşkil eden köylülük bilincinin bu dönemde aldığı yara, günümüzde hala halkına acısını hissettirmektedir.

Holodomor, 1933, fotoğraf: Alexander Wienerberger.

Wienerberger’in fotoğrafları​

Avusturyalı bir mühendis olan Alexander Wienerberger, I. Dünya Savaşı sırasında Ruslara tutsak düşmüştü ve SSCB döneminde Ukrayna’nın başkenti Harkov'da yaşıyordu. Burada büyük bir kıtlığa tanık oldu ve NKVD tarafından tutuklanma riskine rağmen şehrin sokaklarında gördüğü sahneleri fotoğraflara aktardı. Harkov'da kaldığı süre boyunca Alexander Wienerberger, şehirde tanığı olduğu Holodomor’u yaklaşık 100 fotoğrafla belgeledi. Bu fotoğrafları, marketlerde kuyrukta bekleyen aç insanları, aç çocukları, Harkov sokaklarında açlıktan ölen insanların cesetlerini ve açlık kurbanlarının toplu mezarlarını tasvir etmektedir. Wienerberger, fotoğraflarını muhtemelen yurtdışından arkadaşları tarafından kendisine ulaştırılan Alman Leica kamerasını kullanarak çektiği tahmin edilmektedir.

Holodomor'u resmi olarak soykırım suçu kabul eden ülkeler.

Soykırım olarak tanınması​

Olayların soykırım özelliğinde olup olmadığı tartışılsa da, Ukrayna'nın uluslararası alanda Holodomor'un soykırım olarak tanınması yönündeki taleplerine, Rusya şiddetle karşı çıkmaktadır.
Holodomor'u şu an 26 ülke ve 1 uluslararası kuruluş, soykırım olarak tanıyor: Ukrayna, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Andorra[4], Arjantin, Avustralya, Azerbaycan, Belçika, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Ekvador, Estonya, Gürcistan, İspanya, İtalya, Kanada, Kolombiya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Meksika, Moldova, Paraguay, Peru, Polonya, Slovakya[5][6] ve Vatikan ve birçok ülkede çok sayıda eyalet aldıkları kararlarla Holodomor'u soykırım olarak kabul etmektedir.

Ukrayna'da her yılın kasım ayının son Cumartesi günü, Holodomor kurbanlarını anma günüdür.



Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Holodomor

YÜKSELEN TARLA KİRASI(İCAR) FİYATLARI VE GİRDİLER

EDİRNE CİVARI ŞUAN ORT. 500TL/DEKAR ŞEKLİNDE GİDİYOR. OLDUKÇA DA TALEP VAR. MİLLET KOMŞUSUNUN ELİNDEKİNİ BİLE ALMAYA GÖZ DİKMİŞ DURUMDA.

KABA Bİ HESAPLA
DEKARA

BUĞDAY/ARPA TOHUMU= 4X24 = 96 TL
20.20 GÜBRE= 4.5X25 = 112 TL
ÜRE= 5X20 = 100TL
PAS= 3 UYGULAMA 30X3 = 90TL
YILLIK DEKARA MAZOT= 100TL
DEKARA BİÇİM= 38 TL
OT İLAÇLARI VS = 30TL
İCAR= 500TL

TOPLAM= 1066 TL
YILLIK OLARAK 444KG/DEKAR ALTI VERİM VEREN HER ARAZİ ZARAR YAZMA DURUMUNDA.
SİZİN DÜŞÜNCELERNİZ NEDİR?

Tarımsal girdi fiyatlarında rekor artış

Tarımsal girdi fiyatlarında rekor artış​



Hükümet 'fahiş fiyatı' zincir marketlerde arıyor ancak tarımsal girdi fiyat endeksi temmuzda yıllık yüzde 29,38'lik artışla rekor kırdı. Gübredeki resmi artış yüzde 62'yi aştı.​

sozcu-com-tr-50x50.jpg

SOZCU.COM.TR
Yayınlanma: 10:40 - 20 Eylül 2021Güncellenme: 11:25 - 20 Eylül 2021

Tarımsal girdi fiyatlarında rekor artış


Hükümet yüzde 30’a dayanan resmi gıda enflasyonuyla ilgili suçu zincir marketlere ve sebze-meyve hallerine atıp buralarda ‘fahiş fiyat’ denetimlerine başlarken, tarımsal girdi fiyatlarındaki rekor artış dikkat çekti.

Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE), 2021 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,98, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 14,44, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 29,38 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 19,05 arttı.

Böylece, baz yılı 2015 olan endekste yıllık artışta rekor kırılmış oldu. Yıllık artışta bir önceki zirve, kur krizinin etkisiyle Ekim 2018’de ulaşılan yüzde 27,71’lik orandı.

Haziran 2021’de oran yüzde 27,65’le rekor seviyeye yaklaşmıştı.

Yıllık değişime bakıldığında üst üste 12. ayda yükseliş kaydedilmiş oldu.

t-1.jpg

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 0,68, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 2,20 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 27,01, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 29,78 artış gerçekleşti.
tarim-1.jpg


EN FAZLA ARTIŞ GÜBREDE​

Yıllık en fazla artış yüzde 62,43 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda oldu.

Yıllık en fazla artış gösteren diğer alt gruplar ise yüzde 48,07 ile çiftlik binaları (ikamet amaçlı olmayanlar) ve yüzde 43,37 ile bina bakım masrafları oldu.

Buna karşılık, yıllık en az artış gösteren alt gruplar ise yüzde 9,90 ile tohum ve dikim materyali, yüzde 12,23 ile tarımsal ilaçlar ve yüzde 18,79 ile malzemeler oldu.
t-2.jpg


AYLIK ARTIŞTA DA GÜBRE ZİRVEDE​

Aylık en fazla artış yüzde 6,16 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda oldu.

Aylık en fazla artış gösteren diğer alt gruplar ise yüzde 3,79 ile enerji ve yağlar ve yüzde 3,10 ile bina bakım masrafları oldu.

Buna karşılık, aylık en az artış gösteren alt gruplar ise yüzde 0,55 ile tohum ve dikim materyali ve yüzde 0,71 ile makine bakım masrafları oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 0,44 ile malzemeler oldu.
antalya.jpg



"Üretici Yıllık %29 Zarar Yazdı" | Antalya Ticaret Borsası

Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TÜİK'in açıkladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (GFE) hakkında konuştu:



“Tarım-ÜFE, tarımdaki üreticinin satış fiyatındaki enflasyondur. Olması gereken ve sürdürülebilir olan aylık ve yıllık Tarım-GFE rakamlarının Tarım-ÜFE’den düşük seyretmesidir. Ancak bu durumda tarım üreticisi, varlığını ve faaliyetlerini sürdürebilir. Temmuz ayı rakamları bize gösteriyor ki, tarım üreticisi aylık olarak yüzde 48 ve yıllık olarak ise yüzde 29 zarar yazmıştır. Yani satış fiyatlarındaki artıştan aylıkta yüzde 48, yıllıkta ise yüzde 29 daha fazla girdi maliyeti artışına maruz kalmıştır”

“Temmuz aylarında Tarım-GFE’nin Tarım-ÜFE’den daha yüksek seyrettiği diğer yıllara baktığımızda sadece 2015 yılında üreticilerin lehine bir oran söz konusu iken diğer tüm yıllarda üreticilerin girdi maliyetlerindeki artışlar, satış fiyatlarındakinden yüksek seyretmiştir. Bu durum üreticiler açısından sürdürülemez bir durumdur. Ocak-Haziran dönemindeki aylarda da geçmiş 7 yılda benzer eğilimler gözlenmiştir. Yani üreticiler diğer aylarda da sistematik olarak daha yüksek girdi maliyetleri artış oranlarına maruz kalmıştır.”

“Görüldüğü gibi ülkemizde tarımsal dünya ile ilgili enflasyonlardan ortalama olarak yüzde 72 daha yüksek seyreden tarım dışı üretici enflasyonu hakimdir. TÜFE ve çekirdek enflasyonlardaki sırayla aylık yüzde 1.80 ve yüzde 1.88, yıllık yüzde 18.95 ve yüzde 11.12’lik rakamlar, gelecek için tüketiciler üzerinde, ciddi bir üretici enflasyonu baskısının söz konusu olacağını göstermektedir”.

"Tarımda gidişatı tersine çevirecek sürdürebilir politikalara ihtiyaç var. Kamunun piyasada etkili bir düzenleme, izleme, denetleme ve iyileştirme politikasını hayata geçirmesi gerek" dedi.

1632250447894.png

Bakan Bekir Pakdemirli: "Gökpınar Barajıyla 60.000 dekar alan sulanacak" | Eskişehir - Ankara

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Eskişehir'in Günyüzü ilçesinde yapımı tamamlanan ve su tutmaya başlayan Gökpınar barajını ziyaret ederek şu bilgileri paylaştı:




"Baraj yaklaşık 100 milyon metreküp depolama hacmine sahip bulunuyor. Bölgenin en önemli sulama projelerinden bir tanesi. Eskişehir'in Günyüzü ilçesi ile Ankara'nın Polatlı ilçelerine hitap ediyor. Toplamda da 60 bin dekarlık alanda sulamaya açılacak. Sulamayla ilgili ihalelerin 4'te 3'lük kapsamında olan kısmına sene başından önce ihaleye çıkacağız. Diğer kalan kısmının da ihalesini önümüzdeki yılın ortasına varmadan ilk çeyrekte yapacağız. Böylece sulamaya 60 bin dekarlık fayda sağlamış olacağız" dedi.

"Bu projemizin toplam maliyeti 510 milyon lira. Şu andaki kısmının maliyeti ise 270 milyon lira. Her yıl bölge ekonomisine yaklaşık 75 milyon lira katkı sağlayacak. Çünkü neredeyse 60 bin dekarın sulamaya açılmasıyla beraber dekarda alınan zirai gelirde 1000 ila 1500 lira civarında artış sağlayacak. Bunun da aşağı yukarı ekonomiye olan katkısının senelik 75 milyon lira civarında olacağını tahmin ediyoruz" dedi.





*Peki sulu 1 dekar alandan 1000-1500 TL ekonomiye katkı yapılabilir mi?


gokpinar%20vitrin.jpeg

Filtrele


Hakkımızda

TrakKulüp, içinde 100.000'den fazla konuyu, 1.300.000'den fazla mesajı barındıran Türkiye'nin ilk ve en büyük traktör, tarım ekipmanları ve çiftçilik paylaşım sitesidir. 86.000 üyemiz gibi sizi de aramızda görmek isteriz.
Üst Alt